18 Ekim 2014 Cumartesi Saat 12:40 0

Nusaybin'deki Tarihi Yerler

NUSAYBİN'DEKİ TARİHİ YERLER

ZEYNEL ABİDİN CAMİİ: Hz. Muhammed'in 13 torunundan biri olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep'in türbelerinin bulunduğu, ilçenin en önemli camisidir. Camii eskiden küçük bir mescitti. 1956 yılında Kaymakam Mustafa TÜTÜNCÜ' NÜN girişimleri ve halkın yardımları ile görkemli minaresi yapılmış, sonraki yıllarda eyvan son cemaat yerine eklenmiştir. Daha sonraları iki katlı ek bir bina yapılarak camii ilçenin en önemli ibadethanesi durumuna getirildi. 2 gözetleme kulesi mevcut olup, uzunluğu 1500 metreyi bulan surlarının yüksekliği 10, burçlar ile gözetleme kulesinin yüksekliği 20 metre kadardır. Kale giriş güneyden tek noktadan yapılır. Kale meydanından su sarnıçları, erzak ambarları, bazı bina kalıntıları ile yeraltı mahzenleri görülmektedir.

MAR YUHANA KİLİSESİ (Devr-Gazel): Mar Evgin Manastırının doğusunda Tür Abidin Dağının kayalık bir yamacındadır. Bir dizi eski yapıdan oluşmaktadır. Halk arasında "Deyr-Gazel" diye bilinmektedir. Mar Evgin Manastırına 5 km. uzaklıktadır.

MAR AHO KİLİSESİ: Gün vurdu köyünün kuzeyinde, tepe üzerinde bulunan Kiliseye Patrik III. Yakup döneminde bazı eklemeler yapılmıştır.

MOR BOBİ KİLİSESİ: Nusaybin'in Günyurdu ( Merbabe) köyünün kuzeybatısında ve tepenin başında bulunmaktadır. Kayalara oyulu kiliseye "Yeraltı Kilisesi" de denilmektedir.

MAR ABRAMAM MANASTIRI: Bagok Dağı'nın doruk noktasındadır. Bu manastır bir tapınaktan çok büyük bir asker kışlasına benzemektedir. Yapının çok eskiden çağlara ait olduğunu ilk görüşte anlaşılmaktadır. Çok eski olan bu yapının daha sonra Hıristiyanlarca kiliseye çevrildiği tahmin edilmektedir.

MOR EVGIN MANASTIRI: Girmeli Bucağının 7 km uzağındadır. Tür Abidin Dağı'nın yamacında, ovadan 500 metre yükseklikte, mağara yapılardan oluşmaktadır. Çevrenin en eski tapınaklarındandır. Mar Evgin'in Hıristiyan azizlerinden İncil müjdecilerinden olduğu belgelerde yazılıdır. Yapılış tarihi belli olmayan manastır halk arasında "Deyr - Marog" adıyla anılır.

RAMANUS HARABELERI: Nusaybin'in 40 km doğusunda bulunan antik Yazyurdu (Kasrı Belek) köyünde bir harabedir.

RAMANUS-CAMBUS-KASRI BELEK: Nusaybin ilçesinin 40 km kuzeydoğusundadır. Burada çok eskilere ait olduğu tahmin edilen bir şehir harabesi ile bu harabe içinde yükselen ve yöre halkı tarafından " Kasrı Belek" olarak adlandırılan büyük bir şato kalıntısı bulunmaktadır.

PINARBAŞI (SEREKANI) VE DIRIM (SAHBAN) HARABELERI: Adı geçen harabeler birbirlerini takip etmekte olup ilçenin 30 km kuzeyinde bulunmaktadır. Pınarbaşı'nın üst tarafından vadiye hâkim yıkılmış kalesi mevcuttur. Pınarbaşı ile Dirim arasında bulunan ve kimler tarafından yapıldığı belli olmayan, duvarları halen sağlam, kesme taşlardan yapılmış bir şato günümüzde de dimdik ayaktadır. 1969 yılında yapılan ve köylere su taşıma amaçlı kanal kazısında bir küp içerisinde tamamı gümüş ve Büyük İskender'e ait sikkeleri bulunması, yerleşim alanının tarihi hakkında önemli bir bilgi vermektedir. Harabelerin bitim noktasında vadi ağzında bir höyük ve sağ tarafında bir kısmı kayalara oyulmuş, ancak tamamı tahrip edilmiş bir mezarlık alam bulunmaktadır. Bunların haricinde ilçemizin değişik yerlerinde başka höyükler, kaleler ve yerleşim alanları da mevcuttur. En büyük höyüklerden Girmeli ve Duruca, şu anda tümüyle yerleşim alanı olmuşlardır. Birçok kale ise (Yandere ile Akarsu arasındaki Kavareh Kalesi gibi) bilimsel bir araştırmayı beklemektedir. Üzülerek belirtelim ki birçok tarihi yerimiz ve kalemiz (Akarsu kalesi, Habis-İlkadım-v.s.) define bulmak uğruna ya tamamen ya da kısmen tahrip edilmiştir.

NOHUT ZİYARETGAHI (ZİYARETA NOKA): Yatır, ilçemiz merkezinin kuzeyinde, çag-çağ suyunun kenarındaki bir pamuk tarlasının içindedir. Rivayetlere göre 1980'li yıllarda söz konusu bir yerde bir kişi silahla vurulur. Bir buçuk ay sonra bir kadın, aynı yerde gece yansı nur gibi ışık gördüğünü; bunun vurulan adamın olağan üstü güçlerle donatılmış biri olduğunun kanıtı olduğunu her önüne gelene anlatır. O zamandan bu yana yatır, özellikle çocuğu olmayan kadınlar tarafından Perşembe günleri ziyaret edilmektedir. Yatır, inanan kişilerce türbe haline getirilmiş ve çaputlarla donatılmıştır. Her giden yeni bir çaput asar ve asılı çaputlardan birini eline sarar. Böylece dertlerinden kurtulacağına inanır. Söylentilere göre öldürülen ve sözü edilen kadına nur şeklinde görünen adam "Ziyaretime gelenler mutlaka beraberlerinde "nohut (nok) getirip çocuklara dağıtsınlar" demiş. Bunun için buraya "nohut ziyaretgâhı" anlamına gelen "Ziyareta Noka" adı verilmiştir.

ŞEYH BAT TÜRBESİ: Akarsu bucağına giderken, Yandere köyünü geçtikten sonra yolun sağ tarafında, dağın tepesinde yer almaktadır. Yöre halkı tarafından sıkça ziyaret edilmektedir.

PİR KEMÂL TÜRBESİ: Akarsu bucağı yolu üzerinde, Günebakan ile Yandere köyleri arasında ve yolun sağ tarafındadır.

ÖMER TÜRBESİ: Yandere ile Eskimağara köyleri arasındaki dağlık alanındadır.

HETABİN HARABELERİ: Hatabin harabeleri Beylik köyünün 4 km kuzeyindeki ve vadi kenarında yer almaktadır. Birçok dönem yerleşim alam olarak kullanılan bölge, günümüzde genel olarak gezici göçerlerce kullanılmaktadır.

TAK-I ZAFERİN: İlçe merkezindeki bu tak hudut kapısına giderken sol tarafta, mayınlı sahanın içindedir ve dört sütundan oluşmuştur. Bu sütunların Nusaybin Okulu'nun kalıntıları olduğu sanılmaktadır.

ÜZÜM SUYU KANALI: Girmeli bucağının 1500 metre güneydoğusunda, Odabaşı köyünün kuzeyinde İpek Yolu'na paralel biçimde doğuya doğru uzanan tarihi bir kanaldır. Eskihisar (Marin) şehri yöresindeki dağlık köylerde yetiştirilen üzümün, kanallardan oyuklar yapılan taş teknelerinde ezilip suyu çıkarıldıktan sonra, bu kanal vasıtasıyla uzaktaki kraliyet başkenti Ninova'ya akıtıldığı söyleniyor.

ERÜOGÜU (BEZEKE): Nusaybin ilçesinin kuzeyinde ve 30 km mesafede olan bu yerin hangi dönemden kaldığı bilinmemektedir. Özelliği, vadi boyunca sağlı sollu mağaralara sahip olmasıdır. 116 mağaraya sahip Erdoğdu'da (Bezeke) mağaralar çift sıra, bazen de üç sıra halindedir. Tam tepesinde "Küçük Kale" denilen, ancak tamamen tahrip edilmiş olan bir kale, kuzeydoğusunda ise bir tepe üzerinde etrafa hâkim ve "Büyük Kale" denilen ikinci bir kale bulunmaktadır. Bu kalenin çevre surları kısmen yıkılmış olsa da halen yerleri bellidir. 3 km kuzeyinde "Kentur" harabeleri, bunun da 5 km kadar kuzeyinde "Der Muske" denilen ve manastır- kale olarak kullanıldığı tahmin edilen bir yer vardır.

KURU KÖYÜ ( HERABEBABA): Nusaybin'in kuzeybatı kesiminde ve ilçeye 34 km uzaklıktadır. Direkt yol olmaması nedeniyle Büyükkardeş köyü üzerinden gidilmektedir. Antik kentin hangi döneminde ve kimler tarafından kurulduğu, herhangi bir araştırma yapılamadığından dolayı, bilinmemektedir. Ancak, bulunan sikkeler Selefkus, Roma, Sasani, Bizans ve İslam Dönemlerine tanıklık ettiğini ortaya koymaktadır. Yerleşim alanı çok geniş bir alanı kapsayan yerin mimari bir özelliği henüz ortaya çıkarılamamıştır. Kalesi bugünkü yerleşim alanının 500-600 metre güneybatısında olup, kale surları ve kule yerleri halen mevcuttur; ancak kuzey ve doğu tarafındaki surlar zamanla tamamen oradan kaldırılmıştır. Güneyden kısmen taşlarla döşeli bir antik yol hala uzamakta ve güney kapısında son bulmaktadır. Kalenin içinde su sarnıçları, mağaralar ve bolca depo vardır. Değişik zamanlarda çok değerli antik eserler bulunmuş ve ancak tümü kaçakçıların eline geçmiştir. (1976 yılında bir köylü tarafından tesadüfen bir mağarada bir sıra halinde kaya mezarlar bulunduğu; mağaranın tam ortasında ise üstü altın işlemeli bir örtü ile kaplı, başucunda işlemeli bir vazo ve değişik antik eşyaların olduğu tek parça ayrı bir mezar bulunduğu tüm köylülerce dile getirilmektedir.) Yerleşim alanında zaman zaman toprak altında tek parça mozaiklere de rastlandığı bilinen bir gerçektir. Sikkeler dışında heykellerin, cam vazoların, değişik mühür ve anforaların çıktığı da biliniyor.

YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

SON EKLENEN :::