# Mehmet Yaman kimdir? Mehmet Yaman kitapları ve sözleri

> İlahiyatçı, Araştırmacı, Yazar Mehmet Yaman hayatı araştırılıyor. Peki Mehmet Yaman kimdir? Mehmet Yaman aslen nerelidir? Mehmet Yaman ne zaman, nerede doğdu? Mehmet Yaman hayatta mı? İşte Mehmet Yaman hayatı... Mehmet Yaman yaşıyor mu? Mehmet Yaman ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/mehmet-yaman-kimdir-mehmet-yaman-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-16T19:00:09+03:00
- Güncelleme: 2023-01-16T19:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/16/mehmet-yaman-kimdir-mehmet-yaman-kitaplari-ve-sozleri-378403.jpg

İlahiyatçı, Araştırmacı, Yazar Mehmet Yaman edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Mehmet Yaman hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Mehmet Yaman hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Mehmet Yaman hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1940
Doğum Yeri: Erzincan
Ölüm Tarihi: 8 Ocak 2014
Ölüm Yeri: İstanbul
Mehmet Yaman kimdir?
Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olan, Arapça, Farsça ve İngilizce dillerini bilen Mehmet Yaman, 1940 yılında Erzincan’a bağlı Kemaliye İlçesinin Ocak Köyünde dünyaya gelmiştir. Hıdır Abdal Ocağı mensubu olan Mehmet Yaman, İlkokulu köyünde okuduktan sonra, Ortaokul ve Lise Öğrenimini İstanbul’da tamamlamıştır. Lise’den sonra yine İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’ne devam eden Yaman, bu okuldan 1967 tarihinde mezun olmuştur.

İstanbul İli dâhilinde değişik Liselerde Din Bilgisi Öğretmenliği yaparak çalışma hayatının içerisine giren Mehmet Yaman, 1994 tarihinde kendi isteğiyle, çok sevdiği Öğretmenlik mesleğinden emekli olmuştur. Alevilik üzerine çalışmalar yapan Mehmet Yaman’ın çeşitli yazılı eserleri bulunmaktadır. Bunlar;

 Alevilik: İnanç, Edeb, Erkan

 Alevilikte Cem Hizmetleri
 Alevilikte Cenaze Hizmetleri
 Seyit Nizamoğlu Divanı
 Seyit Safi Buyruğu

kitaplarının yanında, çeşitli dergi ve gazetelerde Alevilik teolojisi üzerine yazıları bulunmaktadır.Farsça’yı, Sultanahmet’teki İlkokula beş yıl süreyle devam ederek öğrenen Mehmet Yaman, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin 1962 yılında, İstanbul’u ziyaretlerinde, bir Türk öğrencisi olarak İranlı büyük Ozan Şeyh Sadi’nin, günümüzde Birleşmiş Milletlerin de kapısında asılı olan, “Aynı Cevherden Yaratılmışız” adlı şiirini, Şah’a karşı okumuş ve büyük bir takdir ve övgüye değer bulunmuştur.
--reklam--
Mehmet Yaman Kitapları - Eserleri
Alevilik
Kerbela`nın Gözyaşları
Alevilikte Cem
Alevilikte Cenaze Hizmetleri
--reklam--
Mehmet Yaman Alıntıları - Sözleri
Alevilik nedir?
Genellikle Hazreti Ali'ye bağlı olan ve onun tarafını tutan zümrenin mezhebine verilen addır. İmamlığın Ali'ye doğrudan doğruya Allah ve Peygamber tarafından verildiğine inananlara «Şia-i Aleviyye» denir.

Mezhebin esasını bu inanış teşkil eder. Sonradan birçok kola ayrılan Alevilik İslam'da ilk dini ayrılık hareketini teşkil eder. «Yedi İmam» veya «İsmailliye» mezhebi bunlardan biridir. Kendilerini ayrı gördükleri Müslümanlara, «yezit» derler. «El, dil, bel sağlamlığı» na dayanan ahlak prensibini benimserler. En yaygın olduğu ülke İran'dır.

Alevilik, Türkiye’de Sünnilik’ ten sonra en fazla mensubu olan ikinci İslami inanıştır. Sünnilikteki Allah-Muhammed tamamlamasından farklı olarak, alevilikte Allah-Muhammed-Ali ile tamamlanan ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları esas alan bir inançtır. Alevilik içinde çeşitli tarikatlar bulunur. Bunlardan en tanınmışı anadolu kaynaklı olan Bektaşiliktir. Bektaşilik Alevilik içinde bir tarikat olması nedeniyle Aleviliğin bütününü tanımlamaz.

Alevi Yol ve Erkanının günümüze ulaşmasının ikinci kaynağı ise yazılı kaynaklardır. Ancak bu kitlelerin sosyal yaşamlarının doğal bir sonucu olarak, sahip oldukları yazılı eserler de oldukça sınırlıdır. Alevi köylerinde yaptığımız araştırmalarda, daha çok dede evlerinde nefeslerin ve deyişlerin yer aldığı kitaplar (Cönkler), Menakıb-ı İmam Cafer-i Sadık, Hutbe-i Düvaz-deh İmam/Menakıb-ı Seyyid Safi, “Küçük Buyruk” olarak da bilinen “Dergah-ı Ali’de Seyyid Abdülbaki Efendi’nin Erenlere Muhib olan Temiz İnançlı Müminlere Gönderdiği Mektup” başlıklı bir kitapçık, Makalat-ı Hacı Bektaş-ı Veli ve Vilayet-name adlı el yazması (Osmanlıca) eserlerin varolduğunu biliyoruz.

Oysa sünni kesimler yüzyıllara yayılan zaman sürecinde medreseler ve şeyh-mürid ilişkisi çerçevesinde birçok eğitim kurumlarına sahip olmuş, bu şekilde yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bektaşi dergahları eğitim faaliyetleri ve araçları bakımından da, ocakzade dedelere bağlıAlevilerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumsallaşmış idiler.Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken Alevi köylerinde sadece Dede evlerinde elyazması kitaplar bulunurdu.

Temel inanç
Alevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik mezhebi ile ortak noktalara sahip bir yoldur. Alevilik' te incelenmesi gereken asıl inanç varlığın birliğidir. Alevilik’te tanrının insan dahil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.

Alevilik tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, temelinde insan sevgisi ile hareket eden, Kuran'ın şeklini değil özünü kabul ettiklerini belirten, amacı ruhsal olgunlaşma olan bir tasavvuf yoludur. Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’ nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimidir.

Alevilikte İbadet
Aleviler, Muhammed’in son Peygamber olduğuna, Ali’nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. Aleviler, ibadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 12 gün oruç tutarlar. Muharremden sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.

Aleviler kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevilik’te "yol" denen deyimin temelini dört kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriat, tarikat, marifet ve hakikat dört kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on'ar tane makamı vardır. bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle DOĞRU inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısı ise tarikata hizmet etmek, Aleviliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet kapısı ise bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir.

Cem
Cem toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Alevilerde Cem' de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem' e başlanmaz. Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir. (Alevilik)
Sonunda Şimr’in emriyle her yandan hücum edilerek, atından yere düşürüldü ve imam Hüseyin şehit edildi. Peygamberin torunu İmam Hüseyin’in vücudunda otuz üç ok, otuz dört kılıç ve kargı yarası vardı. (Kerbela`nın Gözyaşları)
"Yemen ellerinden beri gelirken turnalar Alimi görmediniz mi?
Havanın yüzünde semah dönerken turnalar Alimi görmediniz mi?" (Kerbela`nın Gözyaşları)
Bismişah ALLAH ALLAH...
Niyet ettik vaktin hayrına,
Girdik Hak Muhammed Ali yoluna,
Sevgimiz Muhammed Ali sevgisi ola,
Pirimiz Seyyid saadet evladı Resul ola,
İkrarımız İbrahim peygamberin ikrarı ola,
Birlik ve Beraberliğimiz Kırkların nişanı ola,
Kulluğumuz ALLAH ’a, ümmmetimiz Hz.Muhammed’e,
Talipliğimiz Şah-ı merdan Ali’ye ola,
Er Hakk Muhammed Ali aşkına,
Birlik beraberliğimiz daim ola,
Aramızdaki tüm kötülükler def ola,
Şeytanın şeri, kötünün izi bizden uzak ola,
Hakk Muhammed Ali,
Dilde dileklerinizi, gönülde muratlarımızı vere,
Görünür görünmez kazalardan, belalardan, iftiralardan,
Münkir münafıkın şerinden bekleye saklaya göre gözete,
Neyleyim nideyim dedirmeye...
Bütün evliya, enbiyaların şefaatı üzerimizde hazır ve nazır ola.
Lanet münkire, lanet Yezide, rahmet Ehl-i Beyt’e...
ALLAH eyvallah.... (Alevilik)
Tarih herşeyin aynasıdır. (Kerbela`nın Gözyaşları)
"döktüğünüz varsa doldurun, ağlattığınız varsa güldürün..." (Alevilikte Cem)
Meğer insanoğlu, servet, şöhret ve makam için ne kadar küçülüp, alçalabiliyordu. (Kerbela`nın Gözyaşları)
"Allah Allah... Semahlar saf ola, günahlar affola. Çarh-ı pervazlar kabul ola. Yardımcımız Oniki İmam ola. İsteğinizi, dileğinizi Hak Muhammed Ali vere.. Gerçeğe hü.." (Alevilikte Cem)
Muaviye'nin iktidarına övgüler dizilirken, onun ve oğlu Yezid'in yaptıkları da adeta gizlenmektedir. Bu nasıl bir tarih anlayışıdır anlamak mümkün değildir. Sünnilik siyasetini yürüten iktidarlardan çekinenler, apaçık bir zulüm karşısında dahi doğruyu savunamamışlardır. (Kerbela`nın Gözyaşları)
ŞERİAT GEMİDİR, TARİKAT DENİZDİR, MARİFET GAVVAS DALGIÇTIR, HAKİKAT DÜRR (İNCİDİR). ŞERİAT, YAKIN OLMAYA DERLER. MARİFET TALİBİN KENDİ HÂLİNİ İSPAT ETMESİNE DERLER. MARİFET SÖZÜN MEVHUMUNU BİLMEYE DERLER. HAKİKAT, VASIL OLMAYA DERLER. ŞERİAT, KULLUK ETMEK ; TARİKAT, BİLMEKTİR. MARİFET, ERMEKTİR. HAKİKAT GÖRMEKTİR. ŞERİAT, ÇERAĞDIR ; TARİKAT, FİTİL ; MARİFET, YAĞDIR ; HAKİKAT, IŞIK YOL ERİNE GEREKEN DE ÇERAĞ GİBİ DOĞRU DURMAK, FİTİL GİBİ YANMAK YAĞ GİBİ ERİMEK VE IŞIK GİBİ NUR SAÇMAKTIR. HAKİKAT NEDİR ? HZ MUHAMMED DİL İLE İKRAR KALP İLE TASDİK EDİP İNANMAK İMAN GETİRMEK EVVELA ÖZÜNÜ YAR EYLE, SONRA EHLİNİ YAR EYLE. O DA OLMAZSA CESEDİNİ YAR EYLE. KENDİNİ PİRE TESLİM ET. ONUN EMRİNE İRADE GETİR Kİ HAKİKATİ KABUL ETMİŞ OLASIN. (Alevilik)
Hz. Hüseyin-Yezid meselesini Allah'a havale ediyorlarmış. Yani burada tarafsız kalıyorlarmış. Müslüman geçinen bu gafiller burada taraf olmadıktan sonra hangi konuda taraf olacaklar. Bırakınız müslüman olmayı, insanım diyen herkes Ehl-i beytin, Hz. Hüseyin'in yanında yer almalıdır. Peygamberin torununu haksız yere katleden bir zalim yönetici ile mazlum Peygamber torunu arasında bir fark görmeyen, gözünü mezhepçilik bürümüş kişilerin doğruluktan, adaletten, dinden diyanetten, namazdan, oruçtan bahsetmeleri ne kadar acı! (Kerbela`nın Gözyaşları)
"verelim Muhammed Mustafa'ya candan salavat" (Alevilikte Cem)
Meğer insanoğlu, servet, şöhret ve makam için sırasında ne kadar küçülüp, alçalabiliyordu. (Kerbela`nın Gözyaşları)
CEM EVİ
İbadethanedir.
Edeb- erkân meydanıdır.·
Sorgu- sual ve karar yeri olarak dar meydanıdır.·
Semah yeri olarak “KIRKLAR” meydanıdır.·
İkrar yeri olarak er- bacı meydanıdır.
Müsahibliğin kabul ve onay yeri olarak birlik meydanıdır.·
Ortak kararların alındığı meclis mekanıdır.·
Pir'in isteklerini tebliğ ettiği ferman yeridir.·
Tasavvuf eğitiminin yapıldığı okuldur.·
Dualı lokmaların yenildiği aş evidir.·
Dertlere derman aranılan, derman meydanıdır.·
Yer bulduğu mekan olarak sevgi meydanıdır.
Yola uymayanların alınmadığı seçkinler meydanıdır.·
Hizmetlerin ortak yapıldığı, himmet yeridir.·
Eline-Diline-Beline sahip olanların, güven yeridir.·
Hakk'a ve Halka sığınma yeridir.·
"Ölmezden evvel ölmenin" yeridir.·
Yeniden doğum yeridir.
Mevki ve makam ayrılığı olmayan eşitlik meydanıdır.·
Herkesin lokmaları ile katıldığı kara kazan yeridir.·
İrfan meclisidir.....! (Alevilik)
Mağluplar vardır ki zaman geçtikçe gelenleri alt ederler. Kuvvet, kuvveti yense bile gerçeği yenemez, ölüm acıdır ama, onursuz yaşamak, ölümden beterdir. (Kerbela`nın Gözyaşları)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/mehmet-yaman-kimdir-mehmet-yaman-kitaplari-ve-sozleri)