Bağımsız Kürdistan Referandumu ve Sonuçları

03 Kasım 2017 Cuma Saat 15:25

40 gün önce 136 uluslararası gözlemci ekibi, 35 uluslararası bağımsız gözlemci ve 142 uluslararası medya kuruluşu huzurunda gerçekleşen ve kimilerine göre de gayrimeşru sayılan Bağımsız Kürdistan referandumundan sonra komşu ülkeler açısından taşlar bir bir oturmaya başladı.

“Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nde dünyaya gözlerimi açtım, Bağımsız Kürdistan’da gözlerimi yummak istiyorum" diyen Barzani'nin Irak Merkezi Hükümeti ve Amerika başta olmak üzere bütün uzlaşı tekliflerini bağımsızlığı içermeyen herhangi bir müzakereye yanaşmayacağı söylemleri, aslında ilk günden bu konuda geri adım atmayacağının göstergesiydi.

Aslında Barzani geçmişte de birçok kez referandum çağrısı yapmış, hatta 2005’te Irak genel seçimleriyle eşzamanlı olarak, bir bağımsızlık referandumu bile düzenlenmişti. Oylamada bağımsızlık için % 98.8 oranında ‘evet’ oyu çıkmış ama kimseden tepki görmemişti.

DAİŞ’in Irak’ta yenilgiye uğratılmasıyla eşzamanlı düzenlenen ve son bir yıldan beri altyapısı ciddi anlamda hazırlanan, hatta bunun için Washington Post gibi gazetelerde yazdığı makalelerde “Aşılan yüz yıllık süreçte Kürtlerin Irak’la birleştirilmesi girişimleri sadece Kürtler açısından değil, Iraklılar açısından da başarılı olmamıştır”cümlesinde dile getirdiği gibi referanduma giden yolu aşılıyordu. Bunu da Kerkük gibi tartışmalı bölgelerin kim tarafından yönetileceği konusunda, Irak Merkezi anayasasının şart koştuğu referanduma Bağdat tarafından bir türlü geçit verilmemesi, Bağdat yönetiminin ulusal bütçeden bölgeye ve asayiş gücü olan peşmergeye yardımı kesmesi gibi somut anlaşmazlık konularına bağlıyordu.

Yekiti, Talabani, Goran Hareketlerinin eleştiri ve uyarılarına kulak asmayarak muhalefeti yok sayma, aşiret tahakkümü ile tek parti diktası eleştirileri, yasal olarak başkanlık süresi bitmiş olmasına rağmen Barzani’nin fiilen başkanlık koltuğunda oturuyor olması ve daha birçok gelişme ve eleştirinin yaşandığı bir dönemde gidilen referandum sonrası oluşan tabloya, hangi açıdan bakarsanız bakın, komşu ülkeler ve Amerika'nın verdiği tepkiler çelişki ve açmazlarla dolu. Ama buna rağmen Türkiye, Iran, Irak, Suriye ve Amerika'nın verdiği tepkiler kazan kazan politikası ile karşılığını bulmuş durumda.

Barzani için bir nevi yaşam iksiri görevi görmesi beklenen referandum, her ne kadar Barzani'nin sonunu getirse de referandum sonrasında hedeflenen başkanlık ve parlamento seçimleri ile yerini garantiye almaktı. Özellikle İngiltere, ABD ve Fransa'nın desteğini alan Barzani yönetimi, referandumu kazanmış ve güçlenmiş olarak seçime gidecek, seçimleri de kazanacaktı... Rusya örneğinde olduğu gibi Barzani, bir kez daha acı tecrübeyle sırtını küresel bir güce dayamanın ulusal bir dava için garanti olmadığını topraklarının yarısını feda ederek ve başkanlıktan da çekilerek bir kez daha öğrenmiş oldu. Aslında bu sonu hazırlayan da yine Kürtlerin kendi içerisindeki rekabetin sonucu birbirini yarı yolda satmasından kaynaklanıyordu. Türkiye'nin teamülleri yerle bir ederek düşük seviyede bile olsa temsilci bile göndermediği Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin cenazesine katılan İran, Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi ve Haşdi Sabi komutanı Kasım Süleymani ile oğul Bavel Talabani arasında yapılan pazarlık kısa sürede sonuç vermiş ve ne Bağdat'ın ne Tahran'ın hatta ne Ankara'nın bile Kürtlerden beklemediği bir hızda geri çekilme yaşanmıştı.

Yoksa Ne Irak ne de Haşdi Şabi güçleri bu kadar rahat bir şekilde hem Kerkük’ü alacaklar sonra da Mahmur, Sincar, Hanekin, Gewer veya Şeyhan hatta Erbil kırsalına kadar ilerleyebileceklerini tahmin etmiyorlardı.

Referandum, Bağdat’ın rüyasında göremediği bir fırsat sundu ve bu bölgeler kısa sürede merkezin kontrolüne geçti. Askeri üsler, havalimanları, sınır kapıları ve İbrahim Halil'de bile kontrolün devri tamamen Bağdat’ın lehine şekillendi.

Referandum süreci hakkında kısa bilgiler verdikten sonra aktörler üzerinde ise

 

ABD cephesi

Referandumun Irak'ın iç sorunu olduğunu, Irak Kürtlerinin meşru isteklerini, takdir ettiklerini deklere eden Amerikalı yetkililer referandumun ilk sürecinde hem Kürtlere hem de Bağdat yönetimine zeytin dalı uzatıyorlardı.

ABD için daha doğrusu Trump ve ekibi için birinci öncelik DAİŞ ile mücadele ve kendi iç kamuoyunu bu konuda tatmin etmek için bir ay kala ise referandumun 'gayrimeşru' olduğunu açıklayarak referanduma karşı olduğunu net olarak gösterdi.

Bölgede DAİŞ'e karşı savaş bloğunun (Irak, İran, Türkiye, Esed Rusya vb) dağılmamasının gerekliliğini bildiği için Barzani yönetiminden referandumu en az 1 yıl ertelemesini istemesine rağmen başaramadı. 

İran'a yönelik ambargo uygulaması ve stratejisini henüz netleştirmemiş, dünya kamuoyunu buna hazırlamamış ve İran'ı sınırlarında bloke etme hususunda gerekli altyapıyı hazırlamamızken Barzani'nin referandum zamanlamasına sıkıntılı gördüğü için karşı çıktı.

Karşı çıkma sebeplerinden biri de ABD'ye göre Barzani'nin biraz Erdoğanlaştığı ve ABD angajmanında çizmeyi asacak özgüven sergilediği ve terbiye ihtiyacı olduğu düşüncesine kapılmasıydı.

 

İran açısından

Pers Şiiliği düşüncesi ile karşı Körfez ülkeleri ve Irak'taki özellikle Mukteda el Sadr üzerinden Arap Şiilerini kendine bağlama düşüncelerini referanduma karşı çıkarak hem Irak'ta olası bir şii devletinin kapısını kapatmış oldu, hem de üzerindeki eleştirileri ötelemiş oldu.

15 milyon Kürdü bünyesinde barındırmasına rağmen Bağımsız Kürdistan’ın bir ABD ve İsrail uydusu olacağı gerekçesi ile ilk günden karşı çıktı.

İran’ın elindeki en değerli kozlardan biri Iraklı Kürtlerin kendisi. Daha ziyade kendisiyle Barzani’ye karşı taktiksel işbirliği yapan kimi Süleymaniye merkezli politikacılar. Dış baskıların doğurduğu ekonomik sıkıntılar arttıkça Barzani'ye karşı İran kendisi ile işbirliği kuran Talabani'yi parlatma düşüncesi ile referanduma karşı çıktı.

 

Türkiye açısından

Barzani yönetiminin Türkiye’deki ayrılıkçı Kürt hareketlerine bugüne kadar mesafeli olmasına, onları beslememesine, Türkiye’den bir talebi olmamasına, silahlı olarak bir tehdit unsuru olmamasına, bununla birlikte Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olmasına rağmen ve hatta Türkiye'nin bölgede bine yakın şirketi ve 50 bin işçisi istihdam ediliyor olmasına rağmen referanduma ilk günden beri karşı çıktı.

PKK'nın Kandil, Mahmur ve Sincar'daki varlık ve etkinliğinin ve Irak Merkezi güçleri tarafından kırılması ve bölgenin PKK'den temizlenmesi hususunda Türkiye'nin beklentileri ve hesapları olduğu için karşı çıktı.

Referandumdaki duruşla 2019 seçimlerine giderken "Milliyetçi" seçmenin hissiyatına hitap edip bu cenahın ürkütülmesine fırsat verilmemesi yaklaşımı sergilendi.

Irak Merkezi Yönetimi, İran, DAİŞ ve PKK gibi Barzani'yi baskılayan güçlere karşı Barzani'nin ilk günden  danışabildiği, diyalog kurabildiği ve işbirliği yapabildiği güç olan Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti yerine İngiltere ve Fransa'nın onayı alındığı için karşı çıktı.

Irak Merkezi Güçlerinin Irak Kürt Bölgesel yönetimini aşırı zayıflatmasını istemese de, Barzani'nin 2014 DAİŞ istilası sonrası "defacto" yerleştiği alanlardan geri çekilmesini Türkiye'de istediği için karşı çıktı.

Türkiye aynı zamanda Irak Kürt bölgesinde bağımsızlık referandumunun kadük kalarak muteber olmaktan çıkarılması, bu konjektör içinde PKK'nın Suriye yapılanması olan PYD'nin heves ve umutlarını da kırmış olmasını sağlayacağını beklemektedir. Ayrıca PKK ile mücadelede hem yeni aktörleri kazandığını, hem de güvenlik güçlerinin moral açısından güçlendiğini değerlendirmektedir.

AK Parti hükümetinin ve özellikle Erdoğan'ın çözüm süreci ve sonrasında Kürtler üzerinde oluşturduğu olumlu atmosfer ve güvenin "Referandum Eylemi" üzerinden yara aldığını ve Kürt seçmende kırgınlıklar oluşturduğu görülmektedir.

İlçe merkezlerine taşınan çatışmaların örgüte ahlaki ve sosyal açıdan büyük kayıplar yaşattığı ve devletin güvenlik güçlerinin sürdürdüğü operasyonlarla güçlü meşruiyet sağladığı kamuoyu tarafından teslim edilmektedir.

Referandum sürecinde Erdoğan'ın ilkesel olarak ve fikriyatı muvacehesinde anlaşılması güç bir üslupla verdiği beyanatların bir maliyet oluşturabileceği de varsayılmaktadır.

Bahçeli’nin “referandum savaş ilanı” söylemine ve ilk günden Habur Sınır Kapısının "kapandı kapanacak" havasına rağmen kapanmaması ve araçların sorunsuz seferleri de gösteriyor ki, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi tamamen gözden çıkarılmamış ve ekonomik ambargo uygulanmamış ayrıca bir askeri müdahaleye de tevessül edilmemiştir.

Habur Sınır Kapısının peşmerge mi yoksa Irak Merkezi Güçlerinin mi tarafından işletilmesi Türkiye'nin birinci önceliği olarak görülmediği için, bu bölgede (Kandil, Sincar vb) tersi ile mücadeledeki kazanımlar daha çok hassasiyet oluşturmakta ve Türkiye tarafından önemsenmektedir.

 

Sonuç olarak;

Türkiye terörle mücadelede operasyonel olarak kazançlı çıkmıştır.

Milliyetçi kamuoyunu ve seçmenleri tatmin edecek 2019 hesapları lehine çevirmiştir.

Irak ve İran ile bölgesel sorunlardan daha çok işbirliği zemini oluşturmuştur.

Referandum sürecindeki dil, Kürt seçmeni ve kamuoyu nezdinde kırgınlıklara yol açmıştır.

Suriye'de PYD'nin gelecek hesaplarının yeniden gözden geçirmesini sağlamıştır.

Türkiye'nin yakın müttefiki Barzani ile ilişkiler ciddi zarar görmüştür. 

ABD İran ile görüşeceği için hesaplaşmasında İran avantajlı hale gelmiştir.

Irak Kürdistan'ı fiilen ve yarı resmi olarak üçe bölünmüştür.

Talabani krizden kazançlı çıkarken Barzani'nin hem liderliği hem de partisi ciddi darbe almıştır.

 

 

 

 


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Arakan = Bir damla petrol! 23 Ekim 2017 Pazartesi Saat 12:53
2. İHH, ne mi yapıyor? 18 Ekim 2017 Çarşamba Saat 19:54
3. Biraz daha sağduyu!!! 28 Eylül 2017 Perşembe Saat 22:38
4. Özrünüz kabul edilmemiştir 08 Eylül 2017 Cuma Saat 16:26
5. Davranış Bozukluğu Olarak: Yansıtma 15 Ağustos 2017 Salı Saat 14:45
6. Mehmet Görmez; Emekliliğiyle değil Emekleri ile var olacak 01 Ağustos 2017 Salı Saat 11:36
7. Sudan'ın Siyahi Kürtleri Sudan İzlenimleri (III) 02 Temmuz 2017 Pazar Saat 15:17
8. Sudan ve Sömürü düzeni; İzlenimler(II) 14 Haziran 2017 Çarşamba Saat 18:19
9. Kara Bahtlı Kara Kıtanın, 'Kara'lar ülkesi: Sudan (I) 09 Haziran 2017 Cuma Saat 17:05
10. Markalaşma ve Kurumsallaşma önündeki 'zatlar ve engeller' 24 Mayıs 2017 Çarşamba Saat 14:25

YORUMLANANLAR :::

Nedim Kaya, AK Parti İl Başkanlığı İçin başvurdu

AK Parti'de aday adalık sürecinin başlamasın [...]

1 gün önce...

Cezaevi firarisi Mardin'de yakalandı

Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan tutukl [...]

1 gün önce...

Kaza yapan TIR şoförü hayatını kaybetti

Kızıltepe-Viranşehir Karayolu'nda tarihi İpeky [...]

12 saat önce...

El yapımı patlayıcı ele geçirildi

Nusaybin’de 30 litrelik bidon içinde el yapım [...]

5 saat önce...

Mardin'de FETÖ davasında ilk karar çıktı

Mardin’de FETÖ’nün darbe girişimine ilişki [...]

5 saat önce...