# Wilhelm Hermann Jensen kimdir? Wilhelm Hermann Jensen kitapları ve sözleri

> Alman yazar ve şair Wilhelm Hermann Jensen hayatı araştırılıyor. Peki Wilhelm Hermann Jensen kimdir? Wilhelm Hermann Jensen aslen nerelidir? Wilhelm Hermann Jensen ne zaman, nerede doğdu? Wilhelm Hermann Jensen hayatta mı? İşte Wilhelm Hermann Jensen hayatı... Wilhelm Hermann Jensen yaşıyor mu? Wilhelm Hermann Jensen ne zaman, nerede öldü?

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/biyografi/wilhelm-hermann-jensen-kimdir-wilhelm-hermann-jensen-kitaplari-ve-sozleri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-09T22:00:02+03:00
- Güncelleme: 2022-07-09T22:00:02+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: BİYOGRAFİ
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/09/wilhelm-hermann-jensen-kimdir-wilhelm-hermann-jensen-kitaplari-ve-sozleri-265519.jpg

Alman yazar ve şair Wilhelm Hermann Jensen edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Wilhelm Hermann Jensen hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Wilhelm Hermann Jensen hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Wilhelm Hermann Jensen hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...Doğum Tarihi: 15 Şubat 1837
Doğum Yeri: Heiligenhafen, Holstein, Alman Konfederasyonu
Ölüm Tarihi: 24 November 1911
Ölüm Yeri: Münih, Alman İmparatorluğu
Wilhelm Hermann Jensen kimdir?

--reklam--
Wilhelm Hermann Jensen Kitapları - Eserleri
Sanrı ve Düş ''Gradiva''
Kadın ve Kertenkele
--reklam--
Wilhelm Hermann Jensen Alıntıları - Sözleri
Dünyaya kanarya gibi doğal bir özgürlük içinde gelip gelişmemişti. Doğduğu günden beri aile geleceğinin, eğitim ve önceden belirlemelerle etrafına yerleştirdiği kafesin içindeydi... (Sanrı ve Düş ''Gradiva'')
Dünyaya kanarya gibi doğal bir özgürlük içinde gelip gelişmemişti. Doğduğu günden beri aile geleceğinin, eğitim ve önceden belirlemelerle etrafına yerleştirdiği kafesin içindeydi... (Sanrı ve Düş ''Gradiva'')
Kanarya tutsak doğmuştu. kendi kafesinden başka şey görmemişti. ama yine de içinde bir şeylerin eksik olduğu duygusunu taşıyor, ötüşleriyle bu bilinmeyen şeye karşı içinin ezginliğini söylüyordu. ... Kendisinin de ne olduğunu kestirip belirleyemediği bir şey eksikti içinde. Düşünüp durmak da bu niteliğin ne olduğunu bulmakta bir işe yaramıyordu. Açık bahar havasından, güneşin ışınlarından. belli belirsiz buğulanmış ufuktan geliyordu bu izlenim. Bir karşılaştırma yaptı. Kendisi de. bir bakıma, demirlerin ardında bir kafesteymiş gibiydi burada. (Kadın ve Kertenkele)
Düşünde eski Pompei’deydi. Vezüv’ün patladığı 79 yılının yirmi dört Ağustosuydu. Gökler yok olmaya mahkum kenti kara bir duman mantosuyla örtmüştü;
(…)
Forum’un kıyısında Jüpiter tapınağının yanında öylece dururken ansızın biraz ileride Gradiva’yı gördü. O ana dek kızın orada olduğuna ilişkin hiçbir düşünce onu harekete geçirmemişti ama ansızın her şey ona çok doğal geliyordu çünkü Pompeili bir kız olduğu için doğduğu kentte yaşıyordu ve Norbert’in çağdaşı olduğu konusunda da hiçbir kuşku yoktu. İlk bakışta onu tanıdı; taş model her ayrıntıyı çarpıcı bir biçimde görüntülemişti, hatta yürüyüşünü bile… Norbert istençdışı bir biçimde bu yürüyüşü “lente festinans” (dingince acele eden) diye tanımladı.
(…)
Sonra eğer kız bir an önce kendini korumazsa genel yıkımın onu da yok edeceğini ansızın ayrımsadı ve şiddetli korku onu bir uyarı çığlığı atmaya zorladı. Kız da çığlığı işitmiş olsa gerekti çünkü başını Norbert’e doğru çevirdi; yüzü bir an için tam olarak göründü ama yine de olup biteni anlamamış gibi bir ifadesi vardı ve adama daha fazla dikkat etmeksizin daha önce gittiği yönde ilerlemeyi sürdürdü. Aynı zamanda yüzü sanki beyaz mermere dönüşüyormuş gibi daha da soluklaştı; tapınağın revağına doğru basamakları tırmandı, tam sütunların arasında bir basamağa oturdu ve yavaşça uzanıp başını bir basamağa koydu. Şimdi çakıllar öylesine kütle halinde yağıyordu ki tümüyle mat bir perdeye dönüşmüşlerdi; yine de kızın arkasından koşan Norbert onun gözünün önünden kaybolduğu yeri bulmayı başardı; orada çıkıntılı çatı tarafından korunan geniş basamağa sanki uyumak için uzanmıştı ama artık solumuyordu; besbelli kükürt dumanlarıyla boğulmuştu. Vezüv’ün kızıl alevleri kapalı gözleriyle tamamen güzel bir heykele benzeyen yüzünü aydınlatıyordu. Yüzünde ne korku ne bir çarpıklık vardı; yalnızca hatlarında garip bir vekar, kaçınılmaza dingince bir boyun eğiş görünüyordu.
(…)
Küller önce gri tülden bir peçe gibi yüz çizgilerinin üzerine yayıldı, sonra yüzünün son ışıltısını da söndürdü ve hemen sanki kuzey ülkelerinin kış karları gibi tüm bedenini yumuşak bir örtünün altına gömdü. Dışarıda Apollo tapınağının sütunları dikiliyordu ama şimdi yarılarına kadar kül yığınlarının içine gömülmüşlerdi. (Sanrı ve Düş ''Gradiva'')
Kanarya tutsak doğmuştu. Kendi kafesinden başka bişey görmemişti. Ama yine de içinde bir şeylerin eksik olduğu duygusunu taşıyor, ötüşleriyle, bu bilinmeyen şeye karşı içinin ezginliğini söylüyordu. (Kadın ve Kertenkele)
''Her psikanalitik tedavi bastırılmış aşkı özgürleştirme girişimidir.'' (Sanrı ve Düş ''Gradiva'')
"Hayata dönmesi için ölmesi mi gerekir bir insanın?" (Kadın ve Kertenkele)
Sizler için, bir kimsenin yaşaması için, ilkin ölmesi gerekir. Ama siz arkeologlar için zorunlu bir şey olmalı bu. (Sanrı ve Düş ''Gradiva'')

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/biyografi/wilhelm-hermann-jensen-kimdir-wilhelm-hermann-jensen-kitaplari-ve-sozleri)