Adnan Oktar çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

Adnan Oktar çıkarıldığı mahkemece tutuklandı
19 Temmuz 2018 Perşembe Saat 08:56 0

Adnan Oktar soruşturmasında son dakika gelişmesi. Adnan grubuna yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen Adnan Oktar çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Adnan Oktar grubuna yönelik operasyon kapsamında 187 zanlıdan 182'si adliyeye getirildi, 5'i ise emniyetteki işlemlerinin ardından salıverildi. Tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen 176 şüpheliden aralarında Adnan Oktar’ın da bulunduğu 135 şüpheli tutuklandı. 36 kişinin mahkeme sorguları devam ediyor. Şüphelilerden 3'ü savcılık sorgularının ardından, 9'u da çıkarıldıkları nöbetçi hakimlik tarafından serbest bırakıldı.


SUÇLAMALAR BELLİ OLDU

"Adnan Oktar" grubuna yönelik operasyonda gözaltına alınan ve tutuklamaya sevk edilen Adnan Oktar'ın da arasında bulunduğu 59 şüpheli hakkındaki suçlamalara ilişkin hazırlanan sevk yazısında, "Örgütün, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve yayılması, şantaj, dolandırıcılık, rüşvet, eziyet suçlarını işlemek amacıyla ortak bir iradeye dayalı, 80'li yıllardan itibaren devamlılık arz eden, belli bir hiyerarşi dahilinde planlı ve disiplinli bir oluşum içerisinde, amaç ve stratejisi, zihin yıkama yöntemleri, FETÖ/PDY benzeri hiyerarşik yapısı, üye sayısı, sahip olduğu silahlı ve zorlayıcı gücü itibarıyla amaç suçları işlemeye elverişli bir suç örgütü olduğu hukuki kanaatine varılmıştır.'' denildi.


Adnan Oktar'ın ilk ifadesi ortaya çıktı

Savcılığın hazırladığı sevk yazısında, şüpheli Adnan Oktar'ın örgütü kurduğu ve dini değerlere zarar vermek, toplumun yapısını bozmak ve haksız elde ettikleri kazançları meşrulaştırıp lüks bir hayat sürerek devamlılığını sağlayacak şekilde yapılandırdığı anlatıldı.

Gruptaki birçok kişinin ise gerçeğe aykırı kuyumculuk faaliyetleri üzerinden alınan ruhsatlarla silahlandırıldıkları vurgulanan sevk yazısında, ''Yapılanmaya yurt dışından da geldiği tespit edilen paraları örgüte mensup kişilerin kurmuş oldukları şirketler üzerinden akladıktan sonra örgüte aktardığı MASAK raporuna göre örgüt mensupları ve yöneticilerine ait şirketlerin yetkililerin şirketlerin mal satışlarından elde edilen gelirleri şirkete aktarmadan örgütle bağlantılı şahıslara vermek suretiyle parayı kaynağından uzaklaştırma, banka kredilerini ödemeyerek üçüncü kişilere aktarma, yeni kurulan ticari faaliyeti olmayan şirket hesaplarına nakit yatırma ve bu hesaplardan para çekme, gayrimenkul edinme ve akabinde gayrimenkulün mülkiyet yapısını sürekli değiştirerek kara para aklamaya matuf olmuşlardır.'' denildi.

Sevk yazısında, "grubun Global Yayıncılık firmasına yurt dışı şirketlerden gelen bir kısım transferlerin de yine örgütsel kaynakları gizleme ve aklamaya yönelik işlemler olduğu, aktarılan bu paraların örgüt içinde güvenilir olan şahısların adına çok hisseli olacak şekilde menkul ve gayrimenkul alınarak aklandığı, kayıtlı ya da kayıt dışı olarak örgüte gelen paraların nasıl değerlendirileceğine örgüt elebaşısı Adnan Oktar'ın karar verdiği" kaydedildi.


