# Maria Mies kimdir? Maria Mies kitapları ve sözleri

> Yazar Maria Mies hayatı araştırılıyor. Peki Maria Mies kimdir? Maria Mies aslen nerelidir? Maria Mies ne zaman, nerede doğdu? Maria Mies hayatta mı? İşte Maria Mies hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/maria-mies-kimdir-maria-mies-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-21T21:00:10+03:00
- Güncelleme: 2023-01-21T21:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/21/maria-mies-kimdir-maria-mies-kitaplari-ve-sozleri-381569.jpg

Yazar Maria Mies edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Maria Mies hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Maria Mies hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Maria Mies hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1931
Doğum Yeri: Steffeln, Almanya
Maria Mies kimdir?
Hintli Kadınlar ve Ataerkil Düzen (1980) de dâhil olmak üzere birkaç kitabın yazarıdır. 1979 senesinde Lahey’deki Sosyal Çalışmalar Enstitüsü’nün Kadın Çalışmaları Programı’nın başkanı oldu. Köln Fachhochschule’de sosyoloji profesörüdür.
--reklam--
Maria Mies Kitapları - Eserleri
Ekofeminizm
Son Sömürge: Kadınlar
Ataerki ve Birikim
--reklam--
Maria Mies Alıntıları - Sözleri
"Oysa "kadın sorunu", istisnasız, erkeklerin ve birçok kadının aşırı duygusal tepki göstermelerine yol açar. Bu sorun, her bir birey açısından hassas bir konudur. Bunun nedeni, kadın hareketinin diğer hareketler gibi taleplerini, devlet ve kapitalistler gibi bir dış etkene ya da dış düşmana yöneltmeyip, bizzat en yakın insani ilişki içindekilere, kadın -erkek ilişkisine, bu ilişkileri değiştirme anlayışı ile yöneltmesidir. (Ataerki ve Birikim)
Cinsiyete dayalı işbölümü alternatif ekonomi bağlamı içerisinde değişmediği sürece kapitalizm yok edilemez... Doğanın ve diğer halkların sömürüsüne son verilmeksizin kadınların kurtuluşunun söz konusu olmayacağı üzerinde ısrarla durulmalıdır. (Ataerki ve Birikim)
Ev-işi tartışması, ücretli çalışmadan beklenen özgürlüğün hiçbir yerde, ne kapitalist ne de sosyalist ülkelerde, gerçekleşmediğini açığa çıkardı. Sosyalist ülkeler ya da bütün ortodoks komünist partiler, kadınların özgürleşmesi politikalarını, aslında burjuva kavramlar olan "eşitlik" ve "kadın hakları" talepleriyle sınırlamayı sürdürerek, ataerkinin hem kapitalist hem de sosyalist toplumun bir realitesi olduğunu görmezden geldiler. (Ataerki ve Birikim)
"Doğal" olmak en başta, çalışmaya rağmen yoksulluk demektir. BM rakamlarına göre, ev işi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün çalışma saatlerinin üçte ikisini kadınlar gerçekleştirir. Buna karşılık elde ettikleri dünya gelirinin onda birinden
daha fazla değildir ve bütün özel mülkiyet birimlerinin %1'ine sahiptirler. (Son Sömürge: Kadınlar)
Psikolog Berti Latza seks turizmi için Tayland'a giden Alman erkekler üzerine bir araştırma yapmış, bu erkeklerin Taylandlı "sevgili"lerinden kulübelerini temizlemelerini, gün boyunca yemek yapmalarını ve köle gibi onlara hizmet etmelerini talep ettiklerini görmüştür. Seks genellikle ikinci plandadır ve erkeklerin hoşlandıkları şey, bu kadınlar üzerinde mutlak erk sahibi olmalarıdır.

Berti Latza bir başka seks turisti tipi daha tespit etmiştir: erken bebeklik aşamasına dönen bastırılmış erkek. Bu erkekler Taylandlı kadınların onları bebek gibi yıkamalarını ve beslemelerini, popolarını yağlayıp pudralamalarını isterler. Latza "Hatta bebek gibi konuşmaya başladıkları ve tuvalete kucakta götürülmek istedikleri olur," diyor."

Anlaşılan bu yetişkin erkekler bu ufak tefek Taylandlı kadınların yanında “büyük güçlü adam” öz imgelerini terk edecek kadar güvende hissediyor ve beyaz, Batılı, ataerkil medeniyet tarafından erkeklik imgelerinden baskılanmış, göz ardı edilmiş ve yok edilmiş her şeyin tadını çıkarabiliyorlar. Bu yüzden dünyanın diğer ucuna kadar gidip yanında bu bastırılmış ihtiyaçları karşılamakta sakınca görmedikleri egzotik, sömürgeleştirilmiş kadınlar bulmaları gerekiyor. (Ekofeminizm)
Feminist hareket, bir (erkek) iktidar elitinin yerine başka bir (kadın) iktidar elitini geçirmek istemediği gibi, hiçbir elitin diğerlerinin sömürüsü ve tahakkümüne dayanarak yaşamayacağı, hiyerarşik ve merkeziyetçi olmayan bir toplum kurmak isteyen, aslında anarşist bir harekettir. (Ataerki ve Birikim)
Üçüncü Dünya kadınları bilmedikleri şeyleri üretirken, Birinci Dünya kadınları bilmedikleri şeyleri tüketirler. (Ataerki ve Birikim)
Sınıflı toplum var olduğu sürece, egemen sınıfın çöküşü evrenin çöküşü şeklinde sunulur. Bu durum bugün kapitalist ataerkil büyüme modelinin yıkılması tehdidi karşısında da geçerlidir. Halbuki tahlilimiz, dünya genelinde kadınların bu devasa parazitin büyümesinden insani kalkınma adına hiçbir şey elde etmediğini göstermektedir. Tersine, bu nedenden dolayı bu sisteme bağlılık göstermeyi ve sistemin suç ortağı olmayı hemen şimdi reddetmeliyiz. (Ataerki ve Birikim)
Kadınlar tarihte ilk sömürülen insanlar olmakla kalmaz, sömürüleri aynı zamanda erkeğin ve doğanın sonraki sömürülme biçimlerine genel bir model oluşturur ve günümüzde kadınlar bütün bu sömürü biçimlerinin unsurlarından oluşan bir kombinasyona maruz kalmaktadırlar. (Son Sömürge: Kadınlar)
“Bilgi güçtür” sloganını pervasızca kullanabilmelerinin ve insanların bu söze inanmalarının sebebi, Bacon, Descartes ve Max Weber'den bugüne bilim insanlarının, bilgi ile şiddet ya da kaba kuvvet (örneğin devlet ve askeri güç biçiminde) arasındaki hileli ilişkiyi, bilimi saf doğrunun arandığı alan olarak tanımlayarak, sürekli gizlemeleridir. Bu yolla bilimi siyaset alanının, yani kaba kuvvet ve güç alanının üstüne taşımışlardır. Siyaset (güç) ile bilim arasındaki, biz feministlerin karşı çıktığı ayrılık, bir yalan üzerine kuruludur. Bu ayrılık gerçek değildir ve asla da olmamıştır. Sadece doğrunun sonsuza kadar aranmasına adanmış, anayasalarımızda bilimsel özgürlük olarak yasalarla korunan, değer yargılarından arınmış, umursamaz, saf bilim yoktur. Saf bilgi ve araștırma konusunda güya karşı konulamaz dürtülerini tatmin etmekten başka bir amacı olmayan bilim insanları bile finansman olmaksızın bu araştırmaları yapamazlar. Ve en temel araştırma alanlarında sağlanan finansmanın arkasındaki askeri, siyasi ve ekonomik çıkarları tespit etmek hiç de zor değildir (Easlea, 1986; Butte, 1985). (Ekofeminizm)
Yeni bir terim olan “Ekofeminizm”in merkezindeki mesele aslında çok eskidir. Terim, kadınların geçim kaynaklarını korumak ve yaşadıkları toplulukları güvenli kılmak için her daim gösterdikleri çabadaki itici güce vurgu yapar. (Ekofeminizm)
Toprak mülkiyetine dayanan kapitalizm öncesi üretim ilişkilerinin egemenliginde, doga Toprak Ana ve onun bitkileri olarak tanımlanırken kadınlar ve köylüler de "toprak" ya da toprağın par­çası olarak tanımlanırlar(dı). Oysa erken dönem kapitalizminin egemenliginde köleler "surü" olarak, kadınlar ise bu sürü­nün "döl verenleri" olarak nitelenirlerdi. (Son Sömürge: Kadınlar)
Toprağın sahibi olan erkek toprağın kadınlarına da sahiptir. (Son Sömürge: Kadınlar)
Metalaştırma ekonomisi, her şeyin bir fiyatının olduğu ama hiçbir şeyin değerinin olmadığı bir metalaştırma kültürü yaratır. (Ekofeminizm)
Çoğu ekonomist ve politikacının "bedava" ya da "açık" ekonomi olarak gördüğü şey kadınlar tarafından “zincirlenmiş" ekonomi olarak görülür. Zincirlenmiş ekonomi "fakir"leştiğinde, yani açık verdiğinde, onu ayağa kaldırmak için bedava ekonomi kullanılır. Yapısal uyum ve kemer sıkma programları uygulandığında, kamu harcamalarındaki kesintiler genellikle en ağır şekilde yoksulları etkiler. Çoğu örnekte bütçe açığının kapatılması için sosyal ve ekonomik kalkınma harcamalarında ciddi kesintiler yapılması gerekmiş, gerçek ücretler ve tüketim de ciddi ölçüde azalmıştır. (Ekofeminizm)
Daha da kötüsü, yabancılaşmış bir siyasetçi sınıfının kendi vatandaşlarından korkmasıdır. Bu da Delhi'de gördüğümüz gibi şiddetsiz vatandaş protestolarının bastırılması için polisin kullanım şeklini, Bastar'da Soni Sori'ye yapılan işkenceyi, Jharkhand'da Dayamani Barla'nın tutuklanmasını ve Kudankulam'daki nükleer enerji santraline karşı mücadele eden halka açılan binlerce davayı açıklar. Özelleştirilmiş bir şirket-devlet, hızla bir polis devletine dönüşmek zorundadır. Bu yüzden siyasetçiler özel korumalarının sayısını sürekli artırmakta ve polisi kadınları ve sıradan vatandaşları koruma görevinden alıkoymaktadır. (Ekofeminizm)
Meta üretimine özgü, sömürüye dayalı bütün ilişkiler hakkında toplumsal bilincin uyanışı, insanların içindeki kişisel özgürlükler alanını, sözde uzmanlar tarafından toplanmış kitabi bilgilerden çok daha fazla genişletecektir. Bu öğrenme süreci, doğa, yabancı halklar ve onların yaşamları ve mücadelelerine dair bilgi üzerindeki otonomimizi artıracak ve neye ihtiyacımız olduğuna ve neye olmadığına karar vermemizi mümkün kılacaktır. (Ataerki ve Birikim)
Benim ileri sürdüğüm teze göre,kapitalizm ataerki olmaksızın işleyemez ve bu sistemin hedefine, yani, kesintisiz sermaye birikim sürecine, ataerkil kadın erkek ilişkileri korunmadan veya yeniden yaratılmadan ulaşılamaz. (Ataerki ve Birikim)
Kültürel görelilik, sırf bir halkın kültürel ifadeleri ya da yaratımları oldukları için, çeşitli şiddet biçimlerini ve başlık parası, kadın sünneti, Hindistan’ın kast sistemi vb. ataerkil ve sömürücü kurum ve âdetleri de kabul etmeyi gerektirir. Kültürel görelilikçiler için dil, din, âdetler, yeme alışkanlıkları ve kadın erkek ilişkilerinde ifade bulan gelenekler daima özeldir ve eleştirilemez. "Faklılık" vurgusunda aşırıya kaçmak ortak yönlerin gözden kaçırılmasına yol açabilir; hatta iletişimi imkânsız hale getirebilir. Sonu değer yargılarını rafa kaldırılmasına varan kültürel görelilikcilik, totaliter ve dogmatik ideolojik evrenselciliğe ne çözüm ne de alternatif olabilir. Bu, eski madalyonun ters yüz edilmesinden başka bir şey değildir. (Ekofeminizm)
Mevcut cinsiyete dayalı işbölümünde yaşanacak bir değişim, en başta, kapitalist ataerkil kadın-erkek ilişkilerini dünya çapında karakterize eden şiddetin yalnızca kadınlar değil, aynı zamanda erkekler tarafından da ortadan kaldırılacağını ifade eder. Erkekler, bundan böyle Avcı Erkek olarak tanımlanmayı reddetmelidir. Erkekler, eğer kendi insani özlerini korumak istiyorlarsa kadına yönelik şiddete karşı hareketler başlatmalıdır. (Ataerki ve Birikim)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/maria-mies-kimdir-maria-mies-kitaplari-ve-sozleri)