Kendi ektiğimizi biçiyoruz!

03 Temmuz 2018 Salı Saat 11:43

Ne yazık ki kendi ektiğimizi biçiyoruz. 
Yozlaşan toplumun ıslahı için tek çözüm olarak imam hatipleri açmak olarak görmenin bedelini ödüyoruz. 
Çıkarılan yasalarla zinayı meşru gören bir toplumda, cinsel temalı söylemlerin, reklamların, foto videoların, şehvet enjekte ettirilen dizilerin, filmlerin, sınırsız özgürlüğün elit sokaklarından varoş sokaklara hatta köylere kadar girdiği, evlilik dışı ilişki, nikahsız birliktelik ve bunların dokunulmazlığı ile cinsel sapkınlıklarınsiyasi partiler aracılığıyla gencler arasında propaganda aracı olarak kullanılarak bilinç altlarına işlendiği bir dönemde başımıza taş yağmadığına şükr edelim.
Ortada bu kadar sebep-sonuç ilişkisini doğuracak neden varken idamın geri getirlemeyeceği bilinmesine rağmen idamı istemek, idamı gündeme getirmek, bence günü kurtarmaktır...
Herşeyden önce bu günahlara Giden Yolları ve kendilerine yöntem olarak kullanılan argümanların önü kesilmeli.
Modern ve çağdaş insan üreteyim derken vazgeçilen Kamil insan değerlerine geri dönüş yaparak bugüne uyarmalıyız.
Dindarı için de dinsizi için de gerekli olan toplumsal ilkeler için gerekli olan siyasi düzenlemelerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekiyor...
Yoksa yapılan bütün kelli felli açıklamalar, üzüntü beyanları ve sözde ultimatumlar günü kurtarmaya yönelik birer slogandan öteye geçemez.

YILLARDIR ZİHNİMİZE NAKŞ EDİLMEK İSTENDİ
Aslında herşey yıllar önce sinsi sinsi uygulanmaya konulmuştu. Bütün değerlerimizi hedef alan yozlaşmış düşünceler evimizin baş köşesinde günün her saatinde yayınlanan Yeşilcam Filmlerindeki subnilminal mesajlar üzerinden bilinç altımıza yerleştirilmişti. 
Komedi filmi diye yayınlananların verdiği tahribatlar ise çok daha büyüktü. Yetişme çağındaki hemen her gençin televizyon başında buna illaki denk gelerek 25. kare tekniği ile muhakkak zihnine kazıldığını düşünüyorum. Ki bu ahlaksız ve toplum düşmanı filmlerin, hala "muhafazakar" diye bilinen kanallarda sıklıkla yer bularak ve kendini muhafazakar diye tanımlayan vatandaşımız tarafından afiyetle izlenmesi daha da düşündürücü. 

SANAT ADINA YAPTILAR
Şimdi bazıları diyebilir "efendim bunlar sanat niteliğinde"ama... arkadaş, Anadolu Kültürünü ve insanını yerin dibine sokan, ısrarla kafasındaki şablona sokmaya çalışan, olmayacak abartı ve dezenformasyonla bütün İslami ve İnsani değerleri yanlış tanıtan bir sanatı ben ne yapayım. 
Günümüzde bazı kanalların hiç durmadan haftada en az dört beş kere, 90'larda ise özel televizyon furyasının başlaması ile birlikte, neredeyse sinema filmi yayınlayan tüm kanalların bıkıp usanmadan verdiği bu filmlerdeki bazı noktalara dikkatinizi çekmek istiyorum. Mesela karakter seçmelerinin yanında isimlerindeki seçimler. Bu kadroların rol aldığı neredeyse her filmdeki gibi aynı temel felsefeye dayanır. İslami isimleri yozlaştırmak, bilhassa kötü karakterle böyle adlar takmak ve bu isimlerle dalga geçtirmek. Çok düşük ihtimalde bir araya gelebilecek derecede kötü, ahlaksız ve dini kendi çıkarları için kullanabilecek karakterleri bir filme sıkıştırmak.

İMAM ÜZERİNDEN RÜŞVET PAZARLIĞINI NORMALLEŞTİRDİLER
Başlık parası için açık artırma ile bakire kız satmak ve bunu taksitlere bölmek, bu toplumda hemen her gece televizyonlarda yayınlatıldı ama kimse sesini çıkarmadı. Kızı verdiği halde, başlık parası taksidini ödeyememiş damattan kızı alıp, para veren başka birine satmaya çalışma aynı şekilde evimize misafir oldu ama kimse tepkisini dile getirmedi. Abdest alırken rüşvet pazarlığı yapabilecek kadar alçak ve paragöz bir imam gözümüze sokuldu ama imamların kurumu dahil hiç kimseden bir daha yayınlanmaması için bir çaba gösterilmedi.

SAFLIK VE SAMİMİYET ALAY KONUSU OLDU
Hak arama görünümlüler her zaman sosyalist ve hatta anarşist enstantanelerle şirin gösterildi. Bütün filmlerde bölge halkı saflığı ile samimiyeti ile aşağılandı. Çok aşağılık galiz sövmeler ve küfürler, içeriğini düşünmeden bize türkü gibi gelmeye başladı. Minareye çıkıp türkü söylemek ve hatta göbek atmak gibi eylemler bize gülünç olarak gösterildi. 

BU FİLMLERİN ARKA PLANI VE VERMEK İSTEDİĞİ MESAJ
Bununla ilgili Deniz Balaban'ın bu konu üzerinde daha önce yaptığı araştırmadan da bazı bilgileri vermek  istiyorum.
Yeşilcam Filmlerindeki "kötü" karakterlerinden biri, diğer karakterlere göre biraz daha "dindar" görünen tiplemelerdir. Bu filmlerde, izleyicinin gözüne hemen sokuluveren "dindar" karakteri, dini dünya çıkarları içi kullanan, mevcut yağma ve ağalık veya kapitalist düzeninin bekası için elinden geleni yapan, üçkağıtçı, hırsız, kul hakkı yiyen, şehevi arzularının peşinde elalemin karısına kızına sarkabilen ve zina etmekten korkmayan, çıkarı için içki içmekten çekinmeyen her bakımdan "pis" bir tiptir. Bu karakter çoğu zaman imamdır ancak bazı durumlarda işçi sınıfının düşmanı olarak bir işveren, kanaat önderi yoz bir kişilik ya da sıradan bir bakkal ya da esnaftır. Filmdeki esas oğlan, safi kötülük olan karşı tarafla mücadele ederken, kötü tarafa her şekilde yardımcı olduğu gayet belli olan bu "dindar" tipleme ile de mücadele etmek zorundadır. "İyi" karakter, çok defa, bu dindar tiplemeye, İslamiyet'i ve Kur'an-ı Kerim'i ("kitabın neresinde yazıyor bu" gibisinden göndermelerle) iyi bilmediğini ve kendisinin hem din sahasında hem de insan hakları sahasında daha üstün olduğunu belli eder ve onu en azından etraftakilerin gözünden düşürerek alay konusu yapar. Verilmek istenen mesaj gayet açıktır; dindar olmak yobazlığa sebep olur, en temel insan ve çalışan hakları konusunda kişiyi kör eder, kötü güçlere kolayca teslim olunup onlarla birliktelik yapmak daha kolay olur. Esas oğlan "kıvamı"nda ise; dini doğru anlamak, insan ve işçi haklarına tam riayet ve kötülüğe karşı kararlı bir karşı duruş "erdem"i vardır. Bu hal, özellikle Kemal Sunal, Şener Şen ve İlyas Salman'ın başrolleri paylaştığı ya da ayrı ayrı başrolde oldukları prodüksiyonlarda kendini bariz bir şekilde gösterir.

DİNİ ARGÜMANLAR HEDEF ALINDI
Yukarıda zikredilen isimler ve özellikle de Kemal Sunal, oynadığı filmlerin kahir ekseriyetinde, İslam ile yoğrulmuş Anadolu kültüründe sık karşılaşılan ve hürmet edilen isimler ile özdeşleşmiştir. Çok bariz bir örnek olması açısından, "Şaban" ismi neredeyse Sunal'ın göbek adı gibidir. Hatta bazı yörelerde ve yurt dışında Türk popülasyonun olduğu yerlerde bu filmler "Şaban Filmleri" olarak anılır. "Şaban" ismi, bilindiği üzere mübarek sayılan "Üç aylar"dan biridir. Kemal Sunal bu ismi, bihassa saf ve aptal rollerini üstlendiği filmlerde kullanır (ya da kullandırılır). Kemal Sunal filmlerinin yaygınlaşması ve tekrar tekrar verilmesiyle, Şaban, Ramazan, Apti, Hüsnü, Rıfkı, Kamil gibi hürmet edilen isimler, alay edilen ve her şey için kullanılan isimler olmaya başladı. Sokakta oynayan çocuklardan, aptal ve saf gibi görünenleri ile "Şaban" diye dalga geçildi. Ronaldo ve Messi'nin adlarını hayranlıkla söyleyen gençler, Şaban ve Ramazan isimleri ile eğlenir oldu. Bu zamanda ortalama bir semtte oturan bir anne-babanın, çocuğuna "Şaban" ismini, çok istese bile, vermesi kolay olur mu dersiniz?

İDEAL İNSAN OLARAK LANSE ETTİLER
70'li ve 80'li yıllarda sinemamızı domine eden ve özel televizyonculuğun başlaması ile birlikte evimize giren bazı filmlerdeki iyi görünen karakterlerden bazıları (büyük bir ustalıkla) ailemizden biri gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Başta Münir Özkul ve Adile Naşit olmak üzere, Hulusi Kentmen, Kadir Savun, Selim Naşit, Ayşen Gruda gibi isimler, o sıcak! aile filmlerinde bizden biri olarak resmediliyordu. Bu "aileden biri" görünümlü müşfik ve babacan  karakterler, bir taraftan haksızlıkla, kapitalizmle, sömürü düzeni ile mücadele ederken, ne enteresandır, kızının sevgilisi ile gece geç saatlere kadar dışarıda "takılma"sına ses çıkarmak şöyle dursun, bu tür ilişkileri teşvik eden, aileyi akşam yemeği için topladığında ya da efkarlandığında hanımı ile birlikte rakı içen (ve bunu düzenli olarak yaptığı gayet açıktır), yeri geldiğinde "geri kafalı"! olunulmaması gerektiğini salık veren hatta "yobazlık" adı altında, dini emir ve yasaklarla alay edebilen karakterlerdir de aynı zamanda. Bu karakterleri, mesela namaz kılarken görmek neredeyse imkansızdır. Şayet bir bayram seyran vesilesi ile görülse bile, sanki hayatında hiç namaz kılmamış ya da sette nasıl namaz kılınacağını gösterebilecek tek bir insan yokmuşçasına, baştan savma olduğu belli olan bir şekilde görülür. Siz, Anadolu'nun herhangi bir yerinde yaşayan, öyle pek de fazla dindar olmayan, yukarıda sayılan vasıfların hepsine birden haiz, ortalama bir Sünni aileyi tasavvur edebiliyor musunuz? Burada da verilmek istenen mesaj bariz ortadadır; iyi bir birey ve sorumlu bir aile babası olmak için dindar olmaya gerek yok, hatta dinin yasaklarını çiğneyip, emirlerini yerine getirmesen dahi fazla dert etmeye lüzum yok!

TOPLUM MÜHENDİSİ OLARAK BAŞARDILAR
     Söz konusu filmlerin senaristlerinin, senaryoların kaynağı olan kitapların yazarlarının ve yönetmenlerinin, bu milletin değerlerine uzaklaşmış, sırt çevirmiş ve hatta düşmanlaşmış tedrisattan geçmiş olmaları, İslamiyet'in tam bir "öcü" olarak resmedildiği yılların tohumu olmaları (müzik sahasındaki çabaları da unutmayalım ), bu karakter canlandırmalarındaki en önemli faktördür. Toplumda, binde bir görülebilecek bir tipin (hatta bu senarist ve yapımcıların yaşadığı dönemlerde örnekleme yapabilecek derecede dahi kalmayan), neredeyse her yapımda zikredilen kötü vasıflarla mücehhez olarak gösterilmesi, "yabancılaşmış aydınlar"ın, üstlendikleri "toplum mühendisliği" rolü ile toplumu, kafalarındaki çerçeveye hapsetme maksadının tezahürü değil midir?

İŞTE O KARAKTERLER
Toplumun hemen her gün izlediği ve adeta sahiplendiği karakterler hakkında da biraz bilgi verecek olursam
Kibar Feyzo: Feyzullah isminin kısaltması. Kemal Sunal tarafından canlandırılan filmin protagonisti. Klasik Sunal karakterleri gibi bir tarafı saf, bir tarafı ise ortalığı karıştırabilecek kadar diğerlerinden sıyrılabilmiş bir karakterdir. Askerdeyken öğrendiği bazı şeyleri de katarak, bir taraftan "Maho Ağa" tiplemesi ile mücessem olmuş ağalık düzeniyle mücadeleye kalkışır bir yandan da Gülo ile evlenme planları yapar. 
Maho Ağa: Muhtemelen Mahmut isminin kısaltması. Şener Şen tarafından canlandırılan ve ağalık düzeninin temsilcisi olan köy ağası. Filme göre her şeyi kendi çıkarı ve çıkarının bekası için kullanan, bunun için de din dahil bütün mukaddesatı çiğneyebilecek tıynette biridir.
Gülo: Bir Anadolu köyünde (hele de Güneydoğu ve Doğu'da) rastlanması çok zor, yoldan çıkmaya meyilli, köyün fettan güzeli. Müjde Ar'ın hemen hemen her "soyunduğu" rolü gibi, Türk toplumunu dejenere edici, yozlaştırıcı performanslarından biri daha.
Bilo: Muhtemelen Bilal isminin kısaltması. Güç, para, egemenlik neredeyse, hiçbir ahlaki değer gözetmeden o tarafa geçebilen, çanak yalayıcılığında sınır tanımayan ve İlyas Salman'la vücut bulan tip.
Hacı Hüso (Gülo'nun babası): Muhtemelen Hüseyin isminin kısaltması. Kızını para karşılığı satabilecek cinste biridir ve güya hacıdır. Gözü para ve maddiyattan başka bir şey görmez. Filmin senaryosunu da yazan İhsan Yüce tarafından oynanıyor. Tabi burada, filmin senaristi olması bakımından kendisine biraz daha yer ayırtmak lazım: bu filmdeki ve genelde diğer, hem oynadığı hem de senaryosunu yazdığı filmlerdeki en bariz nokta, dini değerleri yozlaştırmadaki ustalığıdır. Rollerine baktığımızda gördüğümüz detaylar; içkici, paragöz, çıkarcı bir baba ya da gücünü seküler aydınlanmadan! aldığı bariz belli olan ve "bağnazlık", "geri ve örümcek kafalılık" ile mücadele ettiğini sanan başka bir karakter.
Köyün İmamı: Malum zihniyetin her filminin vazgeçilmez karakteri: Rüşvetçi, düzenbaz, satıcı, üçkağıtçı, maddiyatçı imam.


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Gazeteciler Bayramı ve Basın Özgürlüğü 21 Ekim 2018 Pazar Saat 15:18
2. Sahipsiz Memleket (3)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 16:00
3. Sahipsiz Memleket (2)   28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:52
4. Sahipsiz Memleket (1) 28 Eylül 2018 Cuma Saat 15:39
5. Mutlu Olmanın Sırrı Sınavdan Geçmez 10 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
6. Sahipsiz Memleket Mardin 03 Ağustos 2018 Cuma Saat 16:02
7. Gençlere Dair... 14 Temmuz 2018 Cumartesi Saat 19:43
8. Biz bu hallere nasıl geldik? 21 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 16:37
9. Gözler Partilerin Aday Listelerinde 13 Mayıs 2018 Pazar Saat 16:43
10. Münafıklığa Karşı; Çözüm Mümin Adaylarda 07 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 15:10

YORUMLANANLAR :::

Sinanoğlu, Artuklu İçin başvurusunu yaptı

Eski dönem AK Parti Mardin İl Başkanlığı gö [...]

1 gün önce...

İşte AK Partinin Mardin'deki Aday Adayları Listesi

Mardin ve ilçelerinde 2019 Mart Yerel seçimleriy [...]

1 gün önce...

Flaş Haber! Yarım Kalan İşini Tamamlamak için Aday Oldu

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığına AK [...]

17 saat önce...

Bağış, diğer adaylardan farkını açıkladı.

AK Parti'den Belediye Başkan Aday Adayı olan Orh [...]

1 gün önce...

Sümer: Artuklu'nun potansiyelini de sorunlarını da biliyorum!

Artuklu'da AK Parti'den belediye başkan adayı ol [...]

1 gün önce...

YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar
Faraç Çobanoğlu
Faraç Çobanoğlu

Yerel Seçimlere Giderken…

1
Gürsel Ekmen Miroğlu
Gürsel Ekmen Miroğlu

Nasıl mı Okudum?

3
Fırat Ensari
4
M. Sait Ekinci
M. Sait Ekinci

Dünaysır Serencamı

7