# Gülsüm Cengiz kimdir? Gülsüm Cengiz kitapları ve sözleri

> Öğretmen, şair ve çocuk kitapları yazarı Gülsüm Cengiz hayatı araştırılıyor. Peki Gülsüm Cengiz kimdir? Gülsüm Cengiz aslen nerelidir? Gülsüm Cengiz ne zaman, nerede doğdu? Gülsüm Cengiz hayatta mı? İşte Gülsüm Cengiz hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/gulsum-cengiz-kimdir-gulsum-cengiz-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-13T09:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-13T09:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/13/gulsum-cengiz-kimdir-gulsum-cengiz-kitaplari-ve-sozleri-288821.jpg

Öğretmen, şair ve çocuk kitapları yazarı Gülsüm Cengiz edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Gülsüm Cengiz hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Gülsüm Cengiz hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Gülsüm Cengiz hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1949
Doğum Yeri: Isparta
Gülsüm Cengiz kimdir?
Öğretmen, şair ve çocuk kitapları yazarı. 1949 yılında Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1966 yılında öğretmen okulundan mezun oldu. 1980 yılına kadar İstanbul ve Balıkesir illerinde öğretmenlik yaptıktan sonra yayıncılık sektörüne geçti. Editörlük, yayın yönetmenliği gibi görevlerde bulundu. İlk şiirleri 1983'te Varlık dergisinde yayımlanan yazar Cumhuriyet, Emek ve Evrensel gibi gazeteler ile Varlık, İnsancıl, Evrensel Kültür, Gösterigibi dergilerde yazdı. 1975-1976 yıllarında Ruhi Su Dostlar Korosu'nda çalıştı. 1988 yılında Demet Yayınları'nın kurucuları arasında yer aldı. 1998'de bir yazısından dolayı iki yıla mahkum oldu ama cezası ertelendi. Çeviriler yaptı, editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. Metin yazarlığı ve danışmanlık yaptı. Türkiye'de ve yurtdışında birçok söyleşi ve sempozyuma konuşmacı olarak katıldı. Toplumcu bir izlekle kaleme aldığı şiirlerinin yanı sıra çocuk edebiyatı alanında da yoğun çalışmaları oldu. Çocuk oyunları farklı gruplar tarafından sahnelendi. Kimi şiirleri de bestelendi.

1997 yılında Ayşe'nin Günleri romanı Almanca'ya çevrildi ve İsviçre ile Avusturya'da yayımlandı. Ayrıca yine Almanya'da, Verlag Anadolu çocuk öykülerinden bazılarını Almanca ve Türkçe olarak bastı. 2005'te de Freie Akademie bir öyküsünü Almanya'da iki dilli ve CD'li olarak hazırladı. Çevirilerin bir kısmı Kültür Bakanlığı'nın TEDA projesi kapsamında hazırlandı. Bazı şiirleri İngilizce, Almanca, İbranice, Romence, Azerice ve Kürtçe'ye çevrilerek çeşitli dergilerde yayımlandı.

Morpa Kültür Yayınları'nda Çocuk ve Gençlik Kitapları Editörüdür. Ayrıca Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası üyedir. 1999-2005 tarihleri arasında sendikanın Genel Sekreterliğini yapmıştır. PEN Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği ve Tiyatro Yazarları Derneği üyesidir. PEN Türkiye Merkezi'nde "Barış İçin Yazarlar Komitesi"nde görevlidir.
--reklam--
Gülsüm Cengiz Kitapları - Eserleri
Ahşap Evin Çocukları
Ayşe'nin Günleri
İpini Kopartan Uçurtma
Perili Ev
Köprü Olmak İsteyen Çivi
Tarihe İz Bırakanlar: Nasrettin Hoca
Sevdamız Çiçeklenir Zulada
Tohumdan Dokumaya
Bez Bebek
Tuz Masalı
Bıcırık
Bulaşıcı Hastalık
Damlacık
Üç Elma Fidanı
Yavru Kuşun Şarkısı
Selam Yaratana
İki Sevinç Bir Arada
İpek Giysi
Adadaki Hazine
Salıncak Safası
Annemin Masalları: Karagöz Kibarlık Öğreniyor
Sporcu Babaanne-Kerem ile Zehra
Tarihe İz Bırakanlar Andersen
Kuşlar Okullu Oldu
Halının Sihirli Renkleri
Kente Gelen Çam Ağacı
Ormanda Yaz Olimpiyatları
Silinsin Diye Yeryüzünden Savaş Sözcüğü
Dilek Ağacı
Yasak Sevda Sözcükleri
Ormandaki Kulübe
Boğaz'daki Mutlu Çocuk - Kuzguncuk
Minik Salyangoz Meslek Seçiyor
Arı ile Papatya
Toprak Testi
Prenses Pila
Suyun Rengi ya da Rengarenk Çiçek Bahçesi - The Color of Water a Colorfuul Flower Garden
Tomurcuk 3-Bir Dilim Ekmek İçin
Akdeniz'in Rengi Mavi
Kafesinden Kaçan Maymun
Dünyanın En Güzel Giysisi
Köstebeğin Üzüntüsü
Eylül Deyişleri
Mayısta Üzgün Gönlüm
Kuşlar Kralı Kim Olacak?
Küçük Kurbağanın Öyküsü
Yolda Kalan Lokomotif
Tavan Arasındaki Aynanın Öyküsü
Küçük Kayığın Büyük Yolculuğu
Umut Hep Vardır
Eylül Deyişleri
Konuşmak Isteyen çocuk
Ayşe'nin Günleri
Bir Bulutun Ardında - Ayşe’nin Günleri 2
Deniz Kabukları
Ellerimiz Günışığı
Hayvanlarla Konuşan Çocuk
--reklam--
Gülsüm Cengiz Alıntıları - Sözleri
"Ağaçlar da insanlara benzer;
ince uzun kimi, tıknaz kısa boylu kimisi.
Kimi donatır kendini görkemli çiçeklerle
yalın bir güzelliği kuşanır kimi.
Kimi güçlükle tutar ayakta çürümüş gövdesini,
kimi yayıp dallarını alabildiğine
keser genç ağaçların güneşini.
Ağaçlar da insanlara benzer;
kiminin, kucaklar yaşamı geniş dalları,
kiminin göklere uzanır dimdik başı.
Kimi bir başınadır ve cılızdır kökleri,
yıkılır ilk rüzgârda.
Kimi derinlere salar köklerini,
büyür bir ormanın içinde/ büyütür bir ormanı;
direnirler birlikte güçlü kasırgalara." (Yasak Sevda Sözcükleri)
Tel örgünün tellerine
takılıp kalıyor tutsaklık.
Binlerce karede çoğalıyor yüzleriniz.
Her karesinde ayrı ayrı
çiçek açıyor özgürlük. (Sevdamız Çiçeklenir Zulada)
Yasak bir aşkın tutkunuysa
iki yürek
neden erkeğin elinin kiri
kadının yüz karası? (Mayısta Üzgün Gönlüm)
Açıl toprak açıl
Kurulsun sofralar!
Boğazına kadar öze boğulsun tohum
Çatlasın bereketinden dağlar
Gözümüz gönlümüz doysun
...
Açıl toprak açıl
Ver Allah'ım ver
İnsanoğlu bir baş soğanla
Bir dilim ekmeğe değer. (Selam Yaratana)
"Tarihsel İyimserlik
Kim demiş
yolu düzdür yaşamın?
İnişleri de vardır çıkışları da,
sapakları da vardır
kavşakları da...
Ummadık zamanlarda,
el ele, bir arada
adım adım
umuda çıkan yolları da...
Kim demiş
sona ermiştir sevda
yeni dünya düzeninde?
Taşlar arasında nasıl
filizleniyorsa yaşam
yine yeşerir sevda
tertemiz yüreklerde.
Kim demiş
kurudu yüreği ozanın;
yazamaz bir daha
hiçbir dize?
Gelincikler dalgalandıkça rüzgârda,
kuşlar uçuştukça göklerde,
bembeyaz tomurcuklar
patladıkça dallarda
tükenmez umut,
sürer kalemin ucundaki sevda...
Kim demiş
yaşandı, yaşanacak ne varsa,
tarih bitti
insanlık evreninde?
Güneş her sabah yeniden doğar
ve yeniden kurulur dünya
üreten insanın elleriyle..." (Yasak Sevda Sözcükleri)
Can yoktu ki sevdalara düşe,
Kurt yoktu ki kızıl kana üşe
Yoktum ki yol geçe
Yoktun ki haber ulaşa
Gül yoktu ki, dal yoktu ki...
Ve döne döne ateş
Döne döne madde
Gökler yarıla dürüle
Dağlar savrula devrile,
Kırıla döküle yıldız
Sular evrile çevrile
Döğüşe döğüşe madde
Değişe tokuşa madde
Öyle bir vakte erdi ki devran
Döne döne esir
Döne döne gaz
Döne döne atom
Döne döne madde
Vuruşa vuruşa madde
Ve zaman değişe değişe
Yosun titreşe, yeşilleşe
Işık dura değişe
Öyle bir vakte erdi ki devran
Ha dedi kırdı zincirini
İçerdeki adam
Demir bağrışa bağrışa
Zindan çağrışa çağrışa
Şöyle buyurdu ki Yusuf
Dört kitaptan daha büyük:
Demek bu hayat
Önce sana bana yük
Demek su kiminse
Motor, elektrik, ve ışık kiminse
Demek sultan odur
Demek insan bölük bölük
Yaşıyorsan ölüyorsun demek
Nasıl yaşıyorsan
Öyle düşünüyorsun demek
Demek insan
En yüce mertebede hayvandır
Yeni anladım
Alet kullanan ve yapan
Tilki tarlayı masallarda sürer
Manyetoyu çeviremez tavşan
Devril başımdaki kader
Dökül dilimdeki yalan
Tutuş beynimdeki kibrit

Kirtim kirt
Kirtim de kirt
Kirtim de kirtim
Kirtim kirt

Bir yandan demirciler
Demir döğer denge denk
Bir yandan boyacılar
Boya vurur renge renk
Bir yanda
Kurtuluş savaşçıları
Bir yandan esaret
Bir yandan termonükleer çağ
Bir yandan balistik şirret
Evvel madde
Ahir fikir
Dolan göğsümdeki hava kahve
Salın yanımdaki fakir
Salın proletarya
Geber başımdaki bit

Kirtim kirt
Kirtim de kirt
Kirtim de kirtim
Kirtim kirt (Selam Yaratana)
ben gördüm
siz de gördünüz mü

yarı aydınlık sabahlarda
saçlarında tel tel yıldızlarla yürüyen
işçi kızların
vardiyalarına
ekmekarası umut taşıdıklarını
güle oynaya

ben gördüm
ya siz. (Selam Yaratana)
Çok küçük bir azınlığın dışında, çocuklarımız sevgiden yoksun büyüyorlar. Sevgi, soluk aldığımız hava, içtiğimiz su, yediğimiz ekmek kadar gerekli. Ama en çok da yaşamının başında, yaşamın getirdiği gerçekliklere karşı deneysiz ve savunmasız olan çocuklar için gerekli. Çocukların sevgiden yoksun bir yaşam sürdüğüne ilişkin savima kuşkuyla bakanların, yakından uzağa doğru çevrelerine bir göz atmaları yeter. (Umut Hep Vardır)
Ben işçi çocuğuyum evladım
Demiryolu atölyesi işçilerinden emekli Şükrü'nün oğluyum
Ekmekle doydu karnım
Ekmekle avutuldum
Ekmekle korkutuldum
Sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da önce ekmeğe varır elim
Çilemin adı benim ekmek kavgası

Hiçbir şey istemedim şu dünyada kendim için
Ne köşk ne araba ne para
Tükürmüşsem içine
Senin tapındığın o sıfatların
Satıyorsam emeğimi yok pahasına
Ben işçi çocuğuyum evladım benim davam başka dava (Selam Yaratana)
Kendisiyçin çabalayan kimi var?
Kimi var ki bir ekmeği: '' Al ye!...'' der;
Bir şey veren ondan da bir şey ister...
Ah yoksulluk, ah babasız çocuklar!...
 (Mehmet Emin Yurdakul) (Selam Yaratana)
"Okumak onu mutlu ediyordu.Kendini öykülerdeki olaylara kaptırıyor; heyecanlanı-
yor,üzülüyor,seviniyordu." (Ayşe'nin Günleri)
-DAHA NE İSTERSİN-
Doyacak kadar aşın varsa,
başını sokacak, bir de damın,
İnsanoğluna kulluk
etmiyorsan,
başkasının sırtından değilse geçimin,
tamam, güneşli günler içindesin. (Selam Yaratana)
Çocuk umut imgesidir; şu yaşlı yorgun dünyamızda kirletilmiş ucuzlatılmış insan ilişkileri içinde temiz kalan şey, çocuk masumiyeti. (Umut Hep Vardır)
-tüketmiş yeşili
dostluğu ve sevgiyi-
tüketim yorgunu insanlar
yaşar içlerinde
teknoloji harikası eşyalar
hızlı beslenme çocuklarıyla
yanyana... (Mayısta Üzgün Gönlüm)
Açıldı kilidi dilimin
Şimdi kelepçede ellerim... (Yasak Sevda Sözcükleri)
Sevgiyle bakan çocuk gözleri, yüzlerinde çiçek açan gülüşleri ve kuş cıvıltılarını andıran sesleri umut veriyor ; berrak sularla yıkanmış gibi arıtıyor içimi. (Umut Hep Vardır)
Dövüştüm cahillerle, bilgimle kanıtladım gerçeği.
Yakıcıydı gerçek
ve yer yoktu gökyüzünde
gerçeği söyleyenlere
özgür düşüncelere. (Mayısta Üzgün Gönlüm)
Ayağa kalkıp hep birlikte
göstermeliyiz sokakların gücünü.
Bir türkü söylemeliyiz bir türkü
hak arayan, direnen insanların
birlikte söylediği türkü
silinsin diye yeryüzünden
savaş sözcüğü... (Silinsin Diye Yeryüzünden Savaş Sözcüğü)
"Kayaköy’de
sesinin izi var hâlâ;
rüzgârın kanadında,
çalıların bürüdüğü yollarda,
her avluda, her kapının ardında.
Titreşiyor sözcükleri
kalanın ve gidenin." (Yasak Sevda Sözcükleri)
"Orkestra Konserinde...
Bir senfoninin notaları gibi yaşam
sürüyor ezgilerin eşliğinde.
Orkestra şefi sallıyor sopasını
inliyor viyolonsel
ağır, acılı bir ezgiyle.
Homurdanıyor kontrbaslar;
–yasak– diyorlar
–yapamazsın, sevemezsin, gidemezsin–
Orkestra şefi sallıyor sopasını,
çalıyor tehlike çanları,
davullar vuruyor bütün gücüyle.
Çanlar, davullar, ağır yaylılar
sarıyor çevresini öfkeyle;
incecik sesiyle titreyerek
bir yüreğin ezgisini söyleyen
solo kemanın...
Susmuyor keman,
ürkek adımlarla dönerken köşeleri
kaygılı ve kuşkulu...
Ardında aceleci ayak sesleri
üflemeli çalgıların;
yakalayıp tutmak
içlerine almak istiyorlar onu.
–Güçtür bizi haklı kılan
sana karşı,
güçlüyüz ve çoğuluz,
sense yapayalnız.
Azınlık çoğunluğa uymalı
diz çökmelisin gücün önünde–
Kalın sesleriyle homurdanırken viyolalar
gözdağı verir gibi,
ansızın tiz bir çığlık solo kemandan
ayrıksı, öncü, başkaldıran...
–susturamazsınız beni
haklı değildir her zaman çoğul olan–
Sürüyor ezgisi solo kemanın
dirençli ve kararlı,
katılıyor ona keman korosu...
Orkestra şefi sallıyor sopasını
kuşlar uçuşuyor kemanın tellerinde.
Ziller çalıyor, davullar vuruyor.
Gülüşler, umut dolu kahkahalar
yükseliyor neşeyle.
Karışıyor birbirine yaşamın sesleri
binbir türlü haliyle
soğuk bir kış akşamı
orkestra konserinde..." (Yasak Sevda Sözcükleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/gulsum-cengiz-kimdir-gulsum-cengiz-kitaplari-ve-sozleri)