Artuklu Tarih Bölümü Doktora Mülakatında Rezalet

15 Eylül 2020 Salı Saat 19:26

Sevgili okurlar,

Bu sütunlarda işçinin, köylünün, memurun, doktorun, engellinin, çocuğun vs… mümkün olduğu kadar hakkı gasp edilen, mağdur olan her insanın hakkını arama sesi olduk. Basın olduğumuz için siyasetçinin ve hatta bürokratın sesini de duyurmaya çalıştık. Bu sefer kendi sesimizi burada duyurmaya çalışacağız. Emin olun çok zor geliyor, bir gazetecinin kendi mağduriyetini kendi kalemi ve köşesinde duyurmaya, kamuoyu ile paylaşması alışık bir durum değildir bizim açımızdan

Bakın nasıl?

14 Eylül 2020 tarihinde Artuklu Üniversitesi Tarih Anabilim Dalında başvurumuz üzerine doktora mülakatına çağrıldık. Buraya kadar herşey normal. Daha önce ilanen mülakatın tarihi ve saati de belirlenmiştir. 14 Eylül saat 13.00.

Fakat saat 13.48’de adaylar çağrılmaya başlandı. Mülakat geç başlatılınca Batman’dan gelen bir aday olanları protesto ederek, mülakata girmedi. İşte normal olmayan durumun başlangıcı bu noktadan itibaren başladı.

Puan durumuna göre oluşturulmuş listede ismi olan her aday heyecanla içeriye adım atıyor, gergin ve bozuk moral ile çıkıyor. Bu arada soruyoruz içeride olanları, çıkan adayların çoğunluğu sorulan sorulara doyurucu cevap veremediklerini ve sıkıntı yaşadıklarını anlattılar.  Kısacası içeriden memnun çıkan adayı pek göremedik.  Mülakatı biten aday içeride yaşadıklarının ardından belirsiz bir ruh hali ile arkasına bakmadan binayı terk ediyordu.

Neyse…

Sıramız geldi, içeri alındık sosyal mesafe kuralarına riayet ederek her aday gibi. İlk soru kendini tanıtır mısınız? Daha önce yine aynı yerde, ara dönemde, yapılan mülakata katılmış ve tecrübe edinmiş bir kişi olarak karşımızda duran jüri üyeleri Bölüm Başkanı Ahmet Kütük, diğer hocalar Caner Yelbaşı, Ercan Gümüş. Jüri üyeleri hocaların önünde kendimizi tanıtmaya başladık.

Gerçi biz sizi tanıyoruz ama yine de kendinizi tanıtın, diyor Ahmet Kütük. Tanıttıktan sonra doktora süreciyle ilgili neler yapmak istediğimi sordular. Üç tane konu belirttim:

1-İkinci Meşrutiyet Dönemi Kürt Basınının Kürtlerde Milliyetçilik Bilincinin Gelişimine Etkisi

2- Halkevlerinden TÖBDER’e Mardin’de Sivil Toplum Anlayışının Oluşumu

3- Adalet Partisi İktidarının Mardin İlinin sosyal-ekonomik yapısına Etkileri (1960-1980 Yılları arası Askeri Darbeler Dönemi)

Tabi bu konular mülakat esnasında dillendirildi, elbette daha da özgün hale getirilebilir. Bir de yazdığımız bir makaleyi de jüriye ibraz ettik. O da şuydu: Cumhuriyet Döneminde Mardin’de Basının Gelişimine Matbaacılığın Etkisi.

Bu konularla ilgili hiçbir itiraz gelmedi.  Daha sonra bir Osmanlıca metni okumamız söylendi. Birinci metin diye niteledikleri metindi bu.  Onu da okuduk, ardından ikinci metin verildi. Biraz silik biraz da küçük harfli olması nedeniyle tutukluluk yaptık ama Osmanlıcamızın geliştirilebilir olduğu görüldü.

Daha sonra Ercan Gümüş hoca, ki pozitif tutum sergiledi mülakatım boyunca, biraz tarih felsefesi ve önemli tarihçilerden söz edelim, dedi. Bu konuyu da konuştuk ve Ercan Hoca tatmin olduğunu belirtti.  Caner Yelbaşı, notlar alırken ilk mülakatımda olduğu gibi, yine aynı soruyu tekrarladı: Yüksek lisans tezi yaparken zorluk yaşadınız mı? İşte rezalet dediğim nokta bu. Allah aşkına doktora mülakatının sorusu olabilir mi bu? Kim zorluk yaşamamış ki ben yaşamayayım! Sanki kendisi o süreçten geçerken hiç zorluk yaşamamış da bana soruyor. Bir kere saatlerce tez yazarken insanın sırtı ağrıyor, zihnen yoruluyor. Bu zorluk değil midir Caner Bey?  Öbür türlü sorduğunuz soru tez danışmanıma hakarettir. Eğer tezim yeterli olmamış olsaydı, onay alamazdı. Tezim YÖK sayfasında ‘Demokrat Parti Dönemi Mardin Basını’ kısa adıyla erişime açıktır. Tezimi bölümümüz dışındaki bazı akademisyenlere de gösterdim, değerlendirdikten sonra aldığım yanıt ise şu oldu: Tebrikler, teziniz doktora tezi ayarında olmuş.

Ahmet Kütük ise metodoloji ile ilgili soru sorarken APA tekniğini soruyor. Sorabilir ama bu soru da tez danışmanıma hakarettir. Tezimi yazarken enstitümüzün tez yazım yönergesi vardır. Kesinlikle bu yönergeye göre yazdım. Eğer bu gibi teknikleri bilmeseydim ve uygulamasaydım, danışmanım ve jüri üyeleri onay vermeyeceklerdi. Sizde yüksek lisans yapmış biri olarak ve tez danışmanımı yakından tanıdığınız halde bu gibi akademik anlayış ve etikle bağdaşır bir yanı olmayan soruları sormanız yetersizliğinizi ortaya koymaktadır.

Mülakatı kazananların listesinde, jüriyi protesto ederek salondan gergin çıkan bir aday arkadaşımızın (adı bizde saklı) adını görüyorum. Ne tuhaf bir durum! Bundan sonraki mülakatlarda heyeti protesto ederek çıkalım, nasıl olsa bu şekilde kazanılıyor. Nokta diyorum ama içimden gülücük emojinini atmak geliyor.

Ara dönemde yapılan mülakatta da benzer bir tavır ortaya koymuşlardı. O zaman mülakat performansımı düşünerek her hangi bir tepki ortaya koymamıştım. Ama bu sefer deneyim kazanmış ve hazırlıklı olarak mülakata girdim. Kesinlikle hakkım yendi. Hakkımı helal etmiyorum. Zehir zıkkım olsun inşallah! Mülakatın görüntü kayıtları yoktur ne yazık ki, eğer kanıtlarım olsaydı kesinlikle hakkımı adalet önünde de arayacaktım, ama her şeyi ilahi adalete bırakıyorum. Mardin ve Türkiye’nin vicdanına havale ediyorum ayrıca.

Bu noktadan sonra sizin ortaçağ zihniyetli (ki çoğunuzun uzmanlık alanı ortaçağ) anlayışınız Mardin halkının gözünde pejmürde olacaktır. Sağ gösterip sol vuran sizin gibi akademisyenlerin maskeleri önce Mardin’de ardında tüm Türkiye’de düşecektir. Gerçek yüzünüz ortaya çıkacaktır. Artuklu Üniversitesi’nin neden gerilerde olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

Üniversitemizin belki başka bölümlerde de aynı zihniyet iş başında. Bunu en iyi bilen sayın rektördür. Koltuklara ipotek zihniyeti ile oturan sözüm ona akademisyenlerin bilimsel üretime katkıları olamaz.  

Bütün bunları yaşamış biri olarak üniversitemize çöreklenmiş olan bu zihniyet var oldukça kimse Artuklu Üniversitesinin ön sıralara yükseleceğini beklemesin!

Sevgili okurlar, sevgili dostlar yaşadıklarımı burada anlatmaktan başka yol ve yordam yoktu. Sizi üzdüğüm ve sıktığım için ayrıca özür diliyorum.

Jüri üyeleri cuma namazını kıldıktan ve Camiden çıktıktan sonra gelip hakkımızı yediler.

Saygıyla…

 

 

 

   


YORUMLAR :::

  1. Remzi Avcı
    19 Eylül 2020 Cumartesi Saat 22:44 CEVAPLA
    Faraç Bey Bahsettiğiniz hocalar haksızlık yapacak insanlar değil. Hocalarımızı bu şekilde zan altında bırakmaya hakkınız yok.
  2. kızıltepepost
    16 Eylül 2020 Çarşamba Saat 19:55 CEVAPLA
    Bundan yıllar önce kızıltepe post'ta yazdığın yazıları bilmiyor muyuz sanıyorsun? :) Dağdakilerden tek farkın elinde keleş değil kalem var. Kalkmış bir de DEVLETİN üniversitesinde doktora yapmaya çalışıyorsun. Bu devletin senin gibilere harcayacağı tek bir kuruş bile yok bu saatten sonra...
  3. İsme gerek yok
    16 Eylül 2020 Çarşamba Saat 18:54 CEVAPLA
    Tarih bölümündeki egoist güya dindar ama İslam ahlakından nasibini almamış hocalar (içlerindeki iyileri tenzih ederim) çoğu üni öğrencisi tarafından biliniyor zaten.
    Allah onların şerrinden,kibrinden öğrencileri korusun.
  4. mardinli
    16 Eylül 2020 Çarşamba Saat 15:02 CEVAPLA
    çıkar meselesi alınınca methiye almayınca yerme ayıp çok ayıp
  5. Nurettin Kasap
    15 Eylül 2020 Salı Saat 21:15 CEVAPLA
    Mülakatın adil yapılmadığı, Faraç Hoca'nın hakkının gaspedildiği kanaatindeyim. Çünkü Faraç Hoca'yı yakından tanıyan biri olarak onun Mesleki, donanım, eğitim olarak mülakatta başarılı olabilecek kapasitesi olduğunu ve mülakatının başarılı geçtiğini biliyorum. Bende o mülakata katıldım. Sıramızı beklerken Faraç hoca'nın uzun zamandır hazırlandığını, Osmanlıca metin okuyabildiğini, konuya vakıf olduğunu gördüm. Mülakat aşamasında hocaların tavrının negatif olduğunu, iyi puan vermiyeceklerini adil bir mülakat olmayacağını, tahmin ettim ama inşallah yanılıyorum diye içimden geçti. Sonuçlar açıklandığında en çok Faraç Hoca'ya üzüldüm. Komisyonun beni elemelerine rağmen hakkımı yediler diye itiraz da etmiyorum, çünkü benim puan ortalamam zaten düşüktü. Mülakat ta çok iyi puan da alsaydım kazanma şansım düşüktü. Üniversite Yönetiminin bu konuda komisyonlara baskı yapmadığını ve onların kararlarına müdahele etmediğine de inanıyorum. Mülakat sıralamasının düzenlenmesi hariç, Komisyon genel olarak adil bir mülakat yapmadığı kanaatindeyim.

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Tarih Zulümatına (mülakat) tutumunuz ne olacak sayın Rektörüm? 23 Eylül 2020 Çarşamba Saat 12:49
2. "Türkiye'nin Suriye'de ne işi var?" 01 Mayıs 2020 Cuma Saat 02:19
3. Artuklu Üniversitesi'nin Korona Performansı 21 Nisan 2020 Salı Saat 01:33
4. Sancar, Şahinleşir Mi? 26 Şubat 2020 Çarşamba Saat 13:40
5. Ortadoğu'da herkes savaşa karşı ama....! 19 Şubat 2020 Çarşamba Saat 17:34
6. GAP Hayali İle DEDAŞ Sendromu Arasındaki Çiftçi 22 Ocak 2020 Çarşamba Saat 15:15
7. "Zayıf Devlet" Halkasında Süleymani Suikasti 16 Ocak 2020 Perşembe Saat 17:19
8. Kürtler: Model Mi Savaş Malzemesi Mi? 02 Ocak 2020 Perşembe Saat 10:04
9. Kızıltepe’de Ulaşım Sorunu 27 Aralık 2019 Cuma Saat 17:35
10. Eğitimle Başka Bir Türkiye Mümkün 21 Kasım 2019 Perşembe Saat 14:00

YORUMLANANLAR :::

Doktorun gözünden Kovid-19 ile mücadelede

Mardin Devlet Hastanesi uzman doktorlarından Gamze [...]

1 gün önce...

Başkan'dan Tıp Kazanan Öğrencilere Altın Ödülü

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2020-YKS) yerleşti [...]

1 gün önce...

Karantinadan kaçana hapis cezası geliyor

Artan vaka sayıları yeni toplumsal önlemleri günde [...]

1 gün önce...

Elektriğe ve doğalgaza 1 yılda yüzde kaç zam geldi

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ver [...]

1 gün önce...

Üniversiteden Online Ortamda Dil, Düşünce ve Din Kongresi

Mardin Artuklu Üniversitesi, Mardin Büyükşehir Bel [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN