# Kadim toprakların unutulmayan âlimi... Molla Osman Demir

> 

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/kadim-topraklarin-unutulmayan-alimi-molla-osman-demir
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2026-10-19T13:52:46+03:00
- Güncelleme: 2026-10-19T13:49:00+03:00
- Yazar: MEHMET NEZİR GÜNEŞ
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2026/10/19/kadim-topraklarin-unutulmayan-alimi-molla-osman-demir-706500.webp

Anadolu’nun kadim coğrafyasında, kayalıkların ve zeytin ağaçlarının gölgesinde saklı kalmış öyle ömürler vardır ki, adları şaşalı tarih kitaplarında geçmese de, dokundukları gönüllerde ve taş duvarlı medreselerde derin izler bırakırlar. Güneydoğu'nun sarp coğrafyasında, hakikat ile merhameti heybesinde taşıyan Molla Osman Demir, işte bu irfan geleneğinin adını sessizce hafızalara kazıyan müstesna şahsiyetlerinden biridir.


Molla Osman Demir’in hikâyesi, 1933 yılının kavurucu bir yaz gününde, Mardin’in Midyat ilçesine bağlı kadim Başyurt (Zaxuran) köyünde başlar. Coğrafyanın sertliği insanının mizacına işlerken, Molla Osman daha küçük bir çocukken gönlünü kelamın ve ilmin yumuşak iklimine kaptırır. O dönemde diz çökecek bir rahle, sığınacak bir ilim yuvası aramak büyük bir fedakarlık gerektirir. Küçük Osman, dönemin irşat ve ilim kutuplarından biri olan Şeyh Halil Serdêfî gibi zatların meclisinde yetişir. Medrese tozunu yutar, Arapça’nın, mantığın ve fıkhın en ince ayrıntılarını satır satır kalbine nakşeder.


Ancak o, ilmi sadece kitap sayfalarında tutan bir alim değildir. Yaşadığı coğrafyada kan davalarının, aşiret kavgalarının ve cehaletin gölgesi insanların üzerine çöktüğünde o, barışın ve hakkın sesi olmayı seçer. Yanlışa boyun eğmeyen, zulme ve husumete karşı dik duran bu genç alim, huzuru ve ilmini muhafaza edebilmek adına doğup büyüdüğü topraklardan hicret etmek zorunda kalır.


Midyat’tan başlayıp İdil’e, oradan Mardin’in Hatunî köyüne uzanan bu hicret yolu, aslında onun olgunlaşma ve halkla hemhal olma yolculuğudur. Gittiği her köyde toprağa ihlas tohumları eker. Herhangi bir resmi makam ya da karşılık beklemeden, sırf Rıza-yı İlahi için fahri imamlık yapar. Onun mihrabı sadece bir cami değil, insanların dertlerinin dinlendiği, kırgınlıkların tamir edildiği bir vaha gibidir


1983 yılına gelindiğinde yolu, Mezopotamya ovasının tarihi kapısı olan Nusaybin’e düşer. Nusaybin’in Fırat Mahallesi’nde, bölge halkının samimi gayretleri ve yardımlarıyla taş taş örülen bir caminin inşasına öncülük eder. Bu cami, sadece bir ibadethane değil karanlık zamanlarda gençlerin sığındığı, Kur’an ve ilim seslerinin yankılandığı bir irfan yuvasına dönüşür. Molla Osman, burada hem fahri imamlık yapar hem de gecelemesini gündüzüne katarak talebe yetiştirir.


Talebelerine sadece ders anlatmaz; mütevazı duruşu, helal lokma hassasiyeti ve derin sevgisiyle nasıl bir insan olunacağını bizzat yaşayarak gösterir.


Molla Osman Demir’in ömrü, adaleti ve hakkı haykırmakla geçer. Bölgede bir diğer yandan Diyarbakır ve Lice hattında aynı ismi ve aynı adanmışlığı taşıyan, geçimini inşaatlarda çalışarak sağlayan, "Parayla imamlık yaparsam hakkı söyleyememekten korkarım" diyerek minberlerin en hür sesi olan Molla Osman’lar gibi o da hayatı boyunca dünyalığa metelik vermez.


14 Şubat 1993 gecesi, Nusaybin’de yine bir yatsı namazı sonrası, talebelerine ve cemaatine son sohbetini yapıp camiden ayrıldığı sırada uğradığı haksız bir saldırı sonucu Hakk’a yürür. Arş-ı alaya yükselen duası, arkasında bıraktığı gözü yaşlı talebeleri ve yetiştirdiği yüzlerce gönülden ibaret kalır


Bugün Nusaybin’de Dicle Mahallesi’ndeki Moris Mezarlığı’nın sessizliğinde koynuna girdiğinde, bıraktığı mirası Nusaybin sokaklarında hâlâ yaşamaktadır. İsminin yaşatıldığı Molla Osman Camii kubbesinde çınlayan her ezan ve minberden yükselen her dualı ses, onun bu topraklara adadığı fedakâr ömrün birer şahididir.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/kadim-topraklarin-unutulmayan-alimi-molla-osman-demir)