# Ebubekir Subaşı kimdir? Ebubekir Subaşı kitapları ve sözleri

> Türk Yazar, Tarihçi ve Tercüman Ebubekir Subaşı hayatı araştırılıyor. Peki Ebubekir Subaşı kimdir? Ebubekir Subaşı aslen nerelidir? Ebubekir Subaşı ne zaman, nerede doğdu? Ebubekir Subaşı hayatta mı? İşte Ebubekir Subaşı hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/ebubekir-subasi-kimdir-ebubekir-subasi-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-30T17:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-04-30T17:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/30/ebubekir-subasi-kimdir-ebubekir-subasi-kitaplari-ve-sozleri-212207.jpg

Türk Yazar, Tarihçi ve Tercüman Ebubekir Subaşı edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Ebubekir Subaşı hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Ebubekir Subaşı hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Ebubekir Subaşı hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1965
Doğum Yeri: Erzurum
Ebubekir Subaşı kimdir?
Ebubekir Subaşı 1965 yılında Erzurum ilinde doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Erzurum'da tamamlamıştır. 1982 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri bölümünü bitirmiş 1986 yılında İstanbul'a gelip yayıncılık , tercüme , tashih ve redaksiyon gibi işlerle uğraşmıştır. Askerlik hizmetini yaptıktan sonra bir müddet daha yayıncılık işleri ile uğraşmış olup 1990 yılı Mart ayında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Başkanlığın'da arşiv hizmetlerinde çalışmaya başlamıştır ve buradan emekli olmuştur. Ebubekir Subaşı Arapça, Farsça, Osmanlıca ve İngilizce olmak üzere dört dil bilmekte olup 1987 yılından beri araştırma ve yazarlık faaliyetlerine devam etmektedir. Evli ve üç çocuk babası olup Ebubekir Subaşı aynı zamanda yeminli mütercimlik yapmakta ve sporla da ilgilenmektedir.
--reklam--
Ebubekir Subaşı Kitapları - Eserleri
Selahaddin Eyyubi - Kudüs Fatihi
Savaşçıların Efendisi Alparslan 1071
Allah'ın Kılıcı
Hz. Hamza
Fatih Sultan Mehmet
İmanın Sancağı Mus'ab Bin Umeyr
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim
Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman
Denizlerin Fatihi
Selahaddin Eyyubi
İmam Şamil
Allah'ın Aslanı Hazreti Ali (r.a)
Hazreti Hatice
Vermeyince Mabud...
Hazreti Aişe
Dicle'nin Son Türküsü Kütü'l - Amara
Tarih Hikayeleri
Gençler İçin Fatih Sultan Mehmet 1453
Hazreti Ömer Adalet Güneşi
En Güzel Şiirler Antolojisi
Türkistan Şahini: Celaleddin Harzemşah
O Bir Osmanlı Ermenisi
Kuşatma
Enver Paşa ve Naciye Sultan
Fatih Sultan Mehmed
Bağdad Fâtihi Sultan IV. Murad Han
Tahtsız Padişah / Kösem Valide Sultan
Hazreti Hasan
Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi Ve Tarihi Derinliği
Tarih Kitapları
Osmanlı Türkçesine Giriş
Osmanlı Padişahları ve Devleti Tarihi
Hatice Tarhan Valide Sultan
--reklam--
Ebubekir Subaşı Alıntıları - Sözleri
Ruslar iyi anlamışlardı ki Şâmil dövüşürken de, esirken de, hatta bedenen ölüp gittikten sonra da ölmez ve öldürülemez. Kafkasya'nın ezanı susmuş minareleri pranga vurulmuş birer mahkûm gibi ilelebet çaresiz ve boynu bükük kalacak değildi. Boyun eğenlerin eserleri ve nesilleri de boyun eğerlerdi. (İmam Şamil)
Hayatımızda hiçbir hadise sebepsiz ve
birdenbire ortaya çıkmış değildir; çorak topraklara hayat veren yağmur, hiçbir şey
yokken aniden yağmaz. (Hazreti Hatice)
"Eğer gözyaşının yaralara iyi geldiği yemeklere tat verdiği iddia edilseydi insanlar gözyaşlarının sağılması için dövülüp ağlatılırlardı." (Hz. Hamza)
Hükümdarın biri rüyasında sırası ile bütün dişlerinin söküldüğünü görür ve bir tabirci çağırır
Gelen Adam rüyayı doğru tabir eder
ama takdimini beceremez
hükümdarım bütün yakınlarınız ölecekler
sonra da siz ecel şerbetini içeceksiniz
Tabirin bu kadar sert ve dokunaklı olmasına
Öfkelinen hükümdar cellada emir verir
derhal cezalandır şu münasebetsiz haini
merakını henüz yenememiş olan hükümdar
başka bir tabirci buldurur
o da rüyayi dinler ve cevabını verir
Ömrünüz uzun sıhhatiniz daim olsun hükümdarım
bu uğurlu rüyanızda anlaşılıyor ki
akrabalarınız içinde en uzun ömürlü olan sizsiniz
bu iki tabir arasında mana bakımından
hiçbir fark yoktu ama bu ikinci adam
tabir takdim bakımından farklı ve güzeldi
hükümdar da bunun için emri şöyle verdi
 buna bir kese altın verip memnun edin dedi (Vermeyince Mabud...)
Mezar hani şu insan denen en şerefli mahlukun zaman zaman çekilmez hale gelen hayatı hay huyundan artık yorularak kucağına can atmak istediği güzelim sessizlik alemi (Hz. Hamza)
O çok iyi biliyordu ki, hiçbir hanımefendilik, böyle bir kocaya bizzat hizmet etmekten daha üstün değildi. Evet, bunu çok iyi biliyordu! (Hazreti Hatice)
Bazen hak ettiğimizi düşündüğümüz isteklerimizin yerine gelmemesi, en büyük rahmettir.

