Gazeteciler Bayramı ve Basın Özgürlüğü

21 Ekim 2018 Pazar Saat 15:18

Dün 21 Ekim Gazeteciler Bayramıydı. 21 Ekim 1860 tarihinde çıkartılan Tercüman-ı Ahval ilk özel gazetedir. Ülkemizdeki gazeteciliğin yüzüncü yıl anısına PTT’nin 1960 yılında “anı pulu” basması ile o gün bugündür 21 Ekim Gazeteciler Bayramı olarak kutlanıyor.

              Biz gazetecileri bırakın 21 Ekim'i bayram havasında kutlamayı günlük yaşamdaki sıkıntılarla baş etmeye çalışıyoruz. Bugün bu sorunları yazmak isterdim ancak özellikle Mardin Artuklu Üniversitesinin başarısızlığını örtbas etmek için olacak ki hakkımda mahkemelere açtığı davalara cevap dilekçesi yetiştireyim derken köşe yazısı yazmaya vakit bulamaz hale geldik.

              Gazetecileri tahakküm etmek için hemen her gün hakkımda bir dava açacak hale gelen üniversite en son başka site ve gazetelerden alıntıladığım bir haberden dolayı aleyhimde açtığı 10 bin TL'lik davaya cevap vermek zorunda kaldım. Toplamda 50 sayfalık dava dilekçesi ile birlikte avukatları Duygu Erdolu ve Bahattin Uncu'nun müvvekilleri Prof.Dr. Ahmet Ağırakça'yı Yargıtay'daki bir mide bulandırıcı magazinsel haber sonucunda verilen karar ile savunduğu davaya verdiğim cevap dilekçesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

              Ondan önce de Ağırakça için emsal olmasını istedikleri karar hakkında sizler bilgi vermek istiyorum. Benim yayınladığım haberden haberdarınız. Hani şu kendisinin yazdığı kitapta Türk ve Kürt kelimelerinin değiştirildiği iddia edilen haber var ya. Bu iddialar birçok haber sitesinde yer almış ve ben de bu konunun uzmanlarından görüş alarak haber yapan K24 sitesindeki haberi sitenin de adını vererek üniversiteden herhangi bir açıklama gelmemesi üzerine yayınladım. Bunun üzerine rektör avukatları aracılığıyla haberi yayınladığımız gün hakkımızda tazminat davası açtı. Hatta işi işgüzarlığa kadar götürüp haberin hiç yayınlanmadığı gazetemiz hakkında ve hiç olmayan sorumlu yazı işleri müdürümüz hakkında bile 10 bin TL'lik dava açtılar.

.             Hatta dava açarken bile kendileri de Türk ve Kürt kelimesinin değiştirildiğini kabul ederek bunu da matbaa hatası olarak savundular. Ama gel gör ki, rektör asıl haberi yapan yerel ve ulusal site ve gazeteler yerine bunu başka alıntıladığı siteyi bile belirtmesine rağmen 3 gün sonra yayınlayan bizler hakkında dava açıyor. Buna sevinmedik değil, ne de olsa bilen bilir günahımız çoktur.


Sarışın haberi hiç olmamış

              Şimdi bu habere karşılık rektör ise avukatları aracılığı ile kendisini 8 yıl önce yayınlanan "Şahan çok çabaladı yine de yakalandı"haberi ile savunuyor. Bu haber başka yerlerde, "Şahan sarışın güzel ile öpüştü","Bu sarışın kim?"," İşte Şahan'ın sarışını!" şeklinde yayınlanmış. Haber gerçekten de mide bulandırıcı bir magazinsel haber. Haberin içeriğine girmeyeceğim çünkü emsal gösterilecek bir haber olmamış bu. Avukatları rektörü bu haber üzerinden nasıl savunmuşlar halen anlayabilmiş değilim.


İŞTE MAHKEMEYE VERDİĞİM DİLEKÇEM

              Konuyu daha da fazla uzatmadan dava dilekçesine geçeyim.

              Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Ahmet Ağırakça tarafından hakkımda mahkemenizde açılan dava sonucunda yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

              Dava dilekçesinde itiraza cevap dilekçesinde iddia edildiği gibi mevzubahis haberin Mardin Life Gazetesinde yayınlanmadığını ve sadece internet sitesinde yayınlandığını kendileri de kabul etmişlerdir.  Ki internet sitesinde alıntı yaptığımız haberde yapılan eylem kesinmiş gibi görüş bildirilse de biz alıntıladığımızda ileri sürüldü şekilde değiştirmişiz. (Madde 5)


HABER YAPABİLME ÖZGÜRLÜĞÜ

              1- ) Basın özgürlüğü en genel ifadeyle basın kuruluşlarının ve çalışanlarının herhangi bir baskı altında olmaksızın ve kamunun bilgisine sundukları haberler nedeniyle herhangi bir yaptırıma uğrama endişesi duymaksızın haber yapabilme özgürlüğünü ifade etmektedir. Basın faaliyeti kamuyu bilgilendirme ve aydınlatma işlevine sahip olduğundan, bu faaliyetin özgürce gerçekleştirilebilmesi kamunun yararınadır. Bu nedenle basın özgürlüğü anayasal teminat altına alınmıştır. Bunun yanında hukuk sistemimizde cevap ve düzeltme hakkı dayanağını Anayasa’nın 32. maddesinden almaktadır. Bu hak ayrıca 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinde de düzenlenmiştir. Buna göre, “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin”30 düzeltme ve cevap yazısı göndererek bunun yayımını istemesi mümkündür. (MADDE 14. - Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.)

              Haberde kesinlikle bir hakaret söz konusu değil sadece sitelerde yayınlanan bir haberin günler sonra herhangi bir açıklama yapılmaması üzerine kaynak gösterilerek yayınlanmasıdır.  Ancak davacı Ahmet Ağırakça, hem onurunun zedelendiğini, hem de zan altında bırakıldığını iddia ederek söz konusu haberle ilgili düzeltme ve cevap yazısı gönderme yoluna gitmek yerine tazminat davası açma yoluna gitmiştir. Bu davranışta  basına yönelik bir baskının ve yayın organına karşı kişisel bir nefret ve kinin göstergesidir. Kendisi daha önce de anayasal koruma altına ve hukuken güvence altına alınmış basın özgürlüğüne karşı Başbakanlık Basın İlan Kurumuna başvurarak Kamu yararını yürüten Mardin Life Gazetesi hakkında 16 defa  şikayette bulunmuş ancak hiçbir sonuç alamamıştır. Aynı şekilde bu haber birçok internet sitesi ve gazetede yer almasına rağmen sadece gazetemiz hakkında yasal işlem başlatılmış olması da bunun bir göstergesidir.

              Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmek olduğunun farkında olan bir yayın kuruluşu olarak, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirme sorumluluğunu taşıyoruz. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.


HABERİ KAYNAĞI İLE ALINTILAMAK SUÇ DEĞİL

2-) İtiraz dilekçesine verilen cevap dilekçesinde http://www.mardinlife.com/Rektor-Agirakca-haberi-34615 linkinde alıntı olarak yayınlanan  haberin niçin altına alıntılanan haber sitesinin yazılmadığı sorulmakta, ancak haber okunduğunda haberin iki yerinde K24'e konuşan bölümün yer aldığı görülecek. Haberi alıntıladığımız site kendi isimlerinin kaynak olarak belirtilmesi şartı ile haberi kullanılabileceği uyarısı üzerine olduğu gibi habere yer verilmiş.


İDDİA OLARAK YER VERDİK

3-) Daha önceki dilekçemizde de belirttiğim gibi Sayın Ağırakça ve vekilleri tarafından herhangi bir açıklama veya tekzip yayınlanmaması üzerine internet sitesinde diğer sitelerde yer alan haber noktası virgülüne dokunulmadan haberi kaynağı da belirtilerek 3 gün sonra internet sitesinde yayınlanmıştır. İtiraz dilekçesinde de vurguladığımız gibi haberde sadece "Haberlerde yer alan iddialara Rektör Ağırakça'nın bugüne kadar bir açıklama ya da tekzip yayınlamaması da dikkat çekti. Bu iddialar birçok ulusal medya kuruluşunda yer alırken sosyal medya kullanıcıları arasında ise Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü bir kez daha alay konusu oldu."cümlesi haberin girişinde kullanılmıştır.  İçeriği ve görsellerin tamamı haberin içinde yer aldığı gibi alıntı yapıldığı K24 haber sitesinden Cesim İlhan'a aittir.  

5846 sayılı kanunun 36. maddesine binaen haberde alıntı yapılan sitenin ismi yer almaktadır.

"K24’e konuşan Tarihçi Kerem Serhatlı, İbnu’l-Esir'in İslam Tarihi, el-Kamil Fi’t-Tarih kitabında Türkler olarak tercüme edilen birçok yerin tahrif edildiğini söyleyerek, Selçuklular’ın geçtiği yerlerin de “Türkler” olarak çevrildiğini söyledi.

K24’e konuşan araştırmacı Kutbettin Nurlubaş da, “Şimdiye kadar önemli Kürt şahsiyetler Türk şahsiyeler ya da tarihte Kürtler’in başarıları Türkler’in başarısı olarak verilmiştir hep. Bu dinin haram kıldığı menfi milliyetçiliğin bir tezahürüdür” ifadelerini kullandı."


DÜZELTME YERİNE TAZMİNAT

4-) 5187 sayılını kanunun 14. maddesine göre düzeltme ve tekzip hakkı ile haberi yayından kaldırmak başvurusu yerine hemen tazminat davasına başvurulmasının iyi niyet göstergesi olmadığını ifade etmek için dikkat çekmiştik.

5-) İddia edilen ifadeler alıntı yapılan haberde geçen ifadelerdir. Ki Davacının avukatları da ekte gönderdikleri metinle haberin alıntıladığını doğrulamaktadırlar.

Ve haberde kesin bir dil kullanılmasına rağmen bizler haberin son kelimesini şu şekilde değiştirmişiz.

12 ciltten oluşan eser 1230 yılında Arapça olarak kaleme alındı. Bütün ciltleri Arapça’dan Türkçe’ye çevrilen eserin 3, 7, 8 ve 12’inci cildini Türkçe’ye çeviren Ahmet Ağırakça, özellikle 7’nci ciltte geçen kelimeleri değiştirdi. (K24'te yer alan haber)

12 ciltten oluşan eser 1230 yılında Arapça olarak kaleme alındı. Bütün ciltleri Arapça’dan Türkçe’ye çevrilen eserin 3, 7, 8 ve 12’inci cildini Türkçe’ye çeviren Ahmet Ağırakça, özellikle 7’nci ciltte geçen kelimeleri değiştirdiği ileri sürüldü.(Kesin olmadığı için ileri sürüldü şeklinde yayınlamışız.)


KENDİSİ KİŞİSELLEŞTİRMİŞ

6-) İtiraz dilekçesinde de belirttiğimiz gibi habere konu iddia alıntı yaptığımız siteye ait olup, verilen görselde Türk kelimesinin Kürt olarak değiştirildiği net bir şekilde görülmesi üzerine bu haber yayınlanmış ve karşı taraftan gerek telefonla gerekse de sosyal medya üzerinde açıklama istenilmesine rağmen bu saat itibarı ile herhangi bir açıklama gönderilmemiş, sadece dava açılmıştır.  Türk kelimesi ile değiştirilen Kürt kelimesinin görevlendirilecek bilirkişi ile sadece bir baskıda değil bütün baskılarda geçtiği tespit edilebilir. Matbaa hatasından kaynaklanması halinde basıma giren diğer bütün baskılarda da aynı kelime düzeltilebilirdi.

              Sayın Ağırakça'nın iddia ettiği gibi ne benim, ne de Mardin Life Gazetesinin kendisine yönelik bir ön yargımızın ve karalamaya yönelik bir çabanın içinde olmadığım aynı zamanda muhabiri olduğum Sabah Gazetesinde yaptığım haberlerden de anlaşılabilecektir.  Aynı şekilde kitapta değiştirilmeyip olduğu gibi bırakılan Kürt kelimeleri ile yaptığımız araştırmada ise kitapta Kürtleri küçük düşürecek (yağmalayan, katleden, ihanet eden)  yerlerde değiştirilmediği ortadır.

 

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKINDA

7-)         Anayasa’nın 26. maddesinde, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin “söz, yazı, resim veya başka yollarla” kullanılabileceği ifade edilmiştir. Bu noktada basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün bir yansıması olarak kabul edilmelidir.  Anayasal güvence altına alınmış olmakla birlikte gerek Anayasa gerekse 5187 sayılı Basın Kanunu’nda basın özgürlüğüne vurgu yapılmıştır. Burada basın özgürlüğü olarak haber, fikir ve düşünceleri serbest olarak toplama, yorumlama, eleştirerek çoğaltabilme ve bunları serbestçe yayabilme hak ve özgürlüğü olarak tanımlanmaktadır.

              Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde: “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."

 

VERİLEN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

              Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında[Anayasa Mahkemesi T. 18.06.2009, E. 2006/121, K. 2009/90.] haber alma ve verme hakkının ya da haberlere ulaşma özgürlüğünün okuyucu, izleyici ya da dinleyicinin bireysel hakkı olarak düşünülüp düzenlenemeyeceği, bu hak ve özgürlüklerin okuyucuların, izleyicilerin ya da dinleyicilerin kolektif hak ve özgürlükleri olduğu ifade edilmiş, basın özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan bir özgürlük olarak tanımlanmıştır. Anılan kararda okuyucuların, izleyicilerin ya da dinleyicilerin haber alma ve görüşleri öğrenme olanağından yoksun kalmamaları için Anayasa koyucunun basın özgürlüğüne özel önem verdiği ifade edilmiştir. Basın özgürlüğüne verilen bu özele öneme istinaden devletin, basın özgürlüğünün sağlanması ve korunması yönünde aktif yükümlülüğü bulunmaktadır. Nitekim Anayasa’nın 28. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” düzenlemesi ile devletin aktif yükümlülüğüne vurgu yapılmıştır.

 

DANIŞTAY KARARLARI

              Basın özgürlüğünü, düşünce ve kanaat özgürlüğünü tamamlayan ve kullanılmasını sağlayan nitelikte bir özgürlük olarak tanımlayan Danıştay’ın bir kararında ise[Danıştay 13. Dairesi T. 23.11.2007, E. 2007/7054, K. 2007/7684], haber alma ve verme hakkının ya da haberlere ulaşma özgürlüğünün, izleyicilerin ve dinleyicilerin kolektif hak ve özgürlüklerinden olması ve bu haliyle toplumsal bir nitelik taşıması nedeniyle basın özgürlüğünün, kamu güçleri karşısında olduğu kadar özel güçlere karşı da korunması gerektiği, bu bağlamda, medya tekelinin oluşmasına karşı gerçek sınırlamalar koymanın ve medyanın çoğulculuğunu koruyucu önlemler almanın devletin ödevi olduğu ifade edilmiştir.

              Basın özgürlüğü 5187 sayılı Basın Kanununda da düzenlenerek, güvence altına alınmıştır. 5187 sayılı Kanunun 1. maddesinde Kanunun amacının basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanım amacını düzenlemek olduğu belirtilmiş; 3. maddesinde ise basın özgürlüğünün bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiği ifade edilmiştir. 3. maddenin gerekçesinde Anayasanın 28. maddesinde yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmü karşısında böyle bir düzenlemenin gereksiz görülebileceği, ancak 5187 sayılı Kanunun söz konusu amaca yönelik bir anlayışla düzenlendiğini vurgulamak için böyle bir hükme yer verildiği ifade edilmiştir.

 

AHİM KARARLARI

              Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Thorgeirson davasında kamu yararını ilgilendiren konularda bilgi ve fikirlerin açıklanmasını, basının görevi olarak kabul etmiştir [Thorgeirson isimli gazeteci, İzlanda’da polisleri üniformalı canavarlar olarak nitelemesi ve polisin davranışları için sahtekarlık, kabadayılık, cüretkarlık, gibi ifadeler kullanması nedeniyle iç hukukta para cezasına mahkum edilmiş, ancak AİHM, davacının kendi ülkesinde polisiye sorununu gündeme getirdiğini saptayarak, mahkumiyet kararını kamuyu ilgilendiren konularda açık tartışmayı engelleyecek nitelikte bulmuştur.

http://hudoc.echr.coe.int/sites/eng/pages/search.aspx?i=001-57795

              ]. Jersild ve Thoma davalarında ise AİHM, bir gazetecinin bırakın bir haberi alıntılamayı  bir başkasının ileri sürdüğü iddianın yayılmasına yardım ettiği için cezalandırılmasını basının kamu yararına ilişkin konuların tartışılmasına olan katkısını ciddi bir şekilde engelleyeceğini belirtmiştir.

 

HABER UNSURLARI VE YARGITAY KARARLARI

9-) Habere konu olan Türk ve Kürt kelimelerinin değiştirildiği bilgisi kitap sayfasının ekran görüntüsü üzerinde işaretlenerek haberin alıntılandığı sitelerde yer aldığı için haber noktası virgülüne dokunulmamış ancak kesin tabirler ileri sürüldü olarak kullanılmıştır. Haber verme hakkının unsurları arasında yer alan Haberin gerçekliği habere yahut eleştiriye konu olayın gerçek olmasını ifade eder. Ancak gerçeklikten maddi gerçeklik değil, görünür gerçeklik anlaşılmalıdır. Zira olayın maddi gerçekliğini araştırmasını beklemek basını önemli ölçüde kısıtlamak anlamına gelecektir. Yargıtay bir kararında o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağına hükmetmiştir (Yargıtay 4. HD. T. 12.02.2002, E. 2001/10293).

              Haberin güncel olması, somut olayın açıklandığı tarihlerde kamu yararının bulunması esasına dayanır. Zira üzerinden süre geçmiş ve açıklanmasında artık kamu yararı bulunmayan bir olayın yayımlanmasında haber verme hakkından söz edilemeyeceğinden kişilik hakkına üstünlük tanınacaktır. Ancak, Bilimsel araştırma niteliğindeki yazılara ilişkin olarak ise Yargıtay, yazının bilimsel bir araştırma niteliğinde olmasını gerekçe göstererek güncellik unsurunun aranmayacağına, böyle bir konunun ortaya konmasında kamu yararının belirgin olduğuna hükmetmiştir.[HGK. T. 14.02.1996, E. 1995/4-1045, K. 1996/77].

              Demokrasi kültürünün oluşmasında basın önemli ve vazgeçilmez bir role sahiptir. Zira kamuoyu sosyal, politik ve ekonomik olaylardan basın aracılığıyla bilgi sahibi olmakta, bu bilgileri değerlendirmekte ve eleştirebilmektedir. Toplumsal ilgi uyandıran, kamuoyunu üzerinde düşünmeye ve tartışmaya sevk eden, belli bir sorunun aydınlanmasına veya buna çözüm yollarının gösterilmesine hizmet eden olayların açıklanmasında kamu yararı vardır.

              Haberde kullanılan dil, ifade ve resimlerin haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ölçüde kullanılmasına özen gösterilmiştir.  Özle biçim arasındaki denge unsuru değerlendirilirken haberin bütünü dikkate alınmalıdır.  Yargıtay'ın bir kararında yazının değerlendirilmesinde tek tek kelime ve cümlelerin anlamının değil, bütününden kastedilenin esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. [HGK T. 29.05.2002, E. 2002/4-450, K. 2002/460].


İYİ NİYET GÖSTERGESİ DEĞİL

10-)       Davaya konu haberle ilgili olarak da gerek noter gerekse de avukatı aracılığı ile bu güne kadar haber merkezine haberi yalanlayacak, tekzip edecek herhangi bir açıklamanın gönderilmemiş olması da söz konusu kişinin amacının haberi yayından kaldırmak ve düzeltmekten öte gazete üzerinde baskı ve tahakküm kurmak olduğu ortaya çıkmaktadır. Haberin ileri sürüldüğü gibi kişilik hakkını zedelediği düşünülseydi;  Sayın Ağırakça, haberin yayından google ve yandex kayıtlarından silinmesi için kaldırılması veya haberin gerçekliği ile ilgili daha önceki haberlerde olduğu gibi mesela kamuoyuna bir açıklama yapılabilirdi. Dava dilekçesinde bile haberin yayından kaldırılmasına yönelik bir istem yerine tazminat istenmesi niyetini ortaya koymaktadır.


BUGÜNE KADAR HİÇBİR CEZA ALMADIK

11-) Dava açılan internet sitesi Mardin'de 15 yıldan beri aralıksız olarak yayın hayatına devam eden www.mardinlife.com devletin birlik ve bütünlüğünden yana yayınlar yaparak kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirmektedir. İddia edildiği gibi kimseyi hedef gösterme ve ya kamuoyu önünde küçük düşürme gibi düşüncesi asla olmamış ve bugüne kadar aldığı hiçbir ceza ve yaptırımda olmamıştır.

GÖRÜNÜRDEKİ GERÇEKLİK ORTADA

12-) Basın mesleğinde çalışan biri olarak kişilik hakkını temel bir hak olarak güvence altına alan anayasanın ikinci bölümü geniş bir temel haklar listesi içerdiğini ve bu bağlamda, herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu ifade eden anayasa, temel hak ve özgürlüklere bir anayasa normu niteliği kazandırdığını biliyorum. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bu bağlamda, bir haberin yalnızca “görünürdeki gerçekliğe” uygun olması, o habere ilişkin olarak yukarıda sayılan hukuka uygunluk şartlarından ilkinin sağlanması bakımından yeterlidir. Yargıtay’ın birçok kararında , yukarıda bahsi geçen diğer şartları taşımak kaydıyla, “görünürdeki gerçekliğe” uygun bir yayının hukuka aykırı kabul edilemeyeceği ve yayın yoluyla kişilik hakkı ihlal edilen kişinin tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmiştir. Diğer bir değişle, söz konusu kararlara göre, “görünürdeki gerçekliğe”(değiştirilen kelimelerin Arapça ve Türkçe yer aldığı görsel ve haberin alıntı olması) uygun bir haberin maddi gerçekliğe aykırı olması nedeniyle tazminat istenmesi mümkün değildir."

          Dilekçe çok uzun olduğu için vaktinizi aldığımın farkındayım, bir kez daha sizlerden özür dileyerek önümüzdeki yıl 21 Ekim Gazeteciler Bayramını da bayram tadında kutlarız inşallah. 


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Sahipsiz Memleket (3)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 16:00
2. Sahipsiz Memleket (2)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:52
3. Sahipsiz Memleket (1) 28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:39
4. Mutlu Olmanın Sırrı Sınavdan Geçmez 10 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
5. Sahipsiz Memleket Mardin 03 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
6. Gençlere Dair... 14 Temmuz 2018 Cumartesi Saat 19:43
7. Kendi ektiğimizi biçiyoruz! 03 Temmuz 2018 Salı Saat 11:43
8. Biz bu hallere nasıl geldik? 21 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 16:37
9. Gözler Partilerin Aday Listelerinde 13 Mayıs 2018 Pazar Saat 16:43
10. Münafıklığa Karşı; Çözüm Mümin Adaylarda 07 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 15:10

YORUMLANANLAR :::

Ertaş, belediye başkan adaylığı başvurunda bulundu

Kızıltepe'de 1994-1999 yılları arasında beled [...]

16 saat önce...

Din-Bir-Sen'den CHP'li Vekile Tepki

Din-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şi [...]

1 gün önce...

CHP, Ahmet Türk ile gizli görüşmeyi doğruladı

CHP'den, 'Ahmet Türk' Açıklaması: Başkanımı [...]

1 gün önce...

Artuklu'da aday adaylığı yoğunluğu sürüyor

2019 Mart Yerel seçimleriyle ilgili AK Parti'de b [...]

1 gün önce...

Devlete Ait Gizli Evrakları PKK'ya Göndermiş

Derik Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Muhamm [...]

17 saat önce...

YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar
Faraç Çobanoğlu
Faraç Çobanoğlu

Yerel Seçimlere Giderken…

1
Gürsel Ekmen Miroğlu
Gürsel Ekmen Miroğlu

Nasıl mı Okudum?

3
Fırat Ensari
4
M. Sait Ekinci
M. Sait Ekinci

Dünaysır Serencamı

7