# M. Hardt kimdir? M. Hardt kitapları ve sözleri

> amerikalı edebiyat kuramcısı ve entelektüel M. Hardt hayatı araştırılıyor. Peki M. Hardt kimdir? M. Hardt aslen nerelidir? M. Hardt ne zaman, nerede doğdu? M. Hardt hayatta mı? İşte M. Hardt hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/m-hardt-kimdir-m-hardt-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-01T03:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-10-01T03:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/01/m-hardt-kimdir-m-hardt-kitaplari-ve-sozleri-324287.jpg

amerikalı edebiyat kuramcısı ve entelektüel M. Hardt edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında M. Hardt hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. M. Hardt hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte M. Hardt hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Tam / Gerçek Adı: Michael Hardt
Doğum Tarihi: 1960
Doğum Yeri: Bethesda, Maryland, ABD
M. Hardt kimdir?
Michael Hardt, amerikalı edebiyat kuramcısı ve entelektüel. Hâlen Duke Üniversitesi'nde edebiyat profesörlüğü yapmaktadır.1993 yılındaGilles Deleuze (Gilles Deleuze:An Apprenticeship in Pholosophy) üzerine kendi yazdığı kitabının dışında, Antonio Negri ile birlikte (Labor of Dionysus ve Empiere) gibi ortak çalışmaları bulunmaktadır.Ayrıca Paolo Virno ile 1996'da (Radikal Tought in Italy) ve Kathi Weeks ile 2000 yılında (The Jameson Reader) ortak çalışmalar yapmıştır. 20. yüzyıl edebiyatın da modernizm ve realizm üzerine çalışmaları devam etmektedir. Siyasl teori alanında Negri ile birlikte yeni durum icinde dünyanın yeniden kavranışı ve değiştirilemsi ile ilgili bir konumda durmakta, yalnızca bu yeni durumların değerlendirilmesinde geleneksel sol-muhalif konumlardan ayrı yönelimler göstermektedir.Foucault'un, özellikle iktidar çözümlemeleri bağlamında, ikilinin çalışmaları üzerinde belirgin bir etkisi olduğu görülmektedir. İkili biyoiktidarkavramını yeniden kullanıma sokmaktadır.Postmodern durum içinden bir karşı düşünce geliştirme arayışı içinde oldukları söylenebilir.

Türkçedeki kitapları

İmparatorluk, çeviren:Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları.
İtalya'da Radikal Düşünce ve Kurucu Politika, çeviren:Sinem Özer, Otonom Yayınları.
Çokluk, çeviren:Barış Yıldırım, Otonom yayınları.
Gilles Deleuze: Felsefede Bir Çıraklık, çeviren: İsmail Öğretir & Ali Utku, Otonom Yayınları.
--reklam--
M. Hardt Kitapları - Eserleri
Çokluk
Ortak Zenginlik
--reklam--
M. Hardt Alıntıları - Sözleri
Mevcut koşullarda savaş tüm ulusları, hatta lafta demokrasiye en bağlı olanları bile, otoriter ve totaliter bir konuma itiyor... (Çokluk)
İnsan hayatta suların yükseldiği anı iyi kollamalı;
O an geldiğinde davranıp denize açılırsan,
Yolun sonunda emeline erişirsin.
Ama fırsatı kaçırdın mı, yaşam yolculuğun
Hep sığ sularda sıkıntı içinde geçer. (Çokluk)
Kendisini küresel demokrasi havarisi ilan eden Amerika Birleşik Devletleri'nde bile, seçim sistemi gibi temel önemdeki kurumlar sorgulanmakta ve dünyanın birçok bölgesinde benzeri demokratik yönetim sistemleri de görüntüden ibarettir. (Çokluk)
Küreselleşme süreçleri artık sadece bir olgu değil; aynı zamanda tek bir ulus-üstü politik figürü tasarlama yönündeki tüzel tanımların bir kaynağıdır. (Çokluk)
Siyasal aktivizmin, sınıf mücadelesinin ve devrimci örgütlenmenin kimi biçimlerinin zamanının artık geçtiğini ve işe yaramaz hale geldiğini belirtelim.