ÖRGÜTTEN AYRILMAYI YEMİNLE ENGELLEME GAYRETİ

Şüpheli Oktar'ın ''mehdi'' olduğuna örgüt üyelerini inandırdığı, örgüt içerisinde hazırlanmış olduğu ''Eğer bu davadan ayrılırsam Allah'ın, meleklerin ve tüm lanet edicilerin laneti üzerime olsun'' şeklinde yemin metniyle dini duygular üzerinden örgütten ayrılmayı engelleme gayreti içerisinde olduğu anlatılan sevk yazısında, yemin metnini ve mehdiye biat kavramını örgüt üyeleri üzerinde mutlak bir hakimiyet sağlamak için kullandığının anlaşıldığı belirtildi.

Grubun içerisinde bulunan ''imam bacılar'', ''bacılar'' ve ''kız kardeşler'' olarak sınıflandırılan tüm kadınların Adnan Oktar'ın eşi konumunda olduğu bilgisi verilen sevk yazısında, şüpheli Oktar'ın yapılan sahte evliliklerden örgüt içerisindeki hiyerarşiye ve turnike sistemiyle örgüte kazandırılacak kişilere kadar her konuda kendisinin karar verdiği, diğer örgüt mensuplarının Oktar karşısında ''esas duruş'' olarak tabir edilen mutlak itaatkar bir şekilde tavır sergilediklerinin beyanlarından anlaşıldığı ifade edildi.

Sevk yazısında, şüpheli Oktar hakkındaki suçlamalar şu şekilde sıralandı;

''Görüntü tespitleri, mağdur ve müşteki ifadeleri, adli muayene raporları, görüntü ve açık kaynak tespitleri, tape kayıtları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde şüpheli Oktar'ın silahlı suç örgütünün kurucusu ve elebaşısı konumunda olduğu, örgütün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen tüm cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından sorumlu olduğu, ayrıca 2 mağdura yönelik cinsel istismar, iki kişiye yönelik cinsel saldırı, 22 kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna bizatihi iştirak ettiği anlaşılmıştır.''


HİYERARŞİK YAPI FETÖ/PDY BENZERİ

Şüphelilerin haricinde Adnan Oktar grubuna yönelik tespitlerin de bulunduğu sevk yazısında, ''Örgütün, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve yayılması, şantaj, dolandırıcılık, rüşvet, eziyet suçlarını işlemek amacıyla ortak bir iradeye dayalı, 80'li yıllardan itibaren devamlılık arz eden, belli bir hiyerarşi dahilinde planlı ve disiplinli bir oluşum içerisinde, amaç ve stratejisi, zihin yıkama yöntemleri, FETÖ/PDY benzeri hiyerarşik yapısı, üye sayısı, sahip olduğu silahlı ve zorlayıcı gücü itibarıyla amaç suçları işlemeye elverişli bir suç örgütü olduğu hukuki kanaatine varılmıştır.'' ifadelerine yer verildi.

Şüpheli Oktar’ın liderliğini yaptığı örgüt ile FETÖ arasındaki benzerlikler bulunduğuna işaret edilen sevk yazısında, örgütün FETÖ gibi, "imam kardeşler", "imam bacılar", "adliye imamı", "para imamları", "infak", "himmet", "ecir" gibi isimler altında farklı alanlarda sorumluluklarının bulunduğu, Oktar’ın da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen gibi kendisini mehdi ilan ettiği, 17-25 Aralık’ın ardından örgüt mensuplarıyla özel toplantılar yaptığı, yine FETÖ mensupları gibi önemli yayın kuruluşlarında, holdinglerde çalışan örgüt mensupları aracılığıyla istihbarat topladığı vurgulandı.

Sevk yazısında, örgütün yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde faaliyet gösteren yabancı ülke kurum ve kuruluşlarıyla irtibatlı olduğu, bu şekilde kişi ve kurumlara bilgi, belge temin ettiklerine dair bulgulara erişildiği anlatılarak, örgüt mensuplarının kamu görevlileri ile irtibat kurarak aleyhlerindeki olaylardan önceden haberdar oldukları, yasal görünümde de olsa usulsüz temin edilen silahlarla örgüt üyelerinin silahlandırıldığı savunuldu.

