Gazetecilerden Türkiye'nin tek peygamber mezarlığına ziyaret

Gazetecilerden Türkiye'nin tek peygamber mezarlığına ziyaret
09 Ekim 2013 Çarşamba Saat 16:12 2

Mardin’de görev yapan bir grup gazeteci, Kur'an-ı Kerim'de isimleri geçen Hz. Zülküfl ile Hz. Elyesa peygamberler dâhil 4 peygamberin mezarının bulunmasıyla Türkiye'de tek olma özelliğine sahip Eğil ilçesini ziyaret ettiler.

           Diyarbakır kent merkezine yaklaşık 52 kilometre mesafede Dicle Nehri'nin hayat verdiği ve antik çağlardan günümüze kadar tarihin yapı taşlarını oluşturan birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Eğil ilçesi, Nebi Harun-i Asefi, Nebi Hallak, Nebi Harut, Nebi Zünnun, Nebi Hürmüz, Nebi Ömer ve Danyal ile Kur'an-ı Kerim'de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberlerin kabirlerinin bulunmasıyla eşsiz bir değere sahip.
          Daha önce bakımsız olan ancak valilik, kaymakamlık ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün koordinesinde restore edilerek yeni bir çehreye bürünen Ziyaret Tepe, camisi, yemyeşil dinlenme alanları ve ev sahipliği yaptığı değerleri ile ziyaretçilerine manevi bir hava sunuyor. Zülkifl ile Elyesa peygamberler, Nebi Harun ve Nebi Ömer'in mezarına ev sahipliği yapan Ziyaret Tepe bu özelliğiyle Türkiye'de tek olma özelliğine sahipken manevi huzuru arayan yerli ve yabancı ziyaretçilerle de dolup taşıyor.

Ziyaretçi akınına uğruyor

          Türk Telekom 2 Doğu Bölge Müdürü ve bir dönem Mardin'de Telekom İl Müdürlüğü görevini yapan Ahmet Alevcan'ın davetlisi olarak Diyarbakır’a giden Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Nezir Güneş, Başkan Yardımcıları Sabah-Star Temsilcisi Ekrem Arslan ve DHA-Habertürk Temsilcisi Kadir Üründü ile birlikte Eğil İlçesini ziyaret ettiler. 

         Gazetecilerden Kadir Üründü, Eğil’in Türkiye açsısından önemli bir inanç merkezi olduğunu ancak tanıtım eksikliğinden dolayı gün ışığına çıkarılmadığını dikkat çekti. Üründü, çözüm süreciyle artık insanların gönül rahatlığıyla bölgeye geldiklerini belirterek, "Herhangi bir çekince besleyen veya kafasında endişe olan insanlara çok rahatlıkla diyebiliriz ki, bizim memleketimizin her tarafı cennet. Ama bu bölgemiz, yer altındaki manevi tapularıyla daha büyük bir cennet" diye konuştu.

          Üründü, Ziyaret Tepe'de peygamberlerin medfun olduğunu öğrenmenin sevincini yaşadığını belirterek, "Peygamberlerin metfun odluğu bir mekanda bulunmak olağanüstü bir duygu veriyor. Diyarbakır’ı sahabilerin diyarı olarak biliyorduk ancak aslında sahabilerin yanında aynı zamanda bir peygamber diyarıdır da Diyarbakır. Bu manevi ortam burada çok daha hissediliyor. Bunu yerinde görmek lazım. Biz de bunun için geldik, gördük. Buraları çok güzel de bulduk"şeklinde konuştu.
          Ekrem Arslan da peygamberlerin kabirlerini ziyaret etme şansı bulduğu için çok mutlu olduğunu belirterek, "Hamdolsun mevlam bizi gezdiriyor. Mevlam yaratmış, herşeyi güzel yaratmış" dedi. Arslan, dua ettikten sonra peygamberlerin huzurunda olmanın müthiş bir duygu olduğunu dile getirdi.

HZ ELYASA'NIN NAAŞI UYUR VAZİYETTE
          İlçeyi gazetecilere gezdiren Türk Telekom Doğu 2 Bölge Müdür Yardımcısı Ali Öztürk de,  ilçede, Diyarbakır salnamelerinde ismi zikredilen 4 peygamberin medfun bulunduğunu, ayrıca medfun bulunan 5 kişinin de halk arasında peygamber olduğuna inanıldığını anımsattı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile valiliğin desteğiyle Dicle Baraj Gölü'ne hakim tepede inşa edilen kampüste peygamber kabirlerinin bulunduğunu belirten Öztürk, ziyaret bölgesinde ismi Kur'an-ı Kerim'de zikredilen Hazreti Zülkifl ve Hazreti Elyasa ile Nebi Harun ve Nebi Ömer'in de bulunduğunu ifade etti.
         Kur'an-ı Kerim'de ismi zikredilen peygamberlerin mezarlarının daha önce baraj gölü altında kalmaması için 1995'de Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliğiyle, kaymakamlıkça oluşturulan komisyon eliyle yerinden alınarak tepeye defnedildiğinin kendilerine aktarıldığını anlatan Öztürk, "Defin sırasında heyet içinde bulunan Osman adındaki bir hoca Hz. Elyasa'nın naaşını uyur vaziyette olduğunu görüyor. Bu da 'Allah, toprağı peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram kılmıştır' hadisiyle irtibatlandırılmıştır" şeklinde konuştu.
          Ziyaret alanı içinde kabir ziyareti için özel alanların bulunuyor. Vatandaşların rahatça dinlenebilecekleri parkların yanında ayrıca vatandaşların ücretsiz, temiz bir ortamda kurbanlarını kestirebilecekleri mezbahane de bulunuyor. Vatandaşlar otopark ve diğer hizmetlere varıncaya kadar bütün ziyaretlerini ücretsiz gerçekleştirebiliyor.

         Gazeteciler, kabir ziyaretinden sonra Baraj Gölünde feribot gezisi ile su altında kalan Asur'lardan kalma Eğil Kalesinde incelemelerde bulundular. 


HER COĞRAFYAYA PEYGAMBER GÖNDERİLMİŞ
          Eğil’deki peygamberlerin kabirleri hakkında görüşüne başvurduğumuz Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Acar da peygamberler açısından İslam tarihinin en mukaddes beldeleri arasında en çok tanınan şehirlerin Kudüs, Şam, Mekke ve Hazreti Muhammed'in medfun olduğu Medine olduğunu hatırlattı.
"Tarihin her döneminde ve her coğrafyada tevhid inancını yaymak üzere görevlendirilen nebilerin, peygamberlerin olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü Allahü Teala Kur'an-ı Kerim'de 'hiç bir kavim yoktur ki onlara bir peygamber gönderilmiş olmasın' buyurmaktadır" diyen Prof. Dr. Acar, şunları kaydetti:
"Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen 25 peygamber var. Bunların bir kısmı zaten mezarlarının nerede olduğu bilinmiyor. Bilinenlerin çoğu da Filistin topraklarında. Çünkü çoğunluğu İsrailoğullarına gönderilmiş. Geri kalanı da Arap yarımadasında, Irak'ta, Suriye'de ve muhtemelen Anadolu'nun bazı bölgelerinde de özellikle Yukarı Mezopotamya'da hak dinini tebliğ ettiklerini biliyoruz. Örneğin Nuh peygamberin Cudi Dağı'na gemisinin indiği, mezarının da Cizre'de olduğuna dair çok sayıda rivayet var. Zülkifl ile Elyesa peygamberlerin mezarlarının Eğil'de olduğu kesin gibi ama onların dışında da peygamber oldukları rivayet edilen bazı şahısların makam veya mezarlarının bulunduğuna dair çoğunluğu Osmanlı dönemi kaynaklarındaki bilgilere rastlıyoruz. Peygamber sayısı bir de olsa iki de olsa buna iyi sahip çıkmamız ve tanıtmamız lazım."


EĞİL PEYGAMBERLER DİYARI
          Diyarbakır Eğil ilçesinde Hz. Elyesa, Hz Zülkifil peygamber ve Hz. Harun-u asefi(A.S) mezarları bulunmaktadır. 3 din için de bu peygamberler son derece değerlidir. Kur'an-ı Kerimde Enbiya-85'de Hz.Elyesa, Enbiya 85-86 ve Sad-48'de Zülkifl (A.S), Neml-18'de Harun Asefi veya Cebrail'den bahsedilmektedir. Eğilde türbelerin olduğu yerde iki peygamber yatmaktadır.Eğilde türbelerin olduğu yerde ikisi peygamberbiri peygamber katibi olmak üzere ziyaret edilen Üç mekan bulunmaktadır.Ayrıca ilçe girişine nebi Helak yatmaktadırHz. Elyesa ve Zülküfl peygamber, Harun Asefi ve yanında yatan teyzesinin çocuğu Ömer ibni Birican bulunmaktadır. Eğilde ayrıca nehir kenarında Elyesa peygamberin yeğeni Hürmüz, Eğile giderken dere kenarında Nebi Melak (Melik veya Helak),Eğilin tepesinde Kunak mevkiinde Nebi Hz.Zünün vardır.Detaylar en aşağıda Ek kısmında geniş olarak verildi.Ancak Enbiya süresi 87.ayette Yunus peygamberin diğer adının Zünun(balık sahibi) olduğu ifade edilmektedir.Bu durumda Eğilde kesin olarak 2 resulve 2 nebi vardır.Ancak yukarıda belirtilen isimleri nebi olarak sayanlar da vardır. Bu durumda resul ve 5 nebi rivayetleri de vardır.
Hz. Elyesa Aleyhisselâm İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyâs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderilmiş ve Mûsâ aleyhisselâmın dînini yaymakla vazîfelendirilmişti. İsmi Kur'ân-ı kerîmde bildirilmiştir.
          Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: (Yâ Muhammed!) İsmâil'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de hâtırla (kavmine anlat). Bunlar, hayırlılardan idiler. (Sad sûresi:48)
          Genç iken İlyâs aleyhisselâmın duâsıyla hastalıktan kurtulan Elyesa' aleyhisselâm, İlyâs aleyhisselâmdan Tevrât'ı öğrendi. Onun yanından ayrılmadı. İlyâs aleyhisselâmdan sonra, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak gönderildi. Azgınlık ve taşkınlı k yapan İsrâiloğullarını Allahü teâlânın dînine dâvet etti. İsrâiloğulları, ona inanmadıkları gibi, kendi aralarında büyük anlaşmazlıklara düştüler. Allahü teâlâ üzerlerine Âsûrluları gönderdi. İsrâiloğulları, Âsûrlulara esir olup, zelîl ve perişân b ir hayât sürdüler. Elyesa' aleyhisselâm vefâtına yakın, Zülkifl aleyhisselâmı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halîfe tâyin etti. (Taberî-Sa'lebî, Kisâî)Hz.Elyesah MÖ.1200 yıllarında yaşadığına göre Nebi Harun MÖ.800 aynı zamanda bunlar bölgeye geldikleri zaman bölgede Asurlular,Akadlar ve Babilliler ile güneyde eski medeniyetler hüküm sürüyordu.(Nusret Aydıniyarbakır-Eğil hükümdarları tarihi.s:45)
          Elyesa' (a.s.)'ın ismi Kur'an'da iki defa geçmekte (el-En'âm, 6/86 ve Sid, 38/48). Ahd-i Atık'te de Elîşa' seklinde zikredilmektedir (Ahd-i-Atık, I. Kırallar, XIX, 16, 17, 19). İslâm kaynakları ondan Elyesa' b. Uhtûb ismiyle bahsederler.
          Elyesa' (a.s.), küçüklüğünde kötürüm bir vaziyetteydi. O sırada İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. İlyâs, bir gün yahudilerin azgınlığından kaçarak dul bir kadın olan Elyesa'ın annesinin evine sığınmış, kendisini koruyan bu kadının kötürüm oğluna yaptığı dua kabul olunarak Elyesa' sıhhatine kavuşmuştu. Bunun üzerine Elyesa', Hz. İlyâs'a iman edip ona tâbı oldu, hizmetinde bulundu, her gittiği yere onunla birlikte gitti. Hz. İlyâs'tan sonra İsrailoğullarının ıslâhı ile meşgul olan, onlara va'z ve nasihatlerde bulunan Elyesa' (a.s.) Cenâb-ı Hak tarafından peygamberlikle görevlendirildi. Hz. Elyesa', hak dini tebliğ görevini var gücüyle yerine getirmeye çalışmasına rağmen İsrâiloğulları günden güne zıtıyorlardı.Tevhîd düşüncesini yerleştirdikten sonra ruhunun alınmasını niyâz eden Elyesa' (a.s.)'ın bu duası kabul olundu ve o, yerine halef olarak Zü'l-Kifl (a.s.)'ı bırakarak vefât etti.Diyarbakır'ın Eğil İlçesine yapılan dicle barajı nedeniyle, Hz. Elyasa (a.s) peygamberin turbesi sular altında kaldı. Baraja su toplanmadan önce Hz. Elyasa (a.s) alimler nezaretinde türbesinden alınarak Harun Tepesi'ne nakil oldu. Resimde görünen Hz. Elyasa (a.s) peygamberin sular altında kalan türbesidir.

          Hz. Zülkifil Nebi Aleyhisselam Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri. Kur'ân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "ismâil, idris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onlari rahmetimize soktuk. süphesiz onlar salih olanlardandi" (el-Enbiyâ, 21/85, 86).Âyette geçen "Zülkifl" adi degil lakabidir ve "nasib ve kismet sahibi" anlamina gelir. Fakat burada dünyevî zenginligi degil, onun üstün kisiligini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanilmistir. Onun gerçek adi hakkinda çok farkli rivayetler vardir. Yahudiler O'nun, israilogullarinin esâreti sirasinda peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur irmagi yakinlarinda bir bölgede yapan Hereksel oldugunu iddia etmislerdir. Âlimlerin bir kismi da onun Eyyub (a.s)'in kendisinden sonra peygamber olan Bisr adindaki oglu oldugunu söylemislerdir. Fakat bu görüslerin hiç biri kesinlik derecesine sahip degildir.Zülkifl (a.s)'in peygamber olmadigi söyleyenler olmussa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüs de budur (el-Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu'l-Meânî, Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'ân, istanbul 1991, III, 327).Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kissasini arzettikten sonra, peygamberlerinden bazilarini anmis ve onlari övmüstür. insanlari tevhide çagiran, Allah'in sevgi ve övgülerini kazanan bu peygamberden biri de, Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli söyledir:"Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshâk'i ve Yâkub'u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık. Onlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır. İsmâil'i, Elyesâ'i, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir" (Sad, 38/45, 46, 47, 48).Zülkifil Nebi (a.s) hangi asırda yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. 

          Asurlar döneminde hüküm sürdüğü tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır. Ergani!den başka Eğil'de de makamı bulunmaktadır. Irakta Kifl ilçesinde makamı vardır.Kur'an-ı Kerimde iki yerde Zülkifil adı geçmektedir. Birincisi Enbiya 85, "İsmail'i Elyasa'ı, Zülküfil'i de an hepsi hayırlı olanlardandır."Zülkifil adı "Büyük pay ve nasibe sahip kılınmış" manasındadır. Cenab-ı Allah kendisine hem peygamberlik hemde devlet yönetimini nasip etmiştir. Bu adı alması konusu kaynaklarda değişik şekilde geçmektedir.Nesefi Rh. O'nun İlyas (a.s) veya Zekeriya (a.s) yada Yuşa b. Nuh (a.s) olabileceği yönünde açıklamada bulunmuştur. Alusi Rh. Yüce Allah'ın Hz. Eyyüp (a.s) dan sonra oğlu Şeref (bazılarına göre Beşir)'i peygamber olarak göndermiş ve ona Zülkifil adını verdiğini belirtiyor. Celaleyn'de katliamdan kaçarak kendisine sığınan yüz peygambere kefil olduğu için bu adı aldığı yazılıdır. Başka bir rivayete göre Hilar düzlüğünde yapılan savaşta esir düşen taraftarlarına hayatı pahasına kefil olduğundan Zülkifil adını almıştır. Şa'rani Rh. Savaşa giden zamanın peygamberine vekalet ettiğinden bu adı aldığını belirtiyor. İbni kesir Rh. Bu peygamberin Elyasa (a.s) olduğunu kaydetmiştir. Bir rivayete göre Zülkifil (a.s) Elyasa (a.s)'ın amcası oğlu idi. İkisinin deEğil'de makamı vardır. 95 yıl yaşadı.Elyasa (a.s) bir gün kavminden ileri gelenlere hitaben "kim gecesini ibadetle gündüzünü halkın işlerini görmek, doğruluk ve adaletle hükmetmek, bu yolda sabredip öfkelenmemek üzere bana söz verebilir." Diye sordu. Yalnız Zülkifil (a.s) " Ben buna kefil olurum" diye cevap verdi. 

İkinci gün Elyasa (a.s) aynı soruyu sordu. Yine sadece Zülkifil (a.s) bu sorumluluğu kabul etti. Bunun üzerine Elyasa (a.s) Zülkifil (a.s)'ı kendisine vekil yaptı. O da Elyasa (a.s) adına halkı irşat eder. İlahi emir veya yasakları tebliğ eder ve yönetirdi. A. İbni Abbas Ra. : "Nebidir, devlet başkanlığı da yaptı."diyor.Elyasa (a.s)'ın vefatından sonra peygamberlik görevi kendisine verildi. Kendi adına hak din olan İslam'a yaptığı çağrı ve mücadelesi sonucunda putlara tapan Ken 'anileri Tevrat'a iman etmelerini sağladı. Ümmeti için yönetim merkezi olarak Ergani'yi seçti, yukarı Mezopotamya, Suriye ve Filistin'i idaresi altına aldı. Ameli ve sevabı iki kat idi. (F.Razi)Zülkifil Nebi (a.s) makamını 400 yıl önce yapıldığı 1936 'da türbe ve mescidi birinci genel müfettişliğinin emri ile yıktırıldı, çok kıymetli ve altın ve gümüş eşyalarla antika halıları, ayrıca Uzun Hasan' ın hediye ettiği Şamdanların bir kısmının Diyarbakır vakıflar idaresince İstanbul'a gönderildiği bir kısmının ise kaybolduğu söylenmektedir. (Ş. Beysanoğlu/ Diyarbakır'ın 1958 yılından sonra türbe ve mescit zaman zaman onarılıp bölümler eklenerek şimdiki durumuna getirilmiştir

NEB-İ HARUN (A.S) NEB-İ ÖMER (A.S) 

          Nebî Hârûn-ı Âsafî (a.s) Hârûn (a.s.), Hz. Musa (a.s.)'ın yardımcısı olarak İsrâiloğullarına gönderilen bir peygamberdir. Vefat ettiğinde 123 yaşında olduğu Kitab-ı Mukaddes'te zikredilmektedir. Vefat ettiği zaman Hz. Musa (a.s.) tarafından "Hor Dağı"nın tepesine defnedilmiştir."Hor Dağı"nın nerede olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, "Hor" kelimesinin Tevrat'ta, ilimizi de içine alan bölgenin ilk medeni ahalisi olan Hurri'ler için kullanıldığı bilinmektedir. Hz. Hârûn'un vefat ettiği dönemde İsrâiloğullarının arz-ı mev`ûda girmelerinin yasaklanmış olduğu, bu nedenle Hor Dağı'nın arz-ı mev'ûd dışında olması gerektiği, bu nedenle Eğil'de bulunan bu mezarın Hz. Musâ'nın veziri Hz. Hârun'a ait olabileceği düşünülebilir. Kaynaklarda bu mezar kaynaklarda Hârûn-ı Âsafî'ye nispet edilmektedir ki "Âsaf" kelimesi İslâm dünyasında vezir karşılığı olarak kullanılan bir terim olup Hz. Hârun (a.s.)'da Hz. Musa (a.s.)'ın veziri ve yardımcısı idi. Hz. Musa ve Hz. Hârûn (a.s)'ın bölgemizde bir dönem bulunduklarını teyit eden bir bilgi de, şehrin fethinden sonra Ulu Camiye çevrilen mabedin Hz. Musa (a.s.) zamanında yapılmış olduğu konusundaki rivayetlerdir: "Müverrih-i Rûm ve ger ukalâ-ı dûrbîn-i zevî'l-mefhûm cümlesi müttefiklerdir ki bu ibâdetgâh-ı atîk tâ Hazreti Mûsâ aleyhisselâmın zamân-ı sa'âadetlerinde binâ olunmuşdur". Hârûn-ı Âsafî (a.s.)'ın türbesi, Eğil İlçesi'nde, Nebi Harun Tepesi olarak bilinen tepenin üzerinde, Nebi Zülkifl Türbesi'nin yanındadır. Nebi Harun (a.s.)'ın kabrine, türbe müştemilatında bulunan mescid kısmından geçilmektedir.Türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında "Nebi (Peygamber) Harun Türbesi" adı ve 21.06.01/02 envanter numarası ile "Türkiye Kültür Mirasları" arasında kayıtlıdır. Nebî Ömer (a.s) Hz. Süleyman Peygamberin (a.s.) komutanıdır. Türbesi Nebi Harun Tepesi olarak bilinen tepenin üzerinde, Nebi Zülkifl Türbesi'nin yanında Nebî Hârûn-ı Âsafî (a.s) ile yan yana bulunmaktadır.



YORUMLAR :::

  1. MELİK
    06 Aralık 2014 Cumartesi Saat 12:46 CEVAPLA
    Allah ziyaretlerini kabul etsin
  2. mazlum
    28 Şubat 2014 Cuma Saat 08:18 CEVAPLA
    dualarınıza amin diyoruz...
    Biz de bir gide bilsek oralara...

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

GÜNCEL HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Derik'teki çatışmada bir asker şehit oldu

Derik ilçe kırsalında, PKK terör örgütüne yönelik [...]

1 gün önce...

3 Puanı Tek Golle Aldı

Mardin Büyükşehir Başakspor, evinde konuk ettiği V [...]

1 gün önce...

Büyükşehir eski belediye başkanı ile üç HDP'li başkan gözaltına alındı

Görevden uzaklaştırılan Diyarbakır Büyükşehir eski [...]

1 gün önce...

Derik'te üç PKK'lı etkisiz hale getirildi

İÇİŞLERİ Bakanlığı, Diyarbakır, Mardin ve Bitlis't [...]

1 gün önce...

Nusaybin'deki basın açıklamasına Türk bayraklı tepki

Nusaybin ilçesinde Barış Pınarı Harekatı'na tepki [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN


YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar