Bir babanın ardından…

19 Ekim 2019 Cumartesi Saat 18:06

Tunus’ta doğan ve Mısır’da vefat eden İbn-i Haldun Afrikalı çocukların bugünkü geleceğini en güzel şekilde anlatmak için “Coğrafya Kaderdir” demişti bilmem kaç asır önce.

Bölgelerin coğrafi konumları, orada yaşayan halkların geleceğini belirler. O bölgelerden bazılarının sahip olduğu nimetler bir şekilde başlarına külfet de olabiliyor tıpkı serhat şehir Nusaybin’de olduğu gibi.

Zamanında bölgesinin incisi konumunda olan, sınır ticareti ile kabına sığmayan ve her gün giderek büyüyen Nusaybin Çukur ve Barikat olaylarından sonra bir kez daha kaderinin kurbanı oldu.

İşte bu kaderin bir parçası olan meslektaşımız Gülay Demir’in taziyesine Mardin ve Nusaybin’deki gazeteci dostlarla birlikte gitmiştik geçen günlerde.

Acının ve ölümün kol gezdiği Nusaybin’de sokak aralarında kurulan bir taziyede arkadaşımıza taziyelerimizi iletmiştik.

Her ölüm, elbette ki büyük bir öğüt ve ibrettir geride kalanlara. Ama bazı ölümler çok daha büyük ibret taşıyor.  

Acısını paylaşmak üzere gittiğimiz Gülay’ın taziyesinden geriye kalan babasının hikâyesi, yüreğimizi dağlamaya devam ediyor.

Ateş düştüğü yeri yakıyor, hem de en şiddetli derecesiyle.

Belki de en çok ihtiyaç duyduğu genç yaşında babası kalan Gülay ve kardeşi Elif’in acısı her daim belki tazeliğini koruyacak.

YPG'nin hain saldırısı sonucu şehit olan 11 sivilden biriydi Mehmet Şirin Demir. 50 yaşında Nusaybin’de teröre kurban gitti. Geride hayallerini yarım kalan kızlarını ve gözü yaşlı eşini bıraktı.

O eş ki, aynı patlamada yeğeninin yaralandığını haberini almasıyla hastaneye koşuyor. Kendi eşinden habersiz gelen ambulansları tek tek arıyor. Yaralı yeğenini ararken açılan bir ambulans kapısı ile hayat arkadaşını sedyede yaralı bir halde görüyor…

Varın gerisini siz düşünün…

Boşuna dememişler kaderi acı ve gözyaşı olan coğrafyalarda cümleler hep eksik kalır diye. Nasıl sonlanacakları önceden bilindiği için her zaman üç nokta…

İşte bunun içindir ki anlattığı kelimeler Gülay’ın boğazında düğümleniyor.

Evet bu coğrafyadaki nice mazlum çocuklar gibi Gülay ve Elif de babasız kaldı. Oysa babaları için belki de ne hayaller kurmuşlardı…

Babaları daha onları evlendirecek, yuva kuracak, torunlarını sevecekti…

Gözü yaşlı bir şekilde babasının hikâyesini işaret eden Gülay, babasının sahabeler gibi ölüme yürüdüğünü anlatıyor. Babasını artık kalemi ile anlatıp yazacağını söyleyen Gülay, acısını şu iki cümle ile anlatıyor:

“Allah’ım evimize ateş düşüren, yüreğimizi yakanların evlerine ateş düşür, yüreklerini yak.”

Suriye'nin Kamışlı kentinde YPG’nin serhat şehir Nusaybin ilçesindeki sivillere yönelik yaptığı havan ve roketatarlı saldırısında babasını şehit veren gazeteci Gülay Demir, babasının şehit olmadan önce şehit sahabeleri hatırlatan örnek davranışı ile anıyor.

Babasına doyamadan yanından ayrıldığını vurgulayan Gülay, babası ile ilgili duygularını şu şekilde ifade ediyordu bizlere:

“Babamla birlikte söylediğimiz türkülerimiz, birlikte kurduğumuz hayallerimiz yarım kaldı. Ben bunun ayrılık olduğunu düşünmüyorum, veda da değil. Babama kavuşacağım günü iple çekiyorum. Bir kız çocuğunun en acı kaybı neyse ben de onu yaşıyorum. Canımdan çok sevdiğim babamı benden kopardılar. Ben babamı kelimeler ile anlatamam, kelimeler eksik hatta mahcup kalır. Her zaman renklerime saygı duyan, olabildiğince kendimiz gibi olmamızı isteyen, güçten önce vicdanlı olmayı öğreten bir öğretmendi benim babam. Yaşarken onunla gurur duyuyordum, giderken de merhameti ve yardımseverliği ile bu onuru ve gururu bir kez daha tescilledi. Karanlık anılarımda hep ışık olan bir babam vardı, kalp kırmanın da insan canı almak kadar günah olduğunu ben babamdan öğrendim. Ben sadece bir baba değil, bir arkadaş, bir rehber kaybettim. Acımız büyük, derin ve tarifsiz ama gururluyum böyle bir babanın kızı olduğum için. Kalbimde sonsuza dek yaşatacağım babamı artık kalemim yazacak.”

Babasının en ağır durumunda bile insanlığı elinden bırakmadığını ve ölüm döşeğinde en yakınındakini, tanımadığı bilmediği insanı düşündüğünü dikkat çeken Demir:

 “İlk saldırı sonucunda babam yaralı olanlara yardım etmek için olay yerine geçiyor. Daha sonra ikinci saldırı olunca kendisi de o zaman yaralanıyor. Şehit olmadan önce en ağır durumda iken bile tanımadığı halde en yakınındakini düşünüyor. Ve hastaneye götürülmek için kendi sırasını onlara veriyor.  Kelimelerin anlatmaya yetmediği, boğazımızın düğümlendiği anlardan biri de bu konu gündeme geldiği zamanlardır. Babamı hastaneye götürmek isteyen 112 acil servis görevlisi gelip bize anlattı.  Babamı hastaneye kaldırmak isteyince onlara “Benim durumum iyi benden durumu daha kötü olanlar var onları önce götürün” diyerek onları diğer yaralıların yanına gönderiyor. Bunu duyunca bir kez daha babamla, insanlığı ile yaptıklarıyla gurur duydum. Bize anlattığı öğretilerini son nefesinde bile uygulayarak şehit olmuş. İnşallah yeri o şehit olan sahabelerin yanındadır. Hani onlar da ölüm döşeğinde kendilerine ikram edilen suyu içmeyerek biraz uzağında inleyen arkadaşlarına suyu vermelerini istemişlerdi ya. O zaman diğer üç sahabe de kendi arkadaşlarını kendi nefislerine tercih ederek suyun ilk onlara verilmesini istemişlerdi. Suyu dağıtan sahabe de en son sahabeye vardığında şehit olduğunu görünce hemen geriye gelip diğer sahabelere suyu ulaştırmak istediğinde bakıyor ki onlar da bir bir şehit olmuşlar. Babam da işte bu tarihe isimleri altın harflerle yazılan sahabelerin yaptığını yaparak son nefesini verdi. Babamın yokluğunun üstüne artık konuşmanın, söz söylememenin yüreğimizdeki sızıyı dindiremediği, ruhumuzun üzerindeki ağırlığı asla hafifletemediği zamanlar da bu anıyı düşünür bu şekilde rahatlarım. Bizler kendisinden razıydık inşallah Rabbim de kendisinden razı olmuştur.”ifadeleri ile babasının durumunu açıklıyordu. 


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

DİĞER YAZILARI :::

Hepsini Gör
# YAZI TARİH
1. Kadim İnsanların Ülkesi İran - Tebriz 04 Ekim 2019 Cuma Saat 17:34
2. Kadim İnsanların Ülkesi İran (3) 14 Eylül 2019 Cumartesi Saat 12:24
3. Kadim İnsanların Ülkesi İran (2) 11 Eylül 2019 Çarşamba Saat 15:52
4. Kadim İnsanların Ülkesi İran (1) 11 Eylül 2019 Çarşamba Saat 15:30
5. Mardin'in Basınına Dair 11 Eylül 2019 Çarşamba Saat 15:29
6. Bugün günlerden...! 09 Ağustos 2019 Cuma Saat 19:01
7. Ottawa Antlaşması üzerine 16 Temmuz 2019 Salı Saat 20:23
8. Soykırımı Unutma, Unutturma... 11 Temmuz 2019 Perşembe Saat 16:54
9. Geçmişi Acılarla Dolu bir Coğrafya (2) 03 Temmuz 2019 Çarşamba Saat 19:54
10. Geçmişi Acılarla Dolu bir Coğrafya (1) 01 Temmuz 2019 Pazartesi Saat 20:05

YORUMLANANLAR :::

İl Sağlık Müdürlüğü'nde Promosyon rekoru

Mardin İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı tüm personeller [...]

16 saat önce...

“Haydi Mardin Organ Bağışına” konferansı düzenlendi

Mardin İl Sağlık Müdürlüğünce “Haydi Mardin Organ [...]

1 gün önce...

Servis şoförü vefat etti

Mazıdağı'nda önceki gün servis şoförlüğü yaptığı m [...]

1 gün önce...

Mardin'de ürpertici cinayet

Mardin’de Suriyeli bir genç, sokak ortasında boğaz [...]

1 gün önce...

Sosyal medyada örgütlenip, tepelere palamut ektiler

Derik'te sosyal medyada örgütlenen bir grup, ağaçs [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN