# Bekir Sıtkı Baykal kimdir? Bekir Sıtkı Baykal kitapları ve sözleri

> Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal hayatı araştırılıyor. Peki Bekir Sıtkı Baykal kimdir? Bekir Sıtkı Baykal aslen nerelidir? Bekir Sıtkı Baykal ne zaman, nerede doğdu? Bekir Sıtkı Baykal hayatta mı? İşte Bekir Sıtkı Baykal hayatı... Bekir Sıtkı Baykal yaşıyor mu? Bekir Sıtkı Baykal ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/bekir-sitki-baykal-kimdir-bekir-sitki-baykal-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-18T07:00:11+03:00
- Güncelleme: 2023-01-18T07:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/18/bekir-sitki-baykal-kimdir-bekir-sitki-baykal-kitaplari-ve-sozleri-379122.jpg

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Bekir Sıtkı Baykal hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Bekir Sıtkı Baykal hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Bekir Sıtkı Baykal hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1908
Doğum Yeri: Fındıklı, Rize, Türkiye
Ölüm Tarihi: 5 Temmuz 1987
Ölüm Yeri: Ankara
Bekir Sıtkı Baykal kimdir?
Bekir Sıtkı Baykal 1908 tarihinde Fındıklı, Rize’de doğmuştur. Rus istilası üzerine ailesi ile gittiği Çal, Denizli'de Numune Okulu'nda ilk öğrenimine başlamış ve Rize Rus istilâsından kurtulduktan geri dönerek orada ilk ve orta öğretimini bitirmiştir. Liseyi Trabzon Lisesi'nde okumuş 1928'de mezun olmuştur. O yıl dış ülkelerde üniversite eğitimi için burs vermek için devletin açtığı yarışma sınavını kazanmış ve 1929'da tarih eğitimi yapmak için Almanya’ya gönderilmiştir. Almanya'da önce dil öğrenimi için bir buçuk yıl yatılı bir lisede eğitim görmüştür. Sonra Berlin Üniversitesi’nde üniversite diplomasi dersleri için tarih bölümüne girmiştir. Fakat üç sömestr sonra kaydını Freiburg Üniversitesi’ne nakletmiştir. Oradan tarih bölümünden üniversite diploması almıştır. Sonra diploma üstü eğitimine devam ederek 1935 başında verdiği "Bagdad-Bahnproblem 1890-1893 (Bağdad Demiryolu Sorunu 1890-1893) " adlı doktora tezi ve imtihanı ile Freiburg Üniversitesi'nden doktora alarak yüksek öğrenimini tamamlamıştır.

1935 sonbaharında TÜrkiye'ye dönüş yapmıştır. O zaman yeni kurulmakta olan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından idare edilmekte olan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne tarih bölümüne doçent adayı olarak tayin edilmiştir. Bu arada askerlik görevini ifa etmesi gerekmiştir. Bu görevden sonra aynı fakülteye tarih bölümüne atanan Bekir Sıtkı Baykal doçentlik intihanlarını verip doçent olarak göreve başlamıştır. 1943’de aynı Fakültenin Tarih profesörlüğüne yükseltilmiştir.

Bu fakültede "Yeni Çağ Tarihi Kürsüsü" içinde çalışmaya başlamıştır ve sonra bu kürsü profesörü olmuştur. O günlerde Türk Tarih Kurumu’na aslî üye olarak seçilmiştir. 1950-1951 döneminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığı'na seçilerek bu idari görevde bulunmuştur. 1960-1961‘de Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü görevini yüklenmiştir. 6 Ocak 1961 – 25 Ekim 1961 döneminde ise Üniversite temsilcisi olarak Kurucu Meclis üyeliği yapmıştır. Temmuz 1978'da üniversitedeki görevinden yaş haddi sebebiyle emekli olmuştur. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki görevinin yanı sıra bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde "Siyasî Tarih", Hukuk Fakültesi, Ziraat Fakültesi veVeteriner Fakültesi "Devrim Tarihi" dersleri vermiştir.

Evli ve altı çocuk babası idi. 5 Temmuz, 1987'de Ankara'de vefat etmiştir.
--reklam--
Bekir Sıtkı Baykal Kitapları - Eserleri
Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti
Heyet-i Temsiliye Kararları
İbretnüma
Yeni Zamanda Avrupa Tarihi 2. Cilt 1. Kitap Otuz Yıl Savaşı Devri
Tarih Terimleri Sözlüğü
--reklam--
Bekir Sıtkı Baykal Alıntıları - Sözleri
Hazinedarlar bağırarak birbirlerine "ne için makas verdiniz" dediklerinde "böyle yapacağını bileydik hiç verir mi idik" deyip söylenmekteydiler.
Bir taraftan da oda içerisinde bulunanların ve diğer taraftan koşup gelenlerin ah u fidanlarını tahammül olunup canlar da yanmadığı gibi şu hal-i ye's-i pür-melali bihakkın tariften acizim. (İbretnüma)
‘’Milletimizin azim ve sebatı ve kuvayi milliyenin mukavemet ve fedakarlığı amal-i milliyeye mutabık bir sulha nailiyetimizi ümmid ettirmektedir. Teşkilat-ı milliye milletimizin sine-i ittihad ve vifakında paydar oldukça mevcudiyet-i milliyemizin bütün cihanı medeniyetçe mazhar-ı tasdik ve hürmet olacağına şüphem yoktur.’’ (Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa’nın, şimdiye kadarki ulusal direnişimizin meyvaları görülmeğe başladığını, ulusal amaçlarımıza uygun bir barış umudu belirdiğini, bundan sonra da daha sıkı bir birlik içinde çalışmamız gerektiğini, ancak bu sayede istenen nitelikte bir barış elde edilebileceğine anlatan 22/23 Şubat 1920 tarihli genelgesi) (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)
Merhum Efendimizin naaşı karakola çıkarılmış ve meclup olan etti bağ dahi naaşını karakolda keşf ve muayene etmişler ve Efendimiz hangi odada vefat ettiyse o odayı görmek istemiş olduklarından vükelanın emri ile zabitan-i askeriden birkaç kimsene ile beraber etti ba ile birlikte içeriye girilip Hakan-ı müşarunileyhin kendu kenduyu itlaf etmiş olduğu odaya varılıp girildikten vuku'bulan isticvapları üzerine bildiğimi ve gördüğümü ettibaya ta'rif eylediğim gibi orada bulunan Hazinedarlar dahi hakikat-i hali beyan ettiler. (İbretnüma)
‘’Fransızların ve Ermenilerin Maraş’ta din kardeşlerimize reva gördükleri canavarlıkları derhal telgrafnamelerle İtilaf mümessilleri nezdinde protesto edildiği gibi, Heyet-i Vükelayı da ikaz edecek telgraf keşide edildiği ve protesto telgrafnamelerinin birer suretleri takdim olunduğu en derin hürmetlerimize tevdian arz olunur Efendim.’’ (Melek Reşit ve Şefika Kemal imzalarıyla Fransız ve Ermenilerin Maraş’taki canavarlıklarının protesto edildiğini, İstanbul hükümeti’nin uyarıldığını Heyet-i Temsiliye’ye bildiren 2 Şubat 1920 tarihli yazı) (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)
Efendimiz va'd ahd etti, bir güna zarar ve ceza olmayacaktır.
Efendimizin bunda anlayacağı iş vardır ve aradığı başkadır.
Sen biz yaptık deyu söyleyiver, ne korkuyorsun? demiş ise de ben "Allah'tan korkmayarak nasıl söyleyeyim" der demez Zat-ı Şahane (II. Abdülhamid) yanındaki rovelveri çıkarıp ve kurup boğazıma ve küçük Tahir Ağa dahi tabancasının kurup göbeğime tuttuktan başka bir taraftan gerek Zat-ı Şahane ve gerek Ragıp Bey ve Besim Bey ve Tahir Ağa başıma ve yüzüne ve sırtıma yumrukla darp ederek beni yıktılar. (İbretnüma)
Merhum Efendimizin (Abdülaziz) validelerini birkaç def'a Abdülhamid Yıldız Sarayı'na celp ile bizzat teşvik terğib olunmuş iken işin doğrusu her ne ise müşarünileyha hazretleri tamamiyle söyliyerek evlad-ı kirâmının kendu kendiyu itlaf ettiğini tekrardan ayrılmamış olması ile "Fahri Bey bu hususta mazlum ve mağdurdur" diye affını rica etmiş olduğundan Abdulhamid "Valide Sultan Fahri Bey'i seviyor da kurtarmak istiyor" diye bir söz çıkardığını pek çok kişiden işletilmiştir (İbretnüma)
Kağıthane Köyü İmamı Efendi "Efendim bana havale buyururlar ise ben şimdi söyletirim" dediğinin üzerine Zat-ı Şahane (II Abdülhamid) "haydi bakalım" deyu irade buyurduğundan huzurunda beni birkaç kişi tutup ve arkam üzerine yıkıp Kağıthane Köyü imamı dahi pantolon ve donumu çözerek aşağı indirdikten sonra husyeteynimi ağaçtan yapılıp hazırlanmış olan bir kıskaç arasına vaz' ile bükmeğe başladı. (İbretnüma)
