# Haluk Sena Arı kimdir? Haluk Sena Arı kitapları ve sözleri

> Türk Yazar-Ressam Haluk Sena Arı hayatı araştırılıyor. Peki Haluk Sena Arı kimdir? Haluk Sena Arı aslen nerelidir? Haluk Sena Arı ne zaman, nerede doğdu? Haluk Sena Arı hayatta mı? İşte Haluk Sena Arı hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/haluk-sena-ari-kimdir-haluk-sena-ari-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-02T05:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-09-02T05:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/02/haluk-sena-ari-kimdir-haluk-sena-ari-kitaplari-ve-sozleri-303281.jpg

Türk Yazar-Ressam Haluk Sena Arı edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Haluk Sena Arı hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Haluk Sena Arı hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Haluk Sena Arı hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 
Doğum Yeri: 1932 Kemaliye
Haluk Sena Arı kimdir?
Haluk Sena Arı, İstanbullu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Asker çocuğu olan Arı’nın doğum yeri babasının Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı Erzincan’ın Kemaliye ilçesidir. Tablolara taşıdığı İstanbul ile üç aylık bir bebekken tanışır. Çocukluğunu ve genç kızlık yıllarını, duvarında mor salkımların sallandığı Üsküdar’ın ahşap evlerinden birinde geçirir. Eşinin görevi nedeniyle çok sevdiği İstanbul’a veda ederek Anadolu’ya yerleşir. Kısa süre sonra İstanbul hasreti başlar. Bu hasret o kadar derinleşmiştir ki, bir gün oturduğu evin bahçesine atılmış yongaları yontar ve bir kartona yapıştırır. Ortaya özlemiyle yanıp tutuştuğu baba evinin maketi çıkar. Uzun yıllar evinin en güzel köşesini süsleyen makete bakarak Üsküdar hasretini biraz olsun gidermeye çalışır.

Türk el sanatlarını çok seven Haluk Sena Arı, resim yeteneğini geliştirmek için Karamürsel’de bir sanat okulunun resim bölümüne kaydolur. Bir ders sırasında resim öğretmenine evinde yaptığı maketten bahseder. Öğretmeninin kendisine ödev olarak verdiği tablo rölyef sanatının ilk adımı olur aynı zamanda. Haluk Sena resim tekniği ile yaptığı çalışmalarını geliştirmek ister. Aynı apartmanı paylaştığı Amerikalı komşusu kendisini rölyef sanatıyla tanıştırır. O yıllarda Türkiye’de bilinmeyen bu sanatı “mektupla eğitim yöntemi”yle öğrenmeye başlar. Bir yandan evinin işini yapar, eşinin hizmetini aksatmaz, tek evladı olan oğlunu büyütür diğer yandan kendisine mektupla gönderilen proje derslerini başarıyla verir. İki buçuk yıl süren mektupla eğitim sonunda “Chicago Laselle Extension University” İç Dekorasyon Bölümü’nden mezun olur. Bu arada, eşi ve çocuğuyla İstanbul’a döner. Böylece, yıllardır ayrı kaldığı İstanbul’a Üsküdar’a yeniden kavuşur. Vakit kaybetmeden İstanbul Pratik Kız Sanat Okulu’na kaydolan Haluk Sena Arı, resim sanatının bütün branşlarını başarıyla bitirir.

1978 yılında ilk kişisel sergisini açar. Eski İstanbul evlerini üç boyutlu anlattığı tabloları büyük beğeni kazanınca sergiler ard arda devam eder. 1989 yılında düzenlenen Mevlana haftasında Konya Mevlevi Müzesi’nde sergilediği tablolarıyla Konyalıları İstanbul evleriyle tanıştırır.

Eski İstanbul evlerini yalnız tablolara taşımakla kalmayan sanatçı, o evler içindeki edebi ve aile hayatını anlattığı “Edep Mektebinden Hatıralar” ve “Osmanlı’da Aile Hayatı” adlı iki kitap yazdı. Çok sayıda rölyef sanatçısı yetiştiren Haluk Sena Arı, uzun yıllar Sanatçı Kadınlar Grubu’nun başkanlığı yaptı. Şimdilerde bu grubun danışmanlığını devam ettirirken, bir yandan da tecvid derslerine ve tefsir sohbetlerine katılıyor. Çalışma hayatına hiç girmediğini belirten Arı, “Eşim çalışmama izin vermedi ancak ben de çok arzu etmedim. Sanatımı geliştirmeyi tercih ettim. Çünkü sanatı yaşlılığıma bir yatırım olarak gördüm. Bunun çok doğru bir karar olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü, herkes çok meşgul. Kimse dert dinlemek istemiyor. Herkes geçim derdinde, kimse kimseyle ilgilenmiyor. Birbirini aramıyor. Ayrıca, komşuluklar ve dostluklar bitti denecek kadar azaldı. Günümüz insanı çok yalnız. Özellikle de yaşlılar” diyor. Sanatı sayesinde zihninin devamlı meşgul olduğunu belirten Arı, tablolarındaki kompozisyonları, kullanacağı renk ahengini düşünmenin beynini devamlı meşgul ettiğini ve olumsuz düşüncelerden kendini uzaklaştırdığını söylüyor.
--reklam--
Haluk Sena Arı Kitapları - Eserleri
Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz
Edep Mektebinden Hatıralar
Osmanlıda Aile Hayatı
Mahalle Kültürümüzden Yansımalar
--reklam--
Haluk Sena Arı Alıntıları - Sözleri
مَنُصِبٌ=Mansıp, makam, görev, yücelik
إسْتِقَامَةٌ=İstikamet, doğruluk, dürüstlük

