Çocuklarımızın eğitimi üzerine bir değerlendirme

Çocuklar çiçektir; onlara bakıldıkça gelişirler ve toplumsal geleceğimize özene bezene açılırlar.

Çocuklarınız, ailelerinin, daima yanlarında olacağını ve her sıkıntılarında onlara destek olabileceğinizi hissetmelidir. O zaman yüzlerinde güller açılır ve siz de, onların yüzlerindeki o mutluluğu hissedeceksiniz. Tersi durumda, onların yüzünde görülecek her bir mutsuzluk, sizin, onlara karşı görevinizi yapmadığınızın bir sonucu olduğunu bilmeniz ve hissetmeniz gerekiyor.

 Çocuklar, yaşama gözlerini açtıklarında, karşılarında örnek alabilecekleri kimseleri evde, aile bireyleri içinde arayacak ve bulacaktır. Örnekler iyiyse, o evin çocukları şanslı olacaktır; topluma adaptasyonu ve gelişmedeki reaksiyonu çok kolaylaşacaktır. Bu çocuklar, her konuda ve her alanda başarıyı yakalamaya aday olabileceklerdir.

Şayet örnekler kötü ise, o evdeki çocukların gelecekleri mayın tarlasına dönüşecek ve yaşamın her aşamasında o çocuklar çeşitli sorunlar yaşayacaklardır. Bu kötü örnekli sürece rağmen şayet çocukların şansları yaver gider de iyi bir okul eğitimi olanağı bulabilirlerse veya çevrelerinde iyi arkadaşlara rastlayabilirlerse, yaşam içinde karşılaşacakları sorunları azaltabilme fırsatına belki sahip olabileceklerdir. Yoksa yaşamın tüm zorlukları onları bekleyecektir.

 Bazen iyi bir arkadaş edinmek; bazen bir kitap okumak ile insanın hayatı değişebiliyor. Söyle arkadaşını, söyleyeyim seni, özdeyişi de boşuna söylenmemiştir.

Onun için, anne ve babalar, çocuklarıyla iyi arkadaş olabilmelidir. Unutmasınlar ki, ev bir okuldur ve eğitim, oradan başlar. Çocukların hal ve davranışlarını iyi izlemek ve onları doğru gözlemlemek gerekir. Eğer çocuğunuz, yanında parasının olmadığını bildiğiniz halde, dışarıdan bir şeyi eve getirdiğinde siz de onun, bunu nereden getirdiğini sorgulamıyorsanız; çocuğunuzun hırsızlık yaptığına göz yumuyorsunuz, demektir. Ya da,” bu ne güzel şeydir böyle; bulduğun yerde daha başka var mıdır acaba?” dediğinizde ise, kesinlikle çocuğunuzu hırsızlığa teşvik etmiş oluyorsunuzdur.

 Çocuklarınız kimlerle oturup kalkıyor, kimlerle dolaşıyor; yanlış alışkanlıkları var mıdır, yok mudur takip etmek, her anne-babanın görevi olmalıdır.

Çocuğunuza, nelerin iyi-kötü veya nelerin doğru-yanlış olduğunu ilk siz öğreteceksiniz. Bu basit bilgilendirme bile, çocuğunuzun tüm yaşamını etkileyecek bir rota olduğunu bilmeniz gerekir. Bunu bilmiyorsanız, önce kendinizi eğitmeniz gerektiğini size hatırlatalım.

Anne ve babaların görevleri hakkında, ilgili çevrelerden sorarak veya konuyla ilgili kitaplar okuyarak, çocuk eğitimi hakkında bilgi edinebilirsiniz/ edinmelisiniz. Unutmayalım ki, kendi çocuklarımızdan öncelikle kendimiz sorumluyuz, sorumlu olmalıyız ve kesinlikle sorumluluk almalıyız da.

 Toplum içindeki sosyal ve psikolojik sorunlardan onları koruyabilmek için onları doğru eğitmek; onlara yol gösterici olmak için bilgili ve donanımlı olmamız gerekiyor.

 Çocuğumuza özgüven duygusunu aşılamamız ve verebilmemiz için, onlara, kendilerinin tarafımızca sevildiğini, onlara değer verdiğimizi ve onları önemsediğimizi bilmeleri gerekir.

Onların, ne oranda ve ne zaman sorumluluk alabileceklerini bilmeli ve onlara, yeri geldiğinde sorumluluk alma şansını verebilmeliyiz. Bu gibi durumlarda da, çocuklarımızın başarıları olduğunda, onları takdir ederek ve överek motive etmeliyiz ki, başarılarına başarı katabilsinler.

 Çocuklarımızı, cezalandırmak yerine, onları doğruya teşvik edici öğütlerle bilgilendirmek daha doğrudur. Onları, başkalarıyla yarıştırmak ise, olumsuz etki gösterir.

Unutmayacağımız bir diğer nokta da, hiçbir zaman, onlara aşırı sevgi, aşırı korumacılık, aşırı hoşgörü göstermemeli veya onlara aşırı disiplin uygulamamalıyız. Bu tür aşırılıklar, onlara zarardan başka bir şey vermez. Her şeyin itidallisi daha olumludur.

İşte çocuklarınızla ilgilenmezseniz, ne yazık ki, zamane başıboş çocukları olan; ballycilerin, tinercilerin, çakmak tüpü içicilerin veya hırsız vb. çetelerin tuzaklarıyla yüz yüze kalırlar ki, onları, oradan alıp, tekrar geri kazanmak, çok büyük çaba ve fedakârlıklar gerektirir.

Ayrıca, “madde bağımlıları” ve “sokak çocukları” nı, aileleriyle karşılaştırdığımızda, acaba hangisi daha çok suçlu çıkacak, sorgulayıp irdelemek gerekir. Öyle sanıyorum ki, bazılarının anne ve babaları, kendilerinden çok daha suçlu ve sorunlu çıkacaktır.

 Yani kısacası, öyle; “Yaptım, saldım çayıra; Allah kayıra..” mantığıyla sorumluluk olmaz! Allah, kayırmıyor işte; sen, kendi elinle çocuğunu, kurda, kuşa yem ediyorsun ve pişkince sorumluluktan kaçmış oluyorsun! Oysa ki, onların veballerini öncelikle sen taşıyorsun.

Anneler, babalar! Çocuğunuza sahip çıkın ve sorumluluklarını lütfen üstlenin! Unutmayalım ki, başkalarının, çocuklara karşı görev ve sorumlulukları, siz, onların ailelerinden sonra gelir.

Elbette ki, madde bağımlısı ve sokak çocukları da, tüm kurum, kuruluş ve toplum katmanlarını ilgilendiren ciddi ve çetrefilli bir sorundur. Sorun, özü itibariyle toplumsaldır ve her alanda var olan ihmal ve ilgisizliğin, bu toplumsal problemin oluşmasında, gelişmesinde ve büyümesinde mutlaka etkisi ve katkısı olmuştur.

Sonuç itibariyle, sorunun çözümü de toplumsal olmak durumundadır ve herkese görev düşmektedir. O çocuklar, bu toplumun çocuklarıdır ve toplumsal çelişki ve çürümüşlüğün sonuçlarıdırlar. Çocuklarımıza ne kadar sahip çıkabilirsek; onları, ne kadar sorumlu ve duyarlı yetiştirebilirsek, geleceğimiz de o derece güvenli ve sağlıklı olacaktır. Huzur içinde bir sevgi toplumu olabilmek bizim elimizdedir.

Lütfen sorumlu, duyarlı ve ilgili olalım.

NOT: Son intihar olayları, gençliğin toplumsal sorunlarına temel oluşturan, çocukluk dönemi eğitsel boşluklarının nedenlerine dönüp bakmamızı bize hatırlatıyor.  Gençlerimizin güçlü iradelere sahip olabilmeleri, çocukluk döneminde güçlü bir altyapı edinmelerine bağlıdır.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle