Dini Düşünce ve Yorumda Dar Kafalılığı Aşmak

02 Ağustos 2018 Perşembe Saat 19:35

Yorum bir bakış açısı, tavır ise bir irade ve kişilik meselesidir.

En iyi yazılı metne, ya da en iyi konuşmaya dahi, dar ve sığ bakış açısıyla yaklaşıldığında büyük sıkıntılar yaşanabilir.

Kur’an gibi kutsal, özgün, apaçık ve kuşatıcı bir Kitap, bu dar bakışla okunduğunda da; Resulullah Muhammed gibi insanlık için örnek bir yüce zatın siyer ve hadisleri okunduğunda da bu sığlıktan kurtulamaz kişi.

Çok bilgili olmak, çok ibadet ediyor olmak, hatta Kur’an hafızı olmak da kişiyi bu sığlıktan kurtarmayabilir.

Bunun tarihte de, günümüzde de birçok örneği vardır.

Aşırı yorum, fanatizm, taassup ve benzeri saiklerle siyasi, sosyal, mesleki ve hatta dini alanda ayrıntılara takılıp kaldığı, mezhep ve gurup mensubiyetini kutsallaştırdığı ve farklı düşünen ya da davrananlara şiddet dâhil her türlü hukuksuzluğu reva gördüğü nice olaylara tarih tanıklık ettiği gibi, günümüzde de buna şahitlik etmekteyiz.

Mü’minler için dini bilgi ve hüküm kayna

Kur’an ayetleri bile dar ve sığ bir şekilde, taassup ve tarafgirliklerin –maalesef- nesnesi haline getirilebiliyor.

Şiddet ve Tekfir içinde bulunan bütün tarihsel ve güncel kişi ve guruplar buna örnektir.

Hz. Ali’nin hilafeti döneminde Muaviye ile yaşanan yönetim krizinin aşılması için önerilen ‘hakemlik’ meselesinde üçüncü taraflardan biri olarak tepki veren guruplardan biri de ‘Harici’lerdir.

Hariciler teheccüd namazları dâhil, ibadetlerine düşkünlükleri ve yüksek takvaları(!) ile öne çıkarlar. Ancak dar kafalı ve sığ düşünceli yaklaşımları nedeniyle ‘Hüküm ancak Allah’ındır’ ayetini Hz. Ali’yi şehid etmeye vardıracak şekilde yorumlamaya götürürler.

Bu dramatik ve sonuçları günümüze kadar yaygın şekilde süren elim hadisedeki çarpık anlayışa karşı, Abdullah bin Abbas’ın bütüncül ve Mekasid-i Şeria’yı gözeten yaklaşımı oldukça öğreticidir.

Hariciler, Hz. Ali’nin tarihi ‘Hakem Olayı’nı bir itikad meselesi haline getirip Hz. Ali’ye karşı bir cepheye dönüştürdüler.

Abdullah ibni Abbas ile tartışan bir gurup harici bu konuda Hz. Ali’yi suçlayınca, İbni Abbas onlara şunları anlatır;

Bakınız; sizin Aliyi ‘Hakem Olayı’ nedeniyle suçlamanız hem haksız, hem de aşırı bir yorumdur. İki müslüman taraf arasında sulhun oluşması için bir kişi ya da heyetin hakem kabul edilmesine ‘Hüküm ancak Allah’ındır’ ayeti üzerinden karşı çıkıyorsunuz. Ayet doğrudur; ama siz bunu dar ve yanlış anlıyorsunuz.

Karı-koca arasında uyumsuzluk çıktığında ve kendi aralarında bunu çözemeyip sıkıntı büyüdüğünde Kur’an-ı Kerim, sorunun aşılması ve boşanmanın önüne geçilmesi için her ikisi adına birer hakemin iyi niyetle çözmesi için bulundurulmasını tavsiye eder.

Ümmetin birbirini kırdırması, bir karı-kocanın anlaşamamasından daha mı önemsizdir. Kuran bir aile sorununu çözmek için ‘hakem’ tavsiye ediyor da, bir ümmetin emirlik sorununun çözümü için ‘hakem’ olmasını nasıl yanlış görürsünüz?

