Bugünleri tezgahlayanlar, herşeyi yarım asır önce planlamış!

Türkiye’nin dört bir yanını saran alevler yüreğimizi de yangın yerine çevirdi.

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

Geleceğimiz gözlerimizin önünde küle dönüşüyor.

Elimiz kolumuz bağlı bir şekilde izlemekle yetiniyoruz.

Ülkemiz adına güzel hayaller kurulurken, doğayı tahrip eden yangınlarla, korktuğumuz bir kez daha başımıza geliyor.

Havalar ısındı mı yangın tehlikesi başlar.

Ne kadar önlem alınırsa alınsın bir işgüzarın ihmali ile ciğerlerimiz bir kıvılcıma kurban gidiyor. 

Ormanlarda ve ormanlar için risk sayılan bölgelerde ateş yakılmasına asla izin verilmemeli, göz yumulmamalı ve sigaranın bile içilmesine izin verilmemelidir.  

Yangın çıkma olasılığının yüksek olduğu bu dönemlerde, ormanlarda acil müdahale için teknik donanım artırılmalıydı. Çünkü ormanlarımızın kendisi kimse farkında olmasa da bir yangın topu hükmünde.

Aslında bugünleri tezgahlayanların planı yarım asır önce devreye alınmıştı.

Biliyorsunuz bir çok haber de okumuşsunuz ya da izlemişsinizdir.

“Alevler metrelerce yükselebilen ve rüzgârın etkisi ile 300 metreye kadar gidebilen alevli kozalaklar yangının büyümesine sebep oluyor.”

Orman yangınlarında, kozalaklar, sıcaklığın etkisiyle patlayıp adeta “alev topu” gibi çevreye dağılarak, yangının yayılmasını hızlandırıyor.

İşte tam da bu kozalaklar konusunda uzun süre önce okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aşılanmamış zeytin ağacı olan “delice” üzerine yazılan bir yazı.

1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istiyor.

O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı vardı:

Kömürler İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen "delice" ağacından elde edilmesi isteniyordu.

İstek dönemin Hükümeti tarafından yüksek getirisinden sevinçle karşılanıyor, ülkemizde bol miktarda bulunan delice kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu.

Görgü tanıklarının anlattıklarına göre, limanların üzeri gemi yüklemeleri sebebiyle kara bir bulut ile kaplanıyor göz gözü görmüyordu! 

O yıllarda Ankara’da görev yapan ABD Ticaret Ataşesi, dönemin Dışişleri Bakanı’na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını soruyor. 

Aldığı cevap, getirisinin önemli olduğu, nerede kullanıldığının Türkiye’yi ilgilendirmediği şeklinde oluyor. Bunun üzerine ataşe konuyu kendisi araştırıyor ve otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyor. Bununla yetinmeyip ABD’de tanıdığı mühendislerden bilgi alıyor ve otoyolda kömür dolgunun bir yararı olmadığını öğreniyor.

Öğrendiklerini Bakan’a iletiyor, Türkiye’nin rahatsız olmadığını, gelirden dolayı memnun olduklarını söylüyor, konu kapanıyor...

Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye’ye oyun oynamışlardı.

Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısıdır ve ne tesadüf ki aynı yıllarda Türkiye margarinle tanışmıştır...

Marshall yardımlarıyla Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupa'ya götürüldü.

ABD bize bu ağaçların yerine milyonlarca kavak ve çam(çıra) fidanı verdi.

Kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklar başlattı.

Çam ağacı ise bildiğimiz yağlı çıra idi. Dağlarımıza ovalarımıza her yere diktik.

Hiçbir işe yaramayan bu ağaç, ülkemizin dağına bayırına dikilen saatli bomba oldular.

Bu ağaçlar yandığı zaman kozalakları patlayarak yanar halde 200 metre uzağa fırlamakta oradaki çam ağaçlarını da tutuşturmaktadır.

ABD’leri bizim gibi haini bol ülkelerin coğrafyasını çam (ÇIRA) ormanlarıyla dolduruyor, içimizdeki hainlerin sayesinde bir kibrit çakmasıyla 100 savaş uçağının verdiği zararı veriyorlar.

Şimdi soruyorum size devletimiz bu yanan ormanlarda çam ağaçlarının yerine zeytin, ceviz, badem, harnup, incir, sakız ağacı, defne, dut, ceviz, nar, vişne ve kiraz dikse hem bu ağaçlar kolay kolay yanmaz hem de köylümüze bir gelir olur.

Hala kampanyalara bakıyorum çam ağacı dikelim diyorlar. Araştırıp sormadan...

Bir tana akıllı yönetici, bir tane milli yönetici buna bir öncülük etse ne güzel olurdu…

Çam ormanları olduğu müddetçe Yangın riskinin yüksek olduğu dönemlere girildiğinde ormanlarda cam, cam kırığı temizliği yapılmalı. 

Alınan önlemlere rağmen risk yüksekse, ormanlara giriş çıkış yasaklanmalı. Eğer ormanla birlikte yaşamada sorunumuz var, ormanlar riskli dönemde insanlara kapatılabilmeli.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

  • Çok gereksiz ve anlamsız bir yazı..İlkokulda ki çocuklar bile coğrafya ve iklim ne demek biliyor..Beceriksiz liyakatsiz kriz yönetimini idare edemeyen ülkeyi ve ciğerlerimizi geleceğimizi yakan yöneticileri neden yazmıyorsunuz ?

Yorum Ekle