# Roland Barthes kimdir? Roland Barthes kitapları ve sözleri

> Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni Roland Barthes hayatı araştırılıyor. Peki Roland Barthes kimdir? Roland Barthes aslen nerelidir? Roland Barthes ne zaman, nerede doğdu? Roland Barthes hayatta mı? İşte Roland Barthes hayatı... Roland Barthes yaşıyor mu? Roland Barthes ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/roland-barthes-kimdir-roland-barthes-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-17T18:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-17T18:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/17/roland-barthes-kimdir-roland-barthes-kitaplari-ve-sozleri-270208.jpg

Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni Roland Barthes edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Roland Barthes hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Roland Barthes hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Roland Barthes hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 12 Kasım 1915
Doğum Yeri: Cherbourg, Fransa
Ölüm Tarihi: 25 Mart 1980
Ölüm Yeri: Paris, Fransa
Roland Barthes kimdir?
Sorbonne'da öğrenim gördü. Fransız Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi'de çalıştı. Collége de France'ta göstergebilim dersleri verdi.

Göstergebilimin kurucu isimlerinden birisidir. Aynı zamanda, postmodern düşüncenin de kurucu öncülerinden sayılır.

Barthes'ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılık'tan postyapısalcılık'a uzanan düşünsel serüveni kolayca sınıflandırmaya elverişli değildir. Onu hem postmodern felsefe'nin oluşturucuları arasında saymak, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak gerekir. Düşünsel serüvenini anlamak için çalışmalarının seyri izlenebilir.

1950'li yıllar Barthes'ın yazın çalışmalarının başlangıç yıllarıdır. Bu yıllardan itibaren, dilbilimle, edebiyatla, müzikle, göstergebilimin bir bilim olarak kuruluşuyla uğraşacak, giderek boyut değiştiren ve derinlik gösteren bir yönde yapıtları ortaya çıkacaktır.

