AK Parti ve HDP'deki adaylık furyası üzerine

Kadir Üründü


[email protected]

AK Parti ve HDP'deki adaylık furyası üzerine

20 Şubat 2015 Cuma Saat 20:12

Milletvekilliği aday adaylığı için başlayan süreç ilginç görüntülere sahne olmaya başladı bile. Yoğun müracaatlara ev sahipliği yapan iki partiden biri olan Ak Parti’ye baktığımda karşılaştığım manzara, partinin kendi reflekslerine göre şekilleniyor. 

Kendilerine önem verildiğine olan inançla sırayı yakalayabileceklerini düşünen gençler, Eskisinin iki katına çıkarılan kadın kotasından dolayı yer bulabileceğine inanan kadınlar,

Bölgenin feodal yapılanmasının göz ardı edilemeyeceğine kanaat getirip en ön safları kaptırmayacaklarından emin olan şahsiyetler,

            Ve örneklerini daha da arttırabileceğim alanlardan gelen aday adayları, Ak Parti il başkanlığının yolunu aşındırmaya başlamış durumda. Bu saydıklarımın arasında yer alan bir kısım aday adayları ise bölgenin bilinen şahıs ve siyasetçilerini de arkalarına alarak yaptıkları müracaatlarını bir gövde gösterisine dönüştürerek yarışı bir adım ilerde başlattıklarını düşünenler de yok değil.

İl başkanlığının yolunu sabah saatlerinde tutanlar, sükutu hayale uğruyor önce. Zira bu saatlerde müracaatlarını kabul edebilecek bir il başkanı bulamadıklarına tanık olduk. İl başkanının parti mesaisini öğleden sonra Saat 14.00’te başlattığı anlaşıldıktan sonra, yoğunluk öğleden sonralarına kaydı tabi. Zaman dar talep de çok olunca, parti binasının toplantı salonuna yüklenen yoğunlukta sıra kapma yarışı, zaman zaman esprilere de konu olmuyor değil.

29 Yaşında olan ve OXFORT'taki eğitimine ara verip Mardin tarihindeki en genç milletvekili olmayı hedefleyen Gazi Yıldız,

Aksaray'daki kaymakamlık görevinden vaz geçip milletvekilliğine merak saran Faruk Doğru,

AK Parti’nin kurulduğu günden beri, partisinde aktif bir şekilde görevini günümüze kadar sürdüren tek il kadın kolları başkanı olma özelliğiyle Zeynep Alkış,

"Teşkilatçılık benim karakteristik yapımdır" deyip, teşkilatçıların desteğine adeta davet çıkaran Kızıltepe eski İlçe Başkanı Cengiz Demirkaya,

 İçişleri Bakanı danışmanlığından istifa ederek, bürokratlıktan milletvekilliğine geçiş yapmak isteyen Abdullah Erin,

 Çözüm süreci'ne destek ve mecliste güçlü bir temsil kabiliyeti vaadinde bulunan Süleyman Çelik,

"Ahir ömrümde memleketime hizmet olanağı için destek  istiyorum" diyen Mehmet Emin Değer

Ve her geçen saat içerisinde bu isimlere eklenen yeni isimlerle beraber müracaat sayısının 100’ü fazlasıyla geçeceğinden endişe duyuluyor. Endişe duyuluyor diyorum zira, il eski başkanı olan İbrahim Fide’nin Anadolu Ajansı’na düşen müracaat haberinde yazılı olan ve mevcut il başkanına ait olan cümle aynen şöyle;

“Mardin'de seçilecek milletvekili sayısının 6 olduğunu ve fazla müracaat olmamasını umduklarını ifade eden Uncu…” İl başkanının bu şekilde başlayıp devam eden ifadesinin tamamını birkaç kez okudum ama devamında bu ifadeye başka bir anlam yükleyecek başka bir söylem bulamadım ya da zekam arzuladığım manayı bulmaya yetmedi. Ve eğer anladığım doğruysa; seçilme hakkının önüne bir soru işareti bırakan bu söylemi, il başkanlığını yürütmekte olan bir siyasetçinin ağzına yakıştırmadım tabi ki.

Eski il başkanı İbrahim Fide'nin müracaatı, ilgi çeken müracaatların arasında farklıydı. Şöyle ki; daha düne kadar Mardin'de parti dümeninin başında olan bir il başkanının müracaatı sırasında yanında kendisine refakat eden ve halen görevlerinin başında olan çok sayıda ilçe başkanının olması, bize  göre etik bir davranış şekli değildi. Doğrusu diğer aday adayları tarafından da bizce de doğru okunmayan ve kafalarda tarafsızlık karinesine zeval getiren bu gövde gösterisinin getirisini de götürüsünü de zaman gösterecektir.

Yazımın yayına hazırlandığı anda aday sayısının 80’i aştığı bildirildi bana. Sayı çoğaldıkça da yapılacak olan temayül yoklaması ile ilgili kulisler de arttı tabi.  Delik olan kulağıma aday adayları arasında başlayan pazarlıklar gelmeye başlamıştı zaten!.. Masum bir şekilde “O olsun! o da olabilir! Onu da mahrum etmeyelim!” şeklinde devam eden eyyamları bir yere kadar anlayışla karşılamak mümkün, ancak bir takım şeyler karşılığında o pazarlıklara malzeme olmak, ne o oy talebinde bulunan adaylara ne de o oyu verecek parti üyelerine yakışacak bir davranış şekli olmayacağının altını çizerek Ak Parti faslını şimdilik tamamlamak istiyorum.

Gelelim HDP’ye;

HDP kapalı kutu gibi gözüküyor ama kulislerden kulaklarımıza gelen fısıltılara göre; parti olarak seçimlere girildiği taktirde üç erkek, üç bayan tercihiyle eşitlikçi bir anlayışla listenin düzenlenmesi söz konusu. Müracaat olasılığında ise şu aday adayların adı geçiyor: Batman eski belediye başkanı  Necdet Atalay, Kızıltepe'nin eski belediye başkanı Cihan Sincar, Merhum Milletvekili Mehmet Sincar'ın kardeşi Ali Sincar, Mardin Demokrat Araplar Derneği Başkanı Abdulkerim Ağırakça, Prof Dr. Midhat Sancar, Prof Dr. Kadri Yıldırım, Karikatürist-Yazar Bülent Tekin, Selanik Öner, Baran Yıldırım,  Şeyhmus Sun, Selahattin Araz, 

Fısıltı gazetesinden kulağıma ulaşan bu isimler, HDP’nin altılı listesinde ne kadar yer bulur bilmiyorum ama bu isimlere eklenecek çok daha fazla ismin eklendiğine ve ekleneceğine eminim. HDP’nin parti olarak seçime gireceğinin ağırlık kazanması ile beraber bu iki partiye müracaat edenlerin arasında yapılan hesabın, ülke barajı üzerinde yoğunlaştığını söylemek için de müneccim olmaya gerek yok tabi. HDP’nin baraja takılması durumunda Ak Parti’nin altıda altı yapacağına inananların aday adaylığı hücumu bir tarafta yaşanırken HDP’nin barajı aşarak altıda beş yapacağına inananların hücumu da bir diğer tarafta sahne alacak anlaşılan.

Temsil edilme hakkını sekteye uğratan yüzde onluk ülke barajının düşürülmesi temennisi ile beraber devam eden barış sürecinin mutlu sonla bitmesini ve içine girdiğimiz seçim sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.


YORUMLAR :::

  1. Vedat Konak
    01 Aralık 2015 Salı Saat 14:51 CEVAPLA
    AKP BARBARLIĞI VE AYDINLANMA ÇAĞININ SONU!

    Tek şef statüsündeki Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP’nin önündeki engelleri yıkıp, yerine İslam dinine dayanan ve tüm gücün bir tek adamın yani Erdoğan’ın elinde toplandığı bir otokrasi kurma süreci son noktalarına yaklaşıyor...!
    Erdoğan ve AKP, bütün bu icraatlarla, Irak,Suriye,Afganistan ve Libya’daki Cihatçı paralı askerlere silah, para ve lojistik destek vererek, küresel çapta terörü destekleyen bir konuma düşmüştür.

    Türkiye ve diğer Sunni islamcı devletlerin Cihadist katliam örgütlerini desteklediği artık saklanamıyor. Bu arada Erdoğan'ın El Nusra merkezli Fethi Ordusu’nun alan kaybetmesini esasen Türkiye’nin kaybetmesi olarak gördüğü dünyanın büyük bir kısmının gözünden kaçmayan bir realite haline geldi. Bunun ışığında son günlerde yaşanan gelişmelere bağlı olarak AKP ile cihatçı teröristler arasında ki bağlar iyice su üstüne çıktı.
    Suriye’deki iç savaşı kışkırtmak ve daha büyük kitle katliamlarına yol açmak için terörizmi kullanan AKP iktidarının El Kaide kökenli radikal dinci örgütlerin en büyük destekçisi olduğu, TIR soruşturmaları sırasında zaten belgelenmişti.
    Suriye’de devam eden korkunç kıyım ve yıkımı iyice kızıştıran TC, İŞİD ve NUSRA'nın büyük paydaşı oldu.
    Suriye sınırı, siyasi bir kararla sonuna kadar boşuna açılmadı. On binlerce soyguncu ve suçlunun,  İŞİD ve El Kaidecilerin geçişi Erdoğan'ın emri ile MİT tarafından koordine edildi... İŞİD ve El Kaideciler dahil her türlü terör örgütüne bağlı eylemcilerin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye den gelip katliamlar yapması için gerekli askeri lojistik desteği yine TC verdi..!

    TC, Uluslararası hukuk ve antlaşmaları çiğneyerek bütün bu başı bozuk çeteleri kendi sınırından, devlet kontrolünde Suriye'ye sokup sivil halkı katlettirmekle insanlık suçu işlemeye devam ediyor...

    El Kaide’nin arkasında, AKP'nin de sponsoru olan petrol zengini prensler var. El Kaide, tüm zamanların en güçlü örgütlerinden bir tanesidir. İslam'ın dünyayı ele geçirme doktrini üzerine kurulmuştur!! Örgütü kuranlar, büyük bir bölümü Arap- Müslüman milliyetçisidir. Bu örgüt netice itibariyle, Mülüman Kardeşler, AKP, Katar ve Suudlar’ın bölge stratejisine hizmet ediyor.
    İslamın dominant Vahabi ve Selefi ideoloji üzerinden, evrensel yayılma ve hakimiyeti amaçlayan bu doktirin, Türkiye’nin de tekrar Osmanlı’yı diriltmesini ve Mısır'da Müslüman Kardeşlerin diktatörlüğünün bölgeyi domine etmesini hedefliyor!

    AKP, İslamın temel hedefini gizlemek içim maskaralık yapıyor! El Kaide kökenli olan bu Cihatçı örgütlerden masum bir çeşit “muhalif” diye dünyaya yuturulması, AKP ve müteffiklerinin gerçek yüzünü gizleyemez..!
    Kaldı ki muhalif demekle neyi kast ediyorlar? Dünyanın her yerinden toplattırılıp getirilen bütün bu kelle avcıları neyin muhalefetidir? Bu terör gurupları kime muhalefet ediyorlar?
    Diğer yandan açıkça görülüyor ki, bütün saldırıların merkezindeki yönetici güc El Kaide'dir.
    Türkiye-Suriye sınırı açıkça cihatçı örgütlerin hakimiyeti altında. Ancak AKP rejiminin iddiasına bakılırsa sadece “ılımlı” gruplara destek söz konusu.

    AKP'nin desteklediği bu paralı askerler, ölümden kaçan çocukları, kadınları, yaşlıları köyün mezralarını gören tepelerden, tekbir sesleri eşliğinde uzun menzilli silahlarla tarıyorlar ve TC'den aldıkları füzeleri kullanarak öldürmeye sevdalı halleriyle, katliamlarını gerçekleştiriyorlar. Üst üst istiflenmiş çocuk ve kadın cesetlerini, Sunni değilse katli vaciptir” denilerek, “Tekbir” sesleriyle çiğneniyorlar. İnsanlıktan firar etmiş yaratıkların Ortadoğu’yu kan gölüne çeviriyorlar.
    El Kaide’nin Suriye’deki kolu olarak bilinen El Nusra cephesi içindeki Fetih Ordusu isimli cihatçı çeteleri ılımlı muhalif veya Türkmen diye destekleyen TC iktidarı bütün bu katliamlardan bizzat sorumludur.
    Biat ettiğini açıkladığı El Kaide’nin Suriye’deki resmi kolu olan Nusra Cephesi, Özgür Suriye Ordusu’na katılmayacak ölçüde radikal olan ve ÖSO’dan ayrılan cihatçılarla birlikte İslami Cephe adlı bir ittifak kuran El Kaide bağlantılı Ahrar Şam, Ensar Şam, Şam İslam Hareketi, Suudilerin kontrolündeki İslam Tugayı, IŞİD’e biat ettiği bilinen Sukur El İz Tugayı ve benzer çizgideki cihatçı birçok silahlı grup ile birlikte Bayır Bucak Türkmenlerinin kurduğu ve cihatçılarla beraber hareket eden çeşitli isimler altındaki birlikler toplu katliamların yapıldığı bütün saldırılarına katılmaya devam ediyor.

    Arap ultra milliyetçisi İŞİD, Kürtler'e karşı başarılı olamayınca, Türkmen kılığına soktukları El Kaideci çeteleri öne süren TC yöneticileri, Suriye ve Irak halklarına kan kusturan binlerce Cihatçı çete mensubunu komşu halkların sınırlarını ihlal ederek savaş alanına sokmaya devam ediyorlar...! Sınır ihlali bundan başka bir şey değildir!
    Sınır İhlali, Dünyanın 100 den fazla ülkesinden toplatılıp getirilen çeşitli Cihatçı Örgüt mensubunun, Türkiye'de örgütlendirilip silahlandırılarak, bütün uluslar arası antlaşmaları ihlal ederek, suriye ve Irak'a alenen sokulmasıdır.
    Uluslar arası hukuk kurallarını çiğneyen Türkiye kendisini maskelemek için 'Türkmen' yalanına sarıldı! Çoğu Çeçen, Afgan ve Arap olan on binlerce Cihatçı çete artık resmi Türk ordusunca yönetilerek Suriye halklarına saldırtılıyor...
    Uluslar arası anlaşma ve yasaları ayaklar altına alan bu saldırı, Ankara’daki İslamcı iktidarın zıvanadan çıktığına işaret ediyor. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet batağına saplanan AKP şefleri, saldırıyı sevinçle karşıladılar. Paçalarını kurtarabilmek için cihatçı teröristlerle aynı safta savaşa katılacak noktaya gelen dinci-gerici şefler, uçak düşüren TSK’yi kutlayarak, savaş çığırtkanlığına devam ettiler.

    Fakat şimdi gelinen noktada bu paralı askerlerin sonu geliyor! Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar'ın paralı askerleri olan Cihatçı Arap ve Türk Milliyetçileri, Kürt Gerilla mücadelesi karşısında zorlanıyor..!
    Suriye’den başlayarak bölgeyi ortaçağ karanlığında boğmak için 4 yıldan fazladır savaşan cihatçı teröristlere destek sunan Türk devleti, onlar başaramayınca kendisi fiilen çatışmalara katıldı...
    Paralı askerlerin gerilla mücadelesine dayanamayacağı, Kürt halkının Kobane, Sincar, Haseki ve Tel Abyad'ta verdiği kahramanca mücadele ile ispatlanmıştır! İşte şimdi, ayda 1800 Dolar maaşla Suriye'ye sokulan 27 çeşit Cihatçı örgüte mensup kelle avcısı katil sürüleri zoru görünce geri kaçmaya başladılar...!
    Nusra ve diğer çeteler, ılımlı Muhalefet yalanından sonra bu kez Türkmen kılığına girerek, TC'nin desteğini alarak kafa kesmeye devam ediyorlar.. TC sınırına doğru geri kaçan bu cihatçılar ‘Türkmen savaşçılar’ diye Türkiye kamuoyunun gözünde meşrulaştırılmaya çalışılsa da hepsi çeşitli El Kaide fraksiyonlarından oluşuyor...

    İçerden sarsılmaya başlayan feodal Osmanlı kalıntısı AKP iktidarı, kendi koyduğu yasalarını da ayaklar altına alarak, korkunun yarattığı histeriyle etrafa saldırıyor.


    AKP VE AYDINLANMA ÇAĞININ SONU!

    Musollini ve Hitler'in teklik-mutlaklık-yücelik sloganlarına sarılan AKP rejimi ve onun tek şefi, aydınlanma ve bilim adına ne varsa hepsini teker teker yok etmeye devam ediyor!
    İslam gibi fanatik yayılmacı ve baskıyı evrenselleştiren dinlerle desteklenen Osmanlıcı feodal yapının dogmatizmini her yere hakim kılmaya hız veren AKP, Aydınlanma Hareketini kökten ortadan kaldırmaya kararlı görünüyor... Dinin meşruiyet aracı olarak kullanılması, demokratik muhalefete tahammülsüzlük, yürütmenin merkezileştirilmesi, güçlerin tek adamın elinde toplanması (vs.) sadece monarşist rejimlerde görülmüyor. Tamamen farklı çağların ürünü olmalarına rağmen başka bir bağlamda İslamist diktatörlüklerde de tecessüm edebiliyor. Dinselleştirme yoluyla diktatörlüğün yeni bir renge boyanması, İslamcı yayılmanın yerli yerinde durduğunun en bariz kanıtıdır. AKP iktidarı dinle, din feodalizmle özdeşleştirilmekte ve üstyapı alanı üzerinden Osmanlı’ya bir geri dönüş kapısı görüp, dünyada ki diğer İslamcı feodal devletlerin desteğine başvurmaktadır. 12 Eylül 1980’den, özellikle de AKP iktidarından beri hızlanan dinselleşme-Osmanlılaşma adımlarıyla yapılan bunun alt yapısını kurmak oldu!

    Bugünkü AKP iktidarı, Osmanlı'dan gelen feodal kalıntıları yeniden diriltirken, aynı zamanda İslam'ın bilinen yağma talancı siyasal akımlarının sınır ötesi kollarını da örgütleyip yönetmede öncülüğünü koruyor...
    Cihatçı Akıncı İslamistlerin hükmettiği Türkiye'nin AKP iktidarıyla birlikte yeniden Osmanlı saltanatına doğru geri götürüldüğü artık inkar edilemez bir gerçek! Türkiye, böylece İslamcı gericilikle hesaplaşmasını 220 yıldır hala tamamlayamadan içinde debelendiği uçuruma geri dönmiş oldu!

    Sevgi ve Saygılarla


    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Irem haloglu
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Hasan Sirtan
    M. Eskici
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin, Mehmet Y. Yıldıran.
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
    Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak.
    ADNAN Yörükoğlu
    Ismail Duygu, Erdem Duygu, Aydın Üzel. S. Ali Kandarlı
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin. Şenay Temel, Adnan Temel. M. Adil Oktan. Durmuş Aslan. Kemal Sade. Nurten sade. D. Elagör. Mustafa Elagör. Senay Elagör
  2. Vedat Konak
    25 Eylül 2015 Cuma Saat 16:49 CEVAPLA
    KASAPLIK BAYRAMI VE HAVADA UÇAN KELLELER!


    Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal ilan edilmesi,fışkıran kanlarla küçük çocuklara adeta banyo yaptırılması bayram mı?! Kurban ve bayram sözcüklerinin yan yana kullanılması bile şizofrenik bir durum...
    Kan ve Bayram kelimelerinin yan yana getirilişi bile mantıksal bir çöküşe işaret ediyor. 'kurban' denilen kavram ilkel taş devrinden kalan bir soyutlamadır ve İnsanların mağaralarada yaşadığa döneme taekabül eder. Bu dönemlerde insanlar sadece hayvan avlayarak yaşıyordu! Şimdi bunun en mantıksal karşılığı Kasaplar bayramıdır ve belli bir gurubun mentalitesine denk düşen bu eylem modern bir devletin bayramı yapılamaz!

    Kasaplık kan bayramının 9 güne uzatılması, her kişiye bir imam sloganın atılması, geleceğin karanlıklarını şimdiden haber veriyor. Ufacık çocukların alınlarına birer kan damlası kondurularak bu vahşetin kutsanmasından rahatsız olmayanlar başı dönmüş cellatlardır. Kanı, öldürmeyi kutsayan bir bayram, bayram olamaz!

    Hayvanı keserken ona gel bak deden koyunu kesecek şimdi büyünce sende kesicen denilerek çocukların kasap ruhlu yetişmelerinin temelleri atılıyor. O kadar mı bu etki hep sürecek yaşamlarında. Onlar büyünce kendilerini baş kesen birer malkoçoğlu, yeniçeri, Avrupayı fethedecek akıncılar olarak görecek ve masum insanların canlarına da acımasızca kıyacaklardır.

    En çok insan kafasının kesildiği İslamcı ülkeler, 'kurban bayramı' denilen kanlı rituellerin topluma büyük birer bayram diye empoze edildiği ve topluca kutlandığı ülkelerdir. Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal diye ilan edildiği, fışkıran kanlarla adeta küçük çocuklara banyo yapıldığı barbar kültürlerde, bunu daha küçük yaşta görüp yaşayarak kanlar arasında büyüyen bu çocuklar cellat olmaktan öteye gidemiyor... Bu piskolojik bir alıştırma ve şartlanmadır. Hele elde satır, bıçak, özellikle çocukların psikolojisini bozan görüntüler uzmanların görüşüne göre de hiç de iç açıcı ve olumlu değil. Bu tür sahneleri küçük yaştan beri kutsallık diye algılayan küçük çocuklar birer ruh hastası olarak büyüyor ve sonradan işkence yapan, kafa kesen birer cani olup çıkıyorlar. Cahil kitle, bayram kutlama adına, bilinçlice tüm çocukları bu kasaplık ortamına zorla getiriyor ve onları yüzlerine kanlar fışkırtıyor. AKP yönetimince daha da uzatılan bu vahşet bayramı, zavallı çocukların beyinlerinin yıkanması için daha büyük bir fırsat oluyor. Kurban bayramında hayvan kafaları havada uçarken, küçük çocukların bilerek topluca can çekişen hayvanın boğazına kadar yaklaştırılması, alınlarına bu kanın sürülmesi ve ellerine keskin bıçaklar verilmesi, İslam kasaplığının bariz bir örneğidir ! Bunu kutsal ve iyi eylem diye algılayan Müslüman çocuklar büyüdüklerinde rahatlıkla her canlının kafasını kesmeye muktedir olup, şimdiki gibi AKP'nin desteklediği Cihatçı örgütlerin potansiyelini oluşturmaktadırlar.

    Bayram ve doğayı tekbir ruhuyla imha etmek!

    Müslümanlar, dinlerinin insanları nasıl işkenceci tipi sapık, kaba, seksist, küfürbaz, parazit haline getirdiğini anlayıp bununla hesaplaşmak zorundadırlar.
    Tekbir ve Allahuekber nidaları her geçen gün artan cami sayısı nedeniyle yaşam çekilemez hale geliyor. Piskolojik işkence derecesini alan imam haykırışları sistemsiz olarak birbirine karışıyor ve sanki Anadolu yeni işgal edilmiş de kafirlerlerin Müslümanlaştırılması yeni başlamış intibasını veriyor. Arapça ezan okuma adına diğer insanları anormal derecede rahatsız eden imam_hacı hoca takımında birazcık aile terbiyesi olsaydı, bu yaptıklarının inanç ve tanrı ile bir alakasının olmadığını, sadece petrol şehlerinin yayılmacı hedefleri için piskolojik savaşa katkıda bulunduklarını itiraf edip, ibadetlerini terbiyelice ve kimseyi rahatsız etmeden yaparlardı. 
    Kurban bayramına tekbirli savaş naraları ile giren milyonlarca beyni yıkanmış insan neden bu kadar çok hayvanın canına kıydığını bile bilmez! Müslümanların çoğu henüz cehalet dönemini yaşıyor: gözü dönen, ağzında salyalarla nârâlar atan göçebe çobanlar, Allah ekber diyerek her yeri kana buladılar.

    Kurban Bayramı büyük kentlerde m.ö 3 000 yıllarına benzemiyor, görüntüler eski çağlardan daha geri gidiyor. Öyle sahneler TV ekranlarında yansıyor ki şaşmamak mümkün değil, sokaklarda akan kanlar, kaçan danalar, koçlar ve kendini yaralayan bir sürü acemi kasap binlerce yıl öncesinden de geriye gidiyor.

    Milyonlarca hayvanı bir kaç gün içinde vahşice yokeden, tüm bir kültürü, türban, çarşaf, yüksek cami minaresi, namaz, ramazan, sünnet ve 'kurban kesme' ile betonlaştıran Türkiye'deki post modern Türk İslam sentezi, özünde bir kültürsüzleşme, bir sanatsızlaşma, bir felsefesizleşme/fikirsizleşme, vasatlaşma (ve odunlaşma!) demektir. ''Kurban bayramı'', toplumları şiddete yöneltmektedir. Öldürmeye, kesmeye, kan akıtmaya vicdanı rahatlıkla elveren insanlar, öldürmeyi kanıksamış insanlar, savaşların terörün, cinayetlerin de başlıca sorumluları oluyorlar. Kasaplar bayraminda hayvanları boğazlayanlar, ölümü öldürmeyi kanıksamış insanlar başka insanları da rahatlıkla öldürebiliyor. Ölüdürmenin, can almanın, kan akıtmanın, işkencenin, normal ve olağan sıradan bir şeymiş gibi gösterilmesine karşı çıkıyoruz.
    Bir canlıyı öldürüp, parçalamaya alıştırılmış bir çocuğun, gelecekte kendi türünün de katili olabileceği şüphesizdir. 
    AKP İslamiyeti hoşgörüsüz, lanet, kötücül, dogmatik ve siyasi birşey olarak uygulamada Osmanlı kafasını örnek almaya devam ediyor. Anadolu insanlarının ruhunun/kültürünün/uygarlığının Kur'an kursuna indirgenmesi, kadınların çamaşırlarına, din-ahlak adına, onların sağlığını bozacak derecede müdahale edişlmesi, tek tip islamist insan tipinin hortlatılması, kültür fakümü yaratmaktan başka bir şey değildir. Boşluğun bu kadarı klinik bir vak'adır ve bu çevrenin kültürel boşluğunun neden uzaydan daha boş olduğuyla da kimse cidden ilgilenmemiştir...

    Yeni sistemin başı Erdoğan'ın bütün işi Cami ve İslamın yayılması dır: dünyanın her yanına cami kurmayı ana amaç edinen Selefici Erdoğan İŞİD ve El Kaide gibi İslamın mutlak hakimiyetine soyunmuş durumda!
    Moskova'ya büyük cami kuran Seleficiler iyice palazlanarak vahşi ideolojilerini hakim kılmaya hız veriyorlar.. Bu türden İslami anıtlar, her tarafa kurulan ve gösterişi ile çevreye hükmeden yüksek cami minareleri eski zamanların put kültürünün biçim değiştirmiş hallerinden başka bir şey değildirler.
    Bu durum, haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

    AKP'nin temsil ettiği İslam fetih ve yağma ideoljisidir. Osmanlı'nın devr aldığı İslam-Arab istilaları hızla yayılarak ilkel milletleri hakimiyeti altına almış ve dünya uygarlığına büyük bir darbe vurmuştur. İslam; Cihad/istila/vahşet/dehşet/soygun/vurgun/talan/çapulculuk ve eşkiyalık ile tek din haline getirilmiştir…

    AKP'nin Suriye topraklarını ele geçirmek için son olarak kurdurttuğu Al Nusra+Fetih Şam cephesi, eski Osmanlı Cihat felsefesinin tekrarıdır...
    Savaşta ele geçen ülkeler fetih toprağı, öldürülen insanlar Allah’ın takdiri, ele geçirilen kızlar ve kadınlar (köle-cariye-seks işçisi-hizmetçi) erkek çocuklar köle (esir pazarında sermaye) İslam’ın şerefi; köle pazarında satılan insanlıktır. İslam; haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

    AKP çetelerinin propogandalarının merkezinde olan isimler İslam’dan önceki Putperest isimleridir. şimdi Allah dediğimiz put Abdallah, Allah’ın kulu demektir ve İslam öncesi Ay tanrısı (el-ilah) ismidir. Muhammed Kabe’de 360 put içerisinde geriye sadece Allah putunu bırakmıştır, Çünkü biyolojik babasının adı Abdallah idi!
    AKP'nin en büyük silahı olan Cihad nedir ? İslam Dinini tebliğdir. Sözle tebliğ edersin. Kabul edene itaat ettirir. Etmeyen ile ise savaşırsın. Savaşamayacak ve vergi verecek parası olmayan milletler İslam’ı kabul etmek zorunda kalırlar.

    Şimdi gelelim Osmanlı Ocakları denilen çetelere: AKP’nin Özel Harekatı Osmanlı Ocakları İŞİD’leşiyor!

    Cenaze timleri adı altında da hareket eden ve kriminal bir geçmişi olan, bunalım geçirerek sonradan Müslüman olan gençlerden oluşan, hayatını düzene sokmakta zorlanmış ve kendisine yeni bir sistem sunan İŞİD ve diğer Cihatçıların hayranı, Erdoğan tipinde otoriter bir güç arayışındaki gençlerden oluşan bu çeteler, zaman içinde TC'nin ana savunma gücü olarak tasarlanıyor...
    Bu çeteler daha önce AKP propaganda çalışmalarında kefen giydirilip, ellerine palalar verilerek meydanlara sürülmüştü.
    AKP cenaze timleri, Şam cephesi-Nusra -Fetih ordusu ve IŞİD’in başarısı ve antisemitizmin, Sünni İslam dışındaki yönelimlerin yok sayıldığı, Batı nefretinin tetiklendiği, demokratik değerlerin tehdit olarak gösterildiği resmi devlet politikalarının hüküm sürdüğü köklerin bulunduğu Türkiye’de taban buluyor.


    UYAN ARTIK!

    Kurtuluşun, ilkel Arap kabilelerinin yaşam biçimlerinden doğan AKP, İŞİD veya AL- Nusra gibi örgütlerin felsefesi ile değil, aksine onların senin üzerinde yarattığı kültü yırtıp atmandan geçer!
    Uyan artık ilkel çağların çöl İŞİD'çisi Muhammed’in ve Türkiye'nin her tarafına cami kurarak Arapça bağırma, çağırmalarla hayatı çekilemez hale getiren AKP çetlerinin kafesinden kurtul artık!! 7.yüzyıla ait ilkellikler, çöl saçmalıkları ile bir yere varılamayacağını gör artık!
    Muhammed; Erdoğan ve diğer tüm Arap diktatörleri gibi despot bir Arab lideridir. 7.yüzyılda putperest ilkel Arab kabilelerini kendi liderliği altında Millet haline getirerek kendi devletini kurmuştur. Putperestliği tek tanrılı dine dönüştürmüştür. Kur’an; Muhammed’in emirleri, devşirme bilgilere yaptığı felsefi yorumlardır. İlk İslam Devleti anayasasıdır. İŞİD'in şimdi yaptığı Muhammed'i aynen kopyalamakan başka bir şey değildir...
    İŞİD, Muhammed döneminin en güzel kopyasıdır. İŞİD Müslüman değildir demek, İslam'ın doğuş ve gelişmesi konusunda zır cahil olmak demektir.
    İslam’ın tüm ibadetleri, Kurban bayramı vs.. Putperestlik ibadetleridir. Muhammed İslam ile Putperestliği tek tanrılı din haline getirmiştir. Muhammed feodal İlkel Putperest Arab kabilelerini millet haline getirip ilk islam devletini kurup lideri olmuş ve devşirdiği bilgilerle yazdığı Kur’anı bu devletin anayasası yapmıştır…
    İlkel bir Arab’ın ve onun takipçisi AKP'nin yalanlarına daha fazla inanma artık. Bilim ve teknoloji üretmek için uyuşmuş bir beyin değil, uyanık bir beyin lazım. Muhammed denilen ilkel Arab’ın bu putun en sevdiği kulu ve en sevdiği peygamberi olduğu iddia edilir. Namazda bu puta eğilip, yerlere kapanarak yardım, iyilik, merhamet, esirgeme, koruma, yüceltme, zenginlik ve bereket istenir. Modern zamanda akıl dışı bir ilkelliktir.


    1400 SENEDEN BERİ DEVAM EDEN BARBARLIK MANZARALARI:

    Hacı olma derdindeki milyonlarca ilkel Müslüman Kurban bayramı namazı kılıp şeytan taşlama ritüeli yaparken birbirini ezmeye devam ediyor...
    Mekke'de ki son şeytan taşlama ve zalimce birbirini ezme eylemi, İslamın ne kadar geri kaldığını, Müslümanlarda genel bir beyinsel yıkılma ve cinnet halinin yaşandığını, hatta ve hatta 4 000 sene önce Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarını kuran halkların yaşam seviyesinin daha gerisine gidildiğinin ispatıdır...
    İslamda ki bu feci geri kalmışlık durumu, bu dinin etkisine giren halkların beyinsel ve ruhsal gelişmelerinin tamamen geriye çekildiğini, uygarlık dışı bir oluşumla, evrensel bütün pozitif gelişmeyi yadsıdıklarını gösteriyor..


    HAC'DA YAŞANAN BAZI KATLİAMLAR!

    1987: Suudi yetkililer, gösterilere müdahale ederken 400 kişi öldü. 
    1990: Putçu Kutsal bölgelere çıkan tünellerde bin 426 hacı öldü. 
    1994: İzdihamda 270 kişi hayatını kaybetti. 
    1997: Çıkan yangında 343 hacı öldü, bin 500 kişi yaralandı. 
    2006: "Şeytan taşlama" esnasında yaşanan kazada 364 hacı öldü. 
    2015: Cami minaresi çöktü, 107 ölü
    24-09-2015 : Şeytan taşlama adına birbirini taşlama ve ezme, ilk belirlemelere göre en az 780 ölü.

    İslami yapının geldiği nokta, bu ideoloji ile beyinleri yıkanmış 100 milyonlarca cahil insanın bu gezegen için bir tehlike oluşturmaya başladığı gerçeğini vurgulamakta yarar var!
    Beyinleri çöl dogmaları ile körleştirilmiş ilkel barbar kitleler şeytan taşlama adı altında birbirlerini acımasızca ezerek, şeytanlığın en kötü örneğini sergilediler...Hacılar, küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atma sırasında katliama yol açtılar. Şeytan diye birbirlerini taşladılar...

    Karanlık çağlara son vermek için:

    1- Cami değil, Köy Enstitüleri kurulmalıdır. Arap’ça ezan alçak sesle ve semt başına en fazla 1 tek camiden okunmalıdır. her taraf zaten camilerle dolduğu için, yeni Camilerin kurulması yasaklanmalıdır.
    2- Diyanet dağıtılmalıdır. Diyanet işleri başkanlığının ilke olarak ülke içindeki bütün inanışlara eşit mesafede olması, gerekirken, şimdi sadece Sünni İslam’ın temsilcisidir. Günümüzde ise, 9 milyar ytl ye yaklasan bütçesi, birçok bakanlığın önündedir. Başkanlık 100 binin üzerinde imam ataması yapmakta yine bir o kadar camiyi bünyesinde bulundurmaktadır. Din kurumu özelleşmeli diyaneti finanse etmek için devlet tarafından yapılan soygun bitmelidir..
    3- Zorunlu din dersleri ve nüfus kağıtlarındaki ”İslam” hanesi kaldırılmalıdır. Devlet okullarında din dersi okutulmamalı,kuran kursu vs resmi kurum olmamalı. Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılmalıdır. İnsanların inançlarına göre bu veya başka yöntemlerle fişlenmesinin önüne geçilmelidir.
    4- Hac denilen, Arap şehlerini milyarder etmek ve her türlü çöl bakterisini yaymaktan başka bir şeye yaramayan milyarlar akıtan kurnaz ve ebedi Turizm tuzağına son verilmeli, halk, Mekke'ye düşmüş olan ve hem Allah hemde şeytan diye adlandırılan bu Meteor taşı konusunda bilimsel alanda aydınlatılmalıdır.


    Sevgi ve Saygılarla
    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Irem haloglu
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Hasan Sirtan
    M. Eskici
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin, Mehmet Y. Yıldıran.
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
    Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak.
    ADNAN Yörükoğlu
    Ismail Duygu, Erdem Duygu, Aydın Üzel. S. Ali Kandarlı
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin. Şenay Temel, Adnan Temel. M. Adil Oktan
  3. Vedat Konak
    10 Ağustos 2015 Pazartesi Saat 16:46 CEVAPLA
    CAMİLER,TEKKELER,TÜRBANLAR,ŞERİATÇILAR VE SARAYLARLA HORTLATILAN ORTAÇAĞ!


    Ortaçağı yeniden hortlatan Erdoğan'ın içinde bulunduğu ruh hali:‘feodal diktatör psikolojisi’


    "Erdoğan: Bir yerde minare varsa orası müslüman yurdudur'' dedi. Kendi sarayına kurduğu Beştepe Millet Camii'sinin açılışını yapan Erdoğan, "aynı anda üç bin kişi namaz kılabilecek" dedi.

    Büyük saray ve camiler yaptırarak, Osmanlı özentisine kapılıp padişah ve halife olmak isteyen Tayip Erdoğan’dan bazı inciler:

    >> “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler askerimizdir...“
    >> “Ben tekkeye değil dergâha gittim…., “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!”
    >> "Fanilere kul olmayacağız, dedik. Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah’a kul olmanın hazzını yaşayacağız.
    >> “Elhamdülillah şeriatçıyım. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar.“
    >> “Ben İstanbul’un imamıyım.“

    “Bu ülkenin yüzde 99′u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisinin bir arada olması. Durum böyle olunca ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda da laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan koskoca bir yalan.”
    Türk İslam sentezini esas alan pan İslamistlerin Şeriat hazırlıklarının geldiği son nokta, diktatörün medrese, Saray-külliye,Cami dayatması ile birlikte, kışla ve üniversitelere de cami yapma furyasının ayuka çıkması oldu... İŞİD'leşen AKP, hiç bir sınır tanımadan her yeri camilerle doldurmaya devam ediyor..

    'Ankara'daki saray ile İstanbul'da yapımına devam edilen 50 bin kapasiteli devasa Çamlıca camisi yalnızca gösteriş merakından değil, aynı zamanda İslam dünyasında kendisine saygı ve prestij kazandırıp halife olma hayellerinin de bir sonucudur!

    RT Erdoğan, İstanbul'da inşaa ettirilen Çamlıca camiisinin avlusuna Erdoğan'ın türbesini yaptırmak istiyor..

    Dağlara, kayalara, gösteriş için en yüksek yerlere camiiler kurulmasını emrini veren Erdoğan'ın kendi memleketi olan Rize'nin Güneysu ilçesindeki bin 130 rakımlı Kıble Dağı'nın zirvesine 'Kıble Dağı Camisi' yapıldı. Güneysu ilçesinde, kıble yönünde olması ve ilçenin birçok yerinden görülebilmesi nedeniyle Kıble Dağı ismiyle anılan bin 130 rakımlı dağın zirvesine inşa edilen cami'ye Erdoğan camisi de deniliyor!
    R.T. Erdoğan'ın Ankara'da yaptırdığı Ak Saray ve Beştepe camiisi ile İstanbul Çamlıca'da yaptırdığı 'dev' camii sadece gösteriş için değil, aynı zamanda kendisine İslam dünyasında prestij kazandırıp Halifeliğinin yolunu açmaktır..

    ''ERDOĞAN CAMİİ YAPIMLARINI YAKINDAN TAKİP ETTİ"

    Recep Tayyip Erdoğan'ın, En yüksek tepeye planlanan Kıble dağı ve Çamlıca Camiinin inşa sürecini ilk gününden itibaren en ince detayına kadar baştan sona ilgileniyor!

    R.T. Erdoğan'ın Ankara'da yaptırdığı Ak Saray ve Beştepe camiisi ile İstanbul Çamlıca'da yaptırdığı 'dev' camii sadece gösteriş için değil, aynı zamanda kendisine İslam dünyasında prestij kazandırmak için dir..

    ÇİN'de konuşan Erdoğan, basın mensuplarına yaptığı açıklamada,''Çin'de 35 bin cami ve 40 bin din görevlisinin bulunduğunu öğrendiklerini, fakat bunun Çin'in şimdiki nüfusuna oranla yeterli olmadığını ve gerekirse yardım edeceklerini söyledi.''
    Minarenin olduğu yeri kendi toprağı ilan eden Erdoğan, sanki Çinde'ki 35 000 caminin minaresi yokmuş gibi yeni bir gaf daha işledi! Çin'i de böylece Müslüman yurdu sayan Erdoğan, ''Bir yerde minare varsa orası müslüman yurdudur.'' diyerek 35 000 camisi oan Çin' i de şimdiden İŞİD'varice tehdit etti..

    Erdoğan, Cuma namazını Cakarta'daki dünyanın en büyük dördüncü camisi olan İstiklal Camii'nde kılarken ''3 önemli şeyimiz, islam,islam ve yine İslam'' diye konuşan Erdoğan, Endenozya'nın nüfus oranına göre çok az camii'ye sahip olduğunu idda etti.

    AKP, İŞİD'leşiyor!

    Erdoğan Heryere Cami kurulması emrini verdi. Yüksek tepeler, Dağlara ve şimdi de Plajlara, denizin içine cami...

    AKP, cami ve mescitleri toplumu dinsel taciz altına almanın, dincileştirmenin aracı olarak kullanmayı, bu yolla ülkeyi İŞİD ve Nusra'nın yaptığı gibi din devletine sürüklemenin altyapısını hazırlamayı sürdürüyor!

    Bütün resmi daireleri, asker ve polis dahil heryeri mescitlerle donatan, özel okullara ibadethaneyi zorunlu hale getiren, plajları haremlik selamlık olarak ayırmaya başlayan AKP bu kez plajların ortasına, denizin üstüne cami yapmanın yolunu açtı. 
    Hükümet; Kıyı Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin yönetmeğin 4. maddesinde Taliban tarzı bir değişiklik yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan değişiklik, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Yapılan bu düzenlemeyle isteyen birisi gelip bir plajın ortasına, sahildeki bir parkın ya da kampingin içine, koyu bir şeriatla yönetilen Suudi Arabistan'da olduğu gibi mescit ya da cami inşa edebilecek. Uygulama sadece plajlarla sınırlı olmayacak. Çamlıca tepesine yapıldığı gibi İstanbul Boğazı'nda, İzmir Körfezi'nde, Antalya Limanı'nda da deniz üstüne cami diye ucubeler yapılabilecek.

    Düzenleme, radikal dinci tarikatlar ya da AKP’nin içindeki yobazlar ileride plajlara cami, mescit kurup, sonra da “Burada Allah’ın evi var, mayoyla, bikiniyle denize girilir mi? Haşema, tesettür mayo giymek zorundasınız” demeye başlayabilecekleri anlamına da geliyor.

    Sevgi ve Saygılarla

    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

    ----------------------------------------------------------------------

    Esin Duran,

    Selda Suner,

    N. Gök,

    Irem haloglu

    Ferdi koçkar

    Yeliz seren

    Vedat Konak

    S. Aktaş

    Pelin Moda,

    Bedri Engin,

    Hasan Sirtan

    M. Eskici

    Nazmi Dogan,

    Sevda Suner

    R. Adalı

    Sezer Aşkın,

    H. Datvan,

    Salih Demir,

    FERDİ KADER

    Erhan Vural

    Necmi Derinsu

    Ahmet Kaymaz

    Aslan IŞIK

    Nizamettin Duran

    A. Demir

    hasan kayısoğlu

    Melahat Baykara,

    ismail çekmez.

    Aydin Nizam

    Uğur Demir

    Ismail B. Cenk,

    Tekin Balkic

    Selma Altuntaş,

    Murat Koç

    Filiz Serin,

    Nedim Serin,

    Vedat Koçak,

    Salih Birdal,

    Erdal Cömert

    Ismail Bulak

    Ahmet Meriç

    Mustafa Gur,

    Hasan Zafer

    Bahar Ünsal

    Osman B.

    Ayse bahar

    Metin Maslak

    H. Maslak

    Dilek Solak

    zeynep içkaya

    Sevda maslak

    Sercan Gezmiş

    Aynur Balkaya

    İpek Doğan

    Nazım Doğan

    Murat Doğan

    esin erkan

    Beyhan erdem

    n. erdem

    İsmail Deniz

    Ayten BARAK

    Ugur Birdal

    Ahmet Tan

    İsmet Yelkenci

    Yıldırım Kongar

    Selma Kongar

    Birol Aytekin

    Hatice Gül

    Ibrahim Erkin

    Kemal erdem

    Rıza Akdemir

    Mehmet Coskun

    Hüseyin demir

    fethi killi

    Yeliz Ender

    Mustafa Ender

    Ugur Basak

    Kemal Dektaş

    Ayten Ilkdal

    Nuri Aktanır

    Metin Koc

    Sevgi Ender

    Burhan Kulakçı

    Oğuz Duran

    Burcu Kanter

    Aysel kanter

    Erol kanter

    Layla SOLGUN

    M. Oktay

    Kemal Aktas

    Yelda tekinoglu

    Orkun Keskin

    T. Vural

    Oğuz şen

    Nur Şen

    Ismail çaykara

    Burhan Orkal

    D. Kahan

    Seher Yıldız

    Esra akkaya

    Mehmet Uzan

    Yeliz IŞIK

    Murat Bakır

    O. Dem

    Salih Aktaş

    Seyhan İlknur

    Osman Çekiç

    esma yıldız

    Murat Çetindal

    Ali OkyarMusa Tekin

    Aslı Birdal

    Nazmi Doğan

    İnci Gür

    L. Okar

    Mustafa Karkaya

    Omer Aytac

    Mürsel Bozkır

    Zeynep Şengül

    Gülcan Iğsız

    Murat Nidar

    şemsi Kaya

    Ayten Ekşi,

    Eda leman

    nermin ışıl

    D. Polat

    Kadir Erdem

    Serdar OKTAY

    Mehmet Özdemir

    Mustafa Erkan

    Nuri AKTAS

    Emine AKTAS

    O. Kadir Ergun

    Metin Kurca

    Sedat Isiklar

    Filiz Bag

    Kadir Baskale

    Sevim Varlik

    Hasan Mesut Akkaya

    Necmi Guler

    Erhan Isguz

    Meral Okur

    Bilge Okyaz.

    Kemal Koç

    L. Mirakoğlu

    Oktay Kızılcık

    Mehmet Yavuzgil

    Erdal Polat

    Hüsnü oktay

    k. Sankay

    Ahmet tekin.

    Semra Kaya

    Mustafa Çiçek

    Kayhan Göçkaya

    Erdal Solgun

    Mehmet Solgun

    Esra Solgun

    N. Altik

    Oguz Karakış

    Leyla Mert

    Işık mert

    D. Öksüz

    Erdem Yılmaz

    Ayse Eltan

    S. Guner

    M. Deniz Ok

    Mehmet İnce

    Huseyin Cinar

    Meltem Cinar

    Berk Cinar

    L. Demirkaya

    Huseyin Çilek

    Ayten Irmak 

    D. Okdere

    Ali Uskan

    İrem Haloğlu

    Berdan Temiz.

    H. Baskale

    Murat Gülay

    Esra Gülay

    Mustafa Akyol

    A. jale Kol

    M. Kol

    Tamer Oktay

    Aslan Burukoglu

    I. Demir 

    Nurettin Akdal

    Uzan Kara

    ismail Igdır

    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin

    Nuri Şen

    Hasan.Y. Balci

    Mehmet Yucel

    İsmet C. Koray

    salih Söğütlü

    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay

    Ali Dem. Sarahoğlu

    Ayten Karaman, Mehmet Azal

    L. Uzan, Harun Tabaklı

    Ertekin Sancak, mehmet değerli.

    Kemal Güler, Zeynep Güler

    B. Urak. 

    Ismail Duygu, Erdem Duygu

    Hasan Incedemir.

    N. kayıkçı.

    Bayram Akçak

    İsmail Dilpek.

    Kemal Uzunyayla

    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay

    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat. 

    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin.
  4. Sözel
    02 Mart 2015 Pazartesi Saat 18:57 CEVAPLA
    Lokman Diye bir Şahıs Senanik Öneri Cihan Sincar ve Ali sincarla aynı aşiret konumunu koymuş birşey bilmeden boş boş Konuşmasın insan yani böylesi ancak gereksiz deyimlerinde bulunur. Senanik Öner Sürgücülüdür Cihan hanim ve Ali bey omeridir. ayrıca kimse Senanik öneri herkesle bir görmesin yıllarca cezaevinde kalmış ömrünü bu halka feda etmiş dürüst biri yorumlarınızı bundan sonra efendi güzel yazın Selamlar.
  5. Sami
    23 Şubat 2015 Pazartesi Saat 19:09 CEVAPLA
    Kadir Bey bir önceki yazınızda yanlış bilgilendirildiğiniz ortaya çıkıyor. Bu günlerde eğitim ile ilgili siteleri takip ederseniz. TEOG sınavında Mardin ilinin 50.sıradan 78. sıraya gerilediği söylenmektedir.Oysa sizde yanlış bilgilendirmeye uyarak övgüler dizmiştiniz. Keşke doğru olsaydı. bknz: http://www.mebpersonel.com/meb/mebin-sir-gibi-sakladigi-teog-sonuclari-h158103.html
  6. Lokman
    23 Şubat 2015 Pazartesi Saat 16:31 CEVAPLA
    cihan sincar ali sincar senanik öner aynı aşiret mensubu 3 zat krallıkmı saltanatmıdır nedir
  7. bülent özdemir
    23 Şubat 2015 Pazartesi Saat 13:03 CEVAPLA
    tabi ki asıl mesele baraj sayın üründü. yalnız şuna dikkat etmek lazım aynı yüzler aynı soyadları bu gidişle mardin aynı mardin kızıltepe aynı kızıltepe kalkıp kürtler hırsız diyen mhp ye kaç kürt milletvekili cevap verdi mecliste toplam 106 kürt vekil olmasına rağmen. ya da bölgenin en büyük problemi olan elektrik meselesini hangi aday adayı gündeme taşımaya cesaret edecek yada daha kararname almadan tayin düşünen öğretmenlerin yaşam şartlarıyla ilgili herhangi bir düzenleme kısaca projeyle gelen yok hep aynı hikaye :çözüm süreci. herkes bir yandan destek veriyorum diyor ama içeriğini bilen yok o da ayrı muamma mesele seçilmişler meselesi ne olduğu değil ne yapacağıdır kalkıp dayısını mı danışmanı yapacak yoksa en nitelikli elemanı mı . kısaca halk bu güne kadar verdiği oyların karşılığını alabildi mi bunu sorgular ve bulunduğu halk tabakasına göre oy verirse bu sayılan aday adaylarının vay haline. yoksa eski tas eski hamam sürekli bir kadrolaşma hergün gelen yeni yolsuzluk haberleri aynı kurum içinde çalışıp birbirinin kuyusunu kazan memurlar vs.
  8. Saruhan beg
    22 Şubat 2015 Pazar Saat 18:25 CEVAPLA
    kalemine ağzına sağlık, Ancak HDP aday adaylarından Arap Mıhallemi halkı kotasından giren çok renkli bir kişiliğe sahip olan Mıhallemi Derneği başkanı Mehmet Ali Aslanı unuttun galiba.
  9. Mardinsporlu
    22 Şubat 2015 Pazar Saat 16:10 CEVAPLA
    Hocam HDP boğulur Mardinde yinede bekleyip göreceğiz
  10. Ali Sidar
    21 Şubat 2015 Cumartesi Saat 21:39 CEVAPLA
    Kadir bey HDP den ayrıca Selma Irmak 'Nurullah Gorhan ve bundan 2 donem önce Bağımsız adaylara karşı (o zamani adiyla sanirim DTP ye karsı) aday olan ve kazanamayan Kamiran Yıldırım ın eşi k'ayni zamanada şu anda da milletvekili olan Gulser Yıldırım da aday adayıdırlar.
  11. tahsin kino
    21 Şubat 2015 Cumartesi Saat 08:50 CEVAPLA
    ağzına ve kalemine sağlık çok güzel özetlemişin yüzde 10 barajın düşmesi ve hayırlara vesile olma dileğiyle.
  12. Bahattin UNCU
    21 Şubat 2015 Cumartesi Saat 02:07 CEVAPLA
    Kadir Bey, kaleminizin akıcılığını sevdim. Ancak şahsıma atfen verdiğiniz “Mardin'de seçilecek milletvekili sayısının 6 olduğunu ve fazla müracaat olmamasını umduklarını.... ifade eden Uncu…” şeklinde bir ifadem yok. Bunun basında yer alması üzerine tekzip anlamında beyanda bulunmama ve AK Parti Mardin İl sahifesinde bu açıklama yapılmasına rağmen yazınızda bunu tekrarlamanıza anlam veremedim.

    Konuşmamın öncesi ve sonrasını incelerseniz bu anlamda bir ifadenin söz konusu olamayacağı ,aksine bir söylem ve mantık olduğu açıktır. Böyle bir ifade kullanmam için bir neden yoktur. Aksine ben konuşmamda halihazır 40 müracaat olduğunu ve daha fazla müracaatın olacağını umduğumu söyledim. İfadem neden tersine çevrildi anlamıyorum.Basında yer alan ifade ağzımdan çıkmamıştır. Çünkü benim zihnimden böyle bir şey geçmedi ,geçmezde... Basına yansıdığı şekli bana iletildiğinde şaşırdım,hayret ettim.Diyelim ki çıktı ; bu en fazla dil sürçmesi olur. Böyle bir ifadem olsaydı mantığını anlamak için sorunuzun gelmesi gerekirdi. Bundan çıkartılmak istenen şey sizin yorumladığınız gibi seçilme özgürlüğünün önüne set çekmek gibi bir niyet ne şahsıma nede AK Parti fikriyatıyla hiç mi hiç uymamaktadır...Basınımızın doğru,yerinde ,güzel ve başarılı haberleriyle gurur duymak isterim.Selam ve sevgilerimle...
  13. Aslan
    21 Şubat 2015 Cumartesi Saat 00:34 CEVAPLA
    Hiç yormayın Kendinizi Bu maçın sonucu HDP 5 AKP 1 dir.
  14. Ensari
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 23:36 CEVAPLA
    Kadir bey haksızlık etmişsiniz vallahi teşkilata büyük gelişmeler var. Bol bol misafire çay servisi yapılıyor. Daha önce öylemiydi allahın aşıkna yaa
  15. Aday adayı
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 22:45 CEVAPLA
    Bu yazıyı okuduktan sonra melankolik ruh halimle yorumlamak, içimi dökmek için yazacağım.
    Dört yıl sonra yeniden geldim ve dört yıl önce mensubu olduğum ak partinin Mardin'de içinde olduğu melanetlerden hala sıyrılamadığını üzülerek ve hatta hayıflanarak çaresiz gözlerle izliyorum. Teşkilatta değişen bir şey hala yok. Temiz dürüst ve ideal sahibi bir kaç temiz kardeşimizin affına sığınıyorum. Eski teşkilatın avuçlarından kurtulamayan ve eskimeyen yönetimin sirayetinden kendini kurtaramamış (yeni) olmayan yönetime 2 Mart'a kadar katlanmak zorunda kalacağım için kendimi bukalemun gibi hissetmek zorunda kalacağımı düşünüyorum. (Hayatta bir defada bukalemunluk yapsan ne oldur) diyorum kendi kendime ama benimkisi sadece bir avuntudur. İnşallah çıkacak sonuç, ilerde kendimi affedemeyeceğim bir sonuç olarak çıkmaz işte o zaman kendimi çok zor affederim.
  16. Nurettin Artuk
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 21:55 CEVAPLA
    Kadir bey, seçim takvimi işlerken böyle güzel ve cesur eleştirilere yer verdiğiniz yazılarınızdan dolayı sizi kutluyorum. Büyük gazeteci olmanın farkı olayları eleştrel yönlerden yaklaşmakla mümkündür. Sizi yıllardır takip eden bir okuyucunuz olarak sizi bir kere daha taktir ettim. Tespitleriniz yerindedir.
  17. eski akp
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 18:10 CEVAPLA
    Senin tahminlerin güçlü oluyor. Gonulle, Akdağ ne olur? Listede yer bulur mu? Cevap yazarsan sevinirim kadir bey.
  18. m.selim AYDIN
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 17:12 CEVAPLA
    SAZACAKSINIZ AMA BİZDE GERÇEK YORUMLARI YAPINCA ZORUNUZA GİDECEK ÖYLEMİ... YORUMUMU EKLESENİZE YAYINLASANIZA AMA O CESARET O G.. NERDE SİZDE DEMEKKİ İBRAHİM FİDE SİZİDE PARAYLA SATIN ALMIŞ:))
  19. m.selim AYDIN
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 17:09 CEVAPLA
    DELİKANLI OL EY EDİTÖR.... ERKEK OL BENİM YAPTIGIM YORUMU YAYINLA...
  20. xursi
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 15:32 CEVAPLA
    Kadir dostum yazılarını beğenerek takip ediyorum. Dobra ve tarafsız tavrından dolayı tebrik ederim. Meclisin şu anki profiline bakarsak kimlerin şanslı olacağını kestirebiliriz. Zira mecliste fikirler değil yumruklar konuşuyor. Hal böyle olunca; partiler il başkanlıklarının önüne bir kantar koysun, en ağır çekenden aşağı doğru. Sıralamalarını yapsın.
  21. mahmut
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 15:04 CEVAPLA
    sayın süleyman çelik in aday olması çok sevindirici gerçekten
  22. m.selim aydın
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 13:45 CEVAPLA
    SAYIN ÜRÜNDÜ KÖŞE YAZARLIĞI YAPIYORSUNUZ, GAZETECİSİNİZ İYİ HOŞ AMA TARAFLI OLMAYIN!!!
    1.İBRAHİM FİDE BEYEFENDİ GÖKTEN ZEMBİLLE İNMİŞ BİRİ DEĞİL? ONUN DÖNEMİNDE MARDİNDEKİ AK PARTİ TEŞKİLATININ YOKUŞ AŞŞAĞI YUVARLANDIĞI ZAMANLARI NE ÇABUK UNUTTUNUZ?İL BAŞKANI OLMADAN ÖNCEKİ MAL VARLIĞI İLE ŞUANDAKİ MALVARLIĞI ARASINDAKİ FARKI GÖRDÜNÜZ MÜ? BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI VE ARTUKLU BELEDİYE BAŞKANLIĞINI AK PARTİ İBRAHİM FİDE SAYESİNDE KAYBETMEDİ Mİ?
    2. DİĞER ADAY ADAYLARINI AŞŞAGILAMAYA KÜÇÜMSEMEYE VE SADECE İBRAHİM FİDENİN TEK ŞANSININ OLDUGUNU DİGER ADAY ADAYLARININ ŞANSININ OLMADIGINI KENDİNİZCE VURGULAMAYA ÇALIŞMAYIN,1 HAFTA SONRA TEMAYUL YOKLAMASI OLACAK GÖRECE BAKALIM BU KADAR POH POHLADIGINIZ İBRAHİM FİDE ABİNİZ KAÇ OY ALACAK?3.BENCE ADAY ADAYLARI ARASINDA BÜTÜN ADAY ADAYLARI GERÇEKTEN VEKİLLİĞİ HAKEDİYOR BUNDAN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN...
    DAYIN ÜRÜNDÜ TARAFSIZ OBJEKTİF VE REALİST OLUN..... PARANIN GÜCÜ SİZİDE ETKİLEMESİ VESSELAM:)
  23. seval
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 10:14 CEVAPLA
    yazı güzel fakat eksiklikler var.Örneğin
    1-İbrahim Fide oldukça başarısız olmasına rağmen teşkilatla birlikte başvurup sanki efsane il başkanı pozuna bürünmek istemiş ve diğer adaylara haksız ve etik olmayan bir yaklaşım
    2-Aynı şeyi zeynep alkış'ta yapmış kadın kollarını çağırmış ve belediye meclisinden istifasını dile getirmeden adeta mardinlinin gözünden bunu kaçırmaya çalışırcasına 14 yılın peşine düşmüş,biz ondan yorulduk fakat o yorulmamış,birde mardinde başarısız olan teşkilatın üyelerinden biri tıpkı fide gibi bu neyin gösterisi allasen biz birbirimizi biliriz
    3-cengiz demirkaya ile ilgili tek bir şey diyecem hakaten iyi teşkilatcıdır:))
    4-şu yurt dışından gelen arkadaş iyi yapmamış,eğitimin tamamladıktan sonra gelse daha iyi olurmu
    4-süleyman çelik kaliteli biri tabi eğer şans verilirse...
    5-ve kadir beyin parmak bastığı en önemli konu teşkilat seçiminde her dönem yaşanan şu akçeli işlere girilmesin lütfen.eğri ile doğru birbirine karışıyor sonra...
  24. İbrahim aydın
    20 Şubat 2015 Cuma Saat 09:27 CEVAPLA
    kadir abi senin tesbitlerin yerinde yazılarını takip etmeye devam edeceğiz

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Ters Açı... 11 Temmuz 2019 Perşembe Saat 20:01
2. Sevsinler Ödülünü!.. 05 Mayıs 2019 Pazar Saat 17:51
3. AK Parti'de Seçimler Üzerine... 30 Kasım 2018 Cuma Saat 16:05
4. İnsan Hayatı Bu Kadar Ucuz Olmamalı!.. 06 Ağustos 2018 Pazartesi Saat 20:34
5. Milletvekillerimizin Dikkatine!... 25 Temmuz 2018 Çarşamba Saat 19:57
6. Bir seçimi daha geride bıraktık.. 26 Haziran 2018 Salı Saat 12:04
7. Ahmet hoca işini yap işini! 23 Mayıs 2018 Çarşamba Saat 22:11
8. Çocukluğumun Kızıltepesi 17 Nisan 2018 Salı Saat 23:06
9. Cumhurbaşkanımızın Dikkatine Ahval-ı Mardin! 15 Mart 2018 Perşembe Saat 19:04
10. AK Parti'de Yeni Dönem! 29 Aralık 2017 Cuma Saat 17:15

YORUMLANANLAR :::

HDP'den tartışma yaratacak kayyum kararı

HDP'li belediye başkanlarının gözaltına alınıp yer [...]

1 gün önce...

Ağırakça'nın Bıraktığı Miras: Yine Sondan ikinci sıradayız

4 yıl boyunca rektörlüğünü Prof.Dr. Ahmet Ağırakça [...]

7 saat önce...

Sağlık Bakanı, Kamışlı sınırında

Çeşitli incelemelerde bulunmak üzere Mardin’e gele [...]

1 gün önce...

Yürekleri ısıtan Görüntüler

Polis, yürümekte zorluk çeken yaşlı adamı kolundan [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN


YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar