Ahlaklı İlim

08 Nisan 2017 Cumartesi Saat 15:54

Şairimiz Yunus Emre; İlim ilim bilmektir /İlim kendin bilmektir /Sen kendini bilmezsin /Ya nice okumaktır; dörtlüğü ile ilmi ifade ederken ilimden önce edep ve ahlakın var olmasının altını çizmektedir.  

Ashabı Suffe’dan başlayıp Selçuklular ve Osmanlı döneminde de devam eden en nadide eğitim kurumlarımızın başında medreseler gelmekteydi. Medresede eğitim ve öğretim evvela ahlakla başlardı. Uygulamalı ahlak eğitimi öncelikle hoca-öğrenci ilişkisinde başlayıp aileye sirayet edip tüm alanlarda kendini belli ederdi. Hem âlim hem de ahlaklı olarak bu mekteplerden mezun olduğunda mektepli ve alaylı olurdu. Bir başka deyişle hem âlim hem de ahlaklı olurdu. Daha da açacak olursak ilmi ile kibirlenmez gittiği yerin örf ve âdetini de ilmi ile harmanlaştırıp ilmi ile amel edip daha çok amil olunmasını sağlardı.

Ne zamanki dinimizin bize emir ettiği, dinden gelen güzel örf ve adetlerin çizgisinden çıkıp, Batının taklitçiliğine başladıysak işte o zaman bir kanadımız kırılıp ya eğitimden ya da ahlaktan uzaklaştık. Kimimiz batının bilimine yönünü çevirerek ahlakı elden bıraktı. Kimimiz de Batının ilminin haram olduğunu iddia edip ahlaklı olmayı seçtiğini düşünerek ilmi elden bıraktı. Hâlbuki dinin ve ecdadın bizlere bıraktığı mirasta çift kanatlı olup âlemde edeple uçmamızı öğretti. Batıya yöneldiğimiz zaman ise bir kanadımızın kırıldığını fark ettik.  

Batıya yönelişin en önemli nedenine baktığımızda; bize aynı kültürce, felsefece, ilmi zihniyetçe de üstün olduğu kanaatinin var olmasıdır. Bu kanaatin yerleşmesi ile birlikte, taklitçilikte önemli yol alarak taklitte yarışır hale gelmişiz. Ecdadın bizlere bıraktığı büyük medeniyeti bırakıp, medeniyet ve kültür anlayışımıza Fransız etkisi hâkim olmuş, siyasi anlayışımız ise İngiliz parlamentarizminin “hayranlığı” ile şekillenmeye başlamıştır. İlk tercüme dalgası siyasi edebiyat alanında olmuş, bu dalgayı edebi ve felsefi eserler takip etmiştir. Bu cereyanın şiddetlenmesiyle, çok değil daha yüzyıl önce Avrupalıları hayran bırakan medrese ve kültür hayatımız, XIX. Yüzyıl itibariyle yıkılmış, onun enkazı içinden “Avrupai fikir hayatımız” belirmiştir. Bugün eğitim ve öğretimde özümüze dönüp ahlaklı eğitimli gençler yetiştirmek için yapmamız gerekenleri kısaca şu şekilde ifade edebiliriz.

Bir memleketin fikir hayatının arz edeceği servet ve zenginlik, nesillerin emeği neticesinde birikmiş olmalıdır. Kültür kelimesinin lügat manası da, ekilmiş ve toplanmış olmak lüzumunu işaret eder. İlim, gelenek üzerine yükselir. Biz, kendi ilmi geleneğimizi tamamen reddetmekle yeni devri köksüz bırakmış, bu yüzden de bir ilmi gelenek inşa edememiştik. Bu sebeple ilmi ve felsefi hayatımızın inkişafı için her şeyden önce bir fikri geleneği kurmak mecburiyetindeyiz. Kurulması gereken ilmi ve ahlaki gelenek mutlaka kendi toprağımıza yani medeniyet ve kültürümüze bağlı olmalıdır. Kurulması gereken ilmi ve ahlaki gelenek mutlaka ideoloji ve siyasi ihtiraslardan uzak tutulmalıdır.

İlmi ve ahlaki geleneğin inşası için merkeziyetçilik fikrinin terk edilmesi gerekir. İlmi müesseseler ülkenin bütün şehirlerine bilhassa taşraya yayılmalıdır. Anadolu şehirleri, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, ilmi açıdan başkent ile yarışacak seviyede medreselere ve ilmi müesseselere sahip idi. Günümüzde de bu canlılığın yeniden sağlanması gerekmektedir. Batılı akademileri başarıya ulaştıran şey İlim Ahlakı’dır (kendi ahlakları!). Bir zamanlar sahip olduğumuz, ancak tedricen kaybettiğimiz İlim Ahlakı’nı yeniden inşa etmeliyiz. Zira ilim ve felsefe, ahlak temelinde yükselir.

 “Taşıma su ile değirmen dönmez” başkasının bize öğrettiği ve bize dikte etmek istediği eğitimle ilerleme kat edemeyiz. Batılılaşma sürecine evvela düşlerimizde ve düşüncelerimizde son vermeliyiz. Bırakın modern eğitim müesseselerini, İslam ilimlerinin tedrisi ile meşgul olan müesseselerimiz bile, Batılı akademik anlayışı takip ve taklit etmektedir. Batı tarzı akademik teşkilatlanma, Batı tarzı müfredat ve Batı tarzı eğitim metotları ile kendi medeniyet ve kültürümüze dayanan bir ilmi gelenek kurmamız mümkün değildir.

Eğitim ve öğretimde kat etmeyi hedeflediğimiz yolu ve istikameti değerlerimize uygun milli ve yerli olmalıdır. Ahlaklı eğitim ve öğretimi yeni nesillere ulaştırmak için bu elzem ve mühim konuyu acil eylem planlarımızın ilk maddesine eklemeliyiz. 


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Asrın Selahaddin-i Eyyübilerine İhtiyacımız Var 20 Ekim 2017 Cuma Saat 00:05
2. Şarkın En Sevgili Sultanı 29 Temmuz 2017 Cumartesi Saat 23:47
3. el-Aksa İçin Kıyama 20 Temmuz 2017 Perşembe Saat 22:45
4. “Oruç, Bir Anne Tebessümüyle Durdu Başucumuzda” 25 Haziran 2017 Pazar Saat 01:33
5. Arapça Öğrenmek İsteyenlere 04 Haziran 2017 Pazar Saat 06:14
6. Hamas Serencamı (III) 20 Mayıs 2017 Cumartesi Saat 11:51
7. Hamas Serencamı (II) 11 Mayıs 2017 Perşembe Saat 22:17
8. Hamas Serencamı (I) 04 Mayıs 2017 Perşembe Saat 17:05
9. Asr-ı Saadetten Asrımıza Gençlik 27 Nisan 2017 Perşembe Saat 23:14
10. Filistin bir sınav kağıdı gibi ümmetin önünde 29 Mart 2017 Çarşamba Saat 13:44

YORUMLANANLAR :::

Rektör, yolsuzlukla suçlanan yeğenini fakülteye atadı

Ulusal Gazetelerde yer alan habere göre Artuklu A [...]

9 saat önce...

'Dindar kesimi affın dışında bırakıyorlar'

28 Şubat ve FETÖ yargısımağduru mahkûmların [...]

10 saat önce...

İzmir - Mardin uçağı arıza nedeniyle geri dönüş yaptı

İzmir - Mardin seferi için İzmir Adnan Mendere [...]

1 gün önce...

Memura 3 zam

Milyonlarca memura Ocak’ta yüzde 4 zam ve 7.15 [...]

1 gün önce...

'Mahmudi'ler Derik'te Buluştular

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin il ve ilçelerine [...]

1 gün önce...