# Mehmet Nuri Yardım kimdir? Mehmet Nuri Yardım kitapları ve sözleri

> Gazeteci, Yazar ve Edebiyat Araştırmacısı Mehmet Nuri Yardım hayatı araştırılıyor. Peki Mehmet Nuri Yardım kimdir? Mehmet Nuri Yardım aslen nerelidir? Mehmet Nuri Yardım ne zaman, nerede doğdu? Mehmet Nuri Yardım hayatta mı? İşte Mehmet Nuri Yardım hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/mehmet-nuri-yardim-kimdir-mehmet-nuri-yardim-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-25T21:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-08-25T21:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/25/mehmet-nuri-yardim-kimdir-mehmet-nuri-yardim-kitaplari-ve-sozleri-298271.jpg

Gazeteci, Yazar ve Edebiyat Araştırmacısı Mehmet Nuri Yardım edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Mehmet Nuri Yardım hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Mehmet Nuri Yardım hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Mehmet Nuri Yardım hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 23 Nisan 1960
Doğum Yeri: Siirt
Mehmet Nuri Yardım kimdir?
ilk ve orta öğrenimini Siirt'te tamamladıktan sonra 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.

İlkokul döneminden itibaren edebiyatla ilgiliydi. 13 yaşında ve halen ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi iken ilk şiiri Yeni Asya gazetesinde yayımlanmış, 1976’da, 16 yaşında iken Elif Edebiyat Bülteni’nin hikâye yarışmasında dereceye girmiştir. Hayatının ilerleyen dönemlerinde de edebiyat alanında çeşitli ödüller almıştır.

1979'da gazeteciliğe başladı. Yeni Asya, Doğuş, Tercüman, Türkiye, Hürriyet, Zaman, Bizim Gazete, Haber Fatih, Orta Doğu ve Yeniçağ gazetelerinde çalıştı.Türkiye Çocuk dergisinde haber müdürlüğü görevini (1994) yaptı. 2001'de basın hayatından emekli olmasının ardından Kubbealtı Akademisi Kültür Sanat Vakfıtarafından çıkarılan Kubbealtı Akademi Mecmuası’nın yazı işleri müdürlüğü görevine başladı. halen bu görevine devam etmektedir. Ayrıca Yeniçağ Gazetesi'nde düzenli olarak köşe yazıları yazmaktadır.

10 Ağustos 2006'da bazı arkadaşıyla beraber kurduğu kültür sanat sitesi sanatalemi.net isimli internet sitesi 2007’de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Elektronik Yayıncılık” dalında Türkiye’nin “en başarılı sitesi” seçilmiştir.
--reklam--
Mehmet Nuri Yardım Kitapları - Eserleri
Edebiyatımızın Güleryüzü
Sefertası
Yazar Olacak Çocuklar
Edebiyatımızda Hüzün
Sait Faik Abasıyanık
Safiye Erol
Edebiyatçılarımızın Çocukluk Hatıraları
Tarihimizin Güler Yüzü
Mizahın İzahı
Romancılar Konuşuyor
Ziya Osman Saba Sevgisi
Ömer Seyfettin
Halim Selim Efendi
Kediname
Unutulmayan Edebiyatçılarımız
Peygamberlerin Hayatı
Dersimiz Edebiyat
Türk Şiirinden Portreler
Aşina Çehreler
Babıali’de Hayat
Kalem Efendileri
Şair Olacak Çocuklar
İstiklal Marşı’nın Bülbülü: Mehmed Âkif Ersoy
İstiklalden İstikbale
Kayıp İstasyon
Refik Halit Karay
--reklam--
Mehmet Nuri Yardım Alıntıları - Sözleri
Ölmek kaderde var bize ürküntü vermiyor
Lakin kitaptan ayrılışın ızdırabı zor (Mizahın İzahı)
“İçim ona nehirlerin denize aktığı gibi akıyordu.”

-Sait Faik Abasıyanık (Sait Faik Abasıyanık)
Göğsüm eski bir mezar, kalbim taze bir ölü,
Bu genç ölü yıllardır bu çukurda gömülü!

Yatıyor boynu bükük, yatıyor benzi uçuk.
 Elli asır yaşadı elli yılda bu çocuk!

Dünya bahçelerinin tattı her yemişinden, Geçti memnu meyvalar birer birer dişinden!

Yaşadı her seneyi bir güne sığdırarak, Öldü...
Şakaklarında görmeden bir tane ak!

Bu ölü, sağlığında tanınmamış biridir,
O kadar genç öldü ki, sanırsınız diridir!

O kadar genç öldü ki... Ölmedi ki o kadar,
Nerdeyse bir rüyadan uyanacak hali var!

Uyanacak, yüzüne sıcak bir nefes deyse, Sönmüş gözbebekleri ağlayacak nerdeyse!..

Yusuf Ziya ORTAÇ (Edebiyatımızda Hüzün)
Gökte zamansızlık hangi noktada?
 Elindeyse yıldız yıldız hecele!
Hüküm yazılıyken kara tahtada
İnsan yine çare arar ecele.

Gençlik.. Gelip geçti.. Bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
 Eser darmadağın, emek yüzüstü,
 Toplayın eşyamı, işim acele!

 Necip Fazıl KISAKÜREK (Edebiyatımızda Hüzün)
Ağlamanın elbet gülmesi vardır. (Tarihimizin Güler Yüzü)
Hepiniz öleceksiniz!
Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan! Ruhlarınız koyup kaçacak sizi,
 Topraklara gömüleceksiniz!

Kurtlar, böcekler, solucanlar
Sevinçle saldıracak üstünüze,
Elleriniz bomboş kalacak,
Kimse bakmayacak resminize.

Sevilmiş kadınların hayali
Dumanlar gibi dağılacak;
Faydalı, şöhretli, merhametli
Semtinize uğramayacak.

Cahit KÜLEBİ (Edebiyatımızda Hüzün)
İsmail Müştak 1927 yılında Ahmet Rasim'e Ankara'da Anafartalar Caddesi'nde rastlar. Heyecanla "Aman efendim... Siz buradasınız da, bize niçin haber vermiyorsunuz? Nasılsınız, bir emriniz mi var Ankara'da?" diye sorar. Basın dünyasındaki bozulma üzerine eskisi gibi gazetelerden ekmek yiyemeyen Ahmet Rasim, ahir ömründe bir ümit kapısı açılır diye başkente gelmiştir. Acı acı güler: "Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil, yuvarlak yapılması yüzünden buraya kadar geldim işte..." İsmail Müştak, bu sözlerden bir anlam çıkaramayınca ünlü yazar devam eder: "Bir okka ekmek alayım dedim... Elimden düşüp yuvarlanmaya başladı. Bu tekerleğin peşinden Ankara'ya kadar koştum... Şaşkın şaşkın onu arıyorum şimdi." Akşam Çankaya'da İsmail Müştak'tan bu hâdiseyi dinleyen Atatürk, o akşam bütün otelleri arattırır ve Ahmet Rasim'i buldurur yanında oturtarak ikrama boğar. Atatürk bir ara Ahmet Rasim'e, "Açık bulunan İstanbul milletvekilliğini lütfen kabul eder misiniz?" diye sorunca Şehir Mektupları'nın yazarı ayağa kalkar, saygıyla cevap verir: "Ekmek, hakikaten Arslan'ın ağzında imiş..." (Edebiyatımızın Güleryüzü)
Ölüm insanlar içindir,
Bir gün nasıl olsa öleceğim.
Ben Merkez Efendi'yi isterdim ama, Kimbilir nereye gömüleceğim...

Ölüm insanlar içindir
Kimbilir nasıl yazmış Rabbim yazımı
Bir sabah mı bir akşam vakti mi olacak, Acaba kim kapayacak gözümü?

Ölüm insanlar içindir,
Uzak, yakın ergeç, olacak,
Bari bir mayıs sabahı olsa Tanrım; Erikler çiçekteyken kucak kucak...

Ne kadar çırpınsak boşuna,
Bu arpa boyu yolun sonuna ereceğiz. Bir ömür boyu istirap çektik
Ebediyet boyu çürüyeceğiz...

Ne kadar çırpınsak boşuna,
En uzun ömrü sevdalılar sürmüş,
Yine de bir gün bakacaksın ki elâ gözlüm,
Ecel üfürmüş dostlar götürmüş.

Ölüm insanlar içindir ,
Ne kadar çırpınsak boşuna.
Ama sen diyorsun ki, elâ gözlüm;
- Allah gecinden versin,
Nasıl giderse hoşuna...

Turgut UYAR (Edebiyatımızda Hüzün)
Yatağım, yorganım, gözyaşım yanmıştır. Havuzlar yanmış. Anılar, anılar yanmıştır. Beni bugüne getiren kitaplar yanmıştır. (Edebiyatçılarımızın Çocukluk Hatıraları)
" Nice az topluluklar vardır ki,birçok kalabalık orduları Allah'ın izniyle yenmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir. " (Peygamberlerin Hayatı)
"Tek ihtiyacım olan şey; bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek..." (Sait Faik Abasıyanık)
Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı... Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır. (Sait Faik Abasıyanık)
Dilini umursamayan, özellikle yabancı bir ortamda, dilini yitiren bir insan, dilden fazla bir şey yitirir. (Romancılar Konuşuyor)
Payıma düşen toprak parçası
Senin de payına düşer
Ayrılık gayrılık yok
Ölüm nefesinde nasıl olsa
Amma henüz vakit erken
Daha gün
Karşı apartmanın balkonunda
Dur bakalım hele
Ben salata satayım
Şair Leyla Sokağı'nda
Sen gene koş
Bez fabrikasındaki
Tezgâhının başına
Ölüm içimde Ölüm dışımda
Ölüm talihsiz aşımda
Ölüm kuru başımda
Teselli benim gözyaşımda

Rüştü ONUR (Edebiyatımızda Hüzün)
İntibah yazarı Namık Kemal bir adam hakkında dedikodu duyunca hemen adımı bulup kendisi ile konuşurdu. Sebebini soranlara ise şu cevabı verirdi:
-Fazileti olmayan adamı hiç kimse çekiştirmez, kötülenen adamlar görüşmeye şâyândır. (Edebiyatımızın Güleryüzü)
Neyzen Tevfik dünyasını değişti
Tel sustu dil sustu neyler nicoldu?
Ebedî yurduna gitti kavuştu
Ağlasın kemanlar yaylar nicoldu?

İnsanlar fânidir eserler bâkî
Neyzen'e de değdi feleğin oku.
Döküldü bâdeler kahretti sakî
Gönüller coşturan neyler nicoldu?

Ne şöhrete tapmış ne mala tapmış,
Ne doğruyu koyup eğriye sapmış,
Ne bir gecekondu ne saray yapmış,
 Dünya benim diyen beyler nicoldu?

Aşık Veysel (Edebiyatımızda Hüzün)
Halk şiirinin taşlama ustası şair Seyrani, kör bir arkadaşına rastlar. Hoş beşten sonra arkadaşının hâlini soran Seyrani, şu cevabı alır: “Ne bileyim, bende dünyayı görecek göz kalmadı.” Arkadaşının gözlerini kaybettiğini gören Seyrani dostunu şu sözlerle teselli eder: “Üzülme, dünyada da bakılacak yüz kalmadı artık.” (Edebiyatımızın Güleryüzü)
Ne kadarcık bağın kaldı senin artık hayatla?
Hangi göğe uçacaksın şu kırılmış kanatla?
Bilirsin ki hep çakıldır idealin yokuşu
 Ömrün sade bir yıkıntı, sen de onun baykuşu
Etrafinda insanlar var, fakat için tekmil kar
Gel susmayı öğren artık, kuru sözden ne çıkar??

Ahmet Fazıl AYKAÇ (Edebiyatımızda Hüzün)
" Kim O'nun nimetlerine şükrederse,kendisi için şükretmiş olur. " (Peygamberlerin Hayatı)
Düştüm en sonra bisteri mevte
Şimdi ömrüm azabı kabre bedel
Sana en son niyazım işte budur
Bari ey bîvefa mezarıma gel

Emin Hâkî (Edebiyatımızda Hüzün)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/mehmet-nuri-yardim-kimdir-mehmet-nuri-yardim-kitaplari-ve-sozleri)