"Neden, ama Hocam?"

"Yüce Han'ım! Gaybın perdesi kapalı olduğundan, biz zavallı insanlar bazen gülecek şeylere ağlarız, ama işin aslını biz değil, Allah bilir."

"Neden o?"

"Çünkü anlayışımız, nazar edebildiğimiz alanımız çok dardır."

"Bir misal verebilir misiniz?"

"Mesela insan zihni o kadar zayıftır ki, 'düz' veya 'doğru' denince aklına eğrilik değil, hemen düzlük gelir. Hâlbuki ok atan yayın doğruluğu, eğriliğindedir." (Allah'ın Kılıcı)
Ağla; ağlamak rahmettir, ağlamak her göze nasip olan bir nimet değil... (Savaşçıların Efendisi Alparslan 1071)
Yillar süren savaşın en kanlı günlerinden biri yaşanıyordu bir asker, en iyi arkadaşının biraz ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Asker teğmene koştu ve "Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?" Delirdin mi der gibi baktı teğmen. "Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş, büyük olasılıkla ölmüştür bile, kendi hayatını da tehlikeye atma sakın." Asker ısrar etti ve teğmen "Peki" dedi "git o zaman." İnanılması güç bir mucize; asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü, birlikte siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti,
sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü,
 "Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez demiştim, bu zaten ölmüş."

"Değdi teğmenim" dedi asker, "Nasıl değdi?" dedi teğmen "Bu adam ölmüş görmüyor musun?"

"Yine de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

"Jim!Geleceğini biliyordum!" demişti arkadaşı, "geleceğini biliyordum." (Vermeyince Mabud...)
" ASLANLAR GİBİ KÜKREYEREK ZIRHLI MÜSRİKLERE SALDIRIP SAFLARI YARAN ŞEHİTLERİN İMAMI ALLAH'IN ASLANI KUREYŞ'İN EN NAMLI YİĞİDİ HAŞİMOĞULLARI' NIN EŞŞİZ CENGAVERİ MEKKE'NİN ULUSU MÜCAHİRLERİN FEDAİSİ BEDİR KAHRAMANI VE UHUD'UN EN BELİRGİN ŞEHİDİ HAMZA ARTIK BU DÜNYADA DEĞİLDİ... " (Hz. Hamza)
"İnsanların hayatlarında işledikleri hataların çoğu, düşünmesi gereken yerde hissetmekten, hissetmesi gereken yerde düşünmekten ileri gelir... " (Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman)
Halbuki batılılar kendilerinden olmayana bir şey kazandırmaz, fakat kazanılmış olanı yağma etmeyi bilir ve severler. (Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman)
"Herhalde Kutü'l Amara nice asırlar sonra iki rakip arasında cekisilirken duvagi yirtilan bir gelin gibi şaşkın, çaresiz ve gözü yaşlı kalacaktı. Zaten derinlerden derine top seslerinin gelmesiyle rengarenk kuşlarının yuvaları dağılmış, kendileri uçmustu. Belli ki çok uzun ve çetin bir çarpışmanın arifesinde bulunuluyordu.. " (Dicle'nin Son Türküsü Kütü'l - Amara)
..."Bu sırada yağmurlar insanın içine işlerken fırtınalar adeta kayaları yerlerinden söküp savuruyordu. Ancak her şeye rağmen Osmanlılar yılmıyordu..." (Dicle'nin Son Türküsü Kütü'l - Amara)
Bir çocuğun, bir tanka karşı taşla saldırabilmesini hangi akıl kabul edebilirdi, bunun mantığı neydi? O zavallı çocuğu tanka karşı sevk eden ve diğer yaşıtları gözünde kahraman yapan delice hissin arkasında acaba hangi dayanılmaz zülüm yatıyordu?! (Selahaddin Eyyubi - Kudüs Fatihi)
(...)çan sesleri ezana teslim oluncaya kadar ilerle. (Hz. Hamza)
“Sakın terk-i edebten kûy-i mahbûb-i Hudâ’dır bu
Nazargâh-ı ilâhîdir, makâm-ı Mustafâ’dır bu.” (Vermeyince Mabud...)
Dışarıda kıyametler kopup toplar kale bedenlerinde Ramazan davuluna vuran tokmaklar gibi inlerken, onun ruh denizinde kürekler aheste çekiyordu. (Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman)
Müslümanların garip zaaflarından biri; yaşayan büyük insanlara değer vermeyip ölünce arkasından ağlamalarıydı. (İmam Şamil)
Bir inek bir beygir bir de eşek;her biri bir tarafa gidip
insanların ne yaptıklarını öğrenmeye
 3 yıl sonra aynı yerde buluşmaya karar verirler
aradan 3 yıl geçtikten sonra buluşma yerine
önce inek ile beygir gelir
her ikisi de perişan bir halde zayıflamış
dişleri sökülmüş sırtları yara olmuş
adeta çökmüşlerdir beygir merakla sorar
Nedir senin bu halin inek kardeş?
inek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır
sorma beygir kardeş bu insanlar çok merhametsiz Neler yaptılar sana
beni durmadan birbirlerine satıp durdular
her alan sütümü sağdı sonra bir inek daha bulup yanıma bağlayarak bizi çifte çubuğa koştular
zaman zaman aç bıraktılar bunca eziyetten sonra
canımı zor kurtarıp güç bela gelebildim be kardeş
beygir de acı acı başını sallayarak anlatır
ah sorma benim de çenelerimin arasına
gem dedikleri bir demiri geçirdiler
ağzımı açıp bir şey söyleyemedim
sırtıma bindiler ses çıkaramadım biri indi öbürü bindi binmedikleri zamanlarda zincire vurdular
belim bükülüp onları taşıyamaz hale geldiğimde
arkama çekmem için kocaman bir araba bağladılar
bu sefer birçoğunu arabayla taşımaya başladım
Ben onları taşıdıkça daha hızlı gitmem için
kırbaçlayıp durdular anlayacağın ben de
canımı zor kurtardım inek kardeş
inek ve beygir böyle konuşurlarken uzaktan
eşek görünür bir hayli neşelidir ıslık çalarak
taşlara tekme atarak hoplaya zıplaya gelmektedir mutludur üstelik şişmanlamıştır da
tüyleri parıl parıl parlamakta gözlerinin içi gülmektedir
inekle beygir şaşırarak sorarlar
Nedir senin bu halin anlatsana neler oldu
Neden böyle zevkten dört köşesin
eşek keyiften dört köşe anlatır
sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım
baktım birisi yukarı çıkmış bağırıyor
bağırdıkça da insanlar onu alkışlayıp duruyorlar
Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırmaya başladım
Fakat benim sesimi bilirsiniz yeri göğü inletirim
Bilmez miyiz,ee
sesimi duyan benim yanıma koştu bu yetmedi
duyan duymayana haber verdi etrafim insanla dolup taştı onlar geldikçe ben daha çok bağırdım
Peki bağırırken ne dedin
bilirsiniz işte haktan hukuktan refahtan
adaletten falan bahsettim
Ee sonra neler oldu
Ne olacak beni beğendiler başkan seçtiler
deme ya yani sen şimdi başkan mı oldun
Evet başka bir şey yapmama gerek kalmadı
sonra ben yine bağırdıkça onlar seninle gurur duyuyoruz diyerek alkışladılar
Ben de yedikçe yedim ve bağırdıkça bağırdım
Peki senin eşek olduğunu anlamadılar mı
burada manidar bir cevap geldi
Vallahi aslında yarısı anladı
 ama bunu diğer yarısını anlatamadılar (Vermeyince Mabud...)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/ebubekir-subasi-kimdir-ebubekir-subasi-kitaplari-ve-sozleri)