Grubun zengin ve fiziki görünümleri iyi olan erkek mensuplarının örgüte kazandırılması istenen kadınlarla önce duygusal anlamda ilişki yaşadıkları belirtilen sevk yazısında, ardından da bu kişilerin örgüt içerisinde öğretilen sözde "psikolojik telkin, dini telkin, ileriye dönük ideal telkin ve son olarak cennet vaadi" yöntemleri ile örgüte kazandırıldığı aktarıldı.


ADNAN HOCA'NIN KEDİCİKLERİ SÖYLEMİ SUÇ FAALİYETLERİNİ GİZLEME AMAÇLI

Sevk yazısında, "şüpheli Oktar’ın mehdiliğine inandırılan kadınların, öncelikle örgütte yeni eleman kazandırılmasında görevli erkek şahıslarla grup veya ayrı yarı cinsel ilişkiye zorlandıkları, çocuk yaştaki kızların dahi zorlandığı hatta cinselliği artırıcı ilaçların katıldığı içeceklerin kullanıldığı partilerin düzenlendiği, ilişkiye zorlanan kadınların kategorilere ayrılarak örgütte farklı görevler verildiği, birçok kadına da eziyetler uygulanıp sapkın arzuları kabul eden birer köle haline getirildikleri ilişki görüntülerinin şantaj amaçlı kullanıldığı" belirtilerek, şüpheli Oktar’ın "Adnan Hoca’nın kedicikleri" söyleminin de yine örgütün suç faaliyetlerini gizlemek amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

Gruba ait A-9 televizyon kanalında dini değerlere aykırı şekilde programlar yapıldığı vurgulanan sevk yazısında, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla örgüt elemanı avukatların piyanist Fazıl Say hakkında milli değerleri aşağıladığı iddiasıyla kamu davası açılmasını sağladığı ve davayı takip ettikleri anlatıldı.


AHMET OKTAR BABUNA 'İMAM KARDEŞLER' GRUBUNDAN

Sevk yazısında tutuklamaya sevk edilen diğer şüpheliler hakkındaki suçlamalara ve bilgilere de yer verildi.

Tutuklamaya sevk edilen şüpheli Ulviye Didem Ürer'in "Dido" kod adını kullandığını, örgütün iki numaralı yöneticisi olduğu, Kandilli'deki Dragos adı verilen örgüt merkezinde Adnan Oktar ile birlikte yaşadığı kaydedilen sevk yazısında, şüphelinin Oktar'ın talimatıyla örgütten ayrılanları karalamak amacıyla montajlı resimleri internette yayma noktasında faaliyette bulunduğu savunuldu.

Sevk yazısında, yine tutuklamaya sevk edilen şüpheli Alev Babuna'nın birinci derece örgüt yöneticisi ve örgütün kasasından sorumlu "imam bacılar" grubundan olduğu, tutuklamaya sevk edilen Mehmet Alp Ünlü'nün örgütün emniyet ve yargıdaki bağlantılarını sağladığı anlatılarak, şüpheli Ayşegül Hüma Babuna'nın örgüte nüfuz sağlayıcı bağlantılar kurmakla görevli olduğu, Ahmet Oktar Babuna'nın "imam kardeşler" grubundan olduğu, örgüt üyelerine görev dağılımı yaptığı, İsrail başta olmak üzere örgütün yurt dışı bağlantılarını sağladığı ileri sürüldü.



YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

GÜNCEL HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Sun, Adaylık başvurusunda bulundu

DBP Mardin İl Eşbaşkanı Şeyhmus Sun, Artuklu Beled [...]

1 gün önce...

Mühimmat Ele Geçirildi

Dargeçit ilçesi kırsalında jandarma tarafından ger [...]

21 saat önce...

Kaymakam Tekin'e ziyaret

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Hal [...]

1 gün önce...

Yeni yapılan liseye Hasip Hikmet Mungan adı verilecek

Nusaybin'de yapımı devam eden Meslek Lisesine Hayı [...]

1 gün önce...

İnşaat Mühendisi AslanHDP'den Nusaybin'e Aday Adayı oldu

İnşaat Mühendisi ve Nusaybin Belediyesi eski Fen İ [...]

1 gün önce...

YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar