28 Şubat ve Mazlum-Der

14 Şubat 2018 Çarşamba Saat 18:15

Mazlum-Der Genel Merkezi ve şubeleri; Beş haftadır, 912 kilometrelik sınırlarımızda yaşanan şiddet ve çatışma sarmalı ile terör örgütlerinin faaliyetleri sonucunda yarım milyonu Kürt olmak üzere 3,5 milyon masum insanın yerlerinden, yurtlarından ayrılmak zorunda kaldığı savaş ortamına rağmen 20 yıldır tutuklu bulunan, hüküm giyen ve mağduriyetleri giderilemeyen 28 Şubatzedeler için adalet isteğini yüksek sesle gündeme getirmeye devam ediyor. 
Ülkemiz, insan ve vicdan odaklı politikalarla Suriyeli sığınmacılara sahip çıktı ve Türkiye bu mazlum ve mağdurlar için de bir güvenilir liman oldu. Aynı güvenilir liman olma sorumluluğunu 28 Şubat Mağdurları için de yerine getirmesi gerektiğini hatırlatmak üzere Mazlum-Der Batman, Diyarbakır, Sivas ve Bolu Cezaevlerinin önünde kitlesel basın açıklaması düzenledi.
Açıklamaya bölgemizdeki bütün camia, cemiyet ve cemiyetlerin destek vermesi Mazlum-Der'in yaptığı işin ehemmiyetini bir kez daha ortaya çıkardı.  Batman'daki Cezaevi önündeki basın açıklamasına destek olmak üzere bir grup arkadaşla birlikte bizler de Batman'daydık.   
Cezaevi duvarının önünde basın açıklamasını beklerken geçirdiğimiz kısa sürede, bir an birebir şahit olduğum üniversite kapılarından içeri alınmayan başörtülü öğrenciler, ikna odalarına baskıyla inançlarından geri dönmeleri ve başlarını açmaları için zorlanan öğrenciler, “Başörtüme dokunma”diye yapılan insan zincirleri, memleketin dört bir yanında düzenlenen ve benim de üniversite yıllarındayken (ailemin bile haberdar olmadığı) katıldığım için gözaltına alındığım eylemler geçti gözümün önünden.
Cezaevi önünde bekleyen ve sayıları 200'ü bulan kitleye baktığımda hepsinin gözü yaşlı ve bir şekilde bedel ödeyen bir kesim vardı karşımda. 20 yıl önce meydanlarda olan ve o dönemde her şeyi göze alarak sokaklara inen insanlar vardı sanki karşımda. Aynı duyguyu yıllar sonra bir kez daha yaşadım. 
O kalabalığın arasında ne yazık ki köşe başlarına yapışan 28 şubat şarlatanlarından hiç kimse yoktu. 
28 Şubat üzerinden prim yaparak kendini pazarlayanlar da yoktu bu kalabalığın arasında.
Aralarında bedel ödedim diyerek makam sahibi olanlar da yoktu.
İşin doğrusu; doğru olan da buydu. Geçirdiğimiz bu hassas süreç samimiyet ve fedakarlıklarımız üzerine bir kez daha turnusol görevini yerine getiriyordu. 
Kimisi 28 Şubat'ı ağlama duvarına çevirerek bunun üzerinden rant sağlarken birileri ise 28 şubat mağduriyetlerinin giderilmesi için iki aydır her hafta farklı bir çalışma yapmanın derdinde.
Kimisi devede kulak misali yaşadığı sıkıntı üzerinden yazdığı senaryoyla aşırı derecede romantizme kendini kaptırırken birileri ise halen cezaevlerinde bulunan ve sayıları 600'u geçen gerçek mağdurlar için ne yapabilirim derdinde.
Kimisi o süreçte 28 Şubat direnişçilerine karşı mesafeli olmasına rağmen 28 Şubat mağduru panelisti olarak podyumlarda boy göstererek edebiyat yaparken birileri ise iktidar ne düşünürü bir kenara bırakarak içerideki 28 şubat mağdurlarına çözüm yolları arayışında.    
Uzun sözün kısası 28 Şubat; bazı insanlar için gözyaşı edebiyatı üzerinden gelen makamları temsil ederken ama halen bir çok kişi için ise 28 Şubat; direnişi ve mağduriyetleri temsil ediyor.
***
Hemen her çevreden “28 Şubat Siyasi Yargı Kararları İptal Edilsin!” talebinin en yüksek sesle dillendirildiği bu günlerde, 28 Şubatçıların oluşturduğu siyasi ortamda brifing aldıktan sonra binlerce insana ağır cezalar yağdıran DGM’lerin kararlarıyla hapsedilen 28 Şubat mahpusları için yıllar, hükümetler, siyasi iktidarlar, güç odakları, yargı mensupları değişse de bir şey değişmediğini gördük.
Aradan geçen 21 yıla rağmen 28 Şubat’ın çaldığı hayatların hesabı hakkıyla sorulamadığı gibi halihazırda 20 yılı aşan sürelerle cezaevlerinde tutulan 600’e yakın mahpus ve bu mahpusların aileleri yönünden söz konusu darbe halen hayat çalmaya devam etmektedir.
Duymayan kulak, görmeyen göz, sızlamayan vicdan kalmasın, hiçbir mazeret ileri sürülemesin diye buradayız. Bu Şubatın da tarihten kesitler sunularak ya da nostaljik söylemlerle geçiştirilmemesi adına bugün her cenahtan 28 Şubat mahpusunun 20 yılı aşkın sürelerdir tutulduğu cezaevleri önündeyiz.
28 Şubatçıların an itibariyle müebbet hapis talebiyle yargılandığı, brifingli ya da paralel yargının elemanları olup kritik mahkemelerde görev yapan hâkim ve savcıların ihraç ve tutuklamalara muhatap olduğu bir süreçte 28 Şubat tutsakları 20 yıldan uzun bir süredir içeride olup, bu kişilerin anne, baba, eş ve çocukları ise halen cezaevi yollarında mağdur edilmektedirler…
Beraat etmesi gerekirken aynı torba dosyaya dahil edildikleri için müebbet hapis cezası verilen; en ağır yorumla bile adli nitelikli süreli hapis cezası alması gerekirken siyasi nitelikli müebbet hapis cezası verilen; delil niteliği tartışmalı olup ABD’de deşifre edilmiş dijital kayıtlarla cezalandırılan; avukatsız ve işkenceli sorgulamalarda imzalatılan sahte ifade tutanaklarına dayanılarak gençlikleri ellerinden alınan; toplumsal zemin oluşturmak adına ev ya da işyerlerine yerleştirilen sahte delillere dayanarak aşağılık iftiralarla suçluymuş gibi medyanın önüne atılan 28 Şubat Mahpusları, Darbenin mağdurları olarak halen cezaevlerinde tutuluyorlar.
Unutulmamalıdır ki 12 Eylül’den hesap sorulmamış olması 28 Şubat’ı doğurduğu gibi 28 Şubat’tan hesap sorulmamış olması 15 Temmuz’u doğurmuştur. Darbelerden hesap sormak, bir taraftan darbelerin bütün aktörlerinin hakkettikleri cezalara muhatap olması diğer taraftan darbelerin mağdur ettiği mazlumlar üzerindeki zulmün ortadan kaldırılması ile mümkün olabilecektir.
Af talebinde bulunmayan, vakur ve onurlu bir duruşla haklarını arayan, darbeciler yargılanırken darbe hukukunun kararlarıyla içeride tutulan bu insanların ve bu insanların ailelerinin hak talebinin gereğini yerine getirmek açıktır ki başta Yargı, Hükümet ve TBMM olmak üzere herkes üzerine düşen önemli bir görevdir.
MAZLUMDER olarak,
- Binlerce insanın hayatını karartmış olan 28 Şubat sürecinin her yönüyle aydınlatılmasını ve bu sürecin bütün aktörlerinin açığa çıkartılarak bunlardan hesap sorulmasını;
- 28 Şubat sürecindeki siyasi yargı kararlarının iptal edilerek 28 Şubat’ın brifingli-siyasi yargılamalarının yok sayılmasını;
- 28 Şubat mahpuslarının hiçbir bahane ya da erteleme olmaksızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. TIP Fakültesi için Son Fırsat 06 Şubat 2018 Salı Saat 12:46
2. Tıp Fakültesini Hak etmiyor mu bu Memleket? 30 Ocak 2018 Salı Saat 21:00
3. Mardinliler Tıp Fakültesi İstiyor 23 Ocak 2018 Salı Saat 17:05
4. Ayrılmaz ikili: Umut ve Ölüm 15 Ocak 2018 Pazartesi Saat 18:17
5. Mardin, Bediuzzaman'a da Sürgün yeri olmuş 08 Ocak 2018 Pazartesi Saat 18:15
6. Güneydoğu'nun Sümela Manastırı keşfedilmeyi bekliyor 03 Ocak 2018 Çarşamba Saat 10:19
7. Mezopotamya'nın simgesel dili ve taşıyıcısı son bir nesil kalan sanat: Daq / Nexş / Dövme 28 Aralık 2017 Perşembe Saat 19:38
8. MÜSİAD ve Yerel Medya 25 Aralık 2017 Pazartesi Saat 17:16
9. İktidar partisinin Mardin İl başkanı kim olmalı? 24 Kasım 2017 Cuma Saat 15:19
10. Bağımsız Kürdistan Referandumu ve Sonuçları 03 Kasım 2017 Cuma Saat 15:25

YORUMLANANLAR :::

Eri: AK Parti Sadece siyaset üreten bir parti değildir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıl [...]

1 gün önce...

Siyer Sınavı'na Mardin’de 14 bin kişi katıldı

Peygamber Sevdalıları Platformunun düzenlediği [...]

1 gün önce...

Sağanak yağış çiftçilere karmaşaık duygular yaşattı

Mardin'de etkili olan sağanak yağış, özellikl [...]

1 gün önce...

Çamaşır ipi ile yaşamına son verdi

Kızıltepe'de şen şakrak kişiliğiyle çevresi [...]

1 gün önce...

Beyoğlu’nda imam evsizlere camiyi açtı

Beyoğlu Gümüşsuyu’nda Selimi Hatun Camii’n [...]

1 gün önce...