# HAK-İŞ çalışma hayatının gelecek 50 yılını masaya yatırdı

> HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından Ankara’da düzenlenen “Türkiye’de Çalışma Hayatının Gelecek 50 Yılı Çalıştayı”nda, çalışma hayatının geleceğine ilişkin 10 tematik başlık ele alındı.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/ekonomi/hak-is-calisma-hayatinin-gelecek-50-yilini-masaya-yatirdi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2026-10-20T17:33:12+03:00
- Güncelleme: 2026-10-20T17:33:12+03:00
- Yazar: ESRA ÜRÜNDÜ
- Kategori: EKONOMİ
- Ajans / kaynak: İLKHA
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2026/10/20/hak-is-calisma-hayatinin-gelecek-50-yilini-masaya-yatirdi-706801.webp

HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından “Türkiye’de Çalışma Hayatının Gelecek 50 Yılı Çalıştayı” Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Çalıştaya, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve akademisyenler katıldı.


Çalıştay kapsamında çalışma hayatının geleceği; adil gelir dağılımı, vergide adalet, kayıtlı istihdam, sosyal güvence, ücret adaleti, sendikal örgütlenme, eğitim, dijitalleşme ve sosyal devlet gibi 10 tematik başlık altında ele alındı.


Program, HAK-İŞ Eğitim ve Planlama Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sarıtaş’ın çalıştayın içeriği ve hedeflerine ilişkin genel bilgilendirmesiyle başladı.


Ardından HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan açılış konuşmasını gerçekleştirdi.


Programda ayrıca Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, İYİ Parti Tüm Sendikalar ve Kamu Çalışanlarımdan Sorumlu Genel Başkan yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Musa Öztürk, HÜDA PAR İktisat Başkanı Dr. Mehmet Şah Gültekin, DSP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Bektaş ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Utku Reyhan selamlama konuşmaları yaptı.


Açılış konuşmasında HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ olarak bu toplantı sıra dışı bir toplantı olarak tanımladıklarını söyledi.


Arslan, "HAK-İŞ'in 50 yıllık tarihi yürüyüşünün elde ettiği tecrübe, tarihi yürüyüşümüzde elde ettiğimiz müktesebatımız, 50 yıllık mücadelemizde elde ettiğimiz nitelikli ve niceliği önemli olan HAK-İŞ ailesinin dışarıdan, dış kurumlardan HAK-İŞ'in geleceği ile ilgili görüş ve önerilerini kıymetli buluyoruz. HAK-İŞ olarak gelecekteki 50 yıl ve geçmiş 50 yılla birlikte 100. yıl vizyonunu oluştururken sadece kendi tecrübelerimizi, kendi yaptıklarımızı, kendi gelecek hayallerimizi sizlerin öneri ve görüşleriyle de desteklemek ve güçlendirmek istiyoruz." dedi.  




"Türkiye'de adil bir vergi sisteminin olmadığını ifade etmek istiyoruz"


Türkiye'deki vergi adaletsizliğinden söz eden Arslan, şunları söyledi: "Bizim ülkemizde ne yazık ki bir dönem vergi iadesinin dışında (onlar da şu anda kalktığı için maalesef uygulanmıyor) çalışanlar vergiden düşeceği birkaç kalemin dışında hiçbir harcamasını vergiden düşemiyor. Bu gerçekten en çok vergi veren kesim olarak burada itirazlarımız başlıyor. İkincisi, vergi mükelleflerinin ailevi şartlarına göre vergilerin düzenlendiği Batı'da, örneğin Almanya'da bekâr bir işçi, evli bir işçi, çocuk sahibi bir işçi farklı vergi sistemler, farklı vergiler verilirken vergi istisnalarından yararlanırken ülkemizde işe yeni girmiş bir işçi ile emekliliği gelmiş bir işçi arasında vergi konusunda hiçbir fark söz konusu değildir.


Hem verginin aile yükümlülüklerine göre düzenlenmemesi, hem işçilerin, emekçilerin, ücretlilerin harcamalarının hiçbirini vergiden düşememiş olması, üçüncü olarak da son yıllarda vergi özellikle makaslarının daralması ve kısa zamanda işçilerin yüzde 20 vergi dilimine, yüzde 27 vergi dilimine, hatta bazı kurumlarımıza, bazı işletmelerimize yüzde 35 vergi dilimine girerek Ocak ayındaki ücretinin yüzde 20 civarında Aralık ayına geldiğinde düştüğünü görüyoruz. Bu vergi sistemiyle çalışanların gerçekten hem taleplerinin karşılanması hem de Türkiye'de adil bir vergi sisteminin olmadığını da biz ifade etmek istiyoruz. Elbette ki biz vergi vereceğiz, bir devlet vergi alır, bu konuda hiçbir itirazımız yok, verginin adil olmasını istiyoruz. HAK-İŞ çok kazananın çok verdiği, az kazananın az vergi verdiği bir sistemi öneriyor. Asla vergi vermeyelim demiyor. Bu konuda herhangi bir tereddütlümüz yok, ancak verginin bütün yükünü ülkemizdeki gelir vergisinin bütün yükünü, ağırlığını çalışanların üzerine inşa eden bu vergi sistemine itirazımız var."




"Ülkemizin, bölgemizin, küremizin bütün mağdur ve mazlumlarına HAK-İŞ'in borcu vardır"


Filistin meselesiyle ilgili Arslan, "Uluslararası dayanışma yine bu kriz dönemlerinde bu dayanışmamızın da altını çizmek istiyorum. Başta Filistin olmak üzere yeryüzünün pek çok bölgesinde yaşanan krizler, depremler, savaşlar, kıtlıklar, yoksulluklar, bütün bunlarla boğuşan insanlığa el uzatmak ve onlarla dayanışma içinde olmak HAK-İŞ'in temel görevlerinden bir tanesi. 2011 yılında genel kurulumuzdan çıkan karar ülkemizin, bölgemizin, küremizin bütün mazlumları HAK-İŞ'ten alacaklıdır. Ülkemizin, bölgemizin, küremizin bütün mağdur ve mazlumlarına HAK-İŞ'in borcu vardır. Bu sorumluluktan asla kurtulamayız. Biz bütün insanlık için bu mücadeleyi yapmak zorundayız. Deresinin rengi, konuştuğu dil, yaşadığı coğrafya, inancı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun insan olmak paydasında yeryüzünün bütün mazlumlarıyla, bütün mağdurlarıyla hakları elinden alınmış, yok sayılmış bütün insanlıkla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.  


"Varlığımızla birlikte Filistin davasına sahip çıkmaya devam edeceğiz"


Yeryüzünün en büyük sınav verdiği Filistin'de olmaya devam edeceklerini belirten Arslan, "Filistin'de sadece Filistinli kardeşlerimiz katledilmiyor, Filistin'de insanlık ölüyor, insanlığın vicdanı ölüyor. Biz Filistin'de olup bitenlere kayıtsız kalırsak insanlığımızın hesabını veremeyeceğimizi düşünüyoruz. O yüzden Filistin davasına yaklaşık bir asırdır Filistin'de olup bitenlere karşı örgütümüz kuruluşundan itibaren somut bir itiraz, somut bir karşı duruş ortaya koymuştur. 6 Eylül 1980 de Konya'da gerçekleşen Büyük Kudüs Yürüyüşü'ne katılmış bir organizasyonun sorumlusu olarak ifade ediyorum, varlığımızla birlikte Filistin davasına sahip çıkmaya devam edeceğiz." şeklinde belirtti.


"Uluslararası kuruluşlar maalesef işlevini ve sorumluluğunu unutmuştur"


Arslan, "Son dönemde bütün insanlığın göz önünde uluslararası kuruluşlar maalesef işlevini ve sorumluluğunu unutmuştur. Uluslararası hukuk yok sayılmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi katil Netanyahu'yu tutuklama kararı veren savcıyı görevden almıştır. Başta Amerika olmak üzere bu mahkemeyi tehdit etmiştir. Yine Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve pek çok kuruluş işlevini Filistin konusunda unutmuştur veya unutturulmuştur. Dolayısıyla biz Filistinli kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olurken ne yapacağımızı soruyoruz, ne yapabiliriz? Silahımız yok Tel Aviv'e doğrultacağımız, ekonomik gücümüz yok dünyadaki bir takım siyonist odaklara karşı mücadele edecek ekonomik gücümüz yok. Uluslararası üyesi olduğumuz konfederasyonun yeterli imkânları ve gücü yok. Peki ne yapacağız? Sadece televizyonlarda yaşanan vahşeti, soykırımı izleyerek ah vah ederek, gözyaşı dökerek bu sorumluluktan kurtulamayacağımızın farkındayız.


O zaman bir şarkıcının dediği gibi bir şey yapmalı, bir şey yapmalı, ne yapabiliriz dedik. Bütün gücümüzle konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımız 3 yıldır 7 Ekim ile birlikte dayanışma kampanyasını devam ediyoruz. 7 Ekim dedik ki kampanyamızla beraber yaklaşık 2 milyon dolarlık yaklaşık 70 küsur milyonu geçen bir maddi yardım kampanyasını HAK-İŞ olarak başardık. Bu gerçekten bizim için büyük bir onur. Yeterli mi? Elbette değil. Ama bunlarla beraber biz Gazze'de Batı Şeria'daki kardeşlerimizle dayanışmamızı artırmaya devam ediyoruz. Elimizden gelen ekonomik imkânlarımızı sonuna kadar kullanıp Gazze'deki kardeşlerimizle, Filistin'deki kardeşlerimizle dayanışma içerisinde devam ediyoruz." dedi.


"Filistin'in temsil edilmediği bütün platformlarda HAK-İŞ onları da temsil ediyoruz"


Uluslararası platformlarda HAK-İŞ Filistin'i temsil ettiğini belirten Arslan, "Uluslararası örgütteki yerimiz rolümüz gereği Filistin'in bütün platformlarda yer almadığı, kendilerinin temsil edilmediği bütün platformlarda HAK-İŞ onları da temsil yetkisine ve onları da temsil etme konusunda o kardeşlerimizden bizim üzerimize bir sorumluluk yüklendi. Dolayısıyla biz uluslararası toplantılarda sendikal hareketin uluslararası çalışmalarında aynı zamanda Filistinli kardeşlerimizle temsil ediyoruz. Orada olup bitenleri dünyaya doğru bir şekilde anlatmaya devam ediyoruz. Maddi yardımlarımızı sürdürmeye devam ediyoruz." diye konuştu.


"İnsanlığın sustuğu ve bir şey yapmadığı yerde HAK-İŞ olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz"


Sumud Filosu dünyanın sessiz kaldığı bu vahşete ve soykırıma karşı bütün insanlığın içinden gelen vicdan sahipleri bir organizasyon olduğunu belirten Arslan, "Bu yılda Somud 2'yi gerçekleştirdik. Yaklaşık 100 gemi 500'den fazla aktivistin yer aldığı Somud filosuna konfederasyonumuzun kararıyla Kadın Komitesi başkanımızla birlikte bu Somud filosuna katılma imkânını Rabbimiz bize nasip etti. Orada yaşadıklarımız, orada olup bitenleri insanlığın gözü önünde ayrıntılı bir şekilde ifade etmekten bile hicap duyuyorum. İnsanlığımızdan bizi utandıran, aslında utanması gerekenlerin utanması gerektiği yerde bizi insanlığımızdan utandıran uygulamaların muhatabı olduk. İnsanlık dışı bütün uygulamaların muhatabı olduk. İşkencenin, aşağılanmanın, hakaretin, tehdidin, her türlü bir şekilde psikolojik işkencenin yaşandığı günleri beraber gördük. Buradan şu sonucu çıkardık: Bizim yaşadıklarımız Filistinli kardeşlerimizin yaşadıklarının yüzde biri bile değil. Orada bir asırdır bir zulüm devam ediyor. İnsanlık yok ediliyor.


İnsanlığın bütün değerleri ayaklar altına alınıyor. Bize baktıkları şey şudur: Bizi biz dediğimizi bu siyonist katillerin dışında hiç kimseyi insan olarak görmüyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir yine uluslararası toplantıda bizim de yer aldığımız toplantıda bu siyonist katillerin temsilcisi kendi çocuklarından bahsediyor. Onlardan güzellikle bahsederken Avustralyalı bir sendikacı arkadaşımız şu soruyu soruyor. Sizin çocuklarınız ne kadar kıymetli sizin için evet, peki Gazze'deki çocuklar onlar insan değil mi deyince onlar hayvan diyor. İnanın bunu açıkça söylüyorlar. Bu katil sürüsü bizi kendilerinin dışındaki hiç kimseyi insan olarak görmüyor. Muameleleri de bize böcek muamelesi yaptı. O nedenle insanlığın sustuğu ve bir şey yapmadığı bir yerde HAK-İŞ olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz." şeklinde belirtti.


"Sumud misyonunu önemsiyoruz"


Sumud misyonuyla ilgili de Arslan, "Sumud'a gidişimiz. Sumud misyonunu önemsiyoruz. Dünyanın uluslararası kuruluşlarının hiçbir şey yapamadığı yerde vicdan sahibi insanların herhangi bir şeye mensup olmadan sadece insanlık adına yere düşürülmüş insanlığın vicdanını yeniden ayağa kaldırmak, insanlık değerlerine yeniden sahip çıkmak adına beş- altı kıtadan yola çıkan binlerce aktivistin tek amacı var. Bu zulüm, bu işkence, bu katliam ve bu soykırım sona ersin. Gazze'deki abluka kalksın. İnsani yardımların Gazze'ye ulaşmasının önü açılsın ve orada insanlığın yeniden ayağa kalkması için mücadele edenlerle biz beraberiz. Sumud'la birlikte olmaya devam edeceğiz. Sumud'a desteğimizi devam ettireceğiz. Türkiye Filistin'e Destek Platformu'nun bünyesinde HAK-İŞ olarak çok ciddi çalışmalara, çok ciddi faaliyetlere imza atıyoruz Allah'a çok şükür. Yönetim kurulumuzun ve sendikalarımızın desteğiyle 60 bin Gazzeliyetim'in önemli bir kesimini de temsil etmeye, onların haklarını vermeye çalışıyoruz. Mısır'da yapılacak okulların, Gazze'de yapılacak çadır okulların yapılmasına desteğimizi devam ettiriyoruz. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Ülkemizin de bu konuda daha fazla destek vermesini arzu ediyoruz. Yüzülerek söylüyorum Türkiye, Filistin konusunda devletinin bu kadar net bir şekilde Filistin konusundaki kararlılığı, desteği açık olmasına rağmen toplumuzdan yeterli desteği alamıyoruz. Biz hala Londra'da gerçekleşen mitingin sayısına Türkiye'deki en büyük mitingimiz o sayıya ulaşamadı. Toplum ciddi şekilde sadece ah vah ediyor, maalesef alanlara gelin dediğimizde gelemiyorlar." dedi.




"Ekonomi rakamlardan ibaret değildir"


Selamlama konuşmasında HÜDA PAR İktisat Başkanı Dr. Mehmet Şah Gültekin, Öncelikle Türkiye'nin çalışma hayatının geleceğini konuşmak, emeğin hakkını ve refahın adil paylaşımını değerlendirmek üzere böyle önemli bir çalıştayı düzenleyen HAK-İŞ Konfederasyonu'na teşekkür ediyorum. Bu toplantının hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Bugün burada yalnızca ücretleri, vergi oranlarını veya ekonomik göstergeleri konuşmak için bir araya gelmedik. Aslında insanımızın geçimini, ailelerimizin geleceğini, alın terinin karşılığını ve toplumumuzun adalet anlayışını konuşacağız. Çünkü ekonomi rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, sabah erkenden işine giden işçinin, ay sonunu getiremeyen, getirmekte zorlanan memurun, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan büyüğümüzün, siftah yapmayı bekleyen esnafımızın ve geleceğini kurmak isteyen gençlerimizin meselesidir." ifade etti.  


"Biz HÜDA PAR olarak önce insan, öncelik adalet diyoruz"


Gültekin, "Biz HÜDA PAR olarak siyaset anlayışımıza ekonominin merkezini insanı koymayı düşündük. Önceliğini ise adaleti koyuyoruz. Temel yaklaşımımız şudur: Önce insan, öncelik adalet. Kıymetli katılımcılar, bir ülkenin ekonomisi büyüyebilir, üretimi artabilir, teknolojisi de gelişebilir. Ancak bu büyüme toplumun geniş kesimlerinin sofrasına, cebine ve hayatına yansımıyorsa burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli sorunlar var demektir. Asıl soru yalnızca ne kadar ürettiğimiz değil, önceliğimiz ürettiğimizin refahının toplumun kesimlerine ne kadar yansıdığıdır. Emeğinin karşılığını alamadığı, ücretlerin daha maaşının eline almadan vergilendirildiği, temel ihtiyaçlarını karşılamak için harcadığı paranın önemli bir kısmı dolaylı vergilerle kaybettiği bir düzende adil refahtan söz etmek mümkün değildir. Vergi, devletin kamu hizmetlerini yerine getirmesi için gerekli bir kaynaktır. Ancak verginin kimden ve ne kadar ve hangi ölçüye göre alındığı da en az kendisi kadar önemlidir. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı, dar gelirlilerin omuzundaki yük hafifletilmelidir." dedi.


"Meclise asgari ücretle ilgili bir kanun teklifi sunduk"


Konuşmasının devamında Gültekin, şunlara vurgu yaptı: "Aynı zamanda aileyi esas alan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Çünkü aynı ücreti alan iki insanın geçim yükü aynı olmayabilir. Buradan HAK-İŞ Konfederasyonu aracılığıyla size ve kamuoyuna, meclise sunduğumuz bir kanun teklifinden de söz etmek istiyorum. Meclise asgari ücretle ilgili bir kanun teklifi sunduk. Asgari ücretle ilgili sunmuş olduğumuz kanun teklifi, asgari ücretin kesinlikle açlık sınırının altında olmaması gerektiğini ve en düşük emekli maaşının da en az asgari ücret kadar olması gerektiğini kanun teklifi olarak meclise sunduk. Yani hiçbir surette asgari ücretin açlık sınırının altına kalmamalı, en düşük emekli maaşı da asgari ücrete sabitlemeli teklifimizi meclise sunduk."


"Kamu kaynaklarının önemli bir kısmı faiz ödemelerine harcanmaktadır"


Gültekin, "Bir diğer önemli mesele de faiz yüküdür. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı faiz yükünü 2027 yılının bütçesindeki rakamları ifade ederek söyledi. Maalesef geçtiğimiz 10 ayda 2 trilyon değerinde faiz ödendi. Faiz yükü de oldukça önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Kamu kaynaklarının önemli bir kısmı faiz ödemelerine harcanmaktadır. İstihdama, eğitime ve sosyal desteklere daha fazla kaynak ayırma imkanımız varken faize kaynak ayrılmaktadır. Elbette bütün bunları başarabilmek için işçi, işveren sendikalar, kamu kurumları, siyasi partiler ve akademi arasında samimi bir istişareye ihtiyaç vardır. Farklı görüşlerimizi ortaya koymalı, ortak sorunlarımızı bu şekilde uygulanabilir çözümlerle ortaya koymalıyız." diye konuştu.  


"Vergide adalete sağlanmadan güçlü bir toplum dayanışması maalesef tesis edilemez"


Son olarak Gültekin, "Konfederasyonumuzun genel başkanının konuşmasında özellikle dile getirdiği kayıt dışı ve kayıtlı istihdamla ilgili son zamanlarda biliyorsunuz bir fon krizi ortaya çıktı. Bu fon krizi de ortaya şunu göstermiştir ki kayıt dışılıkta da kayıtlı istihdamda da eğer güçlü bir denetim mekanizması devreye sokulmazsa bunun üstesinden gelme imkanımız da maalesef yoktur. Adil paylaşım olmadan refah, emeğin hakkı korumadan sosyal barış, vergide adalete sağlanmadan da güçlü bir toplum dayanışması maalesef tesis edilemez. Bu duygu ve düşüncelerle çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Şahsım ve Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum." şeklinde konuştu.




Çalışma hayatı 10 tematik başlıkta ele alındı


Çalıştayın ilk oturumunda katılımcılar, çalışma hayatının geleceğine ilişkin belirlenen 10 tematik masada bir araya geldi.


Doç. Dr. Uğur Akkoç’un moderatörlüğündeki masada “Refahın Adil Paylaşımı ve Vergide Adalet”, Prof. Dr. Nagihan Durusoy Öztepe’nin masasında “Kayıtlı İstihdam ve Sosyal Güvence”, Prof. Dr. Mustafa Aykaç’ın masasında ise “İş, Gelir ve Ücret Adaleti” başlıkları ele alındı.


Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün yürüttüğü masada “Sendikal Hareketin Geleceği, Örgütlenme ve Sosyal Diyalog”, Doç. Dr. Sezai Öztop’un masasında “Eğitim, Beceriler ve Nitelikli İşgücü” konuları değerlendirildi.


Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın yürüttüğü masada “Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Yeni Çalışma Biçimleri”, Prof. Dr. Mehmet Akif Özer’in masasında “Yeşil Dönüşüm ve Adil Geçiş” başlıkları gündeme alındı.


Doç. Dr. Ertuğrul Karakaya’nın masasında “Afet ve Kriz Dönemlerinde Çalışma Hayatı ve Küresel Dayanışma”, Doç. Dr. Mehmet Erdem Alagüney’in masasında “İnsana Yakışır Çalışma Perspektifinde İş Sağlığı ve Güvenliği” konuları ele alındı.


Prof. Dr. Ramazan Yelken’in yürüttüğü son tematik masada ise “Sosyal Devlet, Haklar ve Politikalar, Demografik Dönüşüm” başlığı değerlendirildi.


Gün içinde tamamlanması planlanan çalıştayda, Türkiye’de çalışma hayatının önümüzdeki 50 yılına ilişkin farklı başlıkların ele alınması ve bu alanlarda görüş ve önerilerin ortaya konulması hedeflendi.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/ekonomi/hak-is-calisma-hayatinin-gelecek-50-yilini-masaya-yatirdi)