# Assia Djebar (Asiye Cebar) kimdir? Assia Djebar (Asiye Cebar) kitapları ve sözleri

> Cezayirli Romancı ve Çevirmen Assia Djebar (Asiye Cebar) hayatı araştırılıyor. Peki Assia Djebar (Asiye Cebar) kimdir? Assia Djebar (Asiye Cebar) aslen nerelidir? Assia Djebar (Asiye Cebar) ne zaman, nerede doğdu? Assia Djebar (Asiye Cebar) hayatta mı? İşte Assia Djebar (Asiye Cebar) hayatı... Assia Djebar (Asiye Cebar) yaşıyor mu? Assia Djebar (Asiye Cebar) ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/assia-djebar-asiye-cebar-kimdir-assia-djebar-asiye-cebar-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-23T08:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-23T08:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/23/assia-djebar-asiye-cebar-kimdir-assia-djebar-asiye-cebar-kitaplari-ve-sozleri-228949.jpg

Cezayirli Romancı ve Çevirmen Assia Djebar (Asiye Cebar) edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Assia Djebar (Asiye Cebar) hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Assia Djebar (Asiye Cebar) hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Assia Djebar (Asiye Cebar) hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Tam / Gerçek Adı: Fatima-Zohra Imalayène
Doğum Tarihi: 30 Haziran 1936
Doğum Yeri: Şerşel, Cezayir
Ölüm Tarihi: 6 Şubat 2015
Ölüm Yeri: Paris, Fransa
Assia Djebar (Asiye Cebar) kimdir?
Assia Djebar (Arapça: آسيا جبار‎), asıl adı Fatima-Zohra Imalayan (d. 30 Haziran 1936, Şerşel, Cezayir), Cezayirli romancı ve çevirmen. Cezayir'in kolonyal geçmişinde, kadınların bastırılmış seslerinin izinden gittiği yapıbozumcu işleriyle Cezayir edebiyatının önemli isimlerindendir.

Cezayir yakınlarındaki Şerşel'de bir Berberi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk romanı La Soif (Susuzluk) 1957'de yayımlandı. L'Algériennedergisinin verdiği ödülü kazanan bu romanını, gene sömürge dönemindeki burjuva çevreleri konu alan Les Impatients (1958; Sabırsızlar) izledi. Sonraki romanları Les Enfants du nouveau monde (1962; Yeni Dünyanın Çocukları) ve Les Alouettes naïves (1967; Saf Tarlakuşları), Cezayirli kadınların bilinçleşini ve Fransa'ya karşı başlatılan bağımsızlık savaşına katkılarını anlatan bir dizi oluşturur. Walid Garn ile birlikte yazdığı Rouge L'Aube (Kızıl Şafak) adlı oyun 1969'da Promesses dergisinde yayımlandı. Aynı yıl şiirlerini Poèmes pour l'Algérie heureuse (Mutlu Bir Cezayir İçin Şiirler) adlı kitapta topladı.

Djebar, savaş yıllarının çoğunu Cezayir dışında geçirdi. Savaştan sonra Cezayir Üniversitesi'nde tarih dersleri verdi ve Fransızca bölümünün başkanı oldu. Aynı zamanda devlet televizyonu için filmler çekti. 1978'de yaptığı Nouba des femmes de Chenoua (Chenoua'lı Kadınlar Bandosu) adlı filmde Cezayirli kadınların dünyasını çözümleme çabasını sürdürdü. Film Batı'da uzun süre sürgün kaldıktan sonra Cezayir'e dönen mühendis bir kadının ötküsünü anlatıyordu. Femmes d'Algér dans leur appartement (1980; Evlerindeki Cezayirli Kadınlar) adlı yapıtı ise kadın dünyasını bir başka yönden ele alan uzun öykülerden oluşur.

2005 yılında Académie Française'e kabul edildi.
--reklam--
Assia Djebar (Asiye Cebar) Kitapları - Eserleri
Mezarı Olmayan Kadın
Aşk ve Fantazya
La Disparition de la Langue Française
Medine'den Uzaklarda
--reklam--
Assia Djebar (Asiye Cebar) Alıntıları - Sözleri
Fransızca bitmez tükenmez hazinelerinin hepsini bana sunmuş olabilirdi, ancak sevda sözcüklerinden bir tekini bile aklımda tutamıyordum... (Aşk ve Fantazya)
İnsan yalnızca Fransızca kelimelerle kendi yaşam öyküsünü anlatmaya başlayınca, bir bedene diri diri otopsi yapmak için ağır
ağır işleyen bir neşterle teninden fazlasını gözler önüne seriyor. (Aşk ve Fantazya)
Şiirin güzelliği asla başka bir yerde değildir. (Mezarı Olmayan Kadın)
İçimde bir boşluk, kapkara bir delik var sanki; bir türlü kaybolmak istemiyor! (Mezarı Olmayan Kadın)
Fransızca benim üvey dilim. Beni kaldırımda terk edip kaçan, yok olan dilim hangisi?... Ülkü haline getirilen ya da gerektiği gibi sevilmeyen, panayır tellallarının ya da yalnızca zindancıların ellerine bırakılan anne-dil!... Miras gibi kendimde taşıdığım tabuların ağırlığı altında, Arapça aşk şarkılarından yoksun buluveriyordum kendimi. Bu aşk söyleminden dışlandığım için mi, kullandığım Fransızca çorak geliyor bana? (Aşk ve Fantazya)
İçimde bir boşluk, kapkara bir delik var sanki; bir türlü kaybolmak istemiyor! (Mezarı Olmayan Kadın)
Karşımdakinin, sürekli kendini ifade etmeye çalıştığı halde saygıdan ya da çekingenlikten dolayı gömüldüğü sessizlik değil, kendini ancak böyle ifade edebildiği için benimsediği sessizlik. Erkekle benim aramda dilin reddedilişi somutlaşıyor, ete kemiğe bürünüyor, aynı anda hem bir çıkış noktası, hem de hedeflenen nokta haline geliyordu... (Aşk ve Fantazya)
Oysa bu ülke her hassas genç kız ruhu için ne kadar çok acımasız çakalla dolu! (Mezarı Olmayan Kadın)
Hem yıllardır arkadaşın hem de elini uzatıp onlar gibi, ‘Güle güle Madam!’ demeyi beceremiyorsun. Ben olsam, bir erkeğe bunu söylemezdim, ama benim gibi bir kadın karşısında neden olmasın?
Kötülük bunun neresinde? Bazı şeylerimiz de “alafranga” olsun!
Elbette Allah biliyor, ne peçesiz dışarı çıkabiliriz, ne kısa etek giyebiliriz, ne de el alemin önüne çıplak çıkabiliriz; ama neden onun gibi günaydın demeyelim, ya da sandalyeye onun gibi oturmayalım? (Aşk ve Fantazya)
Ne yazık ki bizim okumamız yazmamız yok. Başımıza gelenleri kağıda dökemiyoruz!...Oysa başka insanlar vakitlerini bir takım deliklerde çömelip bekleyerek geçirdiler, sonra da başlarından geçenleri anlattılar! (Aşk ve Fantazya)
Yarimi gördüm vurulmuş
Kara zindanlarda
Kalmadı hâl feryat etmeye
Kanını yıkıyorlar her gece! (Mezarı Olmayan Kadın)
Anılar içimde ağır aksak akan bir sel; ruh durumuna ve havaya göre kabarıyor ya da buharlaşıp gidiyor. (Mezarı Olmayan Kadın)
Ölüleri diriltmiyorum, onları canlı canlı içimde taşıyorum (Mezarı Olmayan Kadın)
Çömelmiş kadın dinleyicilerden oluşan seyirci kitlesinin karşısında kibirli Avrupalı genç kız ve daha o zamandan geleneklere büyük bağlılık gösteren biz küçük kızların coşkusu; bizler ki, önümüzdeki yıl sıramız gelince evle meyve bahçesinden ibaret bir mekanda mahsur kalacaktık… (Aşk ve Fantazya)
Çocukluğumdan beri yabancı dili, dünyaya ve dünyanın zenginliklerine açılan bir kapı olarak görmüştüm, ancak bu bazı durumlarda bana yönelmiş sivri bir mızrağa dönüşüyordu. (Aşk ve Fantazya)
"İçimde bir boşluk, kapkara bir delik var sanki; bir türlü kaybolmak istemiyor!" (Mezarı Olmayan Kadın)
Birdenbire bir hevese kapılıp erkekle aramdaki mesafeyi azaltmak istediğimde, bir takım mimiklerle sevimli davranmam bile gerekmiyordu. Anadile geçmem yeterli oluyordu: Bir ayrıntıdan bahsederken çocukluğa ait seslere dönmek, işbirliğine dayanan bir ahbaplığın, belki arkadaşlığın ve mucizevi bir şekilde aşkın – neden olmasın – aramızda şekillenebileceğini gösteriyordu; hayatın iki kişiyi karşılaştırmasının iki kişi için de yarattığı tehlikeydi aşk... (Aşk ve Fantazya)
İçime yalnızca artık geçmiş doğuyor. Falcılığa devam devam etmek isteseydim bile ve belki de Mekke'ye hacca gitmemiş olsaydım bile, bu mesleği bırakmam gerekecekti. Çünkü gelecek günler karşımda kapkaranlık duruyor, is karası gibi. (Mezarı Olmayan Kadın)
... gelecek günler karşımda kapkaranlık duruyor, is karası gibi. (Mezarı Olmayan Kadın)
Önemli olan sadece mırıldanmak, fısıldamak ve ötekiler arasında bu atmosfere kendini teslim etmek: Yükselen seslere, haykırışların yankısına, bastırılmış inlemelere, düğüm olmuş boğazda iğne gibi batan küçük tırmıklara, bir kez sık sık, o kadar fazla tutulmuş gözyaşına, o kadar çok dışarı atılmamış iç çekişlere. (Mezarı Olmayan Kadın)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/assia-djebar-asiye-cebar-kimdir-assia-djebar-asiye-cebar-kitaplari-ve-sozleri)