# Val Plumwood kimdir? Val Plumwood kitapları ve sözleri

> Avustralyalı bir eko-feminist düşünür Val Plumwood hayatı araştırılıyor. Peki Val Plumwood kimdir? Val Plumwood aslen nerelidir? Val Plumwood ne zaman, nerede doğdu? Val Plumwood hayatta mı? İşte Val Plumwood hayatı... Val Plumwood yaşıyor mu? Val Plumwood ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/val-plumwood-kimdir-val-plumwood-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-29T09:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-09-29T09:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/29/val-plumwood-kimdir-val-plumwood-kitaplari-ve-sozleri-322727.jpg

Avustralyalı bir eko-feminist düşünür Val Plumwood edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Val Plumwood hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Val Plumwood hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Val Plumwood hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 11 Ağustos 1939
Doğum Yeri: 
Ölüm Tarihi: 28 Şubat 2008
Ölüm Yeri: 
Val Plumwood kimdir?
Avustralyalı bir eko-feminist düşünür olan Plumwood, ormanları koruma mücadelesine kendini adamış bir aktivisttir ve ormanda yaşamaktadır. Avustralya’da Kakadu Milli Parkı’nda bir timsahın saldırısına uğramış, fakat hayatta kalmayı başarmış ve yaşadığı deneyimi "Being Prey" (Av Olmak) adıyla yayımlamıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda makalesi yayımlanmış olan yazarın diğer eserleri şunlar: The Fight for the Forest(Orman Uğruna Mücadele, 1973), Environmental Culture: the Ecological Crisis of Reason(Çevre Kültürü: Aklın Ekolojik Buhranı, 2002).
--reklam--
Val Plumwood Kitapları - Eserleri
Feminizm ve Doğaya Hükmetmek
--reklam--
Val Plumwood Alıntıları - Sözleri
Platoncu feminizm en iyi ihtimalle “eleştirmeksizin eşitlikçi” feminizmdir, (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Kurtuluş mücadelesi olarak feminizm, tahakkümün tüm biçimlerini ortadan kaldırmaya yönelik daha geniş mücadeleden ayrı ve onun bir parçası olarak varolabilmelidir. Ataerkil tahakkümün ırkçılıkla ve gruplar üzerindeki dıger baskı biçimleriyle aynı ideolojik temeli paylaştığını, bu sistemler oldukları gibi kaldıkça ataerkilliğin ortadan kaldırılamayacağını anlamalıyız. (hooks 1989; 22), (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Geleneksel olarak kadın”çevre”dir; erkeğin kazanımlarının çevre ve koşullarını oluşturur, ama onun yaptıkları kazanımdan sayılmaz (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Kadınlar üzerindeki tahakküm elbette feminizmin tahakküm anlayışının merkezidir, ama bu aynı zamanda diğer birçok tahakküm biçimini de aydınlatabilecek olan sağlam bir kuram modelidir çünkü ezilenler genellikle hem kadınlaştırılmış hem de doğallaştırılmıştır. (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Tüm kadınlar empatik, anaç ve işbirliğine yatkın değildir. Bu erdemlerin çoğu gerçek bile olsa kadının yalnızca yakın çevresine karşı tutumuyla sınırlı olmuştur. Kadınlar ne diğer kadınları ille de kız kardeşleri olarak, ne de yeryüzünü ille de bir ana olarak görürler; kadınlar çatışmaya, tahakküm etmeye ve hatta yeri geldiğinde şiddet kullanmaya muktedirler. Batılı kadınlar altlarında buldozer, ellerinde testereyle doğaya saldırının ön cephesinde yer almamış olabilir ama çoğu destekçi taburlarda yer almış ya da dolaylı ve dolaysız pek çok yolla doğayı her gün yağmalayan tüketim kültürüne çoğu zaman bilinçsizce ama şevkle katılmışlar, bu kültürün başlıca simgeleri olmuşlardır. (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Nitekim ırkçılığın, sömürgeciliğin ve cinsiyetçilığın, kavramsal olarak beslendiği yer, cinsel, ırksal ya da etnik farklılıkların hayvanlara yakın sayılması ve bedenin rasyonalitenin* ve kültürün ölçütlerini karşılayamayan aşağı bir insanlık biçimi, aşağı bir alan olarak yorumlanmasıdır. (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Kadınlara mahsus her türlü farklılığı ve her türlü niteliği güçsüzlükle malûl görmek hatalı da olsa, güçsüzlük bazı kadınlık türlerinin bünyevi bir parçasıdır ve bazı özelliklerden koparılamaz. Kadınlara atfedilen nitelikler ya da alanlar arasında güçsüzlüğü gerektiren ya da bünyesinde barındıran örnekleri diğerlerinden ayırmak önemlidir. (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Toplumsal cinsiyette olduğu gibi farklılık tahakküm anlamına geliyorsa, kadınların farklılıkları olumlamaları, güçsüzlüğün nitelik ve özelliklerini olumlamaları demektir. Kadınların ahlaki akıl yürütmeye belli bir yaklaşımları söz konusu olabilir ama bu yaklaşım varolmasına hem izin verilen şeylerle, hem de verilmeyen şeylerle kurulmuştur. Materyalızmın bir anlamı varsa o da şudur: Kadınlar ne olmalarına ve ne düşünmelerine izın verilmişse o olmuş, onu düşünmüşlerdir. Bu da her ne ise kadınlara ait değildir ve tahakkümcüdür. (MacKinnon 1989: 51) (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
“Eğer tek bir servi ağacı gördüysen hepsini görmüşsündür” lafı, doğanın inanılmaz çeşitliliğine ve zenginliğine karşı genel duyarsızlığın bir ifadesidir; bu, doğadakı tüm varlıkları eksiklikleri, yani insan özelliklerinden yoksun oluşlarıyla birbirinden farksız görmektir. (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)
Kadınlar feministler olarak kadın kimliğinin edilgen alıcıları değildir; etkin olarak kadın kimliğini şekillendirir ve geleneksel anlamları karşısında kendilerini eleştirel bir biçimde konumlar, çoğunlukla da bu kimlikten tümüyle vazgeçmezler (Feminizm ve Doğaya Hükmetmek)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/val-plumwood-kimdir-val-plumwood-kitaplari-ve-sozleri)