Küresel Güçlerin “Savaş Turnuvası” Alanı: Ortadoğu

17 Nisan 2018 Salı Saat 11:04

Ortadoğu, tarih boyunca eski adıyla sömürgeci güçlerin şimdiki nitelemeyle Küresel güçlerin savaş arenası olduğu bir bölge olmuştur. Deyim yerindeyse Küresel güçler “savaş turnuva”larını adeta burada yapmaktadır. Hiç şüphesiz bunun bir çok nedeni vardır.

Ortadoğu’nun çok dinli, çok etnikli bir bölge olmasının yanında yer altı kaynakları bakımından zengin oluşu sömürgeci güçlerin iştahlarını hep kabarmıştır. Bu özelliklerine uygun olarak bu güçler, askeri ve politik stratejilerini temellendirmişlerdir.

Günümüzde küresel güçleri bu gölgeyi müdahalelerine açık hale getirmek için dini ve etnik sorunları hep yedekte bırakmışlardır. Daha açık bir anlatımla küresel güçler, Ortadoğu’ya istedikleri zaman müdahalede bulunmak için kaşıyacak sorunları hazırda tutmuşlardır. Hiç şüphesiz bu sorunların başında Filistin ve param parça ettikleri Kürt sorunu gelmektedir.

Hristiyan dünyasının başını çeken ABD ve İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler ve  kurulmasında öncü oldukları bir İsrail Devleti aracılığıyla ya da tetikçiliğiyle Müslümanların yaşadıkları coğrafya olan Ortadoğu’yu mezhepler arası fay hatlarını belirleyip ona göre geliştirdikleri siyasi oyunlarla karıştırmaktadır. Karıştırmakla yetinmeyip “Bahar Rüzgarları” gibi aldatıcı kavram ve projelerle bölgeyi kan gölüne çevirmektedir. Adı geçen güçler, bölgede irili-ufaklı İslam devletlerini kurarak da kendilerine yakın yönetimler de oluşturmuş ve bu süreç sonunda böl-yönet stratejilerine devlet veya devletçik zırhını geçirmiştir. Bugün Ortadoğu’da bir çok İslam ülkesini yöneten iktidarlar başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin “Gizli İsrail”i konumundadır. Bugün Suudi Arabistan’ın yerine getirdiği misyon buna örnektir.

Bir de yüzyılın başında kurdukları Irak ve Suriye gibi yapay devletler vardır ki, esasen estirdikleri “Bahar” burada başlamıştır. Daha sonra diğer Arap ülkeleri bu “bahar”ın kapsamına alındı. Ancak bu baharın kapsamına asıl almak istedikleri ülkeler Türkiye ve İran’dır. İran ve Türkiye’yi bugün yöneten iktidar seçkinleri küresel güçlerin oyunlarının farkına varmıştır. Bu farkına varışları, Rusya-Türkiye- İran üçlemesini meydana getirmiştir. Bu üçlünün oluşmasında Türkiye’yi yöneten bugünkü iktidarın büyük çabası vardır kuşkusuz. Bu bağlamda Türkiye’nin hem NATO üyesi olması batı ile stratejik ortaklık politikasının sürdürmesini gerekli kılmakta, bölge sorunlarının derinleşmesi ile birlikte –Suriye’de olduğu gibi- Türkiye’nin başta Rusya ve İran olmak üzere çok yönlü bir dış politikasının uygulamasını zorunlu hale getirmektedir.

Ortadoğu’da daha da somutlaştırırsak bugün Suriye coğrafyası küresel güçlerin “savaş turnuvası”nın tam anlamıyla yapıldığı alan olmuştur. Tabiri caizse “savaş ligi” burada güç gösterisini yapmakta ve her türlü teknolojik silahını denemektedir. Bu denemede en büyük araçlardan bir tanesi de ne yazık ki Kürtlerdir. Kürtler adına siyaset ve öncülük yaptığını iddia edenler, esasen laik olup müttefik olarak batılı ülkelerin yanında durmaktadır. Bugün PKK/PYD-ABD ve diğer batılı ülkelerin birlikte oluşturdukları hat, buna örnek oluşturmaktadır. Afrin’de yedikleri tarihi kazık sonucunda binlerce Kürdün ölmesine neden olan bu zihniyet, hala bütün umutlarını kendilerini yüz üstü bırakarak yalnızlığa terk etmekle yetinmeyip Türkiye’ye karşı “insan hakları maskesi” ile kullanıldıklarının farkına varmamıştır ya da artık batılı ülkeler için bir maşa olmuştur. Neticede Afrin ve Kürtlerin yaşadıkları diğer Suriye kentlerinde savaş adı altında yapılanlar Kürtlerin yararına değildir, ama Kürtlerin malzeme olarak kullanıldıkları bir gerçektir.

Bugün medyada çıkan haberlere göre, 2019 bütçesi kapsamında ABD, 60-65 bin kişilik YPG’den oluşacak bir ordu için destek ön gördüğü belirtilmektedir. Bana kalırsa bu durum Kürtler için bir felaket olacaktır:

1-      Kimin parasını alırsanız onun adamı olursunuz. Bugün PKK/YPG’nin yaptığı ABD’nin adamı olmaktır.

2-      ABD’nin ipiyle kuyuya inilmez  tespiti vardır. Bu öyle bir ip ki, Abdullah Öcalan’ı İmralı’ya kadar getirmiştir.

Bu yanlış politikadan dönülmediği vakit, Kürtlerin yaşadıkları coğrafyada “Bahar” değil de “Karakışlar” hüküm sürecektir.

Saygıyla…


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Türkiye, ABD’yi Azad Etti 25 Aralık 2018 Salı Saat 15:48
2. Yerel Seçimleri Neler Etkileyecek? 18 Aralık 2018 Salı Saat 15:36
3. Halk, Gerilimi Olmayan Seçim İstiyor 11 Aralık 2018 Salı Saat 17:51
4. ‘Fırat’ın Doğusu’na Olası Operasyon 05 Aralık 2018 Çarşamba Saat 10:46
5. Mardin Büyükşehir Adayı: Vejdi Kahraman 27 Kasım 2018 Salı Saat 15:39
6. Siyaset ve Umut 20 Kasım 2018 Salı Saat 16:43
7. Yerel Seçimlere Giderken… 13 Kasım 2018 Salı Saat 14:01
8. Merhaba... 05 Kasım 2018 Pazartesi Saat 19:45
9. ABD’nin Ekonomik Yaptırımlarının Olası Sonuçları 15 Ağustos 2018 Çarşamba Saat 12:37
10. Alman Usulü Irkçılık 24 Temmuz 2018 Salı Saat 11:51

YORUMLANANLAR :::

Tutaşı: Hiç kimseye verilmiş makam mevki sözüm yok!

AK Parti Artuklu Belediye Başkan Adayı Abdulkadir [...]

1 gün önce...

Kılıç: Daima gücünü milletten alan tek parti AK Parti’dir

AK Parti Mardin İl Başkanı Faruk Kılıç, “12 Ocak C [...]

1 gün önce...

Emeklilere yakıt ve kira müjdesi

TÜED Genel Başkanı Ergün, kira fiyatlarındaki artı [...]

1 gün önce...

Kabalalılar AK Parti Genel Merkezine Seslendi

Kabala mahallesinde yaşayan kanaat önderleri ve aş [...]

20 saat önce...

Çocuk evinde demokratik seçim

Mardin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne b [...]

1 gün önce...