# M. Melih Güneş kimdir? M. Melih Güneş kitapları ve sözleri

> Yazar M. Melih Güneş hayatı araştırılıyor. Peki M. Melih Güneş kimdir? M. Melih Güneş aslen nerelidir? M. Melih Güneş ne zaman, nerede doğdu? M. Melih Güneş hayatta mı? İşte M. Melih Güneş hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/m-melih-gunes-kimdir-m-melih-gunes-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-03T03:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-05-03T03:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/03/m-melih-gunes-kimdir-m-melih-gunes-kitaplari-ve-sozleri-213823.jpg

Yazar M. Melih Güneş edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında M. Melih Güneş hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. M. Melih Güneş hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte M. Melih Güneş hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 
Doğum Yeri: Akşehir
M. Melih Güneş kimdir?
M. Melih Güneş Akşehir’de doğdu. Yıldız Üniversitesi’nde mimarlık ve lisansüstü restorasyon eğitimi aldı. Nâzım Hikmet’in Türkçede yayımlanmamış ve/veya yitik sanılan eserlerini buldu, bir kısmının yayınlanmasını sağladı. Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde, Nâzım Hikmet’in kişisel eşya ve bazı elyazmalarını Moskova’dan getirerek oluşturduğu “Şehrime ulaşamadan bitirirken yolumu / Nâzım ve Vera, Moskova’dan İstanbul’a” sergisi ile Semiha Berksoy’un doğumunun 100. yılında “Ben Yaşardım Aşk ve Sanatla” başlıklı biyografik-retrospektif sergiyi gerçekleştirdi. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde Rusya’nın Çukotka bölgesindeki proje yöneticiliği döneminde çektiği belge niteliği taşıyan fotoğraf ve nesnelerden oluşan “ve kuzeydeydi güneş/ hatır’lananlar” başlıklı kişisel sergisinin yanı sıra “Doğumunun 100. Yılında Geleneksel Mimarinin Şairi Nail V. Çakırhan” ve “Halet Çambel ile Buluşma” sergilerini projelendirdi ve küratörlüklerini yaptı, ilgili yayınları hazırladı.
--reklam--
M. Melih Güneş Kitapları - Eserleri
Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut
Suyun Şavkı
Alnımın Çizgilerindesin Memleketim
Nazım Hikmet‘ten Vera Tulyakova‘ya Kartpostallar
--reklam--
M. Melih Güneş Alıntıları - Sözleri
Dört gün sonra Moskova'dayım.
Bu ayrılık da , hele şükür, bitiyor, dönüyorum.
Bu ayrılık da yağmurlu bir yol gibi arkada kalacak.
Yeni ayrılıklar gelecek,
Yeni kuyulara ineceğim,
bir yerlere gidip döneceğim.
Koşacağım soluk soluğa yeni dönüşlerle.
Sonra ne Berlin, ne Tanganika,
hiçbir yere değil, gideceğim hiçbir yere.
Ne vapur, ne tiren, ne uçakla dönmek elimde olmayacak.
Benden mektup da, telgıraf da gelmeyecek.
Sana telefon da edemiyeceğim.
Sesime yumuşacık gülmeyeceksin.
Benden haber de almıyacaksın,
Kalacaksın bir başına.

Dört gün sonra Moskova'dayım.
Berlin günlük güneşlik,
Moskova'da bahar,
sen söyledin telefonda.
bu ayrılık da, hele şükür, bitiyor, dönüyorum. ama içimde büyük ayrılığımızın gecesi,
içimde acısı bensizliğinin,
içimde yalnızlığın.
yalnızlık: anıların doyurmayan ekmeği,
anıların çağrısı uzaklara: yalnızlık
belki üç ay, belki üç yıl,
yalnızlık gölgen olacak.

dört gün sonra Moskova'dayım.
Moskova'da bahar,
sen söyledin telefonda.

8nisan 1963 berlin (Alnımın Çizgilerindesin Memleketim)
“Bahçem ölüyor,
O çok susadı.
ve ben de ölmekteyim onunla...” (Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut)
"Bir Doğu minyatür dünyasının içindeyiz" diye başlar Vera Tulyakova-Hikmet'in arşivindeki Sevdalı Bulut senaryosu. (Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut)
Türkçe yayımlarda masalın ilk kez 1962 yılında yayımlandığı belirtilmektedir. O tarihlerde Nâzım Hikmet'in Türkiye'de ve Türkçe basılmadığı bilindiği için, belirtilen tarihin SSCB'de Rusça basılan yayın olduğu düşünülmektedir. Oysa "Sevdalı Bulut" masalının bilinen ilk basım yılı 1961'dir ve Varşova'da yayımlanmıştır. (Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut)
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bi köy mezarlığına gömün beni,

Hasan beyin vurdurduğu
                  ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben,
                  daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
                  tepemde bir de çınar olursa
                  taş maş da istemez hani.

NAZIM HİKMET
(1953) (Alnımın Çizgilerindesin Memleketim)
Umut edilen o güzel günler henüz gelmedi ama inancı yitirilmedi. (Suyun Şavkı)
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler (Alnımın Çizgilerindesin Memleketim)
Film, siyah-beyaz görüntülü eski bir kum saatinin çevrilmesiyle başlar. Kum saatindeki kumlarla birlikte zaman da akmaktadır. Gökyüzünü simgeleyen mavi bir fon üzerinde ve güçlüce vuran davulların sesiyle filmin adı belirir: HANENE HUZUR DOLSUN (Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut)
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telaşlı,sevinçli,kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni "Yaşıyoruz çok şükür!" der gibi. (Alnımın Çizgilerindesin Memleketim)
Engels'i hatırladım.
Ne güzel şey külümüzün okyanusa savrulması.
Ama, ben , çam tahtasından bir tabutta
Anadolu yaylasına gömüleyim istiyorum.
Yaylamıza kiraz vakti,
Ayrı ayrı gemilerden,
Konuk gelsin gemiciler.
Söylesinler ayrı ayrı denizlerin
Aynı büyük türküsünü. (Alnımın Çizgilerindesin Memleketim)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/m-melih-gunes-kimdir-m-melih-gunes-kitaplari-ve-sozleri)