# Saki kimdir? Saki kitapları ve sözleri

> İngiliz Yazar Saki hayatı araştırılıyor. Peki Saki kimdir? Saki aslen nerelidir? Saki ne zaman, nerede doğdu? Saki hayatta mı? İşte Saki hayatı... Saki yaşıyor mu? Saki ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/saki-kimdir-saki-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-21T07:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-09-21T07:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/21/saki-kimdir-saki-kitaplari-ve-sozleri-317221.jpg

İngiliz Yazar Saki edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Saki hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Saki hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Saki hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Tam / Gerçek Adı: Hector Hugh Munro
Doğum Tarihi: 18 Aralık 1870
Doğum Yeri: 
Ölüm Tarihi: 13 Kasım 1916
Ölüm Yeri: 
Saki kimdir?
Edward dönemindeki toplum yaşamını kıvrak bir zekâ ve olağanüstü bir yaratıcılıkla betimlediği öyküleriyle tanınan Hector Hugh Munro; ''Saki'' takma adıyla tanındı. Myanmar'da doğan ''Saki'' iki yaşında, Devon'a teyzelerinin yanına gönderildi. İngiltere'de, anne ve babasından uzakta, terkedilmişlik duygusuyla; aman vermez iki teyzesinin gözetimi altında büyüdü, Munro soyadını köklü bir İskoç ailesinden, ''Saki'' takma adını iseHayyam'ın 'Rubailer'den aldı. Kızkardeşi Ethel'in tanıklığında, vasisi olan teyzeleri Augusta ve Carlota'nın itici insanlar olduklarını ve hayvanlara duydukları nefretin Munro'nun hayvanlara duyduğu sevgiden kaynaklandığınıBorges'ten öğreniyoruz: ''Munro'nun yapıtları, yalnızca varlıkları bile çevresindeki insanların hayatını zehir etmeye yeterli, yaşı geçkin, iğrenç, kendi istekleri doğrultusunda hareket eden insanlar ve dostlukları bir tür büyü olan hayvanlarla doludur."

Munro, üniversite öğrenimini İngiltere'de tamamladıktan sonra Myanmar'a döndü ve polis komiseri olarak çalışmaya başladı. Bir yıl içinde yedi kez sıtma nöbeti geçirmesi nedeniyle tekrar İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı. Londra'da gazetecilik mesleğine atıldı. Westminster Gazette için siyasal taşlamalar kaleme aldı. 1900'de ciddi bir tarih incelemesi olan ''The Rise of the Russian Empire'' adlı kitabı yayımlandı. 1902-1908 yılları arasında Polonya, Rusya ve Paris'te Morning Post'un dış muhabirliğini yaptı; 1908'de Londra'ya yerleşerek bu tarihten itibaren öykü ve skeçler yazdı. Bunları Reginald (1904), The Chronicles of Clovis (1912), Beasts and Super-Beasts (1914) başlıklı kitaplarda topladı. The Unbearable Bassington (1912) adlı romanında, huysuz ve uyumsuz ama sevimli bir kahramanın serüvenlerini anlattı. Borges'in deyişiyle, "Paris'te güzel yemeklerin tadına varmayı ve kötü edebiyatı küçümsemeyi öğrendi. 1914 yılında, kırk dört yaşında, İngiltere'nin Fransa'ya gönderdiği yüz gönüllü asker arasında yer aldı. Er olarak katıldığı savaşta, 1916 yılının kışında, Beaumont-Hamel saldırısında vurularak öldü. Son sözlerinin 'Put out that bloody cigarette!' (Söndür şu lanet sigarayı!) olduğu söylenir." 