Halbuki Pervinfelek Kalfa merhum Efendimizin (Abdülaziz) Hazinedarlarından denilmekte ise de bulunduğu sınıf Efendimizin hizmet-i mahsusasında bulunanlardan olmayıp müşarünileyh Hazretlerinin eğlencelerine mahsus yedi sekiz yaşlarından on iki yaşına kadar olan çocuklardan birisi olup hin-i vak-ada sinni ise on bir, on iki yaşında olduğu cihetle bunun şehadeti ise yalnız Necip Bey ile diğer bir zabit'in vakadan beş on dakika evvel merdivenden yukarı çıkarken gördüğünden ibaret olup halbuki Efendimizin itlafı hakkında edilen da'vaya şumulü olmadıktan başka mezkur sabiyenin ifadesi nazar-ı sıhhatle görülür ise rüfekasının kaffesini istintak etmek lazımgelir. (İbretnüma)
Zatı Şahane: (II. Abdülhamid) "Seni biraz darp ettim ise birkaç kuruş fukaraya sadaka veririm o da sâkıt olur". (İbretnüma)
Zat-ı şahane (II. Abdülhamid) def'a-i saniye olarak yedindeki bastonu ile beni bir suretle darp etti ki hatta baston parça parça oldu ve başmabeyinci Hamdi Paşa beni darp ederken ziyade yorulup baygın düştüğünden Zat-ı şahane kemal'i merhametinden kendisuna içeriden bir şişe lavanta getirip verdi. (İbretnüma)
‘’Türk kadınlarının Milli Mücadele’ye büyük kararlılıkla katılışını gösteren en önemli olay, merkezi Sivas’ta olmak üzere ‘’Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’’nin kuruluşudur.’’ (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)
Sultan Abdülhamid Hazretleri tarafından ihsan buyurulan beş yüz kuruş çıraklık maaşımı havale ettirerek memleketime gittim.
Kendi işimde meşgul olarak geçirmekte iken güya İstanbul'da Kayınvalidemin iltimas ile sarayca bir me'muriyyete konulmak üzere Dersaadet'e gönderilmekliğim için Şubat içinde Ankara vilayetine bir telgrafnağme gelmiş. (İbretnüma)
‘’Memleket ve milletimizin İzmir, Adana ve havalisinde maruz kaldıkları müellim hadisat kafi gelmiyormuş gibi yine aynı tecavüzatın feci bir safhasını teşkil eden Maraş’taki vekayii vesile ittiaz eyleyen Ermeniler ve düşmanlarımız İslam tarafından binlerce ve binlerce Ermenilerin katlolunduğunu cihana işaa ederek Avrupa’da aleyhimizde yeni cereyanlar ihdasına çalışıyorlar. Yine aynı maksatla Ermenilerin bir ay matem tutarak bu suretle propagandalarını takviye etmek istedikleri anlaşılmıştır. Bilmukabele her tarafta Mevlid ve tahm-i şerif kıraat olunarak İzmir, Adana, Maraş, Urfa, Ayintap, Birecik, Kozan, Hacin havalisinde şehit olan dindaşlarımızın ruhlarına ithaf olunması ve neticesinin buraya ve Dersaadet matbuatına ve Meclis-i Mebusana iş’arını rica eyleriz.’’ (Mustafa Kemal Paşa’dan her yerde yoğunlaşan Ermeni propagandasına karşı alınacak tedbirleri bildiren genelgesi ve Anadolu Kadınları Müdafaa-ı Vatan Cemiyetine olan yazısından) (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)
Efendimizin kapısı önünde bulunan Hazinedarlar feryad ederek oda kapısından içeriye girmekte olduklarını gördük.
Biz dahi Valide Sultan ile koşarak gelip odadan içeriye girdiğimizde oda-i mezkurun deniz tarafında sağ köşesi penceresi önündeki köşe minderi üstünde yastığa dayanarak sağ tarafı üzerine yatmakta, minderi önü, yerler kan içinde kalmış ve sol kolundan hızını almış olan kan atmakta ve gözlerini gülümseyerek açıp kapamakta olduğunu Efendimizi gördüğümüzde Valide Sultan hemen oğlunu kucaklayıp ağlamaya ve bağırmaya başladı ve ikinci Hazine dar da ayaklarına sarıldı. (İbretnüma)
Gerçekçilik, onun en belirgin niteliğidir. Kanımca, başarılarının sırrını da onun bu tutumunda aramak gerekir. Hiç şüphe yok ki Heyet-i Temsiliyenin ruhu, düetücüsü ve sürükleyecisi, aynı kurulun başkanlığını yapan Mustafa Kemal'in kendisidir. (Heyet-i Temsiliye Kararları)
‘’Feci kıtallere, tecavüzlere maruz kalan Maraşlı kardeşlerimizin imdadına şitab eden fedakar kuvayı milliye efradı hakkında Sivas Hanımlarının yaptıkları tezahürata ve ibraz buyurulan asar-ı hamiyyet ve şefkakta arz-ı şükran eyleriz.’’
(Mustafa Kemal Paşa’dan) (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)
‘’Biz hemşireleriniz de siz muhterem kardeşlerimizle beraber olacağız, yahut beraber yaşamak hakkını kazanacağız ve bugünden itibaren cemiyetimiz muhterem kardeşlerimizin vatani her emirlerini ifaya bir dakika tereddüt etmeyerek hazır olduğumuzu arz ile bizleri vazifemizde teşci’ edecek ma’nevi müzaheretlerinize daimen intizar, eyler na-mütenahi hürmetlerimizin kabulünü istirham eyleriz.’’ (Reis-i Muhteremi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine) (Milli Mücadele'de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/bekir-sitki-baykal-kimdir-bekir-sitki-baykal-kitaplari-ve-sozleri)