Barthes, dilbilim'in (Saussure'cü Dilbilim) tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada bu gösterge dizgelerini anlamak, işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. Roland Barthes geçirdiği trafik kazası sonucu 65 yaşında Paris 'te öldü.
--reklam--
Roland Barthes Kitapları - Eserleri
Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler)
Bir Aşk Söyleminden Parçalar
Yas Günlüğü
Göstergeler İmparatorluğu
Çağdaş Söylenler
Yazının Sıfır Derecesi
Göstergebilimsel Serüven
Eleştiri ve Hakikat
Yazı ve Yorum
S/Z
Bir Deneme Bir Ders: Eiffel Kulesi ve Açılış Dersi
Yazı Üzerine Çeşitlemeler
Ara Olaylar
Roland Barthes
Göstergebilim İlkeleri
Görüntünün Retoriği, Sanat ve Müzik
Eleştirel Denemeler
Dilin Çalışma Sesi
Romanın Hazırlanışı 1
Sesin Rengi: Söyleşiler
Mythologies
Romanın Hazırlanışı 2
Nasıl Birlikte Yaşanır?
Anlatıların Yapısal Çözümlemesine Giriş
Yazı Nedir?
Çin Yolculuğu Defterleri
Moda Sistemi
Yazarlar ve Yazanlar
Yazma Arzusu
The Language of Fashion 
--reklam--
Roland Barthes Alıntıları - Sözleri
"Demek ki eğer yaşamak istiyorsam bedenimin tarihsel olduğunu unutmalıyım. Artık geçmişte kalmış kendi bedenimin değil de şu anki genç bedenlerin çağdaşı olduğum hayaline kapılmalıyım, kısacası dönem dönem, yeniden doğmalıyım, kendimi olduğumdan daha genç kılmalıyım." (Bir Deneme Bir Ders: Eiffel Kulesi ve Açılış Dersi)
Ne yazık ki insan dilinin dışı yoktur: Dil, kapalı bir kutudur. (Yazı Üzerine Çeşitlemeler)
Politikaya dar bir alan bırakılır. Bir yanda Fransa var­dır, öbür yanda politika. Kuzey Afrika işleri, Fransa'yla ilgili oldukla­rı zaman, politika alanına girmez. İşler ciddileştiği zaman, Politika'yı bırakıp Millet'e geliyormuş gibi yapalım. Sağdaki kişilere göre, Poli­tika Sol'dur: kendileriyse, Fransa. (Çağdaş Söylenler)
Kopya
Eskiden öğrencileri cezalandırmak için bazı tümceleri, fiil çekimlerini defalarca yazmaları, kopyalamaları istenirdi; yazı yazmak ağır bir yüktü; ama öte yandan, kimileri yazı yazmaktan çok zevk alır ("alırdı" mı demeliyim?), tüyü kâğıt üzerinde kaydırmak, sözcüklerin desenlerini çizmek hoşlarına gider ve söylenmek istenene hiç önem vermezler (...) (Yazı Üzerine Çeşitlemeler)
"Böyledir yaşam
 Düşersin, yedi kez
Kalkarsın sekiz kez" (Bir Aşk Söyleminden Parçalar)
Aklımda hep kadın başlı olağanüstü bir canavar olacak; bu canavar gelip benim tüm erkekçe duygularıma pençelerini geçirecek ve diğer tüm kadınlara bir kusurluluk damgası vuracak. Canavar! Sen, hiçbir şeye hayat veremeyen sen benim için dünyadaki tüm kadınlan sildin. (S/Z)
Maymunlar arasında maymun gibi davranmak daha iyi değil midir? (Roland Barthes)
korumam gereken politik hak, bir özne olma hakkıdır. (Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler))
Bu asık yüzlü çölde ansızın bir fotoğraf bana doğru uzanır; beni canlandırır; ben de onu canlandırırım. O zaman onun var olmasını sağlayan çekiciliği böyle adlandırmalıyım: bir canlandırma. Fotoğraf'ın kendisi hiçbir biçimde canlandırılmış değildir ("canlı gibi" fotoğraflara inanmam), ama beni canlandırır: her serüveni yaratan da budur zaten. (Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler))
Biftek de tıpkı şarap gibi kan söylenselinde yer alır. Etin yüreğidir biftek, arı durumda ettir, biftek yiyen boğa gücünü bedenine sindirmiş olur. Hiç kuşkusuz, bifteğin çekiciliği neredeyse çiğ olmasından gelir: biftekte kan görünür; doğal, yoğun, hem sıkı, hem bölünebilir durumdadır; diş altında hem kaynak gücünü, hem insanın kendi kanı¬na boşalmadaki yumuşaklığını iyice duyuracak biçimde azalan bu ağır madde türü eskil "tanrılar yemeği"ni çok güzel anıştırır. Kanlılık bifteğin var olma nedenidir: pişme dereceleri ısı birimleriyle değil, kan görüntüleriyle dile getirilir: biftek kanlı (o zaman boğazlanmış hayvanın atardamar akışını anımsatır) ya da mavi'dir (burada da kırmızının aşırı durumu olan morumsunun aracılığıyla damarların dopdolu kanı esinlenir) (Çağdaş Söylenler)
Yazmak zaten dünya­ya belli bir düzen vermek, zaten düşünmek anlamı­na gelir (bir dil öğrenmek, bu dilde nasıl düşünüldüğünü öğrenmektir). (Eleştiri ve Hakikat)
Yeniden okumayı savsaklayanlar her yerde aynı öyküyü okumak zorunda kalırlar. Yine yalnızca o, metni kendi çeşitliliği ve çoğulluğu içinde çoğaltır. (S/Z)
Fotoğraf, kendimin, bir başkası olarak ortaya çıkması, bilincin özdeşlikten kurnazca ayrılışıdır. (Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler))
Eğer düzanlamlı bildiri "iyi" ise, reklam
zenginleştirir; "kötü" ise reklam zarar verir. Peki ama, bir reklam bildirisi
için "iyi" ya da "kötü" olmak ne demektir? Olayı, bir sloganın etkili olmasına bağlamak soruya yanıt vermek değildir, çünkü bu etkililiğin yolları
belirsizdir: Bir slogan inandırıcı olmadan "ayartabilir" ve bir tek bu ayartmayla da insanı satın almaya yönlendirebilir. Bildirinin dilsel boyutuyla
yetinerek şöyle diyebiliriz: "İyi" reklam bildirisi kendinde en zengin retoriği yoğun olarak taşır, insanlığın büyük düşsel temalarına kesin bir biçimde (çoğu kez de bir tek sözcükle) ulaşır ve böylece şiirin tanımını sağlayacak imgelerin büyük özgürlüğünü (ya da imgelerle ulaşılan büyük öz-
gürlüğü) gerçekleştirmiş olur. Bir başka deyişle, reklam dilinin ölçütleri
doğrudan doğruya şiir dilinin ölçütleridir: Söz sanatları, eğretilemeler,
sözcük oyunları, işte atalardan kalma bütün bu ikili göstergeler, dili gizli
gösterilenlere doğru genişletir ve bunları algılayan insana, bu yolla, doğrudan doğruya bir bütünsellik deneyiminin gücünü verir. Kısaca belirtecek olursak, bir reklam tümcesi ne kadar çok ikilik içerirse, ya da (terimlerde bir çelişkiye düşmemek için şöyle de diyebiliriz) ne kadar çok fazla
kattan oluşuyorsa, yananlam bildirisi işlevini de o kadar daha iyi yerine
getirir: Bir dondurmanın "zevkten erime" ye yol açması gibi tutumlu bir
sözce altında, eriyen bir maddenin (mükemmelliği de erime ritminden
kaynaklanır) gerçek tasarımı ile büyük insanlık temalarından biri olan
zevkten bitip yok olmanın biraraya geldiğini; bir yemek pişirmenin de altın gibi olması deyişinde, değeri biçilemeyecek bir fiyat fikri ile kıtır kıtır
bir madde fikrinin bir araya geldiği görülür. Reklam göstereninin mükemmelliği, okurunu en çok sayıda olası "dünya" ya ulaştırabilme gücüne (bu
gücü de ona vermeyi bilmek gerekir) bağlıdır. Burada dünya sözcüğünü
şu anlamda kullanıyorum: Çok eski imgelerin deneyimi (Göstergebilimsel Serüven)
Yazar rahibe benzer, yazman notere: birinin sözü geçişsiz bir edim (yani bir bakıma bir devini), ötekinin sözü bir etkinliktir. Aykırılık toplumun geçişli bir sözü geçişsiz bir sözden çok daha büyük bir çekinceyle tüketmesindedir: yazmanların pek çok olduğu günümüzde bile, yazmanın durumu yazarınkinden çok daha zordur. Bu da önce so­mut bir veriden ileri gelir: yazarın sözü yüz yıllık yollara göre pazara sürülen bir maldır, yalnız kendisi için oluşturulmuş bir kurumun: "yazın"ın tek nesnesidir; yazmanın sözüyse, tersine, başlangıçta dili değerlendirmekten tümüyle başka bir işlevi bulunan kurumların gölgesinde üretilip tüketilmektedir. (Yazı ve Yorum)
Zafer söylemlerini hiç sevmez O. Hiç kimsenin küçük düşürülmesine katlanamaz, bir yerde bir zafer ortaya çıktı mı hemen başka yere gitmek gelir içinden (kendisi tanrı olmuş olaydı, zaferleri sürekli tersine çevirirdi - Tanrı da zaten bunu yapar!). En yerinde olan zafer bile, söylem düzlemine geçtiğinde, kötü bir dilsel değer, bir küçümseme haline gelir. (Roland Barthes)
(...) belki biraz fazla yedi; ne var ki yemek düşkünlüğünün kadınlarda bir zarafet olduğu söylenir. (S/Z)
Dilbilimde nedenlilik yalnız bileştirme ve türetmeyle sınırlıdır. Oysa göstergebilim düzleminde daha genel sorunlar yaratacak bu olgu. Bir yandan, dil dışında büyük ölçüde nedenli dizgeler bulunması ola­sılığı var: Bu durumda, şimdiye değin anlamlama için zorunlu görülen kesintililikle benzerliğin nasıl olup da bağdaştığını, sonra, gösterenler benzer öğelerden oluş­ tuğunda dizisel bütünlerin (az ve sonlu sayıda öğe kap­sayan bütünler demektir bu) nasıl ortaya çıktığını be­lirlemek gerekir. Kuşkusuz «görüntüler» bu türlü bir özellik sunar, ama belirtilen nedenlerden ötürü, bunla­rın göstergebilimsel nitelikleri ortaya konulmuş olmak­tan uzaktır. Öte yandan, göstergebilimsel dökümün katışık dizgelerin varlığını gözler önüne sermesi de çok olasıdır: Ya çok gevşek nedenlilikler içeren ya da -çoğu kez gösterge, nedeliyle nedensizin çatışma ala­nıymış gibi bir görünüm alır- sanki ikincil nedensizliklerle yüklü nedenlilikler kapsayan dizgeler olacaktır bunlar. Dilin en «nedenli» bölgesinde, yansımalar bölü­münde de biraz bu duruma rastlanır. (Göstergebilim İlkeleri)
Estetik bir ürün değil, anlam aktarıcı bir kılgıdır;
bir yapı değil, bir yapılanmadır;
bir nesne değil, bir çalışma ve bir oyundur (Göstergebilimsel Serüven)
Yine de annemin bu fotoğraflarında her zaman kenara ayrılmış,saklanmış ve korunmuş bir yer vardı:gözlerinin parlaklığı. (Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler))

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/roland-barthes-kimdir-roland-barthes-kitaplari-ve-sozleri)