Aileler, çocuğu oya gibi işler, insanın değerinin mevki, makam ve zenginlikle ölçülemeyeceğini, her fırsatta anlatırlar, insanların mansıpları ile değil, mansıpların insanla şereflenmesinin esas olduğu, yetiştirilirken çocuklara öğretilirdi.
Herkes nasibince bu nasihatlardan hissesine düşeni alır; hayatına, ona göre istikamet verirdi. (Edep Mektebinden Hatıralar)
‎أَدَبٌ ‎(ج) آدَاب= Edep, edepler, adaplar
‎أخـــــلاق=Ahlâk
‎سَارٍ= Bulaşıcı

“Ahlâk sâridir, iyi ile temas edersen iyilik geçer, kötü ile temas edersen kötülük geçer, edep edepliden öğrenilir.”
Çinili Camii İmamı (Edep Mektebinden Hatıralar)
Şair ne kadar veciz bir şekilde anlatmış;

"Ferhat bugün ben oldum,
Varlık dağını deldim."

Kendinde varlık görmemenin, dağ delmek kadar güç olduğunu belirtiyor. (Edep Mektebinden Hatıralar)
Alemlerin Rabbine ancak edeple güzel kul olur insan. (Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz)
Günümüzde mezarlar şehirlerden uzak yerlere kuruluyor Osmanlı'da her mahallede bir mezarlık ,hayat ve ölüm birbirine kenetlenmiş gibidir. Biz mezarları ne kadar uzaklara kurarsak kuralım ölüm bize çok yakın. (Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz)
"Gül, o güzel kokuyu, dikeni ile hoş geçindiği için kazandı" (Edep Mektebinden Hatıralar)
Nemli Arnavut kaldırımlarından yürüyerek, Üsküdar meydanına indik. (Edep Mektebinden Hatıralar)
Fedekarlık, dürüstlük, cömertlik, merhamet gibi vasıflar, insanı insan yapan değerlerdir. Bunlar da ciddi bir nefis terbiyesi ile elde edilir. Böyle erdemli insanlar sahip oldukları vasıfları Allah'ın bir ikramı olarak görür, ellerinden alınmaması için dualar ederler. Başarıyı kendinden bilmez. "Ben kazandım, ben başardım" demek kişinin nefsinin esaretinden henüz kurtulmadığını, benlikten sıyrılamadığını gösterir. (Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz)
Bahçe içindeki ahşap evlerin önünden geçtik. Yediveren gülleri, kırmızı kırmızı açmışlar. Yeşil yapraklar arasından ressamları imrendirecek bir renk ahengi sergiliyordu. Açık pencerelerin önündeki raflarda , pembe sardunyalar, küpe çiçekleri, ıtırları vardı ve evler ne kadar tabiatla iç içe idi o yıllarda Bağlarbaşı’nda. (Edep Mektebinden Hatıralar)
Eskiden el yüz yıkayanlara ,abdest alanlara evin çocukları havlu tutarlardı .İki ellerini açarlar üstünde havluyu sererler, büyükler o havlu ile kurulanırlardı. (Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz)
Allah katında yapılan her hareketin hesabının verileceği düşüncesi insanı olumsuz duygulardan alıkoyar. (Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz)
"Kavgayı ağacın yaprağına yaz,
Sonbahar gelsin, yapraklar kurusun diye.
Öfkeyi, bir bulutun üstüne yaz,
Yağmur yağsın, bulut yok olsun, diye.
Nefreti, karların üstüne yaz,
Güneş açsın, karlar erisin diye.
Ve dostluk ve sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz,
Onlar büyüsün, dünyayı sarsın diye."
Anonim (Edep Mektebinden Hatıralar)
"Üzüntülü bir anımda o dost bana , "Beklemezsen, gocunmazsın" demişti. Bu iki kelime ciltler dolusu kitabın anlatacağı gerçeği özetliyordu. Herkesi olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Kimsenin benim düşündüğüm gibi davranmaya mecbur olmadığını anladım ve bundan sonra kolay kolay gocunmadım." (Edep Mektebinden Hatıralar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/haluk-sena-ari-kimdir-haluk-sena-ari-kitaplari-ve-sozleri)