Atatürk Üniversitesi lojman site yönetimi işçilerine yönelik basın açıklaması yapıldı

Atatürk Üniversitesi lojman site yönetimi işçilerine yönelik basın açıklaması yaptı.

GÜNCEL

Site Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Sinan Bilgili, Avukat Yakup Nuroğlu ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Özgür Temiz'in katıldığı basın açıklamasında işçilerle ilgili kamuoyuna yansıyan açıklamaların gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

Üniversitenin kamu lojmanlarında Site Yönetim Kurulu Başkanlığı bünyesinde çalışan bir grup işçinin, kimi zaman sosyal medya üzerinden bildirimlerde bulunarak, kimi zaman siyasi partileri, kimi zaman da milletvekillerini ziyaret ederek çalıştıkları işyeri ile ilgili asılsız ve suçlayıcı beyanlarda bulunduklarını dile getiren Atatürk Üniversitesi Lojman Site Yönetim Kurulu Başkanlığı yöneticileri, “Üniversitemiz lojmanlarında 1999 yılından günümüze kadar aralıklarla bakım ve kapıcı görevlerine, maaşları lojman sakinlerinden alınan aidatlarla istihdam edilmek suretiyle işçiler alınmış, bu işçilerin SGK ve mali gider gibi resmi kesintileri aidat hesabından karşılanmak üzere üniversitemiz İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığınca yapılmıştır. Halen lojmanlarımızda 36 işçi çalışmakta olup, bunların 18'i apartman görevlisi, 18'i de bakım ve onarım kısmında çalışmaktadır. 2017 yılında taşerondan kadroya geçiş sürecinde söz konusu çalışanlar taşeron veya kurum işçisi olmadığından bu kadro ilanından yararlanamamış ve avukat teşvikiyle kurum aleyhine dava açma yoluna gitmişlerdir. 2019 yılına gelindiğinde lojmanlarda çalışan 38 işçiden 34'ü, taşerondan kadroya geçen işçilerle kurum arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesinden mevzuat gereği yararlanamadıklarından dolayı sosyal haklarının (ikramiye, tediye vb.) ödenmediği gerekçesiyle Atatürk Üniversitesi aleyhine dava açmışlardır. Üniversitemiz bu kişilerin lojman çalışanı olduğu, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında olmadığı ve haklarının (maaş + en az %14 ek ücret) maaşlarıyla birlikte ödendiği savunmasında bulunmuştur. Davaya bakan mahkeme ödenen sair hakların, kanun gereği Toplu İş Sözleşmesine uygun olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle işçiler lehine karar vermiş ve bu karar 2019 yılında Yargıtay tarafından da onanmıştır. Bu karar gereği Üniversitemiz yaklaşık 1.475.000 TL tazminat ödemek zorunda kalmıştır.

Rektörlüğümüz tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, lojman işlemlerinin kanunlara en uygun şekilde yapılmasının temini için 2019 yılı Kasım ayında genel kurul yapılarak Rektörlükten bağımsız olarak tüzel kişiliğe sahip “Atatürk Üniversitesi Lojman Site Yönetimi” kurulmuş ve site yönetimine ait sicil numarasına bütün sosyal hakları ile 31 Aralık 2019 tarihinde taşınmış ve 01 Ocak 2020 yılında işçi avukatları imzasıyla yapılan sözleşme ile görevlerine devam etmişlerdir. Ancak kendi işini kurmak (kahve açmak) talebi ile sözleşmeyi imzalamayan 2 işçi ise tazminatlarını alarak işten ayrılmışlardır. Diğer taraftan 34 lojman işçisi “biz devletin memuruyuz, kadromuz Rektörlük İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığında” iddiasında bulunarak, avukatları marifetiyle Üniversitemizden kadroya geçirilme talebinde bulunmuştur. Rektör Makamında yapılan, işçi temsilcileri, işçi avukatları ve kurum avukatlarının katıldığı toplantıda, mevzuat gereği kadro verilemeyeceği, işçilerin boşta geçen süresi olmadığı, herhangi bir maddi kaybın söz konusu olmadığı ve bu anlamda tazminat talebi olmadan açılacak davanın işçi lehine olması durumunda Cumhurbaşkanlığı Personel Başkanlığına kadro talebinde bulunabileceği söylenmiş, ancak yapılan başvuru sonucunda kadro tahsisinin ilgili mevzuatlara aykırı olduğu yazı ile kurumumuza bildirilmiştir. Kurum kadro alabilmeleri yolunda görüşmelere devam ederken işçi avukatlarının 12 ay maaş talebi ile işe iade davası açtıkları tespit edilmiştir. Açılan davada boşta geçen süre için (sekiz ay olarak hesaplanmış) bilirkişi tarafından kişi başına ortalama 48.000 TL (toplamda yaklaşık 1.600.000 TL) tazminat talebinde bulunmuştur. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere boşta geçen süre sadece 1 gece, yani mesai bitiminden mesai başlamasına kadar 14 saattir. Dava sürecinde mahkeme, işçilerimizin açmış olduğu işe iade davasını reddetmiştir. Bunun üzerine dava İstinaf Mahkemesine götürülmüş ve İstinaf Mahkemesi de Ocak 2021 tarihinde verdiği kararla işçilerin işe iade davasını reddetmiştir. Dava Yargıtay safhasını da tamamlamış ve Yüce Türk mahkemeleri kararını vermiş, işçilerin Atatürk Üniversitesi'ne açtığı işe iade davasını burada da reddedilmiştir.

Lojman çalışanlarından tahminen 6-7 kişilik bir gurup işe iade davaları devam ederken sosyal medya, siyasi partiler ve milletvekilleri nazarında iftira içerikli mesnetsiz beyanlarla kamuoyu oluşturmaya ve dava seyrini etkilemeye çalışmışlardır. CİMER'e şikâyet dilekçesi yazmak, medya kuruluşlarına asılsız haberler yaptırmak, milletvekillerine ve siyasi partileri yanlış yönlendirmeye çalışmak gibi davranışları bunlardan bazılarıdır. Bu işleri yaparken, çalışanlarımızdan biri olan şehit babasının ismini kullanarak “şehit babası haksızlığa uğratıldı” söylemini kullanmaları da başlı başına bir yalandır. Asıl olan yukarıda anlatılan süreçte şehit babasının hiçbir şekilde mahkemeye başvurmadığıdır. Mahkemeye başvuran işçiler kendisini mahkemeye vermesi için zorlamışlar, ancak o, ben lojman işçisiyim bu parayı almak haksızlıktır diyerek adil duruş göstermiş ve mahkemeye başvurmamıştır. Bunun üzerine bazı işçiler şehit babasına tavır almışlar, ona mobbing uygulamışlardır. CİMER'e şikâyet eden bir çalışanımızın ise Cumhurbaşkanlığı Makamına “işe iade davasını kazanmamıza rağmen bizi işe başlatmadılar” yalanını söyleme cesaretinde bulunması, bu kişilerin yalan ve iftirada geldikleri noktayı göstermesi bakımından önemli bir örnektir.

Lojman çalışanlarımızın önceki gün yapılan basın açıklamasında söyledikleri de tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Zira İş Kanunu hükümleri gereği tüm haklara sahiptirler. Çalışanlarımıza lojman sakinlerinden toplanan aylıklardan asgari ücret ve bu ücrete ilave sendikal haklardan doğan ücret, maaş olarak ödenmektedir. Hiçbir kimse işten çıkarılmamış ve mağdur edilmemiştir. Basın bildirisindeki yalan ve iftiraya en iyi örnek Youtube'de yayımlanan videoda konuşan kişinin, kapıcı olduğunu ve pis çöpleri topladığı yalanıdır. Oysa kendisi kapıcı kadrosunda olmakla birlikte, bir apartman görevlisi olarak çalışmayıp, lojmanlarımızın deposundan sorumlu kişisi olarak çalışmaktadır. Bu sebeple çöp topluyorum ifadesi, diğer iddiaları gibi gerçek dışıdır. Kaldı ki çöp almak ayıp ve utandırıcı bir davranış değil, kanunlarda tanımlanan bir mesleğin (kapıcılık) icrasından ibarettir.

Lojman çalışanlarımızdan bazılarının bu basın toplantısını tertip etmelerinin temel sebebi, mahkemede kaybettikleri işe iade davası hükmünü kabul etmemeleri ve 10 Şubat 2022 günü kendilerine verilen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu eğitiminden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek istememeleridir. Bu tür eylemlerle Lojman Site Yönetimimizi baskı altına almak ve bu suretle KVKK gereği yapmaları gerekeni yapmamak, Lojman Site Yönetimimiz tarafından temel gayeleri olarak değerlendirilmektedir” ifadelerine yer verdi.

İHA

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle