# Ahmet Altan'dan Başbakan'a sert eleştiri

> Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan köşesinde Başbakan Erdoğan'ın Uuldere olayıyla ilgili yaptığı açıklamaları sert bir dille eleştirdi. Altan Erdoğan için, ''Bu devletin zehrini yutan, milletiyle böyle konuşur zaten, korkutmaya çalışır, tehditler yağdırır, iftiralar atar'' dedi

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/ahmet-altandan-basbakana-sert-elestiri
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-01-04T20:20:14+02:00
- Güncelleme: 2012-01-04T20:20:14+02:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: GÜNDEM
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2012/01/ahmet-altandan-basbakana-sert-elestiri-3554.jpg

İŞTE AHMET ALTAN'IN O YAZISI:

Devlet yardakçılığı ve ahlak
Devletin
 içindeki zehri temizlemeden o devleti on yıl boyunca yönetmeye 
kalkarsan, o devletin en tepesine tırmanabilmek için kendi halkına 
arkanı döner, devletin yardakçılığına soyunursan, o zehir kaçınılmaz 
olarak senin damarlarına da akar.
Sen de zehirlenirsin.
Zehirlenmiş bir devletin zehirlenmiş bir parçası haline gelirsin.
O zaman başlarsın tehditlere, yalanlara, saptırmalara, iftiralara.
O yönettiğini sandığın devlet senin emrinde halkını bombalar, sen devlete sahip çıkarsın.
Bir özür bile dilemezsin.
Senin başbakanlığını yaptığın devlet bu ülkenin 35 çocuğunu bombalarla parçaladı.
Ya seni kendi yönetimindeki devlet tuzağa düşürdü...
Ya sen bile bile öldürttün.
Hangisi?
Biz
 senin “tuzağa düşürüldüğünü” düşünüyorduk ama sen bombacılara sahip 
çıkarak, gerçekleri halkından saklayarak, olayları saptırarak, “tuzağa 
düşmediğini” anlattın bize.
O zaman öldürülen çocukların hesabını ver.
“Devlet halkını bombalamadı” diye tepineceğine, devlet halkı nasıl bombaladı onu anlat.
O insanların ölüm emrini kim verdi?
Niye verdi?
“Tugay
 komutanımla konuştum” diyorsun, tugay komutanın sana “bir dakika 
başbakanım, sınır karakoluna bir sorayım, orada gerçek kaçakçılar var 
mı” demedi mi?
Demediyse niye demedi?
Niye bombardıman başlamadan önce durumu kontrol etmedi?
Sordun mu bunu o senin “tugay komutanına”?
Sen
 milletin bir parçasıydın işbaşına geldiğinde, devletin bu millete 
yaptıklarına karşı çıkıyordun, gidip milletinle konuşuyor, milletine 
danışıyordun, devletin suçunu saklamaya çalışmıyor, devletin suçlarını 
aydınlatmaya, engellemeye uğraşıyordun, şimdi devlet yardakçılığına 
soyununca sadece istihbaratçınla, generalinle, “komutanınla” 
konuşuyorsun.
Sorsana o köydeki insanlara o gece neler olduğunu.
Bak
 BDP Eşbaşkanı Demirtaş sormuş: “Son bir aydır her gün gidiyorlar. Son 
bir aydır karakol izin vermiş durumda. 50 ve 100’er kişilik gruplar her 
gün katırlarla gidiyorlar. 28 aralıkta öğlen saatinde devletin 
karakolunun önünden gidiyorlar. Kaç kişinin gittiğini karakol biliyor. 
İki yol var, ikisi de karakolun önünden geçiyor. Bunların hepsi tanık 
anlatımıdır. Alışverişini yapıyorlar, geri geliyorlar. Öğlen geçtikleri 
iki yol da akşam saatlerine doğru köyün girişinde askerler tarafından 
kapatılıyor. İlk köylü grubu köye girmek üzereyken onlara kılavuzluk 
yapan bir kişi ‘Askerler köyü kapatmışlar, bekleyin’ diyor. Askerler 
mallarına el koyarlar diye bekliyorlar.”
Sana “komutanların” bunları anlatmıyor, değil mi?
Anlatıyorlarsa da sen bize anlatmıyorsun.
Biz senin dün yaptığın konuşmadan Uludere ile ilgili ne öğrendik?
Hiçbir şey.
Bir sürü boş laf.
Manasız bir bağırış çağırış.
Bu devletin zehrini yutan, milletiyle böyle konuşur zaten, korkutmaya çalışır, tehditler yağdırır, iftiralar atar.
Senin
 “komutanların” bunları daha önce çok yaptı, şimdi onların yerine sen 
yapıyorsun, yaşadığımız “büyük değişim” bu oldu, gerçek generaller 
yerine “sivil postuna bürünmüş generaller” çıkıyor artık karşımıza.
Bize,
 o sınır karakolunun varlığından haberdar olduğu 35 çocuğu nasıl, neden,
 kimin emriyle öldürttüğünüzü anlatmıyorsun, o akşam sınır karakoluna 
neden danışmadığınızı anlatmıyorsun, danıştıysanız karakolun size 
gerçeği niye söylemediğini anlatmıyorsun, yanlış istihbaratın nereden 
geldiğini anlatmıyorsun, o istihbaratı neden “çek edemediğinizi” 
anlatmıyorsun, sen bize hiçbir şey anlatmıyorsun bu katliamla ilgili.
Bu çocukları niye öldürdünüz, bize bunu söyle.
Niye bir özür bile dilemediniz?
Bu
 umursamaz, aldırmaz, devlet yardakçısı hallerinizle bütün bir Kürt 
halkını da kurban haline getirdiniz, sadece o çocukları bombalayarak 
değil, o bombardımandan sonraki o korkunç umursamazlığınızla bu ülkeyi 
hiç kimsenin beceremeyeceği biçimde böldünüz.
Ölenler Türk askeri olsa o kürsüde öyle mi konuşacaktın?
Askeri
 sivilden, Türk’ü Kürt’ten üstün gördüğün için öyle konuştun, senin 
gibiler yıllardır öyle gördüğü için zaten bu ülkenin acıları hiç 
dinmiyor.
Yazık sana, şu düştüğün hale bak, milletin yiğidiydin, devletin oyuncağı oldun.
Bir
 de kalkmış hiç yüzün kızarmadan bizim gazeteye laf ediyorsun, “bizim 
gazetenin arkasındakileri, emelleri, amelleri biliyormuşsun”.
Bu 
gazetenin “arkasındakilerle”, gizli emelleriyle, amelleriyle ilgili ne 
biliyorsan dürüst bir adam gibi lafı dolaştırmadan açıkla.
Açıklayamazsın çünkü yalan söylüyorsun.
28 Şubat’ın andıççı generalleri gibi iftira atıyor, kendi ahlakından da hepimizi kuşkuya düşürüyorsun.
Değer miydi bir Köşk için bu zillete?
Değer miydi gidip devletin zehrini içmeye?
Bak sen de zehirlendin sonunda.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/ahmet-altandan-basbakana-sert-elestiri)