Barış için AK Parti'ye tarihi görev...

Barış için AK Parti'ye tarihi görev...
29 Aralık 2011 Perşembe Saat 16:37 0

Şırnak'ın Uludere ilçesinde 35 köylünün TSK'ya ait F-16'lardan atılan bombalarla ölmesi, AK Parti'nin önüne kalıcı barış için tarihi bir fırsat ve görev çıkardı.

Türkiye güne Şırnak'ın Uludere ilçesinden gelen acı haberle uyandı. Kaçakçılık yaptığı belirtilen en az 35 köylü, TSK'ya ait F16'lardan atılan bombalarla öldü.

Ancak bu kez çok farklı birşey oldu. Uludere ilçesinde ailelerin yüreğine düşen ateş belki de ilk kez, sadece düştüğü yeri yakmadı. Dalga dalga tüm Türkiye'ye yayıldı.

Kürdüyle, Türküyle tüm halkların yüreklerini dağladı.

Bu acı olay belki de ilk kez tüm kesimlerin önüne, en çok da bugünlerde 2. açılım hazırlığında olan AK Parti iktidarının önüne tarihi bir görev ve fırsat çıkardı. 

Ancak tarihi fırsata geçmeden önce kafaları meşgul eden 'Bu acı olayda suçlu ya da hatalı kim?' sorusuna cevap arayalım.

Soruya onlarca cevap verilebilir.

Birkaçını sıralayalım;

Genelkurmay Başkanlığı 30 Eylül 2011'de yaptığı açıklamada, terörle mücadele çerçevesinde 3 Ekim 2011 ile 3 Ocak 2012 tarihleri arasında Diyarbakır, Şırnak, Hakkari ve Siirt'te bu acı olayın yaşandığı yerinde dahil olduğu 15 bölgeyi askeri yasak bölge ilan etmişti. Açıklamada, sivillerin bu bölgelere girilmesi yasaklanmıştı.

Bu şu anlama geliyor; "Söz konusu yasak bölgelere giren sivillerin can güvenliği tehlikededir."

Bu açıklama söz konusu illerin valiliklerine de gönderiliyor ve tedbir alınması isteniyor. Anlaşılan o ki, tedbirler yeterli olmamış.

Durum böyleyken, 'O sivillerin orada ne işi vardı?' diyerek yaşanan acı olayı savunanlar çıkacaktır. Bu savunmaya karşı çıkanların cevabı ise "Oradaki halkın büyük kesimi geçimini kaçakçılıktan sağlıyor. O insanlar bunu askerlerin bilgisi dahilinde yapıyor" şeklinde olacaktır.

Bu cevap da doğrudur. Sınır kaçakçığına bilerek göz yumulduğu bölgenin inkar edilemez gerçeğidir.

Bu ilk seçenekten sorumlu çıkaramayacağımıza göre "Olayın sorumlusu kim?" sorusuna cevap aramaya devam edelim...

Taraf gazetesi geçtiğimiz günlerde manşetten verdiği haberde F-16'lara yanlış koordinat verildiğini ve sonrasında da F-16'ların PKK'lılar yerine dağı taşı bombaladığını yazmıştı. Bu manşetten kısa bir süre sonra böyle bir olayın yaşanması, yine akıllara "F-16'lara yanlış koordinat mı verildi?" sorusunu getiriyor.

Bu ihtimal gerçekten de çok ürkütücü. Çünkü Ergenekon'un hala dimdik ayakta olduğunu gösterir. Hele de hükümetin açılım konusunu gündeme getirmesinden 2 gün sonra olayın gerçekleşmesi, durumun ciddiyetini ortaya koyar.

Eğer bu ihtimal doğru çıkarsa ikinci bir '33 er' olayı ile karşı karşıyayız demektir. Hatırlarsanız, o günlerde de açılımın bir değişik versiyonu gündemdeydi. Ancak 24 Mayıs 1993 günü Elazığ-Bingöl karayolunda asker sevkiyatı yapan araç durdurulup, 33 askerin şehit edilmesi, barış umutlarını çiçek açtığı sırada toprağa gömmüştü. Bu olayı gerçekleştirenin de Ergenekon olduğu daha sonra ortaya çıkmıştı.

Bu ihtimaller belki uzak gibi görünüyor ancak bugüne kadar yaşadığımız tecrübeler malesef bizi bu tür ihtimallere inanmak zorunda bırakıyor.

AK PARTİ'YE TARİH GÖREV

Lafı fazla uzatmadan asıl konuya geçelim.

Bu olaydan en büyük zararı şüphesiz tam da yeni bir açılıma hazırlandığı bugünlerde AK Parti hükümeti görecektir. Her kesimden AK Parti'ye yüklenmeler olacaktır.

Ancak yüreklere düşen bu acıyı AK Parti, Türkiye adına, kardeşlik adına, umut dolu yarınlar adına bir fırsata dönüştürebilir.

Nasıl mı?

Herşeyi göze alıp, yaşanan bu durumdan önce devlet adına özür dilemeli, ardından da bakanlarından bir kaçını hayatını kaybeden o 35 masum insanın cenazesine göndermeli. Orada yaşanan acılara ortak olmalı. Bu isimlerden biri de mutlaka Bakan Beşir Atalay olmalı.

Hatta olayın çerçevesi daha geniş tutulmalı, sivil toplum kuruluşları ve aydınlardan temsilciler de o cenazelere katılmalı.

AK Parti, ancak bu yolla barış ve umut dolu yarınların inşasına katkıda bulunabilir. Aksi takdirde o insanları terör örgütünün ve BDP'nin kucağına iter.

Kim ne derse desin, bu olay Kürt sorununda bir dönüm noktasıdır.

Ya AK Parti bir bakanını yollayarak bu olayla Kürt ve Türk halklarının bütünleşmesini sağlayacak...

Ya da bölge halkını terör örgütüne teslim edecek...

Bu yüzden AK Parti, herşeyi göze alarak bu tarihi görevi mutlaka yerine getirmeli...

Yarın olmadan, barış için geç kalmadan...


KAYNAK: Ahmet MEMİŞ ahmet.memis@rotahaber.com



YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

GÜNCEL HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

İşadamı Hadi Kahraman'dan Eğitime arsa desteği

Kızıltepe ilçesinde hayırsever, okul için arsa hib [...]

1 gün önce...

Derik'te Muhtarlar Günü Kutlandı

Derik İlçesinde ‘Muhtarlar Günü’ düzenlenen törenl [...]

1 gün önce...

İstanbul İş İnsanları MTDF ve Hububat Ticaret Merkezini Ziyaret Etti

İstanbul Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Feder [...]

1 gün önce...

Ödüllü kuaförün salon açılışını Kaymakam Çam, yaptı

Kızıltepe ilçesinde kuaförlük yapan saç ve tasarım [...]

1 gün önce...

Mardinli öğrencilere motivasyon otobüsü

Türkiye'de bir ilk olan, kırsal bölgelerde eğitim [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN