Asaf İsminin Anlamı Nedir? Asaf İsmi Kuran'da Geçiyor Mu?

Erkek bebek ismi olarak kullanılan Asaf isminin anlamı nedir, ne anlama gelir? Asaf ne demek? Asaf ismi Kuran'da geçiyor mu? Asaf ismi ile uyumlu isimler neler? Asaf isimli önemli şahsiyetler kimler? Asaf ismi kaç kişide var? Asaf ismi vermek caiz midir? Merak ettiğiniz tüm soruların cevabı...

BEBEK İSİMLERİ
PAYLAŞ:

İsim arayışına girilmesinin birinci sebebi güzel bir müjdedir elbette. Öncelikle böyle bir haber aldıysanız "Allah (c.c) analı, babalı büyütsün, hayırlı olsun" diyoruz ve sizi Asaf isminin detayları ile bilgilendiriyoruz.

Son zamanlarda erkek bebek ismi olarak kullanılan isimlerin başında geliyor "Asaf". En çok kullanılan ve ebeveynler tarafında tercih edilen Asaf isminin elbetteki tercih edilmesinde bir sebep vardır. Kulağa hoş gelmesi, yanında uyumlu isimlerle kullanılabilmesi ve manidar anlamıdır elbette. Babasının, dedesinin veya sevdiği bir arkadaşının ismi olduğu içinde veriliyor da olabilir tabi.

Peki anne ve babaların en çok tercih ettiği Asaf isminin anlamı nedir? Asaf ismi Kuran'da geçiyor mu? Neml suresinde bahsi geçen Hz. Süleyman'ın veziri ile ilgili rivayetler neler? Uyumlu isimler nelerdir? İşte cevabı...

ASAF İSMİNİN ANLAMI NEDİR? ASAF NE DEMEK?

Asaf ismi Arapça kökenlidir ve erkek ismi olarak sıklıkla kullanılan bir isimdir.

Asaf isminin anlamı:

  • Asaf ismi, vezir, erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı gibi anlamlara gelmektedir. Aynı zamanda Asaf ismi Hz. Süleyman'ın ünlü vezirinin adıdır. Asaf, Hz. Süley­man (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üze­rine yorumlandı. Daha sonra padişa­hın vezirlerine Asaf unvanı verildi.

ASAF İSMİ KURAN'DA GEÇİYOR MU?

Her isimde olduğu gibi Asaf isminde de ailelerin en çok merak ettiği konulardan biridir. Kuran'da geçip geçmedi. İşte cevabı...

Asaf Kuran'da Geçiyor mu?

  • Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetlerde Asaf ismi geçmiyor. Ancak Neml suresinde yer alan Hz. Süleyman kıssasında adı geçen vezir, Asaf olarak yorumlanmıştır.

İslâmî kaynaklarda Âsaf b. Berahyâ Hz. Süleyman’ın teyzesinin oğlu, çok güvendiği bir kişi, sıddîk, hatta Hz. Süleyman’ın kâtibi ve veziri olarak gösterilmekte, ism-i a‘zamı bildiği, duasının kabul edildiği, keramet sahibi olduğu nakledilmektedir. (Bu konu ile ilgili detaylar yazının sonunda yer almaktadır.)

ASAF İSMİ İLE UYUMLU İSİMLER

Asaf isminin en çok tercih edilmesinin başında gelen sebeplerden biride Asaf ismi ile uyumlu, uygun bir çok ismin olmasıdır. Asaf ismine 2. isimler.

Asaf ismi ile uyumlu isimler:

  • Ömer Asaf
  • Yusuf Asaf
  • Asaf Miran
  • Melik Asaf
  • Berat Asaf
  • Emir Asaf
  • Eymen Asaf
  • Enes Asaf
  • Kerem Asaf
  • Miraç Asaf
  • Umut Asaf
  • Ali Asaf
  • Muhammed Asaf
  • Asaf Ali

ASAF İSMİNİN TERİM ANLAMI

İbrânîce’den Arapça’ya geçmiş olan bu kelime, Hz. Süleyman’ın hikmet ve tedbiriyle tanınan veziri Âsaf b. Berahyâ’nın adından gelmektedir. Osmanlılar’da vezir ve özellikle vezîriâzamlar için kullanılmıştır. Çeşitli kelimelerle birleşerek “vezire ait” mânasına âsafî, sadrazam konağı ve Bâbıâli için Bâb-ı Âsafî, itibar ve haysiyet sahibi kişiler için âsaf-câh, ileri görüşlü kimseler için âsaf-rey ve âsaf-nazîr vb. terkipler ortaya çıkmıştır. Lutfi Paşa da (ö. 1564) Osmanlı devlet idaresine dair tanınmış eserine Âsafnâme adını vermiştir. Edebiyatta ise vezirlerden bahsederken veya sadrazamlara yazılan kasidelerde övgü için kullanılmıştır. Âsaf kelimesine Türk-İslâm toplumlarında erkek adı olarak da rastlanmaktadır.

Asaf isminin konulması caiz midir?

Asaf isminin kullanılması islami açıdan caizdir ve kullanılmasında bir sakınca yoktur.

Asaf isminin analizi

Asaf ismine ait harf analizi
A Sakin bir kişiliğe sahip olmanız nedeni ile çözüm üretme yeterliliği çok yüksek birisiniz. Bu durum da sizin çevrenizdeki güvenilirliğinizi artırıyor. Kararlarınıza hep saygı duyuluyor.
s Kendinden emin bir yapınız var ve kararlarınızın arkasında durmayı başarıyorsunuz. Bunun yanında her konuda profesyonel kararlar verebiliyor olmanız ile de daima doğru sonuçlar ortaya çıkarmayı başarıyorsunuz.
a Sakin bir kişiliğe sahip olmanız nedeni ile çözüm üretme yeterliliği çok yüksek birisiniz. Bu durum da sizin çevrenizdeki güvenilirliğinizi artırıyor. Kararlarınıza hep saygı duyuluyor.
f Dinamiksiniz. İlginç şeyleri yapmayı sevdiğiniz gibi hiçbir konuda risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Hayatınızı çılgın ve eğlenceli yaşamak tam size göre. Rutin işleri yapmaktan hiçbir zaman zevk almıyorsunuz.

Asaf isminin Arapça yazılışı

عساف

Asaf isminin Çince yazılışı

阿萨夫

Asaf isminin Japonca yazılışı

アサフ

Asaf isminin Rusça yazılışı

Асаф

Asaf isminin harf sayısı ve istatistikleri

Asaf isminin içerdiği sesli harf sayısı: 2

Asaf isminin içerdiği sessiz harf sayısı: 2

Asaf isminin içerdiği toplam harf sayısı: 4

ASAF İSİMLİ ÖNEMLİ ŞAHSİYETLER

Asaf ismine sahip önemli, kıymetli şahsiyetler ve hayatları...

NEML SURESİNDE BAHSİ GEÇTİĞİ RİVAYET EDİLEN ÂSAF b. BERAHYÂ

  • Neml Suresi - 36-40 . Ayet Tefsiri

Peygamberin görevi insanlarla savaşarak ganimet elde etmek veya savaş tehdidiyle hediye almak değil, Allah’ın dinini tebliğ etmek, insanların sapkın inançlardan kurtulmalarının yolunu açmak olduğu için Hz. Süleyman, kraliçenin gönderdiği hediyelere iltifat etmemiştir. Ülkenin güvenliği bunu gerekli kıldığı için de teslim ve tâbi olmadıkları takdirde karşı koyamayacakları ordularla üzerlerine gideceğini söyleyerek onları tehdit etmiştir.

Elçiler dönüp durumu kraliçeye anlatınca kraliçe maiyetindeki ileri gelenlerle birlikte Hz. Süleyman’ı ziyaret edip onun dini hakkında bilgi almak üzere harekete geçmiştir. Öte yandan Hz. Süleyman’a bu bilgi ulaşmış (âyet 42), o da kraliçe gelip teslim olmadan önce onun tahtını getirmelerini yanındaki görevlilerden istemiştir.

Bu kıssada bir kadın yöneticinin erkek devlet adamlarından daha basiretli davrandığının ima edilmesi de ilgi çekicidir.

39. âyette geçen ifrît, “güçlü, kuvvetli, yaramaz, ele avuca sığmaz kimse” demektir. Sıfat olarak cinler için kullanıldığı gibi insanlar için de kullanılır (Elmalılı, VI, 3678-3679).

Kitap ilmine sahip olan biri”nin kimliği hakkında farklı rivayetler vardır. “Bir melek, bir insan, Hızır, Süleyman’ın veziri Âsaf b. Berahyâ” veya “Süleyman’ın kendisi” denilmiştir. Râzî gerekçelerini de açıklayarak Süleyman’ın kendisi olduğunu söyleyen görüşü tercih etmektedir (XXIV, 197-198). (Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 194-19)

İslâmî kaynaklarda Âsaf b. Berahyâ Hz. Süleyman’ın teyzesinin oğlu, çok güvendiği bir kişi, sıddîk, hatta Hz. Süleyman’ın kâtibi ve veziri olarak gösterilmekte, ism-i a‘zamı bildiği, duasının kabul edildiği, keramet sahibi olduğu nakledilmektedir. Tarihçiler ve müfessirler onun adını Hz. Süleyman’la ilgili bir vak‘ayı izah ederken zikrederler ki bu vak‘a Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde nakledilmektedir: Hz. Süleyman Sebeliler’in teslim olmalarını istedi ve çevresindekilere, “Ey ulular, dedi; bana teslim olarak gelmelerinden önce hanginiz onun (Sebe melikesinin) tahtını bana getirir?, Cinlerden bir ifrit, ‘Sen yerinden kalkmadan önce ben onu sana getiririm’ dedi. ‘Bunu yapmaya gücüm yeter ve ben güvenilir bir kimseyim’. Kendisinde kitaptan ilim bulunan zat ise, ‘Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar ben onu sana getirebilirim’ dedi” (en-Neml 27/3840). Sebe melikesinin tahtını göz açıp kapayıncaya kadar geçecek bir sürede getireceğini söyleyen zatın kim olduğu hususunda çeşitli rivayetler vardır. Müfessirler çoğunlukla bunun Âsaf b. Berahyâ olduğunu söylemektedirler. Tarihçiler de aynı görüşü paylaşırlar.

Âsaf b. Berahyâ ile ilgili olarak İslâmî kaynaklarda yer alan bir başka rivayet de şöyledir: Hz. Süleyman bir adayı istilâ eder ve ada hükümdarının kızı Cerâde’yi alır. Cerâde, babasının başına gelenleri hatırlayarak mahzun olduğunu söyler ve babasının bir sûretinin yaptırılmasını ister. Hz. Süleyman bunu kabul eder. Fakat Cerâde gizlice bu heykele tapmaya başlar. Bu iş Hz. Süleyman’ın bilgisi dışında kırk gün devam eder. Hadiseyi haber alan Âsaf b. Berahyâ bir toplantı yapmak için Hz. Süleyman’dan izin alır ve yaptığı konuşmada, daha önce yaşayan peygamberleri överek anar. Sıra Hz. Süleyman’a gelince, “Çocukluğunda ne kadar uslu idi ve sevilmeyen her şeyden ne kadar uzaktı” demekle yetinir. Hz. Süleyman, niçin sadece gençlik yıllarından bahsedip daha sonraki dönem hakkında bir şey söylemediğini sorunca Âsaf meseleyi anlatıp sarayında kırk gündür puta tapılmakta olduğunu belirtir. Bunun üzerine Hz. Süleyman putu kırdırır, Cerâde’yi cezalandırır ve kendisi de tövbe eder (Taberî, Târîḫ, I, 497-498).

Âsaf b. Berahyâ, bunlardan başka, Hz. Süleyman’ın saltanat mührünü kaybetmesi hadisesiyle ilgili olarak da zikredilmektedir. (Kaynak: islamansiklopedisi)

ŞAİR ÖZDEMİR ASAF KİMDİR?

11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. Babası Mehmet Asaf Şura-yı Devlet'in kurucularındandır. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi'ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi'ne, İktisat Fakültesi'ne (3. sınıfa kadar) ve bir yıl Gazetecilik Fakültesi'ne devam etti. Bu arada Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı ve çeviriler yaptı.
İlk yazısı Servet-i Fünun, Uyanış dergisinde çıktı. 1951 yılında Sanat Basımevi'ni kurdu ve kitaplarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında yayımladı. 1962'de Mehmet Ali Aybar öncülüğünde kurulan Temel Hakları Yaşatma Derneği'nin kurucularından oldu.

28 Ocak 1981'de hayata veda eden Özdemir Asaf'ın ilk eşi Sabahat Selma Tezakın'dan Seda isimli bir kızı; ikinci eşi Yıldız Moran'dan ise Gün, Olgun ve Etkin adında üç oğlu vardır.

Beyninde tümör tespit edilen ve 28 Ocak 1981'de, 58 yaşındayken Bebek'teki evinde hayata veda eden Özdemir Asaf'ın cenazesi, isteği üzerine Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

ÖZDEMİR ASAF'IN ESERLERİ

Asaf, "Dünya Kaçtı Gözüme", "Sen Sen Sen", "Bir Kapı Önünde", "Yumuşaklıklar Değil", "Nasılsın", "Çiçekleri Yemeyin", "Ben Değildim", "Bugün ve Bugün", "Benden Sonra Mutluluk", "Çiçek Senfonisi" şiir kitaplarıyla, "Dün Yağmur Yağacak" ve "'ça" isimli hikayelerini okuyucuyla buluşturdu.

ÖZDEMİR ASAF'IN ŞİİRLERİ

  • Dünya Kaçtı Gözüme - 1955
  • Sen Sen Sen - 1956
  • Bir Kapı Önünde - 1957
  • Yumuşaklıklar Değil - 1962
  • Nasılsın - 1970
  • Çiçekleri Yemeyin - 1975
  • Ben Değildim - 1978
  • Bugün ve Bugün (Yayımlanmamış şiirler) - 1984
  • Benden Sonra Mutluluk (Yayımlanmamış şiirler)
  • Çiçek Senfonisi (Toplu şiirler) - 2008
  • Sen Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum (Kendi sesinden şiirler) - 2012
  • Yalnızlığa Övgü (Yalnızlık Paylaşılmaz)
  • "Lavinia"

ASAF HALET ÇELEBİ HAYATI

Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu.

Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi zabıt kâtipliği yaptı. Osmanlı Bankası, Devlet Deniz Yolları İşletmesi'nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi.

Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937'den sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış'ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Bu şiirlerinde ergenlik çağına ait duygular, çocukluk, masallar ve tekerlemelerin gerçeküstü dünyası gibi temaları kullandı. Hırsız, Trilobit ve Cüneyd adlı şiirlerinin Fransızca çevirileriyle birlikte 45 şiirin bulunduğu He'nin (1942) ardından aynı çizgide on şiirin yer aldığı Lamelif'i (1945) yayımladı. Bütün şiirlerinin toplandığı Om Mani Padme Hum (1953) ,Çelebi'nin içrek ve gizemci şiirini bütünüyle gözler önüne serer. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı. Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Hâlet, Türk şiirinde 'modern gelenekçi' tavrın temsilcisi oldu.

İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getiren şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkiledi. Şiire bakış açısını 'Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir.' diyerek açıkladı.

Şiirlerinin yanı sıra eski edebiyat ile ilgili çalışmalarıyla da tanınan Çelebi, Hint ve Fars Edebiyatları üzerine yaptığı çalışmaları dergilerde ve kitaplarda yayınladı. Bu konuda yazdığı makalelerden biri 1949 tarihli Şadırvan Dergisi'nde bulunabilir. Ayrıca, çeşitli dergilerde yayınlanan düz yazıları ve Hint edebiyatı üzerine makalelerini Semih Güngör, Asaf Halet Çelebi incelemesiyle birlikte yayınladı.

Eserleri

Şiir
He (1942)
Laleler (1943)
Lâmelif (1945)
Om Mani Padme Hum (1953)
Araştırma
Mevlâna (1940)
BeNJamiN (1940)
Molla Câmi (1940)
Eşrefoğlu Divanı (1945)
Naima (monografi, 1953)
Ömer Hayyam (1954)
Divan Şiirinde İstanbul (antoloji, 1953)

ÂSAF ALİ ASGAR KİMDİR?

İslâm hukuku ve Şiî-İsmâilî fıkhına dair çalışmalarıyla tanınan Hindistanlı âlim.
 
10 Nisan 1899’da Hindistan’da Poona yakınlarındaki Matheran’da doğdu. Süleymânî Bohraları’nın tanınmış bir ailesi olan Tyabcîler’e mensuptur. Dedesi Bedreddin Tyabcî, Hindistan’ın ileri gelen müslüman toplum önderleri arasında yer alıyordu. İlk ve orta öğrenimini Bombay’da tamamlayan Feyzî, aynı yerde bulunan St. Xavier’s College’da hukuk öğrenimi gördükten sonra yüksek tahsil için 1922 yılında İngiltere’ye gitti. Cambridge Üniversitesi St. John’s College’da İslâm hukuku, İslâm tarihi, Arapça ve Farsça okudu. Burada Reynold Alleyne Nicholson ve Edward Granville Browne gibi tanınmış şarkiyatçılardan dersler aldı. 1925’te avukat olarak Middle Temple barosuna kaydoldu. 1926’da Hindistan’a döndü ve Bombay Yüksek Mahkemesi’nde 1938 yılına kadar avukatlık yaptı. 1929’da Bombay Government Law College’da hukuk dersleri vermeye başladı. 1933 yılında Bombay’da Vladimir Ivanov’la birlikte III. Ağa Han Sultan Muhammed Şah’ın himayesinde Islamic Research Association adlı müesseseyi kurdu.

Bu kuruluş daha çok İsmâiliyye mezhebiyle ilgili çalışmalar yaptığı için sonraları Ismaili Society of Bombay adını almıştır. 1938-1947 yılları arasında Bombay’da adı geçen kolejin müdürü ve İslâm hukuku profesörü olarak görevini sürdürdü. 1949-1951 yıllarında Hindistan’ın Kahire büyükelçiliği görevini yürüttü. 1952’de Yeni Delhi’de Union Public Service Commission’ın üyesi olarak görevlendirildi. 1957-1960 yılları arasında Srinagar’da Jammu-Keşmir Üniversitesi rektörlüğünde bulundu.

Bundan sonra bütün resmî görevlerinden ayrılan Feyzî zamanını öğretim ve telif faaliyetlerine hasretti. 1962-1963 öğretim yılından itibaren misafir profesör olarak Cambridge Üniversitesi, Kanada McGill Üniversitesi İslâm Araştırmaları Enstitüsü ve California Üniversitesi’nde İslâm hukuku dersleri verdi. Kahire ve Şam Arap akademileri ve Royal Asiatic Society gibi milletlerarası birçok ilmî kuruluşun üyeliğine seçildi. Islamic Culture ve Royal Asiatic Society dergilerinin (Bombay şubesi) editörlüklerini yaptı. Son olarak da The Encyclopaedia of Islam’ın ikinci baskısının (EI2) ilim heyetinde bulundu. Feyzî, uzun süren bir hastalık devresi sonunda 23 Ekim 1981 tarihinde Bombay’da vefat etti.

İslâm hukukunun günün şartlarına göre yeniden yorumlanıp şekillendirilmesinin kararlı bir savunucusu olan, bu konuyu eserlerinde ve ilmî toplantılarda devamlı gündeme getiren Feyzî, İsmâiliyye ile ilgili çalışmalarında da XX. yüzyıla damgasını vuran bir ilim adamıdır. İsmâilî bir aileden gelmiş olmanın verdiği kültürel temel ve kaynak zenginliğiyle o ana kadar İsmâilîler arasında yaygın olan dış dünyaya kapalılık anlayışını reddetmiş, toplayabildiği 200’e yakın nâdir İsmâilî el yazması koleksiyonunu Bombay Üniversitesi Kütüphanesi’ne bağışlayarak araştırmacıların kullanımına sunmuştur (M. Goriawala, Catalogue of The Fyzee Collection of Ismaili Manuscripts, Bombay 1965). İsmâiliyye konusundaki çalışmalarını uzun süre ünlü Rus şarkiyatçısı Vladimir Ivanov’la birlikte ve onun nezaretinde yürütmüştür.
 

ASAF SAVAŞ AKAT KİMDİR?

Ekonomist. 3 Şubat 1943, Ankara doğumlu. Yazar Nilüfer Göle’nin eşidir. İstanbul Levent İlkokulu (1954), ortaokul seviyesinde Redondo Union’ı, Redondo Beach (ABD, 1961) ve Galatasaray Lisesini (1962) bitirdi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi (1966) mezunu. Yüksek lisansını 1968’de İngiltere Norwich’te East Anglia Üniversitesinde, doktorasını 1969’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde “Normal Prices and General Equilibrium” adlı tezle tamamladı. 1970’te Londra Ekonomi Okulunda araştırma yaptı. Bitirdiği fakültede asistan (1966-73), doçent (1973-80) ve profesör (1980-82) olarak öğretim üyeliği, Millî Güvenlik Akademisinde öğretim üyeliği (1974-75), özel şirketlerde yöneticilik yaptı. Doçentlik tezi: “Modern Developments in the Theory of Economic Growth”. 1982’de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki görevinden istifa etti. 1989’da Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesinde okutman, 1993’te İÜ İktisat Fakültesinde profesör öğretim üyesi oldu. Akademik kariyeri boyunca defalarca yurtdışında çalışmalar yaptı.

Makaleleri Toplum ve Bilim, Birikim, İktisat Dergisi gibi dergilerde yer aldı.1984 Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilimler Ödülünü kazandı. Günlük Vatan gazetesinde köşe yazdı. NTV’de haftalık program yaptı. İktisat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti, Terakki Vakfı, Galatasaray Spor Kulübü üyesidir.

ESERLERİ:

İktisadi Analiz (1980), Alternatif Büyüme Stratejisi (1983), Sosyal Demokrasi Gündemi (1991).

YORUMLAR

  • asaf isminin anlamı çok güzel hazırlanmış. Çok teşekkür ederim. kaç siteye baktım asaf ismi kuranda geçiyor mu diye tam bir cevap alamadım. burası gayet yeterli oldu. elinize emeğinize sağlık mardinlife

    asaf ismi ile uyumlu tavsiye edebileceğiniz başka isimler var mı?

Yorum Ekle