18 Ekim 2014 Cumartesi Saat 12:30 0

Mar Yakup Kilisesi ve Nusaybin Okulu

MAR YAKUP KİLİSESİ VE NUSAYBİN OKULU:

Nusaybin M.Ö. 131 yılında, merkezleri Urfa şehri olan Abgarlar hükümranlığı altına girdi. Bu krallık M.S. 249 yılına kadar devam etmiştir. İlk zamanlarda Nusaybin'i sınırlarına dâhil eden Abgar Beyliği, Ermeni baskısına dayanamayarak, şehri Tigran'a bağlı güçlere terk etmek zorunda kalmıştır. Hıristiyanlık yayılmaya başlarken, İsa'nın seçtiği 72 müjdeciden biri olan Mar Aday, Urfa'nın putperestlikten Hıristiyanlığa geçmesini sağladıktan sonra Nusaybin'e geçmiş ve Hıristiyanlığı burada neşretmiştir. Daha sonra Mar Aday, kendi öğrencilerinden olan Mar Mari'yi Nusaybin'e göndermiş ve burada Hıristiyanlık inancının gelişmesini sağlamıştır. Abgar beyliğinin Arami kökenli halkı M.S. 38'de yeryüzünün ilk Hıristiyanları olarak putperestliği terk ettiler. Nusaybin ve çevresinde ise M.S. 150 yıllarından sonra tanrılara adanmış tapınakların üzerine kiliseler ve manastırlar inşa edilmeye başlandı. Roma İmparatoru Septimus Severus, putperest Roma'ya karşı baş kaldıran ve sonradan "Süryani Kadim" diye anılacak olan ilk Hıristiyanları M.S. 197 yılında tümüyle buyruğu altına aldı ve Kuzey Suriye'yi bir Roma vilayeti durumuna getirdi. 303 yılında Nusaybin'de Hıristiyanlara karşı bir ayaklanma oldu birçok Hıristiyan öldürüldü. Mazıdağı eteklerinde 4000 Hıristiyan imha edildi. Roma İmparatorluğunun toprakların İncil nüshalarının yok edilmesi, kiliselerin yıkılması, Hıristiyan ayinlerinin yasaklanması Hıristiyan bilgin ve rahiplerin pagan tanrılarına tapmaya zorlanması yolundaki buyruk, doğu eyaletlerinde çok sert uygulanmıştır. Ancak 313 Milano fermam ile Hıristiyanlık resmi devlet dinleri arasına sokuldu. Böylece Hıristiyanlar zulümden kurtuldular. Mar Yakup, M.Ö. 3. yüzyılın ortalarında bu tarihi bölgede dünyaya gelmiş ne Nusaybin yakınlarında bulunan bir manastırda dünyadan el etek çekerek rahiplik hayatına başlamıştır. Nusaybin'den gelen yetkili kişiler Mar Yakub'u kendi manastırından alıp Diyarbakır'a götürmüş, M.S.309 yılında Meryemana Kilisesinde toplanan episkopal kongrenin kararıyla Nusaybin episkoposluğuna takdis edilmiş ve terfi edilmiştir. Mar Yakup Nusaybin'deki kilisenin küçük olduğunu düşünmüş ve bugün bir kısmı mevcut olan Mar Yakup Kilisesi'ni 313 yılında inşa ettirmeye başlamıştır. Kilisenin içinde bulunan 3 metre uzunluğundaki taşlar, taş işçiliğini sergileyen kemerlerindeki benzemeler, kutsal ayinin icra edildiği bölümlerdeki yaran kubbeler, duvardaki diğer motifler büyülü bir görünüm sergilemekte olup, emsalsiz bir şaheser durumundadırlar. Bugün bakıldığında kilisenin batı cephesindeki dış duvarın yıkıldığı, yıkılan bu yerin 1872 yılında yenilendiği ve damı üzerindeki metropolitlik binası yapıldığı görülmektedir. Nikita'da (iznik) M.S. 325 yılında toplanan Hıristiyanlığın ilk ve en büyük kongresine katılan Episkopos Mar Yakup ile öğrencisi Mar Efram, Nusaybin'e döndüklerinde ünlü Nusaybin okulu'nun inşasına başladılar ve 326 yılında okulu hizmete açtılar. Mar Efram 38 yıl boyunca bu okulun rektörlüğünü yapmıştır. Nusaybin Okulu putperestlikten kalma okulun enkazı üzerinde kurulmuştur. Burada 800-1000 kadar öğrenci yattı olarak okumaktaydı. Okulun resmi dili Süryaniceydi. Süryanice dilinin yanında Grekçe de okutulmaktaydı. Bu okulda felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk eğitimi veriliyordu. Bu dönem de Grekçe'den Süryanice birçok kitap çevrilmiştir. Bu okulda yetişmiş ve üç milyon şiir cümlesiyle isim yapmış olan Süryanilerin büyük şairi Mar Efram'ın yüksek eğitim düzeyi, Nusaybin'de sunulan eğitimin bir ölçütüdür. Mar Yakup 338 yılında vefat etmiş ve kilisenin bodrum katındaki mezarına defnedilmiştir. Mar Yakup'dan sonra Nusaybin episkoposluğuna Mar Babo ( 338-343), Mar Logoş (343-361), Mar Abraham (361-?) getirilmiştir. Bu merkezin son metropoliti 1880 yılında Patrik IV. Petrus tarafından takdis edilen Rahip Hanna'dır. Böylece 20. yüzyılın başlarına kadar episkoposluk görevini sürdürmüştür. Birinci Nusaybin Okıılu 363 yılında Sasaııileri Nusaybin'i almalarıyla öğretime son verilmiştir. Mar Efram ve diğer arkadaşları Nusaybin'de Urla okuluna geçmişlerdir. Bazı öğretmenler ise çevreye dağılmış ve kendi çaplarında bu okulun eğitim geleneğini sürdürmüşlerdir. Antakya Piskoposu Nostorius ( 381- 451), İsa'yı insan değil tanrı sayan monofizitlik öğretisine karşı onu hem insan hem Tanrı sayan diyafizitlik öğretisini getirince, bu görüşler Arami halkınca tepkiyle karşılandı. Bunun üzerine Antakya'daki Süryani Aramiler episkoposluklarına önce Diyarbakır'a (Amida), sonrada Nusaybin'e taşıdılar. Edessa'daki (Urfa) Nasturi akademisi, Bizans imparatorluk topraklarında Nastıırilere karşı girişilen zulüm hareketleri yüzünden, 489 tarihinde Sasaııi Hükümdarı Kubad'ın izniyle ve Nusaybin metropoliti Barsavmo ile Urfa Okulunun eski rektörü Narsay'm çabalarıyla Edessa'daıı Nusaybin'e nakledildikten sonra, burası asırlar boyunca Nasturileriıı manevi merkezi oldu. Öğretmen Narsay ve Episkopos Barsavmu okula yeni kanunlar ve düzenlemeler getirdi. 496 yılında Nusaybin Episkoposu Barsavmo'nun yerine geçen II. Mar Huşoh bu kanunları daha da genişletmiş ve onun döneminde okul yalnız doğuda değil, Roma İmparatorluğunda ve Afrika'da bile büyük bir ün kazanmıştır. Nusaybin Okulu 7. Yüzyıla kadar hizmet vermiştir. Kültür ve medeniyete ışık saçan bu okulların çalışmalarından dolayı Nusaybin "İlimlerin Beşiği, Eğitim kenti ve Öğretmenlerin Annesi" olarak adlandırılmıştır.

YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

SON EKLENEN :::