Ayrıca, Hz. Ali niçin feragat etti. Emirlik onun hakkı iken niçin Muaviye ile bu hususu konuşmak için hakkından feragat etti diyorsunuz.

Oysa Resulullah Muhammed, Hudeybiye anlaşmasında, kendi adının önünde bulunan ‘Resululllah’ lafzını, müşrik heyet itiraz ediyor diye kendi eliyle silmiştir. Umumi menfaat için ve ümmetin sulh-u salahı için peygamber de kimi hususları zamana bırakarak feragat etmiştir.

Bu konuşmadan sonra Hz. Alinin hem ‘hakem’, hem de ‘emirlik’ tartışmasındaki içtihadını ‘küfür’ olarak! gören Harici heyet, düşüncesini değiştirerek Hz. Ali safına katılır. (El-Mahle)

* * *

On binlerce Müslümanın birbirlerini katl ettiği tarihi Cemel, Sıffin ve Kerbela olayları, maalesef farklı isimler, aktörler ve boyutlarda günümüzde de yaşanmaktadır.

Müslümanların iktidarla, muhalefetle, güçle, imkanlarla ve yokluklarla sınanmasında verdikleri duruş ve tepkide bir çok aşırılık ve ilkesizlik görülebildiği gibi; ayetleri, hadisleri ve bilgiyi İslamın temel ilkelerine ve amacına aykırı düşme pahasına yorumlayan ve anlayan kişi ve guruplar da varlığını sürdürmekte ve ümmete/insanlığa büyük maliyetler oluşturmaktadır.

Kasıt ve kötü niyet sahibi kişi ve guruplar ise bu meyanda değerlendirmeye değer görülmemeli; ümmetin bunlara karşı basiret üzere davranıp tedbir alması önemlidir.

Buna binaen; doğru anlama ve yorumlamada üsul bilgisi acil ve zorunludur. Çok bilmek değil, doğru bilmektir esas olan.

Tıpkı Abdullah bin Abbas’ta görüldüğü gibi.


YORUMLAR :::

  1. Rıza Baba
    08 Ağustos 2018 Çarşamba Saat 10:38 CEVAPLA
    Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? ... Niçin bir türlü söylüyor, başka türlü yapıyorsunuz. (Saff Suresi Ayet 2)

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Tam 10 Yıl Oldu; Hatırlamak İyidir 12 Eylül 2018 Çarşamba Saat 13:29
2. Mardin’de Ramazan; Üç Cami Örneği 12 Haziran 2018 Salı Saat 02:26
3. Fıtratı Baskılamak; Rahiplik 21 Nisan 2018 Cumartesi Saat 16:04
4. Turabdin ve Süryaniler (3) 16 Nisan 2018 Pazartesi Saat 11:07
5. Bagok İzlenimleri; Süryaniler’e dair 07 Nisan 2018 Cumartesi Saat 17:31
6. Bagok’ta Bahar; Turabdin  Gözlemleri 31 Mart 2018 Cumartesi Saat 16:15
7. Zülfü Livaneli Mardin’den Özür Dilesin! 25 Aralık 2017 Pazartesi Saat 14:48
8. İkram-i Ali Sofrasında; Cihana Bedel ‘An’lar 25 Ağustos 2017 Cuma Saat 13:26
9. Aldatanları İfşa Etmek 07 Ağustos 2017 Pazartesi Saat 16:47
10. Mardin; Direniş ve O Gece! 18 Temmuz 2017 Salı Saat 18:40

YORUMLANANLAR :::

Yeşilay'dan Okulun ilk günleri uyarısı

Yeni eğitim ve öğretim yılı ile birlikte aile [...]

1 gün önce...

Şarbon Hastalığı şüphesine bakanlıktan yalanlama

Kızıltepe'de yüksek ateş ve öksürük şikay [...]

1 gün önce...

Mardin’de Demokrat Parti teşkilatı yeniden kuruldu

Demokrat Parti’nin, Mardin’de ve bazı ilçele [...]

1 gün önce...

'1 saatte bitirin' talimatı

Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya, 81 il emni [...]

1 gün önce...

Mazıdağı'nda "Hayat Namazla Güzeldir" programı

Kur'an Nesli Platformu tarafından Mardin'in Mazid [...]

1 gün önce...