# Necati Güngör kimdir? Necati Güngör kitapları ve sözleri

> Yazar Necati Güngör hayatı araştırılıyor. Peki Necati Güngör kimdir? Necati Güngör aslen nerelidir? Necati Güngör ne zaman, nerede doğdu? Necati Güngör hayatta mı? İşte Necati Güngör hayatı...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/necati-gungor-kimdir-necati-gungor-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-08T03:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-10-08T03:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/08/necati-gungor-kimdir-necati-gungor-kitaplari-ve-sozleri-329197.jpg

Yazar Necati Güngör edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Necati Güngör hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Necati Güngör hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Necati Güngör hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 1949
Doğum Yeri: Malatya
Necati Güngör kimdir?
1949’da Malatya’da doğan Necati Güngör, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuduğu yıllarda yayımlanan öyküleriyle edebiyat çevrelerinde ilgi gördü. 1979’da Sevgi Ekmektir’le Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü, 1990’da Sinema Kuşu Sevgilim’le Ömer Seyfettin Öykü Ödülü’nü aldı. Öykülerinde ayrıntıyı önemseyen, sıcak bir dil kullanan Güngör, özellikle ilk kitaplarında hep Anadolu insanlarını anlattı. Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’nün yanı sıra Türkiye Jokey Kulübü’nce Yılın Röportajcısı ödülüne değer görüldü (1990). Özel ilgi alanı İstanbul’un çeşitli semtlerini tarihsel açıdan, nostaljik bir duyarlılıkla anlattığı yazılarını, Bir Taşralının İstanbul Nostaljisi (1990) adlı kitabında topladı.Bu Sevda Ölmek (1983), Unutulmaz Bir Kadın Resmi (1986), İyiler Genç Ölür(1998), Hikâyemde Hayvan Var (2002) ve Üsküdar’a Gidelim (2003) adlı öykü kitapları bulunan yazar, çocuklar için Babamın Sedefli Çakısı (1990), Masal Kuşu(1992) ve Papatya Gelin (2004) adlı kitapları yazdı. Ayrıca, Safiye Ayla’nın Anıları(1996), Son Kadınlar (2002, röportaj) ve Oğuz Türkleri’nin Hikâyesi: Dedem Korkut’tan Öyküler (2004) gibi yapıtları da ilgi çeken yapıtlarındandır.
--reklam--
Necati Güngör Kitapları - Eserleri
Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun
Sessiz Yürek
Anneme Bir Ev Alacağım
Sevgili Öğretmenim
Masal Kuşu
Albatros Bir Okyanus Gezginidir
Safiye Ayla'nın Anıları
Dağlarda Yalnız Bir Köpek
Bu Sevda Ölmek
Hayatımın Yedi Hikayesi
Benim Annem Güzel Annem
Annem Babam Malatya
Sevgi Ekmektir
Unutulmaz Bir Kadın Resmi
Sinema Kuşu Sevgilim
Papatya Gelin
İnsanlığın Sonbaharında
Bir Hayal İstanbul
Dedem Korkut'tan Öyküler
Hayvanların Sır Dolu Dünyası
Ay Işığında Ceviz Yiyen Ayı
--reklam--
Necati Güngör Alıntıları - Sözleri
"Kafamda her şey çalkalanıp bulandı. İsa'dan Musa’ya, ondan Muhammed'e kadar götürdüm işi kendi kendime. Alıp veriyorum boyuna. Baktım, hepsi de, sonunda gökyüzünü gösteriyor insanoğluna! Ekmeği gösteren yok içlerinde... Ha, dedim o zaman, kimin ardından giderlerse gitsinler, önünden ekmeği yürütülen insanların hepsinin çamuru bir..." (İnsanlığın Sonbaharında)
Batan gün kana benziyor yarali cana benziyor esmerim vay vay ah ediyor bir gul icin su bulbul bana benziyor vay benim garip gonlum.. (Safiye Ayla'nın Anıları)
Mutlu olsun da varsın gönül diyarında otursun. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Gözden düşmek ne kötü şey, modası geçmek, eskimek, konulduğu yerde unutulmak, işe yaramaz olmak... (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
"Yoksa, Tanrı bizleri ödüllendirmek için meleklerinden birini öğretmen olarak mı göndermişti?" (Sevgili Öğretmenim)
İnsana güvenmek, insandan umudu kesmemek basit bir şey değil. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Bilemedi ki, fukara adamın mesleği değişmekle alınyazısı değişmez bu kötüler dünyasında. (Bu Sevda Ölmek)
Sonu ölüme varan kısacık bir yolu tüketiyormuşuz adım adım...Nereden bilebilirdik. (Hayatımın Yedi Hikayesi)
" Hayatta ne mesleğin olursa olsun, ekmeğini hangi yoldan kazanırsan kazan... aman çocuğum, sanata hiç sırtını dönme. Müziği hayatından çıkarma. Türkülerin hiç bitmesin! " (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Dünyaya gelirken onlar da yazar değildi. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
İnsanlara güvenmek istiyorum. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
İyi günde elini tutup kötü günde bırakırsam kendime saygım kalmaz, kendimi kötü hissederim. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Sen kendini böyle daha iyi hissedeceksen ... Bana seni desteklemek düşer. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Gözden düşmek ne kötü şey, modası geçmek, eskimek, konulduğu yerde unutulmak, işe yaramaz olmak.. Bu biraz da bizlerin yazgısı. Sizin için bedel ödenirken, göz önünde, el üstünde tutulur, omuzlarda taşınırsınız. Gözden düşünce, kaldırılıp atılırsınız. Hayatın dışında kalırsınız. Mutluluklar yerini acılara bırakır... (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)
Çay, onun türküsüydü denilse yalan olmaz. (Bu Sevda Ölmek)
** Atatürk çok keyiflendi ve kahkahalarla gülmeye
başladı. “Öyleyse gel beni öp!” dedi. Büyük bir coşku ve istekle kalkıp, önce Atatürk'ün elini, sonra da yanaklarını öptüm!
** O gece bana bol bol övgüler yağdırdı Atatürk.
** On yedi yaşında ve en güzel çağımdaydım. Vücudumun kadınsı çizgileri yeni yeni ortaya çıkmaktaydı.
** Ertesi gün Çankaya’ya çağrıldım. O geceyi asla
unutamıyorum. Şiir dolu bir geceydi.
** Yaşadığı çağa damgasını vurmuş bu büyük insanla baş başa iki gece geçirdik. Heyecan dolu, şiir yüklü, tozpembe iki gece...
** O gecelerin unutulmaz anıları ruhumun derinliklerine sindi. Başkalarıyla asla paylaşmayacağım, kıskançlıkla koruduğum ve kalbimin en gizli köşelerinde sakladığım anılarımla sarhoş bir halde İstanbul’a döndüm.
** Ankara’da böylesine renkli bir düş alemi yaşadıktan sonra geldiğim İstanbul’da, bu iki gecenin anısı olanca canlılığıyla kafamın içindeydi.
** Hem sonra, acaba Ata’nın benden beklediklerine tam olarak karşılık verebilmiş miydim?
** Atatürk Ankara’dan geliyormuş. Gelmeden önce haber göndermiş; Safiye köşke gelsin, demiş.
** Öyle anlaşılıyordu ki, sesimle, vücudumla, dişiliğimle, Ata’nın üzerinde bir takım izler bırakabilmiştim! Yoksa bir daha arar mıydı?...
** O gece Florya Köşkü’nde, Atatürk’ün dairesinde kaldım. Başkaları giderken, paşa bana başıyla işaret edip sen kal demişti. Biraz sonra da, Safiye, yarın sabah çırılçıplak havuza gireceksin!” dedi. “Baş üstüne paşam!” diye yanıtladım. (Safiye Ayla'nın Anıları)
"Kumrular merhametli, evleri,
Merhametli insanları buluyor." (Sessiz Yürek)
Ay ışığı aydınlığında uçsuz bucaksız gibi duran karların ortasından yürürdük babamla. Gecenin derin ve karanlık sessizliğini, ayaklarımızın altında ezilen karın gıcırtısı bozardı. Ay ışığı, soğuk ve ürpertici bir beyazlıkla karlarda yansır, çevreyi biraz aydınlatırdı. Bazen de ay hiç ortalıkta görünmez, zifiri karanlık olur dört bir yan; ağaçlara çarpmamak için korka korka adım atarak ilerlerdik yol boyu... (Hayatımın Yedi Hikayesi)
Derin, sonsuz bir karanlık içinde iğne ucu pırıltısını andırıyordu yıldızlar. (Hayatımın Yedi Hikayesi)
İnsanları asıl, size gereksinimleri kalmadığında tanırsınız.
Diyeceğim, insandan umudu kesmemeli. Umudu hep korumak, umudun ateşini canlı tutmak gerekir... Çünkü umutsuz yaşanmıyor. (Bir Hikaye Yaz İçinde İnsan Olsun)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/necati-gungor-kimdir-necati-gungor-kitaplari-ve-sozleri)