# Artuklu Akademisyeni de Başbakanı Hedef aldı 

> Artuklu Üniversitesi Akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Hidayet Şefkatli Tuksal, Başbakan ve oğlu Bilal Erdoğan’a ait olduğu öne sürülen ses kaydının herkes gibi kendisi için de ‘hüsran’ olduğunu bildirdi.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/artuklu-akademisyeni-de-basbakani-hedef-aldi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2014-03-01T19:22:40+02:00
- Güncelleme: 2014-03-01T19:22:40+02:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: GÜNDEM
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2014/03/artuklu-akademisyeni-de-basbakani-hedef-aldi--13882.jpg

10 yılda ortaya çıkan fark adına arkasında durmaya devam edeceği bir AK Parti’nin artık olmadığını kaydetti. Asılsız oldukları yönünde çok şiddetli açıklamalar yapılsa da ses kayıtlarını dinleyen herkesin bu kayıtların gerçek olabilecekleri yönünde kuvvetli bir kanaate sahip olmaktan kendisini alıkoyamadığını belirten Tuksal, “Hükümetin bazı üyelerinin birtakım yolsuzluklara bulaşmış olabileceği ihtimalini kabullensem bile, bant kayıtlarında dinlediğimiz türden bir rezaleti ne ‘Allah’tan korktuğunu’ iddia eden bir başbakana, ne de onun ‘dindar’ ailesine hiçbir şekilde konduramazdım. Ama ne yazık ki, şu andan itibaren benim için söz bitmiştir!” dedi.

 Hidayet Şefkatli Tuksal, serbestiyet.com sitesinde yayınlanan ‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti’ başlıklı yazısında yaşadığı hayal kırıklığını şöyle dile getirdi: “Bu pislikleri nasıl temizleyeceğini bilemediğim, hem kızıp hem acıdığım ve maalesef artık yolun sonuna gelmiş olduklarını düşündüğüm siyasetçiler vardır… Erdoğan ne kadar sevilirse sevilsin, ‘paralel yapı’ diye ne kadar bağırırsa bağırsın, sırtında bu ‘şey’lerin yüküyle yola devam etmesi imkânsız görünmektedir. Sahi, daha önceki kayıtlarda da, bu son kayıtlarda da, telaffuz edilmek istenmeyen kelimelerin bolluğu yüzünden ortaya bir ‘şey’ edebiyatı çıkmaktadır ki, bu ‘şeyler’ konuşmaların sahiciliğine olan delâleti kuvvetlendirmektedir.”

Bütün referanslarımız işlevsizleşti

“Kıymet verdiğimiz bütün referansların işlevsizleştiği, emniyetimizin suistimâl edildiği, bütün önemli kavramların içinin boşaltıldığı, her şeyin tepe taklak olduğu bir ‘ân’dır yaşadığımız. Sahneye baktığımızda oyun hâlâ sürüyor, bütün aktörler rollerini oynamaya devam ediyor görünüyorlar ama bence bu, aldatıcı bir görüntü… İktidar, belki de ellerine aldıklarına bin pişman oldukları bir ateş topu şu anda… Elleri kavrulsa da bırakamayacakları bir ateş topu…”

Rüşveti, irtikabı yasaklayan bir dinin mensubuyuz

Mantıklı her insan gibi, böyle bir pisliğe neden bulaştıklarını, o paralara sahip olmayı ‘neden’ istediklerini sorup duruyorum kendime. Rüşveti, yalancılığı, irtikâbı, hîleyi yasakladığına inandığım bir dinin mensubu olarak, yine aynı dinin mensubu olan birilerinin bunları nasıl yapabildiğini, nereden cevaz bulduğunu soruyorum kendime. Bulabildiğim tek cevap, savaş ortamlarında düşmana karşı normal zamanda caiz olmayan tutumların caiz olarak kabul edilişi geliyor. Maalesef bu ‘taktik’ diyelim, ‘güçe’ talip olan Müslümanların bir noktadan sonra ayağını kaydıran bir şeye dönüşmüştür; çünkü ortada ne fiilî bir savaş hali, ne de açıkça düşman diye tanımlanabilecek birileri vardır. Bu yüzden, taktik icabı yapılan şeyleri açıklayabilecek meşru bir zemin bulunmamaktadır.”

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/artuklu-akademisyeni-de-basbakani-hedef-aldi)