# Nazlı Karabıyıkoğlu kimdir? Nazlı Karabıyıkoğlu kitapları ve sözleri

> Yazar Nazlı Karabıyıkoğlu hayatı araştırılıyor. Peki Nazlı Karabıyıkoğlu kimdir? Nazlı Karabıyıkoğlu aslen nerelidir? Nazlı Karabıyıkoğlu ne zaman, nerede doğdu? Nazlı Karabıyıkoğlu hayatta mı? İşte Nazlı Karabıyıkoğlu hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/nazli-karabiyikoglu-kimdir-nazli-karabiyikoglu-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-12-23T12:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-12-23T12:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/12/23/nazli-karabiyikoglu-kimdir-nazli-karabiyikoglu-kitaplari-ve-sozleri-364009.jpg

Yazar Nazlı Karabıyıkoğlu edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Nazlı Karabıyıkoğlu hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Nazlı Karabıyıkoğlu hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Nazlı Karabıyıkoğlu hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1985
Doğum Yeri: Ankara
Nazlı Karabıyıkoğlu kimdir?
1985’te Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi. İngilizce ve İspanyolca eğitimi aldı. Öyküleri Varlık, Kitap-lık, Sözcükler, Özgür Edebiyat dergilerinde yayımlandı. Hazırladığı “Delistan” adlı ilk dosyası “2010 KYÖD Sanat Ödülleri” adı altında düzenlenen Naci Girginsoy Öykü Ödülü’nü aldı ve sembolik olarak kitaplaştırıldı. Yazarın ikinci öykü dosyası “Düş Çeperi”, 2010 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde dikkate değer bulundu. İlk öykü kitabı “İskele” Komşu Yayınları tarafından basıldı. Çeşitli edebiyat dergilerinde yazmaya devam etmektedir. İkinci öykü kitabı geçtiğimiz günlerde Alakarga Yayınları aracılığı ile okurlarıyla buluştu.
--reklam--
Nazlı Karabıyıkoğlu Kitapları - Eserleri
Olivya Çıkmazı
Gök Derinin Altında
Kadın Kürkünde Rüya
İskele
Hayvanların Tarafı
--reklam--
Nazlı Karabıyıkoğlu Alıntıları - Sözleri
Yazdığımız her sözcükle başkasının malı haline gelen ruhumuzu ayakta tutabilmek için nasıl çabaladık bunca yıl, şaşıyorum. Çok açken ve biri bakarken yemek ne kadar sıkıntılıysa, yazmak, üretmek de öyleydi. (Olivya Çıkmazı)
" Herkes fıtık olmuş bu şehirde. Otobüslerin bile kamburu var. Asfalt hepimizden bıkmış. Yorgunlar yokuşlardan çıkarken iyice dertop oluyor. Renkler sulanmış. Su karışmayan tek şey kan son günlerde. " (Olivya Çıkmazı)
Başta, benden güzel ve iyi olanın dokunuşuma ihtiyacından faydalandım. Böbürlendim. Ona hükmettiğimi geçirdim aklımdan, sonunda bana mecbur olduğunu, altımda hareketsiz kaldığını saniye bölünmelerinde binlerce kez aklımdan geçirdim. Sonra, nefesim normale döndü, sakinleştim. Ona yıllar boyunca bir kez üstün gelmenin beni ne kadar zavallılaştıracağını fark ettim. Endişelerle kaçtığım hegemonyanın basit dürtülerim yüzünden parçası olmam, ne kadar gülünç! Onu ciğerimle öptüm. Bu dildi, onunla konuşmanın nihayet bir yolunu buldum. Güzel olmanın ötesinde eklentisiz. Dayatmasız.

Dışından kabuğu inceldikçe, içinden tatlanan meyve. Bense bambaşka, bu geceden sonra olabileceğim başka sıfatım yok, değişecek olanın kesinliğinde, hem özlediğim çocukluğumun hem de geçip giden zamanın içine girdim. O rüzgârlı balkonda, suretinin alçıya dönmüş halinde, ağzımı memesine eşitledim. Çirkinliğimi -hiç bilmediğim- güzelliğine. (Gök Derinin Altında)
"Çıktım bakır kapıdan.
Çıktım hayatı damıtmak için onu bulduğum meyhaneye gittim. Çok içtim. Şehri dört ucundan tutuşturdum geldim..." (Gök Derinin Altında)
Ona yıllar boyunca bir kez üstün gelmenin beni ne kadar zavallılaştıracağını fark ettim. (Gök Derinin Altında)
Bu uçurumlar ona dair bir geçmişe, ancak yürünerek öğrenilebilecek bir bahçeye açılıyordu. (Hayvanların Tarafı)
"Devredilen bir yoksullukla yoksunluk arasında duruyorsa bu dişilik onuruna sahiplenecek türdeşlerin dünyanın anakaralarına serpilmiş bekliyor ve emin ol." (Kadın Kürkünde Rüya)
Sana baktığımda yüreğimi kapkara eller sıkıyor. Tellerle boğuyorum kendimi. Renklerin nasıl kaybolduğunu, ahengin bozulduğunu, iki büyük damarla atan kalbin çürüdüğünü görüyorum. İçim kokuyor. Ağzımı dolduran sinekler. Boynundaki kafamı istemsiz çevirip ayakkabılarına kusuyorum. (Gök Derinin Altında)
"Hatırlamadığın zaman sana söyleneni sahiplenirsin." (Kadın Kürkünde Rüya)
"Deha dişidir ve ürkütür ona bakanı." (Kadın Kürkünde Rüya)
"Kahvemi içmeden kokusuna doyuyorum. Başka kahveler gibi kokmuyor kahvem, çünkü onlarca milletten insanın yudum hakkı vardır bu kahvede. Fincanı küçük, kokusu büyük." (İskele)
Olivya Çıkmazı yazıyor duvarda, taş binaları sokağın içine kıvrıldığı yerde, kırmızı bir levha üzerine beyaz harflerle. Çıkmaz mıdır hakikaten, sonuna kadar gidip bakmak gerekir mi? Elbet bakmışlardır; ama ben buraya gelmeden yıllar önce. Sokağın kuytusundaki dükkanda çalışan güzelin adı Olivya'dır, belki de Olivya'nın kendisi bir çıkmaz sokaktır... (Olivya Çıkmazı)
Tutkunun yoğunluğu ya da tabunun katılığı ne kadar kalın olursa olsun yüzeyden geçebilen tek şey utanç. (Gök Derinin Altında)
Çirkin olanın ter kokusu vardır. Biter yüzüne bakmadan önce. Dikeltir burnu, kaşları. Zaten önyargılı. Zaten kokusundan bilenmiş biçimsizliğe. Muntazam olmayana. Kıvrımsıza. Mayhoşa. Yüzde sevilecek bir şey bulma hastalığıdır çirkinlik. “Ama gözleri çok güzel" demek. “Burnu pek biçimli" Saldığı esanslara rağmen koynuna girebilmek, koltukaltına yüz gömebilmek. Biraz cesaret. (Gök Derinin Altında)
Yalnız kaldığımız ilk an ne yapacağımı bilememiştim. Eşiği aşmak, evin balkonundan içeri girebilmek. Kendimle beraber hangi arzuyu kabul edecektim, hangi dürtülere izin verecektim, beni sana nasıl gösterecektim? Dudağımı yüzüne uzatırken açık mı olacaktı gözlerim? İnlemeli miydim, bağırmalı mı, sessizce durmalı mıydım? Şimdiye kadar dönüştüğüm kadınların suretinden bir başka kadın mı türetmeli yoksa kendimi başa mı almalıydım? Bedeni bilmeyen acemiler gibi davranıp her şeyi sana bırakmakla abartılı yosmalığın ortasında ne yapacağımı bilemeyerek öylece uzanmıştım. La sesi senden geldi. Ensemin kökünden saçlarımı olanca gücünle çekip doğrulttun beni. Sonrasında gözlerim hep açıktı. (Gök Derinin Altında)
Hayatın akışını en çok, kalpsiz zaman kesitlerinin vuruşları değiştiriyor. Bu yüzden boşluğun sesini dinlemek, insana vuruşlardan saklanmanın çaresiymiş gibi geliyor. (Olivya Çıkmazı)
"Zulmü düstur bilen insan benim labirentimdir." (Kadın Kürkünde Rüya)
"...ay etine düştükçe karşı evlere ışık saçıyordu teni." (Kadın Kürkünde Rüya)
Çevremdeki herkesi bile bile yok ettim,çünķü boştu içim. (İskele)
At kuyruklarının havayı dövmesinden başka ses yok. (Hayvanların Tarafı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/nazli-karabiyikoglu-kimdir-nazli-karabiyikoglu-kitaplari-ve-sozleri)