Bu biçimlerin kimisi taktik ve stratejik hatalar nedeniyle geçersiz kalırken kimisi de isyan bastırma hamleleri sonucunda etkisiz hale geldi; ama bunların ölümünün daha önemli bir nedeni bizzat ''çokluğun'' geçirdiği dönüşümdür. (Çokluk)
"politikanın tüm temeli yoksul ve zengin arasındaki mücadeledir" ya da daha doğrusu der Ranciere, ortak varlığın yönetiminde payı olmayanlarla onu kontrol edenler arasındaki mücadeledir..." (Ortak Zenginlik)
Sermaye de kendi kurallarını, yani sosyal yaşamı şekillendiren ve hiyerarşik yapıları ve tahakküm biçimlerini doğal ve zorunlu gösteren ekonomi kurallarını dayatan, gayri şahsi bir egemenlik biçimi olarak işlev görür. Bir azınlığın elinde yoğunlaşmış mülkiyetin gücü, çoğunluğun yaşamını sürdürebilmek için emek gücünü satma ihtiyacı, küresel nüfusun geniş kesimlerinin bu sömürü devrelerinden bile dışlanması gibi kapitalist toplumun temel unsurları birer a priori olarak işlev görür. Öyle normalleştirilmiş ve kullandığı güç öylesine kişisellikten arındırılmıştır ki bunu şiddet olarak kabul etmek bile güçtür. Kapitalist konrol ve sömürü öncelikle dışsal bir egemen iktidara değil; görünmez içselleştirilmiş yasalara dayanır. (Ortak Zenginlik)
Genellikle herkes, yoksuldan nefret edermiş gibi gözükür. Tiksintilerini genellikle sanki yoksulluk içsel bir başarısızlığın işaretiymiş gibi ahlaki terimlerle dışavuran veya bazen bu tiksintiyi merhamet ve şefkat terimleriyle maskeleyen zenginler, yoksuldan kesinlikle nefret eder. Hatta çok da yoksul olmayanlar bile, kısmen yakında olabileceklerinin bir görüntüsünü onlarda gördükleri için yoksuldan nefret eder. Yoksuldan nefretin farklı formlarının arkasında yatan şey korkudur çünkü yoksul mülkiyet için doğrudan bir tehdit teşkil eder; çünkü yoksul, sadece zenginlikten mahrum değildir, hatta zenginliği çalmakta tıpkı roman kahramanı Jean Valjean gibi haklı olabilecek biri de değildir, o aynı zamanda mülkiyet cumhuriyetinin altını oyabilme ve onu devirebilme gücüne de sahiptir. (Ortak Zenginlik)
Demokrasi fikrinin 18. yüzyılda tekrar ortaya çıkıp yaygınlaşması demokrasiye karşı bir korkuyla birlikte var olmuştur. Bu korku farklılıklardan kaynaklanır, yani bir topluluğun yönetime katılabilmesinin yegane koşulu birlik olmalarıdır. (Çokluk)
"Barışçıl olanlara güç ver.." (Ortak Zenginlik)
Biyopolitik üretim, topluma içkindir ve müşterek emek biçimleri aracılığıyla toplumsal ilişkileri ve biçimleri üretir. (Çokluk)
Küreselleşme süreçleri artık sadece bir olgu değil; aynı zamanda tek bir ulus-üstü politik figürü tasarlama yönündeki tüzel tanımların bir kaynağıdır. (Çokluk)
Temsilcilerin temsil edilenlere dair ayrıntılı bir bilgi sahibi olması şart değildir; asıl önemli olan, 'toplumun ortak yararının nereden geçtiğini görecek zekâya ve bu yararın peşine düşecek erdeme sahip adamları idareci yapmaktır.' (Çokluk)
Çokluğun ekonomik, toplumsal ve siyasal öz-örgütlenmesi hükümdarın rolünü ortadan kaldırıyor. Siyasetin yegane alanı olmaktan çıkan egemenlik, çokluk tarafından siyasetten de kovuluyor. Nihayet çokluğun kendisini yönetmesi ile birlikte, demokrasi mümkün hale geliyor. (Çokluk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/m-hardt-kimdir-m-hardt-kitaplari-ve-sozleri)