# Tevfik El-Hakim kimdir? Tevfik El-Hakim kitapları ve sözleri

> Mısır'lı Yazar Tevfik El-Hakim hayatı araştırılıyor. Peki Tevfik El-Hakim kimdir? Tevfik El-Hakim aslen nerelidir? Tevfik El-Hakim ne zaman, nerede doğdu? Tevfik El-Hakim hayatta mı? İşte Tevfik El-Hakim hayatı... Tevfik El-Hakim yaşıyor mu? Tevfik El-Hakim ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/tevfik-el-hakim-kimdir-tevfik-el-hakim-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-12-16T02:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-12-16T02:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/12/16/tevfik-el-hakim-kimdir-tevfik-el-hakim-kitaplari-ve-sozleri-359235.jpg

Mısır'lı Yazar Tevfik El-Hakim edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Tevfik El-Hakim hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Tevfik El-Hakim hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Tevfik El-Hakim hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Tam / Gerçek Adı: Tevfik al-Hakim
Doğum Tarihi: 9 Ekim 1898
Doğum Yeri: İskenderiye, Mısır
Ölüm Tarihi: 26 Temmuz 1987
Ölüm Yeri: Kahire, Mısır
Tevfik El-Hakim kimdir?
Mısır'ın ünlü sanatkârı Tevfik el-Hakim, Arap Edebiyatı'nın en önde gelen ve en etkileyici yazarlarından biri sayılmaktadır. El-Hakim'in, Arap -özellikle de Mısır- kültürünün yanı sıra Batı tiyatrosunu da yakından tanımış olması, ona Arap Edebiyatı ile Çağdaş Dünya Edebiyatı arasında köprü vazifesi gören geniş bir perspektif kazandırmıştır. Tevfik el-Hakim'in bütün eserlerinde kadının etkisini görebilmek mümkündür. Onun ilgisi, daha çok kadınlarla ilgili hikâye ve destanlara ya da Mısır efsanelerine yönelik olmuştur. Tevfik el-Hakim, 1898 yılında İskenderiye'de dünyaya geldi. Babası, Mısır'ın kuzeyindeki eyaletlerden birinde yer alan Ed-Dilnecat Köyü'nde, bir adliye yargıcıydı. Geniş arazilere sahipti ve o bölgenin varlıklı çiftçilerinden biri olarak itibar görmekteydi. Aslen Türk olan annesi ise kendi aslı ve soyuyla çok iftihar ederdi. Bu nedenle annesi, Tevfik'i diğer çocuklardan ayrı tutuyor ve onlarla oynamasına izin vermiyordu. Belki de bu soyutlanma, çocukluk döneminde Tevfik'i kendi iç dünyasına yöneltmişti. Okumaya meraklı olan annesinin anlattığı ilk hikâyeler, onu cezb ederek ilgisini edebiyata çekmesine vesile olmuştu. Tevfik, ilk yıllarını ed-Dilnecat'ta geçirdi. Yedi yaşında iken Demnehur şehrindeki ilkokula gitti ve 1915 yılında, ilkokulu bitirdikten sonra babasının isteği üzerine Kahire'nin yolunu tuttu. Kahire'de, biri öğretmen diğeri ise teknik üniversitede öğrenci olan iki amcasının yanında yeni hayatına başladı. Başkentin renkli çevresi, onu sanat dünyasına çekti. Ud çalmayı öğrendi ve tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Tevfik, liseyi bitirdikten sonra yine babasının isteği ve desteği ile üniversiteye girdi ve hukuk tahsiline başladı. Öğrenciliğinin ilk yılları, Mısır halkının İngiliz sömürgeciliğine karşı başlattığı isyana denk geldi. Kendisi de halkın bu başkaldırısına fiili olarak destek verdi ve 1919 yılında tutuklanıp cezaevine gönderildi. Hapis yattığı günlerde hassas ruhunda birçok şey biriktirmişti. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra sanatsal gruplarla ve sanatkârlarla içli dışlı olmaya başladı ve bu sayede edebî yeteneğini her gün biraz daha geliştirdi. 1922 ve 1923 yıllarında yazdığı tiyatro eserlerinden Günümüzün Kadını (Today Women), Pahalı Misafir (Guest Dear Expensive) ve Ali Baba adlı eserleri, bir tiyatro grubu olan Akkaşe tarafından sahneye kondu. 1924 yılında babasının ısrarıyla, hukuk dalındaki doktorasını tamamlamak üzere Fransa'ya gitti. Paris'te geçirdiği dört yıl boyunca, babasının gönderdiği hatırı sayılır harçlığın da yardımıyla, vaktinin çoğunu tiyatro seyretmek, konserlere gitmek ve çeşitli edebî eserleri incelemekle geçiriyordu. Batı tiyatrosunun, eski Yunan kültürü ve dini efsanelerinden neşet ettiğini anladıktan sonra, eski tiyatro yazarlarını incelemeye koyuldu. 1920 yılında yaşadığı bir aşk macerasının da etkisiyle Küçük Penceresinin Karşısında Oturmuş (Devant Son Guichet) adlı tek perdelik piyesi yazdı. 1928 yılında ülkesine geri döndükten sonra Kahire adliyesinde göreve başladı. Bir yandan da toplum nazarında çok da önemli olmayan, yalnızca yüzeysel bir şekilde ilgilenilen ve muhtevadan yoksun olan tiyatro sanatını değiştirmeye karar vermişti. Batı tiyatrosunu da oldukça yakından tanıyordu. Avrupalı tiyatro yazarlarından Pirandelli, Metherlinck ve Bernard Shaw'ın tarzlarını çok seviyordu ve biliyordu ki, eski trajediler, o dönemlerde yaşayan halkın inanç ve ibadetlerinde kök salmıştır. Onun bu inancını yansıtan en önemli tiyatro eseri Mağara Arkadaşları (Ehlü'l-Kehf), 1933 yılında basıldı ve hızla başka dillere tercüme edildi. Bu eser, 1935 yılında, Mısır Millî Sanatkârlar Derneği'nin açılışı münasebetiyle sahnelendi. Ehlü'l-Kehf, tek Tanrı'ya inanan yedi kişinin macerasını anlatan bir dinî hikâyeden esinlenerek yazılmıştır. Bu kişiler, putperest halkın zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınmış ve orada uyuyakalmışlardı. Üç yüz yıl sonra kendilerine geldiklerinde, onlara zulmedenler yok olmuş ve her şey değişmiştir. Onlar, mucizelerini diğerlerine açıkladıktan sonra hayata gözlerini yumdular. Tevfik el-Hakim, bir yandan da Avrupai tarzda hikâye yazarak, Mısır halkını, özgürlüklerini elde etmeleri için teşvik etmeye çalışıyordu. Bu amaçla 1933'te yazdığı, Ruhun Dönüşü (Avdetü'r-Ruh) adlı eseri, Mısırlıların 1919'da gerçekleştirdikleri isyanı konu ediniyordu. Gali Şükri'nin de dediği gibi Ruhun Dönüşü adlı hikâyeyi, Çağdaş Mısır Edebiyatı döneminde, nasyonalist bir havayla sömürgeciliğe karşı yazılmış eserlerin başında saymak mümkündür. Tevfik el-Hakim'in 1934 yılında kaleme aldığı Şehrazad adlı tiyatro eseri, konusunu Bin Bir Gece Masalları'ndan almıştır. Fransız akademisyenlerinden George Lukent, bu eseri şöyle tarif eder:
"Bu esrarengiz başlık altında, o bildiğimiz şatafatlı ve süslü Bin Bir Gece Masalları'ndan eser yok aslında. Bu tiyatro eserinde Şehrazad, inci, gerdanlık ve süslü peçeler olmaksızın çekicidir. Özelliklerinin, adının veya şeklinin ne önemi var! O, kadın, talih, ilim ve yücelik suretinde tecelli etmelidir. O, bütün bakışların ona yöneldiği ve insani ihtirasların onda yok olduğu yüce ve aydınlık bir zirveden başka bir şey olamaz. Şehrazad bir kumul misali her zaman susuzluktan alev alev yanar ve hiçbir zaman suya doymaz." Bu eser 1936 yılında Fransızca'ya çevrildi ve 1955 yılında, bir komedi olarak Fransız tiyatrolarında sahnelendi. Tevfik el-Hakim, 1937 yılında "Köydeki Bir Savcı Yardımcısının Günlüğü" adıyla kaleme aldığı romanında, mizahi bir dille Mısır halkının günlük yaşamından örnekler sunar. Onun meşhur tiyatro eserlerinden bir diğeri de Süleyman Hekim'dir. Bu eserde, Süleyman peygamber zamanında yaşanan olaylardan, özellikle de onun güzel ve güçlü Seba Melikesi Belkıs'a karşı duyduğu ilgi ve aşktan etkileyici bir dille söz edilmektedir. Yul Braynır ve Gina Lollobrigida'nın oyunculuğuyla sahnelenen King Vidor'un, Süleyman ve Seba Melikesi adlı meşhur filmi, Tevfik el-Hakim'in bu eserinden derlenmiştir. Ölüm Şarkısı (Song of Death) adlı tiyatro eseri ise, doğu toplumlarında çokça hissedilen, insanların hastalıklı davranışlarını ve kirli ilişkilerini konu alan acı bir trajedidir. Bu eserin konusu kısaca şöyledir:
Mısır'daki köylerden birinde, bir kulübede yaşayan Asakir adlı yaşlı kadının kocası Süleyman Tahavi öldürülmüştür. Yaşlı kadın, kocasının kız kardeşi olan Mebruke ve oğlu Semida ile birlikte Kahire'den gelecek olan treni beklerken dakikaları saymaktadırlar. Çünkü Asakir'in oğlu bu trenle on yedi yıllık bir ayrılıktan sonra ilk kez vilayetine geri dönecektir. Annesi, oğlunun bunca yıllık ayrılığa bir son vermesini ve babasının kanını yerde bırakmamasını ümit etmektedir. İvan, babasının öldürüldüğü yıllarda yalnızca iki yaşındaydı. Annesi oğlunun canını kurtarmak için onu bir sepetin içine saklayarak geceleyin Kahire'deki akrabalarından birine göndermiş ve onlardan oğlunu bir kasabın yanına çırak olarak vermelerini istemişti. Böylece oğlu bu mesleğe alışacak ve en iyi şekilde babasının intikamını alabilecekti. Ama oğlu beklenilenin aksine El- Ezher Üniversitesi'ne gitmiş ve orada ilim öğrenmiştir. O, intikam alma düşüncesinde olmadığı gibi, içinde doğum yerini kalkındırma hedefini taşımaktaydı. İşsizliğin gücünü, cadde, köprü, baraj, okul ve hastane inşasına yönlendirerek hemşehrilerinin vakitlerini ahmakça düşmanlıklarla, işsizlikten ve hedefsizlikten doğan serseriliklerle geçirmelerinde mani olacaktı. Tevfik el-Hakim, yazarlığı boyunca halk türkülerine ve yerel efsanelere özel bir ilgi göstermiştir. Hey Sen Ağaca Çıkan! (ki bu isim bir çocuk şarkısından alınmıştır.) adlı tiyatrosunda her şey sembolik bir dille açıklanmaktadır. Bu eserde Bahadır Hanım adlı kadın, bütün ömrünü kırk yıl önce doğması gereken ama doğmayan kızına yeşil bir gömlek alabilmek için feda etmiştir. Bahadır Bey ise bütün vaktini bir ağaca bakmak için harcamaktadır. Bu ağacın dibinde yaşayan yaşlı bir kertenkele vardır. O başlangıçta bu kertenkeleyi öldürmeyi düşünür; fakat zamanla ona alışır ve onu sever. "Tevfik el-Hakim'in, bu eserde kullandığı semboller defalarca tahlil edilmiştir. Buna göre eserdeki doğmamış çocuk, 1919 yılında, kitlelerin ümitlerini uyandıran Mısır İnkılâbını simgelemektedir. Kadın, 1952'deki Abdu'n-Nâsır dönemine, ağaca bakan adam ise Mısır halkının, milli doğuşun gerçekleşmesi için, içinde taşıdığı ümit ışığına işaret etmektedir." Tevfik el-Hakim, 1936 yılında Taha Hüseyin ile tanıştı ve bu ikili birlikte, Bir Cadının Sarayı'nı kaleme aldılar. Bu eserde çeşitli edebî ve sanatsal meseleler tartışılmaktadır. El-Hakim, 1943 yılında devlet işinden ayrılarak vaktini yazmakla geçirmeye başladı. 1951 yılında Dr. Taha Hüseyin'in Mısır'ın Kültür Bakanlığı'na atanmasından sonra Tevfik el-Hakim de Millî Kütüphane Müdürlüğü'ne seçildi. O yıllarda şöhreti ülkesinin sınırlarını aşmış ve eserleri birçok dile tercüme edilmiştir. O, Arap tiyatro yazarlarının en başarılı ve en çalışkanlarından biri olarak kabul görmüştür.
Tiyatro eserlerine ilave olarak birçok makale, eleştiri ve hikâye de kaleme almıştır. Yazarın yukarıda zikredilmeyen eserlerinden, sanat ve yaşam arasındaki mücadeleyi konu alan Pygmalion, firavunlar dönemindeki eski Mısır efsanelerinden esinlenerek yazdığı Fzeys, Muhammed'in (S.A.V.) Serüveni, Aylak Sultan, Kurtuluş Yolu, Yaşamın Zindanı ve bir tiyatro eseri olan Edip Şehriyar'ı (eski Yunanlı tiyatro yazarlarından Sofokles'in meşhur eseri), burada zikretmek mümkündür. Tevfik, 1956 yılında Sanat ve Edebiyat Yüksek Şurası üyeliğine seçildi, ardından da 1960'ta UNESCO'nun Mısır temsilcisi oldu ve Paris'e gitti. Hayata gözlerini yumduğu tarih olan 1987 yılına kadar Sanat ve Edebiyat Yüksek Şurası'ndaki görevine devam etti.
--reklam--
Tevfik El-Hakim Kitapları - Eserleri
Trendeki Derviş
İzis
Sanat Üzerine
Asa ile Sohbetler
Şeytanın Vaadi
Bir Taşra Savcısının Günlüğü
Delilik Nehri
Gezegenle Sohbet
--reklam--
Tevfik El-Hakim Alıntıları - Sözleri
DEDEKTİF-Demek ki hiçbir şey yanlış çıkmadı. Yaptığımız her şey hakikatti.

HANIM-Tabii hakikatti. Hakikatti, çünkü olmuştu. (Trendeki Derviş)
Gerekirse bütün hayatım boyunca yürüyeceğim…
Tek başıma… (İzis)
Kalemim; yalnızca kayıt içindir savaş için değil.￼ (İzis)
Bir insanı tanımak istersen amacına ve aracına bakmak yeterlidir. (Asa ile Sohbetler)
“Yargılarınızın çoğu, hacim olarak büyük fakat belirlenmiş anlam bakımından boş kelimeleri söylemenizden kaynaklanır.”￼ (Gezegenle Sohbet)
- "Ayyaş ve karısı" masalını hatırlıyor musun ? Sevgilisine vermek için karısının mücevherlerini çalmıştı hani,sonra da karısına vermek için sevgilisinin mücehverlerini çaldı.
-Peki sevgilisi kimdi ?
-Karısı ! (Şeytanın Vaadi)
" Kültürün türü toplumun değişimine paralel olarak değişir mi? Ortada değişen bir şeyin ve değişmeyip sabit kalan bir başka şeyin olduğunda şüphe yok... O düşünsel ve sanatsal güzelliğin algılanışıdır." (Sanat Üzerine)
" Esasen şu çağımızın hakiki tarifi şudur: Bu, gücünün ortaya çıktığı atomun ve kudretinin farkına varan yığınların, insanlığın çağıdır." (Sanat Üzerine)
Suçlanan birisinin yalan söylemesini anlayabilirim;çünkü bu onun doğal hakkıdır. (Bir Taşra Savcısının Günlüğü)
"...yetenekli kişiler isteseler de seviyesizleşemezler." (Sanat Üzerine)
Her kalem taşıyan sihirbazdır… (İzis)
Dünya Meyhanesi'nde dans ederek ellerinde kadehlerle gelen üç garson vardı; gözlerinde ve dudaklarında insanın hoşlanmadığı gizli,alaycı gülümsemeler olurdu...
İçlerinden ilk gelen garson çocuktu; beş yaşında küçük bir çocuk...Onu Aşk diye çağırıyorlardı.İkincileri yetişkin bir erkekti; kırk yaşında bir adam... Onu da Şeytan diye adlandırıyorlardı.
Üçüncüye gelince onun yaşı yoktu,Ölüm diye bilinirdi ve Ölüm bu meyhanenin barmeniydi. (Şeytanın Vaadi)
“İnsan, arasında yaşadığı hayvanlar ve böcekler gibi başka varlıklara kıyasla gerçekten zayıf bir canlıdır. (Gezegenle Sohbet)
"Herkesten bana ne? Ben kendim hakkında konuşuyorum." (Trendeki Derviş)
“Yokluk vardır” demeniz yokluğun varlıklar dairesinin içine girdiği anlamına gelmektedir￼... Size göre yokluk, varlık dairesinin içine girdiği sürece varlığın sona erdiğinden nasıl söz edersin? (Gezegenle Sohbet)
"Çünkü, kurtuluş ânının sevinci eşsiz bir şey. " (Trendeki Derviş)
İnsan gerçekten daha iyi bir dünyaya doğru mu yürüyor? Yoksa daha iyi bir yarın düşüncesi, ufukları sonsuz olan hayat çölündeki seyrine devam etmesi zaruri bir serap mıdır? (Asa ile Sohbetler)
Hayvanların sorunları daha az komplekstir, çünkü dili daha sınırlıdır.
Hayvanlar isteklerini belirlerler, güçlerini de belirlerler. Hayvanların istekleri ile güçleri arasında bir uyum söz konusudur. (Gezegenle Sohbet)
"Edebiyatçı düşüncesini, üslubunu kitabın
ın göğsüne koyar ve daha sonra da kitabını rehberlik isteyene ışığını taşır halde, zamanda ve mekanda ilerlemeye terk eder. Edebiyatçının amacı mesajını insanlara ulaştırmaktır, kurumların amacı ise yığınları kazanmaktır. " (Sanat Üzerine)
Şikâyet etmemeniz hoşnut olduğunuzu göstermez. (Trendeki Derviş)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/tevfik-el-hakim-kimdir-tevfik-el-hakim-kitaplari-ve-sozleri)