Ayrılmaz ikili: Umut ve Ölüm

15 Ocak 2018 Pazartesi Saat 17:17

              Ellerimin gölgesi ne zaman ki ürkek bir şekilde klavyeye yaklaşsa yazacaklarımı hep unuturum. Kendi içimde bir hesaplaşmaya giderim. Karanlık dehlizler ve aydınlık yıldızlar arasında git gel yaşarım.

               İşte o zaman kaleme ve kağıda sarılır onlarla yoluma devam ederim.

              Karaladıkça sayfaları ömrümün geri kalan kısmını karalıyor hissine kapılırım. Ve yaprak yaprak yazdıkça ömrümden düşer seneler sanki... 

              Sayfalar ardı ardına yere düşerken kalemin mürekkebi tükenir de haberin olmaz. Fark ettiğinde kalemin bile yazmadığını o zaman anlarsın sonsuzluğa yaklaştığını.

              O kalem şalteri olur ömrünün, yazmadıkça, sorgulamadıkça, deşmedikçe her şey yolunda gider. Kan toplasa da sancıdan ciğerin, susman gerektiğini anlarsın o mürekkep sayesinde.

              Çünkü konuşsan yanacak şehir, kopacak kıyameti o kişinin.

              İşte o vakit susman gerektiğini anlarsın. Anlamsız kalır artık bütün haykırışlar.

              Hazanları hüzünleri ile sırtına yükleyip, gitmek istersin çok uzaklara...

              Gerçekten o zaman anlarsın beklemekten, iyi niyet beslemekten, düşlere dalmaktan çok yorgun olduğunu. 

              Bu yorgunluk ne de çok acıtır canını. Göz yaşların bile artık hasret yangınını söndüremez.

              Ne yapmaman konusunda yaşadığın çelişkiyi bırakır yüreğindeki sancıları, ne de aydınlığa ulaşsan da peşini bırakmayan gölgeler bırakır seni.

              Güzel şeyler yazmak istesen de gözler köreldiği için anlatamazsın artık baharın güzelliğini aydınlığın rengini...

              İlk defa insanlardan umudumun tükendiğini hissediyorum. Ama vazgeçmek de istemiyorum.

              Bu duygular içinde Erdem Beyazıt'ın 

              “Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm. 

               Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” dizelerini mırıldanır söyler dururum.

              Herkes ölüme farklı bakıyor, ölüm de herkese farklı yanaşıyor sanki!

              Önceki gün iki acı ölüm haberini birlikte aldım. Biri sınıfımın en sevecen ve en zeki öğrencisi iki yıllık öğrencim ve gecen görüştüğümde yaz tatili için randevulaştığım Ömer Manas kardeşim.

              Diğeri de iki ay önce telefonda Mardin üzerine iki saate yakın konuştuğum ve 15 tatil de görüşmek üzere randevulaştığım Tomas Cerme. Rabbim ikisine de rahmet etsin...

              Ölüm ne ki? Kavuşmak olduktan sonra…

              Hayat ne ki? Sonunda ölüm olduktan sonra…

              Ölüm ne ki? Ebedî bir vuslata çıkan bir yol olduktan sonra…

              Bunun içindir ki Mevlânâ, fânî âlemden kurtulup da bâkî hayata doğuşa feeb-i arûs (düğün gecesi) der. Bunu da beyitlerinde şöyle kaleme döker:

              “Öldüğüm gün, tabutumu götürürlerken, bende bu dünya derdi var sanma!”

              “Benim için ağlama, yazık, {Re vâh, vâh!} deme! Beni toprağa verdiklerinde de {Ref vedâ, vedâ!} (ayrılık, ayrılık) deme!”

              “Mezar bir perdedir ki, onun ardında cennetin huzûru vardır!”

              “(Bilin ki ben), ölü idim; dirildim… Gözyaşı idim; tebessüm oldum… Aşk deryâsına daldım; nihâyet bâkî olan devlete eriştim…”

              Bu ölüm sadece biz insanlar için değil bütün alem için olduğundan ayeti kerime de "Her canlı ölümü tadacaktır" buyuruyor.

              Ölümün bilinen bir dili olmadığı gibi Allah bilir o derin sessizliğine ne korkunç ne anlamlar gömmüştür.

              İşte tam da bu derin sessizlik için Peygamberimiz;

              “Size iki nasîhatçı bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasihatçı ölüm, konuşan ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.”

              Ölüm öyle sessiz bir derstir ki, alıcısı açık olan insanlar için en etkili hatiplerden bile daha mükemmel şeyler anlatır bize.

              Ölümün gerçek yüzü karşısında en muktedirler bile erir giderler. Kimler de gitmedi ki.

              Ölümün karşısında o yaşanılmamış gel-geç sevdalar, çılgın arzular, zevku sefalar, insanı yoldan çıkaran sakat anlayışlar, derin felsefeler bir yaprak misali düşer, solar ve ezilir giderler.

              Kabristanlar, herkesin de uğradığı ama düşünmek istemediği bütün yolların ve kıvrımların mecburi varış noktasıdır. Ölümden kaçıp kurtulunulacak ne bir zaman, ne de bir mekân vardır.

              “Ey kabir! Dışın ne kadar sessiz, fakat için ne dehşet verici korkularla doludur!..”

              İşte bunun içindir ki peygamber hadisinde:

              “Bütün dünyevî zevkleri kökünden yok eden ölümü çokça hatırlayın!” uyarısında bulunur.

              Ölümden kaçmak isteyenlere ise Kur’ân-ı Kerîm şöyle buyurur:

              “(Ey Rasûlüm!) De ki: Kaçmakta olduğunuz ölüm size erişecek; sonra da görünür ve görünmezi bilen Allâh’ın huzûruna çıkarılacaksınız! Ne yaptınız ise, size bildirilecektir.” (el-Cum’a 8)

              Ya Rabbi!

              Son nefesimizin Kelime-i Şahadet olması duasıyla, yolculuğumuzu, hayatımızı ve ölümümüzü mübarek kılsın. 


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Onlar yokmuş gibi yaşamaya devam... 15 Aralık 2018 Cumartesi Saat 11:27
2. En Belirgin Özellikleri 05 Aralık 2018 Çarşamba Saat 16:57
3. Sonsuzluğa Açılan Kapı 27 Kasım 2018 Salı Saat 15:09
4. İktidar partisi İl başkanını arıyor 19 Kasım 2018 Pazartesi Saat 13:06
5. Gazeteciler Bayramı ve Basın Özgürlüğü 21 Ekim 2018 Pazar Saat 15:18
6. Sahipsiz Memleket (3)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 16:00
7. Sahipsiz Memleket (2)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:52
8. Sahipsiz Memleket (1) 28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:39
9. Mutlu Olmanın Sırrı Sınavdan Geçmez 10 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
10. Sahipsiz Memleket Mardin 03 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02

YORUMLANANLAR :::

Sun, Adaylık başvurusunda bulundu

DBP Mardin İl Eşbaşkanı Şeyhmus Sun, Artuklu Beled [...]

1 gün önce...

Mühimmat Ele Geçirildi

Dargeçit ilçesi kırsalında jandarma tarafından ger [...]

1 gün önce...

Hakkını aramak için Mardin'den Ankara'ya yürüyor

Nüfus kayıtlarında 14 yıl ölü gözüken ve bu süre z [...]

7 saat önce...

Üniversite çalışanları ve akademisyenler Rektörlüğü Yalanladı

Önceki gün sitemizde yer alan ve Mardin Artuklu Ün [...]

4 saat önce...

Kaymakam Tekin'e ziyaret

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Hal [...]

1 gün önce...

YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar