Göçerlerin sorunları, bakanlıklara iletildi

Göçerlerin sorunları, bakanlıklara iletildi
18 Ekim 2011 Salı Saat 12:29 0

Güneydoğum Derneği tarafından düzenlenen Göçer çalıştayına katılan Mardin 22. Dönem Milletvekili Nihat Eri, çalıştay sonucunun rapor halinde ilgili bakanlık ve kurumlara iletildiğini söyledi.

        Güneydoğum Derneği tarafından düzenlenen Göçer çalıştayına katılan Mardin 22. Dönem Milletvekili Nihat Eri, çalıştay sonucunun rapor halinde ilgili bakanlık ve kurumlara iletildiğini söyledi.

         Ankara’da 7 Ekim tarihinde düzenlenen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Şanlıurfa Valiliği, Siverek, Ceylanpınar Kaymakamlığı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Merkez Valileri, eski rektörler, eski Milletvekilleri ve Güneydoğum Derneği, Türkiye Gençlik Konseyi, Beritan Koop. Başkanlığı, Karacadağ Göçerleri ve Batman Göçer Derneği Başkanlığı yetkililerinin bir araya gelerek görüşmelerde bulundukları Güneydoğum Derneği'nin düzenlemiş olduğu "Göçerlerin Sorunları ve Yarı Yerleşik İskânları Çalıştayı" sonuç raporları yayınlandı. Ekim tarihinde Ankara'da TOBB Salonunda yapmış olduğumuz Göçer Çaiıştayının sonuç raporu ektedir.

          Konu ile ilgili bir açıklama yapan Nihat Eri, raporun başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmak üzere Çevre ve Şehircilik, Aile ve Sosyal Politikalar ile Kalkınma Bakanlarına da dosya halinde kendilerine verildiğini söyledi. Eri, “Sayın Bakanlara sunduğumuz dosyalarda ayrıca bu rapor kapsamında yer almayan ve Derneğimizin hukukçu üyeleri tarafından hazırlanan "Göçerlerin Yarı İskanları" ve "Karacadağın Özel Çevre Koruma Alanı" olarak ilan edilmesi ile ilgili gerekçeli yasa tekliflerimiz de ilave edilmiştir.Bu konular için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde  bir çalışma grubu oluşturuldu. Konunun takipçisi olacak ve sağlanacak gelişmeleri kamuoyu ile paylaşacağız.”dedi.

         Güneydoğum Derneği tarafından hazırlanan raporun tam metni ise siz okuyucularımız için aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

GÖÇER RAPORU

                                                                 7 Ekim 2011 / ANKARA

                          Güneydoğum Derneği      

Yaşam şartları da, üretimleri de daha iyi, daha kaliteli olsun

***

İnsanca yaşamak onların da hakkı

***

Göçer sorunları için en iyi çözüm,

yaşam şartlarının iyileştirilmesi

ve

yarı yerleşik iskânlarıdır

GÖÇERLERİN SORUNLARI VE YARI YERLEŞİK İSKÂNLARI ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

Düzenleyen: Güneydoğum Derneği

Tarih: 7 Ekim 2011

Yer: TOBB İkiz Kuleler (Dumlupınar Bulvarı No:252 Eskişehir Yolu 9. Km.06530 /ANKARA)

Başlama Saati: 14.00

Bitiş Saati: 19.00

(Çalıştayın görüntü ve ses cd’leri, ihtiyaç duyulması halinde tarafımızdan temin edilebilir)

Katılımcılar

(Katılımcılar, Bakanlıkları temsilen, Kurumları temsilen ve gönüllü katılanlar olmak üzere gruplandırılmış olup, hiyerarşi gözetilmeden listelenmiştirler)

 

Tarım Bakanlığı                      - Metin Türker            (Toprak Reformu Gen. Md. Yrd.) 

Kalkınma Bakanlığı                 - İbrahim Kuzu           (Yerel ve Kırsal Kalkın. D. Bşk.)

                                                - Özcan Türkoğlu       (Planlama Uzmanı)  

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı  - M. Ali Nakiboğlu      (Devlet Eliyle İskân Şb. Md.)

                                                - Yurdagül Saltık        (Ziraat Mühendisi)

Milli Eğitim Bakanlığı               - Sadettin Sabaz        (Müsteşar Yardımcısı)

Çalışma Bakanlığı                   - İbrahim Akın            (Dezavantajlı Gruplar Dairesi)                                         

Maliye Bakanlığı                      - Hasan Özaba          (Bütçe Gen. Md.lüğü, Daire Bşk)

***

Urfa Valiliği                               - Mehmet Can Hallaç    (Urfa Çev. Ve Şehir. Müd.)

Siverek Kaymakamlığı             - Mahmut Hersanlıoğlu  (Kaymakam)

Ceylanpınar Kaymakamlığı      - İlker Özerk Özcan      (Kaymakam)

GAP BKİ                                   - A. Mekin Tüzün          (Başkan Danışmanı)

                                                 - Serap Uzer                 (Koordinatör)

TİGEM                                      - İhsan Aslan                (Emlak ve İştirakler Dairesi Bşk.)

Harran Ziraat Fakültesi             - Dr. Kemal Yazgan

Dicle Ziraat Fakültesi                - Yrd. Doç. Dr. Songül Akın

***

Dr. Abdulkerim Gök                   - Şanlıurfa Milletvekili

Nihat Eri                                     - 22. Dönem Mardin Milletvekili (Güneydoğum Der.)

Öner Ergenç                              - 22. Dönem Siirt Milletvekili

Nuri Okutan                                - Merkez Valisi         (Eski Urfa Valisi)

Halil Işık                                     - Merkez Valisi         (Eski Adıyaman Valisi)

Prof. Dr. Mustafa Gündüz          - Çukorova Ün.        (Adıyaman Ün. Eski Rek.)

Sadberk Daşar                           - Güneydoğum Der.

Veysi Sayın                                - Güneydoğum Der.

Rıdvan Söylemez                       - Türkiye Gençlik Konseyi

Musa Yeşiltaş                            - Beritan Koop. Bşk

Eyüp Ağan                                 - Karacadağ Göçeri

Değerlendirme:

Şanlıurfa’da, Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile birlikte, birkaç kez yapmış olduğumuz, GAP’ta hayvancılık sorunları konulu çalışmalarımıza göçerleri de dahil etmiştik. Onlarla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Bir süre sonra, bizi, sorunlarının çözüm mercii gibi algılamaya başladılar ve kendi mekânlarına giderek onların yaşantılarını görmemizi istediler.

Bu arada gerek Şanlıurfa’da gerekse Siirt’te yaptığımız salon panelleriyle, göçerlerin sorunlarını işledik, çözüm önerileri üzerinde durduk. Şehirden şehre bu çalışmalar için uzanırken kendimizi göç yollarının içinde, göçer kafilelerinin arasında bulduk. Genel anlamda sorunlar ortak olsa da aşiretten aşirete, yöreden yöreye ya da göçerden göçere bazı farklılıklar içermektedir. Örneğin kimisi yarı yerleşik yaşam derken kimisi tam yerleşik hayatı düşünmektedir.

İlk olarak 17 Eylül 2010 tarihinde, kıl çadırda panel yapma fikriyle uzandık Şanlıurfa’dan Karacadğ’ın zirvesine.

Kitaplardaki kadarıyla dağarcığımızda yer alan ve zamanla puslanan bilgiler, merak, araştırma ve çalışmalarla, kitap yazabilecek kadar genişleyebiliyor. Mardin-Diyarbakır-Şanlıurfa üçgeninde yer alan Karacadağ, her üç ile de ayrı bir yamacıyla dahil olmuş.

Bu dağa epeyce aşinaydım ben aslında. Batman’da görev yapıyorken, memleketim Tarsus’a gidiş-dönüşlerimde bu dağdan geçerdi yolum. Ama kocaman kocaman volkanik taşlarla dolu bu dağın bu kadar muhteşem bir üretim potansiyeli olduğunun farkında değildim.

Kıl çadır paneli oldukça ilginçti ve çok ses getirmişti. Bu çalışmadan hoşnut kalan göçerler bizi mekânlarına tekrar tekrar davet ettiler.

İkinci kez 14 Mayıs 2011 tarihinde, Karacadağ’a gittiğimizde, mevsim artık yaz sayılmasına rağmen soğuk ve yağışlı bir hava vardı. Yerlerin çamur olması ve havanın soğuk, rüzgârın sert esmesi nedeniyle, Karacadağ Kayak Merkezinde bulunan kulübede toplandık. Çok sayıda insanın ayakta ve izdiham halinde toplandığı o kulübede, ortamdaki Devlet yetkilileriyle birlikte göçerleri dinledik, sorunlarını bir kez daha derledik.

Şimdi sıra bu sorunları ilgili makamlara taşımak, çözümü yönünde demokratik baskı uygulamaktaydı. Gerçi daha önceki her iki toplantının sonuç raporlarını da ilgili makamlara sunmuştuk ama hemen netice alınacak gibi gözükmüyordu. Dolayısıyla Ankara’da, bir göçer çalıştayı yapmayı planladık.

7 Ekim 2011 günü, Ankara’da, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliğinde bir “Göçer Çalıştayı”nı düzenledik. Son derece yoğun bir ilgiyle izlenen ve belirlenen süreye sığdırılamayan bir oturumda gerçekleşen çalıştayın oldukça verimli olduğuna inanıyoruz.

İlgili Bakanlıklar, Kamu Kurumları, Sivil Toplum Örgütleri, göçerler ve gönüllü kişilerin katılımcı olduğu çalıştayın, göçerlerle ilgili yaptığımız çalışmaların sonuncusu olması, bundan sonrasında devletin bu sorunun çözümü yolunda mesafe alması dileğiyle, bugüne kadar bu çalışmalarda emeği ve desteği olan herkes ve her kesime teşekkür ediyoruz.

10.10.2011

Duygu Sucuka

Güneydoğum Derneği Başkanı 

GÖÇER SORUNLARI

Karacadağ göçerleri

(Göçer Eyüp Ağan’ın sözleri)

·        Çocuklar Türkçe bilmiyor, %80’i okuma-yazma bilmiyor. Okul yarım kalıyor.

·        Göçerler artık yer bulamıyor. Devlet ya da başkalarının arazisi tapuludur.

·        İskân sorunu, yaylaklar sorunu, seyahat sorunları var.

·        Televizyon, buzdolabı nedir bilmiyorlar.

·        Yaylakların kirası çok yüksek.

·        Rehberleri, önlerine düşenleri, sorunlarını çözenleri yok.

·        Kışın, kışlaklara indikleri zaman hiç kimse onlara yer vermek istemiyor.

·        Yaylada yol yok, iniş çıkışlarda eziyet çekiliyor.

·        Süt toplama sorunu var, hayvanlarla taşıyorlar, süt tesisleri yapılmalı.

·        Şu an mevsim kışa doğru gidiyor, 20’den fazla ev yaylada, aşağıda yerleri olmadığı için inemiyorlar.

·        Koyun desteklemesi kuzular için veriliyor, anaları için verilmiyor.

·        Göçerlerin ellerinde bir meslek yok.

·        Bugün yağmur olsa, yaylada çadırlardakiler kayak merkezine, asfalta ulaşamazlar çünkü yol yok, her taraf çamur. Göçerleri kışın barındırın. Beritanlılara devlet yer verdi, barındırdı, onlara 50 dönüm de yer verdiler, bize de öyle bir şey yapsınlar.

***

(Beritan Kooperatifi Başkanı Musa Yeşiltaş’ın anlatımı)

Bingöl-Elazığ-Diyarbakır arasında yaşayan ve Türkiye’nin en büyük göçer topluluğu olan Beritan Aşiretinin 50 binin üzerinde nüfusu, 5 binin üzerinde ailesi vardır.

Göçebe olarak yaşayanlarda okuma yazma oranı %5 ile 10 arasındadır. Devlet tarafından yerleşik hayata geçirilmişlerde ya da kendi imkânlarıyla okuyanlarda bu oran kız ayrımı olmadan %100 dür. Göçer toplulukları iskân edildikleri zaman okuma yazma sorunu kendiliğinden çözülecektir.

Yerleşik hayat müracaatı sonucunda, 1975 yılından bu yana, 2009 da Elazığ’da 109, Diyarbakır’da 894 olmak üzere, bize toplam 1003 konut tahsis edilmiştir, o da karşılıksız değil, geri ödemelidir. Aksak bir uygulamaya rağmen Beritan Göçerleri diğerlerine göre daha şanslıdır.

Toplu mezarlığı olmayan tek topluluk göçer topluluğudur. Anne-baba ve dedelerimizin mezarlarını bilmiyoruz.

1934 yılında çıkan, 2006 yılında yenilenmesine rağmen 1934 yasasıyla aynı doğrultuda olan yasayla göçerler iskân edilmeye çalışılıyor. Bu doğru değildir. Yeni bir mevzuata, yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. 1934 yılındaki göçer 2010 yılındaki göçerle aynı konumda değildir. Ya bu yasayı kaldırın ya da göçeri kandırmayın. Türkiye’de birçok yasalar değişti, Anayasa değişti ama göçer yasası aynı kaldı. Göçer örgütlenmemiştir, gücü yoktur. Bu yasadan bile haberi yoktur, bu yasayı devlet ona öğretmelidir.

İhtiyaç fazlası bütün yaylaklar devlete aittir. Ama bunları şeyhler, ağalar, belediyeler kullanıyorlar, göçerlere satıyorlar. Bingöl’ün Bingöl yaylası para ödemeden kullandığımız tek yayladır.

Göçer desteklenmediği için hayvan sayısı gittikçe azalıyor.

Göçerlerin en önemli sorunları kışın kışlaklarının, yazın da yaylaklarının olmamasıdır.

Kışın kalınabilecek bir ev, ayrıca 40-50 dönüm tarla vererek devlet göçerleri desteklemelidir.

Göçerin kendi imkânlarıyla yerleşik hayata geçecek durumu yok. Adamın elinde 60-70-100 tane koyunu var, onunla da ancak çocuklarının geçimini sağlıyor.

***

GÖÇER SORUNLARINA ÇÖZÜMCÜL BAKIŞ

Ortada ciddi bir sorun var. En baştaki sorun kayıttaki sıkıntı. Tarımsal üretimde koşulların daha iyi bir hale getirilmesi için kayıt tutulması gerekir. Kaç hayvan olduğu, üretilen et-süt miktarının ciddi anlamda kayıt altına alınması gerekir.

Üniversiteler tarafından yapılan, çeşitli koyun ırkının nasıl ıslah edilebileceği, buna nasıl destek verilebileceği içerikli eğitim projelerine göçerlerin de dahil edilmesi gerekir. Bu da üniversitelere düşüyor.

Hasat zamanlarında Güneydoğu’dan diğer bölgelere işçi gönderiliyor. Bunlar için seyyar okullar yapılıyor. Bu seyyar okulların, göçerlerin, göç yollarında özellikle kış aylarında kurulması ve eğitimin aksamaması gerekir.

Avrupa ve Asya’da 12 bin çeşit bitki yetişir. Bunun 10 bin çeşidi ülkemizde, 8 bin çeşidi de Doğu ve Güneydoğu’dadır. Göçerlerin hayvanlarının otladığı alanlardaki doğal bitki örtüsü (florası) çok zengindir. Burada üretilen sütler de çok değerlidir.  Dolayısıyla göçerlerin ürettiği bu sütler, normal bir süt gibi değil de, özel biçimde reklam çabasıyla, özel pazarlama teknikleriyle çok daha iyi bir fiyata pazarlanabilir.

***

Göçerler örgütlü değiller, en büyük sorunları kooperatif kuramamak. Demokratik ve bilinçli kooperatifçilik yok, var olan da ağanın elinde. Devlet tarafından verilen desteklemeleri ağa alıyor. Uzun vadeli eğitim programları düzenlenmek suretiyle göçerlerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

***

Ceylanpınar Göçerlerinin Sorunları

Ceylanpınar göçerleri 30 yılın üzerinde Ceylanpınar’dadırlar ve buradaki sayıları 5000 civarıdır. Göçerlerin hepsinin kendine özgü, yaşadıkları bölge itibariyle değişik sorunları vardır. Göçerlerin Ceylanpınar’la ilgili özel bir sorunu var, bu sorun hukuksal bir sorundur. Bu hukuksal sorunun nasıl çözüleceği önemlidir. Göçerler “Ceylanpınar’da devlet işgalcidir, buralar bizim atalarımızın, babalarımızındır” diyor. Oysaki Devlet Üretme Çiftliğinin açmış olduğu davalarla vatandaş işgalci konumdadır. Ceylanpınar’da tapu meselesi var, şu anda %95’inin tapusu yok.  

Ceylanpınar’daki göçer sorunu, onların TİGEM arazisinde yerleşik olmaları ve orada işgalci konumunda olmalarıdır. Geçici ve mevsimsel bir iskân değil, kesin iskân istiyorlar. Bu konuda çıkan kanun uygulamaya değer bir sonuç vermiyor.

İlkel koşullarda yaşıyorlar, eğitim ve sağlık açısından önemli gelişmeler var ancak bunlar yeterli değil.

Et fiyatları yükseldiği için ekonomik durumları biraz iyi oldu. Bu vesileyle güneş enerjisi kullanan, arabaya binen, buzdolabı, televizyonu olan var, ancak önemli sosyal sorunları devam ediyor. Onların büyük bir kısmı yaşamlarından memnunlar.  2 sene önceki verilere göre nüfusun %90’ı okuma yazma bilmiyor.

***

Karacadağ Göçerlerinin Sorunları

Karacadağ’ın Urfa Göçerleri, yoğunluklu olarak Urfa’nın Siverek İlçesi sınırları içindedir. Karacadağ göçerleri için yayla yolları çok ciddi problem. GAP İdaresi tarafından yürütülen Entegre Kırsal Kalkınma projesi Urfa ili için Siverek ve Halfeti’de uygulanıyor. Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri ve hayvancılık potansiyeli yüksek olan Siverek’in, birçok alanda olduğu gibi hayvancılık alanında da çok ciddi sorunları, hizmet açığı var.

Sömürüyü engellemek adına kâğıtlar üzerinde kurulmuş kooperatiflerin takibi önemlidir. Birtakım kredi olanakları için kurulmuş gözüken bazı kooperatifleri çok üyeli gözükmelerine rağmen gerçekte öyle olmayabiliyor.

Hazine arazilerine evler yapılıp göçerlere verilebilir. Ancak göçerlerin böyle bir bakış açısı yok, bunu kabul etmiyorlar. Bunun sebebi, bize kışlak lazım demeleridir. Siverek Kaymakamlığı’nın kışlak olarak gösterdiği, rakımı en az 1400 metre olan yerlerde kışın hayvancılık yapılamayacağını ileri sürmeleridir.

Vatandaştan düzgün veriler toplanamıyor. Birtakım bilgiler sanki saklanıyor gibi. Önce bir tespit lazım. Hayvan sayısının bilinmesi lazım. Bu işin neticeye ulaşabilmesi için orada yaşayan göçer vatandaşların da yerlerini, her türlü bilgilerini doğru bildirmeleri gerekir. Bu önemli bir sorun. Gerçek veriler kayıt altına alınamıyor. Ne idare ne de vatandaş birbirinden bilgi saklamasa daha iyi olur.

Göçerler devletin temel hizmetlerinden yararlanamıyorlar. Meslekleri yok. Sadece hayvancılık yapmayı biliyorlar. Bazıları, devlet toprak verse, hayvancılığın yanı sıra tarıma da geçecekler. 300-500’e ulaşan hayvanlarını sağmak ve bu sütü peynire yağa döndürme, bu ürünleri pazarlama işi onların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için zorunluluktur. Ürünlerini pazarlama sorunları var. Kredi temin konusunda sorunları var. Çok soğuk hava koşullarında bile çadırlarda yaşadıkları için sorunları var. Kışın meralardan faydalanmak istiyorlar. Ovaya geldiklerinde ovadaki insanlarla sorunları var. Bebek ölümleri fazla, aşı hizmetlerinden yeterince faydalanamıyorlar. 

***

Göçer sorunu yönünden birkaç kritik ilin içinde Siirt de bulunmaktadır. Urfa’nın yanı sıra Siirt’in de göçer sorunu var. Göçer sorunu sadece Cumhuriyetin değil, Osmanlıdan beri olan bir sorundur. Osmanlı iskân politikasını bir argüman olarak değerlendirmiş. Sevdiklerini en iyi yerlere yerleştirmiş. Karadeniz’de bile kışlak, yaylaklar var ama orada göçer konusu yok, oradaki yayla sorunudur. Göçer konusunda karşımızda homojen bir yapı yok. Toroslardaki göçerlerin tamamı yerleşik hayata geçti.

Göçerlerin hayat şartları çok zor. Devlete bağlı olmalarına rağmen, devleti yeterince yanlarında bulamadıklarını düşünüyorlar. Belki sorunlarını çözmek zor gözüküyor ama birkaç basit uygulama yapılsa sorunlarının %80’i çözülmüş olur. Bazı sorunları yerel yönetimler bile çözebilir. Homojen bir yapı olmayınca yerel yönetimler kritik noktada duruyor sorun çözme konusunda.

Üretim potansiyeli yüksek olan o dağların, o yayların boş bırakılmaması, değerlendirilmesi gerekir.

Her sosyolojik grubun bir yaşam felsefesi vardır. Bu göçer gruplarının yüzyıllardır süren hayat tarzlarının iyileştirilerek devam ettirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de son yıllarda birikmiş sorunlar çözülüyor, bu sorun da gereği gibi sunulursa çözülecektir. Samimi göçer gruplarını belirleyip yerleşik hayata geçmek isteyenleri yerleşik hayata geçirmeli. Hem göçer hayatının devam etmesi hem de bunların hayatının kolaylaştırılması lazımdır. Hazine arazileri bu amaç için kullanılabilir. Ancak bazı şeyler o kadar kolay değil. Mesela elde hazır hazine arazisi Urfa’da yok. Ama bu yaratılabilir.

Yaylaları değerlendirebilecek bir mekanizma geliştirilmeli. Mera Kanununda, Köy Kanununda, Belediye Kanunlarında birtakım değişiklikler yapılabilir. Göçerlerin faydalanması eklenebilir.  Bu anlamda,

- Yaylalar göçerlerin mülkiyetine değil ama hizmetine sunulabilir.

- Kışlaklar için yer gösterilebilir.

- Sağlık, eğitim sorunları çözülebilir.

Göçerlerin temel sorunları, yarı yerleşik hale gelebilmeleri ve yaylakların bunlara açılmasıyla önemli ölçüde çözülebilir.

Kaybolan hayat tarzı yeni nesillerle birlikte tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu hayat tarzının, bu kültürün devam ettirilmesi için bunların hayat şartlarının kolaylaştırılması lazımdır.

***

Eğitimle ilgili sorunları çok fazla, bu anlamda mağdurlar. Eğitimde dezavantajlı kesimler. Çadır okullar kuruluyor. Milli Eğitim Bankalığı üzerine düşeni yapmaya çalışıyor ancak göçerlere yerleşik bir yer verilmelidir. Göçerlerin hayat şartlarının zorluğu çocuklarının eğitimini onlar için geri plana itiyor. Göçerliğin mutlak surette Türkiye’de devam etmesi lazım. Bölgede hayvancılığı ayakta tutan göçerlerdir, bu vesileyle onların isteklerine kulak verilmelidir.

***

Türkiye’de şu an 5 milyon hektar hazine arazisi var. Bunun 3 milyonu tarım yapılabilir özellikte, bunun da 2.5 milyonu kimin elinde belli değil, işgal altında. Hazine arazilerimiz bile darmadağın, meralarımız da aynı. Öncelikle toplulaştırma yapılmaktadır.  

Göçerler için neler yapılabileceği noktasında;

  1. Kışlak ve yaylakların belirlenip kapasite noktasında, rakamsal verilerin ortaya konması lazım. Kışlak ve yaylak verilmesini, bunların dağıtımını Tarım Bakanlığının yapması gerekir.
  2. Örgütlenme, Tarım Bakanlığının kontrolünde olmalı. Bakanlığın verdiği 64 çeşit destek var. Bu desteklemelerden faydalanmaları gerekir. Örgütlü olmadıklarından faydalanamıyorlar.
  3. Desteklemeler sadece hayvan desteklemesiyle kalmamalı, destekleme hayvancılık ürünlerine de yapılmalı.
  4. Entegre kırsal kalkınma projeleri yapılmalı. Bunun için de devletin elinde her türlü bilginin olması lazım. Gıda Bakanlığı, veri tabanları çalışmalarını başlattı, böylece eldeki bilgiler doğrultusunda destekler takip edilebilecektir.

Göçer kültürünün devamı yönünde bir toplantı yapılması lazım.

 

1934 yılında çıkarılan ilgili yasa, göçebeliği bitirecek olan, göçebeleri tam olarak yerleşik düzene geçirmeyi öngören bir kanun. Bu toplantılardan görüldüğü kadarıyla, göçerlerin tam yerleşik hayata geçmesi söz konusu değil. Mevzuatta yapılabilecek düzenleme göçebeliği bitirecek yönde değil de göçerlik yaşamını kolaylaştıracak yönde olmalıdır.

1980’li yıllarda, Sarıkeçili göçerleri Karaman’da istekleri doğrultusunda şehirsel iskân edildi, amaç hasıl olmamış ki, sonradan konutları bırakıp kendi hayatlarına döndüler.

Kanunda çok da doğru olmayan kısıtlamalar var.

Sonuç:

Göçerlerin hayat şartlarının ve sosyal yaşamlarının iyileştirilmesi;

kültürlerinin ve yaşam felsefelerinin yok edilmeden korunması;

yarı yerleşik hayata geçirilmeleri;

yaylak ve kışlaklarının olması;

sorunları çözmeye yetmeyen mevcut mevzuatın yeniden düzenlemesi;

yaşam alanları, yaşam biçimleri, çalışma koşullarının projelendirilmesi;

yönünde gerekli çalışmaların devlet eliyle yapılması beklentisi bu çalışmanın özüdür.



YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

ETKİNLİKLER HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Genç Çiftlerin hayalini süsleyen kampanya

Mardin’de açılışının ikinci yılını kutlayan bir ge [...]

10 saat önce...

Midyat’ta meydana gelen kazada 4 kişi yaralandı

Mardin’in Midyat ilçesinde hafif ticari aracın odu [...]

20 saat önce...

WhatsApp sohbetlerinde yeni dönem

Facebook'un bünyesinde bulunan mesajlaşma uygulama [...]

20 saat önce...

Dolarda yeni zirve!

Dolar kuru bugün ne kadar? (26 Ekim dolar - euro f [...]

20 saat önce...

Mangal Aşkı, Az kalsın mahalleyi yakıyordu

Derik ilçesinde bir apartmanın çatı katında mangal [...]

17 saat önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN