Kara Bahtlı Kara Kıtanın, 'Kara'lar ülkesi: Sudan (I)

09 Haziran 2017 Cuma Saat 17:05

               Yardım Kuruluşu İHH ile birlikte insani yardım dağıtımında gönüllü olarak görev almak üzere Ramazan'ı; Afrika'nın, 'Siyah'ların ülkesi olarak adlandırılan Sudan ülkesinde karşıladık.

              Günlük hayatta biz Türkiye'dekilere Afrika'daki insanların yaşadıkları ve karşılaştıkları sorunlar bir zamandan sonra insana hikayeymiş gibi geliyor. Artık bize kanıksatılan algıdan olacak ki Afrika denilince zaten açlık ve ölümün olması normalleşiyor. Bunlara bir de "Yanıbaşında onca fakir varken ne işiniz var Afrika'da? Size mi kalmış Afrika'ya yardım? türündeki mahalle baskıları da eklenince insan tamamen Afrika gündeminden uzaklaşıyor.

              Gerçeklerimizle yüzleşmek üzere Sudan'a doğru yola çıkarken bir yandan da düşünmeden edemiyordum. Gerçekten de söylendiği gibi bahtı kara olduğu için mi kara kıta insanı bu halde? Sözde bilim, teknoloji ve refahın tavan yaptığı 21.yüzyılda acaba gerçekten hala susuzluktan, kıtlıktan ve hastalıktan ölen insanlar mı vardı bu dünyada? Oysa belgesellerde izlediğimiz O Afrika’nın verimli toprakları, eşsiz doğal güzellikleri ve yeraltı zenginlikleri yok muydu? Peki, bu kadar zenginliğe rağmen o zaman bu sefalet nasıl oluyor? 

 

Gözlerimizi açtığımızda elimizde İncil...

              Başlığında ve içinde çok fazla 'Kara'msar kelime geçtiği için okumaktan vazgeçmeden yazıma; her Afrika denildiğinde aklıma gelen Kenya’nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyatta'nın şu meşhur sözü ile başlamak istiyorum.

              Kenyatta; "Beyazlar ülkemize geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Ama bize gözlerimizi kapalı tutup dua etmeyi öğrettikten sonra gözlerimizi açtığımızda ise bizim elimizde İncil, o zengin topraklarımız ise beyazların olmuştu. "diyerek belki de yüzlerce ansiklopedinin bile anlatamayacağı bilgileri çok net ve anlamlı bir şekilde özetlemişti.

              Afrika’nın bahtının rengi gibi kararması çok eskilere dayanmıyor. Kara kıtadaki yoksulluğun topraklarına beyaz elinin bir asır önce değmesiyle başlıyor.  50 milyona yakın kişinın kronik açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Dünyanın bu en fakir kıtasında, her iki Afrikalıdan biri yetersiz beslenirken, üçte biri ise açlık sınırında. Kıta nüfusunun yarısı günde bir dolardan daha az bir gelirle hayatını devam ettiriyor.

 

Doyumsuzluk ve açlık

              BM'nin verilerine göre dünyada tüm insanlara yetecek kadar üretim yapılıyor; ancak açlık sınırının altında yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor. Bu da bazı toplumların doğal kaynakları pervasızca tüketerek doyumsuzluk içinde yaşamayı, bazılarının ise sefalet içinde yaşam mücadelesin vermelerini adaletsiz bir şekilde gözler önüne seriyor. Amerika, Avrupa ve Asya ülkelerinde yaşayan sıradan bir insan, bir Afrikalının yetmiş misli tüketiyor. Dünyada ortalama yaşam süresi olan 50’nin altında olduğu 30 ülke var ve bunlar Afrika’da bulunuyor.

              Dünyada bir tarafta lüks hayat ve silah teknolojisine ayrılan milyarlarca dolarla savaş çığırtkanlığı yapan medeni insanlar ve diğer tarafta ise hayatta kalacak kadar dahi su bulamayan, tüm zenginlikleri zamanında medeniyet getireceğim vaadinde bulunan ülkeler tarafından talan edilmiş kara kıtanın bahtı kara insanları.

 

25 yılda sömürgeleştirildi

              Gelelim Afrika’nın kısa tarihçesine. Güllük gülistanlık içinde yaşayan Afrika'daki ülkelerin tamamına yakını Endüstri Devrimi ile kısa bir süre içinde sömürgeleştirildi. 1875 yılına kadar kıtanın sadece %10’u Avrupa işgalindeyken, bu oran 1900’a varıldığında yani 25 yıl içinde %90’ları buldu. Sonraki yarım asırda her ne kadar sömürgeciliğin sona erdiği düşünülse de, Afrika kıtası sömürgeciliğin etkisinden halen kurtulabilmiş değil. Bugün milyonları etkileyen açlık sorununun temel nedeni kuraklık gibi gözükse de bunun temelinde batı ülkelerinin sömürge politikalarında yatıyor.

              Bir asra yakın sömürge döneminde bilinçli bir stratejinin ürünü olarak uygulanan tarım politikaları hem halkın arazilerini kaybetmesine, hem de verimli toprakların yok olmasına neden oldu. Bunun yanında hemen hemen bütün ülkelerin yeraltı zenginlikleri masabaşındaki hile hurda antlaşmalarla uzun süre batılı şirketlere devredildiği için üretimden kaynaklanan bir gelir de olmayınca halk tamamen sefil bir yaşama mahkum edildi.

 

Halkın zihin kodları ile oynanmış

              Beyaz insanlar, toprak sömürgeciliğinin yanında kara insanların zihin kodları ile de oynadı. Beyinleri uyuşturulan insanlar tamamen hazırcılığa alıştırılmış ve tembelleştirilmiş durumda.

              Bunun yanında sömürgecilik döneminde halkların sosyo-politik kriterleri göz önünde bulundurulmadan sınırların cetvelle çizilmesinden kaynaklanan hatalar nedeniyle Afrika'da silah tüccarların işi de hiç eksik olmadı.  Bir ülke olmasın ki ya komşusu ile ya da kendi içinde iç savaşa mahkum olmasın.

              İşte bu sebeplerden dolayı Afrika, açlık, kıtlık ve kuraklık problemleri ile tek başına baş edemez hale gelince kaderine de terk edilmiş oldu. Aslında Afrika’nın sahip olduğu yeraltı zenginlikleri ve özellikle de altın, elmas ve gümüş madenlerinden elde edilen gelirler bile bu ülkeyi ihya etmeye yetecekken kıta şimdi batının eline muhtaç edilmiş durumda.

 

Misyonerlik ve deneme tahtası

           Son dönemde birçok ülke yıllarca sömürdükleri Afrika’ya göstermelik gıda yardımında bulunuyorlar. Bununla vicdanlarını rahatlatmak isteseler de bunun arka planında yine başka bir hinlik var. Avrupa'dan Afrika'ya yapılan gıda yardımlarının büyük çoğunluğu misyonerlik amacı ile yapılıyor. 50 yıl öncesine kadar Afrika’daki Hristiyan nüfus %3’ken misyonerlik faaliyetlerinden dolayı bugün %50’yi aşmış durumda. Misyonerliğin yanında çok cüzi miktarlarda yapılan bu yardımların içinde yer alan ve genetiği ile oynanmış birçok ürün Afrikalılar üzerinde test ediliyor. Açlık ve kuraklıkla beli bükülen Afrikalı, bir de sağlıklarını ciddi anlamda tehdit eden hastalıklarla boğuşuyor. 

          Bunların üstüne bir de Afrika'daki savaşlardan, hastalıklardan ve açlıktan ailelerini kaybeden yetim ve öksüz çocukları düşünün... 

          Sonraki yazıda görüşmek ümidiyle... 


YORUMLAR :::

  1. Melih
    10 Haziran 2017 Cumartesi Saat 00:00 CEVAPLA
    Afrika bu şekildeyse demek ki tanımamışsız daha bizden olan bir yeri

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. En Belirgin Özellikleri 05 Aralık 2018 Çarşamba Saat 16:57
2. Sonsuzluğa Açılan Kapı 27 Kasım 2018 Salı Saat 15:09
3. İktidar partisi İl başkanını arıyor 19 Kasım 2018 Pazartesi Saat 13:06
4. Gazeteciler Bayramı ve Basın Özgürlüğü 21 Ekim 2018 Pazar Saat 15:18
5. Sahipsiz Memleket (3)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 16:00
6. Sahipsiz Memleket (2)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:52
7. Sahipsiz Memleket (1) 28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:39
8. Mutlu Olmanın Sırrı Sınavdan Geçmez 10 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
9. Sahipsiz Memleket Mardin 03 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
10. Gençlere Dair... 14 Temmuz 2018 Cumartesi Saat 19:43

YORUMLANANLAR :::

HDP'den Büyükşehir'e Sürpriz Başvuru

Mardin Büyükşehir Belediyesi Aday Adaylığına HDP'd [...]

1 gün önce...

FETÖ'nün Mardin Sorumlusu Mülki Yapıyı Anlattı

FETÖ'nün Mardin ve Şırnak kaymakam ve vali yardımc [...]

6 saat önce...

Çağ Çağ Sulama Birliğinden Çiftçiler için önemli duyuru

Nusaybin Çağ-Çağ Sulama Birlik Başkanı Nevaf Değer [...]

1 gün önce...

Şervan Çelik Camii'nin temeli atıldı

Nusaybin Yenituran Mahallesinde yıkılan Köprübaşı [...]

1 gün önce...

Acil Durum Yönetim Merkezinden 'fırtına' uyarısı

Doğu Akdeniz'in doğusu ile Doğu ve Güneydoğu Anado [...]

1 gün önce...