Kozmopolit bir yaşam sürmesine rağmen tüm yapıtları melankolik bir çocukluk yaşadığı İngiltere'de geçen Munro, yaşamı boyunca çocukluk dönemini unutmadı ve bu dönemde yaşadığı onulmaz talihsizlikler yapıtlarına malzeme oluşturdu. Borges'e göre, bu olağandışı bir durum değildir: "Bilindiği gibi 'talihsizlik' sanatsal yaratımın öğelerinden biridir. Acı çektiği ve çok şey öğrendiği İngiltere, orta sınıfın en büyük uğraşısı olan can sıkıntısını tertiplemek ve sonsuza dek birtakım alışkanlıkları tekrarlamak demek olan Victoria dönemi İngiltere'siydi. Munro, İngilizlere özgü acı bir nüktedanlıkla o dönem toplumunu hicvetti..."
--reklam--
Saki Kitapları - Eserleri
Lady Anne Susuyor
İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar
Dayanılmaz Bassington
Hayatın Sınır Çizgileri
Kaderin Tazıları
Tobermory
Gabriel-Ernest
The Collected Short Stories of Saki
--reklam--
Saki Alıntıları - Sözleri
Kendi yargılarını, çevrelerindeki insanların görüş açılarına dayanarak oluşturma kolaycılığını benimsemiş kişilerdendi. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
"İhtiyar anneye gelince, bütün gün mutfakta ya da bahçede pinekliyor, Martha Pillamon'un aleyhine tehditler ya da ilençler savurup duru­yordu. Bu zayıf insan artıklarının son güç kırın­tılarını birbirlerini mutsuz etmeye adamalarında hem ürkütücü hem de acıklı bir yan vardı. Her şey düzenli ve simetrik bir çürüme içine gömülüp giderken, eksilmeyen bir güç ve yoğunlukla ayak­ta kalan tek şey nefretti sanki." (Lady Anne Susuyor)
"Aşk bitince, aşık bile hatırlamazmış ne olduğunu," diye söylendi Clovis ezberindeki bir parçadan. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
Bu dünyayı çekici ve ilginç bulmakta yaya kaldıkları için kendi bildikleri,hayal ettikleri ya da düpedüz uydurdukları "görünmeyen bir dünya"ya sığınan kişilerdendi. Çocuklar da böyle yapar,ama çocuklar kendi kendilerini inandırmakla yetinir, başkalarını da inandırmaya çalışarak hayallerini bayağılaştırmazlar. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
Gençler olmayacak şeylere heveslenirler, yaşlılarsa hiç vuku bulmamış şeyleri hatırlarlar. (Kaderin Tazıları)
...bir dil balığı yüzünden kendini tehdit altında hisseden bir denizanası gibi alıngan davranarak. (Dayanılmaz Bassington)
Birçok konuda farklı görüşlere sahip olmalarına karşın, küçük, taştan Ermiş'le İblis çok iyi geçiniyorlardı. Ermiş bi­raz modası geçmiş bir insan dostuydu; ona göre dünya 'iyi' idi ama daha da iyiye götürülebilirdi. Özellikle de korkunç yoksul olan kilise farelerine acıyordu. İblis ise dünyanın kö­tü olduğunu biliyor, dünyaya ilişmemenin daha iyi olacağı­nı savunuyordu. Kilise farelerinin işlevi yoksul olmaktı.
"Olsun," dedi Ermiş. "Gene de onlara çok acıyorum." "Tabii acıyacaksın," dedi İblis. "Onlara acımak da senin işlevin. Onların yoksullukları sona erse senin işlevin orta­dan kalkardı. O zaman da seni palas bir işe verirlerdi." (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
Sağlıklarının peşinden koşanlar, şan ve şöhretlerinin peşinden koşanlar ve sporseverler hep birlikte parkur boyunca koşuşturuyordu. (Dayanılmaz Bassington)
Tek başına konuşmak amma yine de haksız çıkmak çok büyük bir işkenceydi. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
Bilmemek ancak dinlememekten ileri gelebilirdi. (Lady Anne Susuyor)
''Boğucu bir sonbahar gününün solan ışığında Martin Stoner nereye gittiğini bilmediği çamurlu patikalar ve arabaların tekerlek izleriyle dolu yollar boyunca ağır ağır yürüyordu. İleride bir yerlerde deniz olduğunu hayal ediyordu ve ayakları sanki kararlı bir şekilde denize doğru yöneliyordu. Avcılardan kaçan geyiği son bir çabayla uçuruma doğru yönelten içgüdünün etkisi altında olmasa, niçin yorgun argın o tarafa doğru gitmeye çabaladığını açıklayamazdı. Kuşkusuz kaderin tazıları amansız bir kararlılıkla peşindeydi(...)'' (Kaderin Tazıları)
At gibi erkek ve ata binen erkek arasında büyük bir fark vardır, tıpkı iyi giyimli bir erkekle gösterişli kıyafetler seven erkek arasında olduğu gibi. (Dayanılmaz Bassington)
"Sana da çok acayip gelmiyor mu, eğer buradan taşınacak olursak ya da varlığımız şu dünyadan silinecek olsa, çevremizdeki insanların gözündeki namımız, evle birlikte bahçeyi her kim alırsa, doğrudan ona geçiverecek?" (Hayatın Sınır Çizgileri)
''(...)Yanındaki bankta, yüzünde artık başkalarını küçük görme işinde başarılı olamayan bir insandaki en son güven kırıntısı sayılabilecek cansız bir meydan okuma edası olan yaşlı bir adam oturuyordu. Giydikleriyle kılıksız sayılmazdı, en azından loş karanlıkta idare ettiği söylenebilirdi. Ama kimse onu yarım İngiliz altını ederinde bir kutu çukulata satın alırken ya da karanfil desenli bir düğme iliğine dokuz peni bayılırken hayal edemezdi. Kesinlikle çaldığı şarkıyla kimsenin dans etmediği o ümitsiz orkestralara aitti; yaktığı ağıt kimsede ağlama isteği uyandırmayan fani ağıtçılardandı.Ayağa kalkınca Gorstby onun aşağılandığını, kaale alınmadığı bir eve ya da uyandırdığı tek ilginin ücretini ödemekle sınırlı olduğu iç burucu bir otel odasına gittiğini hayal etti.Uzaklaşan gölgesi karanlıkta kayboldu(...)'' (Kaderin Tazıları)
Teyzeyle şeytanla konuşurmuş gibi konuşmak insana alışılmadık bir keyif veriyordu, ama Nicholas çocukça bir sezgiyle, böylesi keyiflere fazlasıyla damlanın iyi olmayacağını öğrenmişti. Çığlıklar atarak oradan uzaklaştı ve sonunda teyzeyi sarnıçtan kurtaran, maydanoz aramak için bahçeye giren bir mutfak hizmetçisi oldu.

#tavanarası (Lady Anne Susuyor)
" Müşterisinin sırtını, boynundan bel hizasına kadar, İkarus'un düşüşünü temsil eden göz alıcı bir resimle süslemeyi kabul etti. " (Lady Anne Susuyor)
Eğer sadece varlıklı değil, basbayağı servet sahibi isen,doğal olarak kötü niyet aranmaz yaptıklarında; kabahatine sadece sıkıcı bir hastalık gözüyle bakılır. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
İnsanın mutluluğu geçmişinden çok geleceğinde yatıyordu. (Dayanılmaz Bassington)
Aşk bitince, aşık bile hatırlamazmış ne olduğunu. (İnsanlar, Hayvanlar ve Yırtıcı Hayvanlar)
...insan, düşüncelerinde "İmkansız"a yer vermeyegörsün 1kere, imkânlar hemen hemen sınırsız görünüyordu... (Lady Anne Susuyor)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/saki-kimdir-saki-kitaplari-ve-sozleri)