TÜVTÜRK

Bahçeli: ABD'nin İran'a dönük baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmekte

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir." dedi.

  • 09.06.2026 13:14
Bahçeli: ABD'nin İran'a dönük baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmekte

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir." dedi.

MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, 2026 Dünya Kupası'nda Türkiye'yi temsil edecek A Milli Futbol Takımı için MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin isteğiyle Ahmet Öngel'in hazırladığı "Arkanızdayız" isimli marş dinletildi.

Marşın dinlenmesinin ardından konuşan Bahçeli, "Ülkücü sanatçılarımızdan istirham ettim, 'kısa sürede bir marş hazırlayın ve bunu ABD'ye gitmeden evvel Türkiye duysun' istedim. Sizlere arz edilen marş, odur. O sanatçıları tebrik ediyor gözlerinden öpüyorum." bilgisini paylaştı.

Güç dengelerinin değiştiğini, insanlığın müşterek vicdanının, kan kokusuna karışmış petrol ve toprak rant siyasetleri arasında ağır bir imtihana mahkum edildiğini söyleyen Bahçeli, "Washington'un tehdit dili ile Tel Aviv'in Lübnan ve Gazze'deki masumlar üzerinden yürüttüğü katliam düzeni aynı karanlık masada buluşmakta, Orta Doğu'da kazan kaynamakta, bölgemizin kalbine her geçen gün yeni hançerler saplanmaktadır." diye konuştu.

Orta Doğu'da yaşanan gerilimi sadece İran ile İsrail arasında cereyan eden bir çatışma olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu meselenin yalnızca Tahran'ın, Tel Aviv'in, Washington'un veya Beyrut'un meselesi olmadığını dile getirdi.

Bahçeli, "Bu mesele Hürmüz Boğazı’ndan Doğu Akdeniz’e, Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’ın kuzeyinden Kızıldeniz’e, Körfez’den Kıbrıs’a kadar uzanan; deniz ticaret yollarından petrol ve doğal gaz yataklarına, su güvenliği havzalarından enerji geçiş güzergahlarına yayılan; bölgedeki tarihi, kültürel, etnik ve mezhepsel hassasiyetleri kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin, masa başı hesaplara, cetvelle çizilen haritalara, dışarıdan dayatılan statülere ve emperyal niyetlere ilk kez maruz kalmadığını hatırlatan Bahçeli, Sykes-Picot Anlaşması ile coğrafyanın damarlarının kesilmek istendiğini, Balfour Deklarasyonu ile Filistin'in kalbine zehirli bir tohum ekildiğini, Sevr Anlaşması ile Türk milletine kefen biçildiğini söyledi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dün Musul'dan Kerkük'e, Halep'ten Kudüs'e, Kıbrıs'tan Batı Trakya'ya kadar nice vatan parçası üzerinde hesap yapıldı. Fakat hesap sahipleri bir şeyi unuttu, Türk milleti köşeye sıkıştırılacak bir millet değildir. Türk milletinin, karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek bir millet değildir. Türkiye, ham hayaller kurulup çizilen haritaların kenarına sıkıştırılacak, eline bir avuç toprak verilip denizlerinden koparılacak bir ülke değildir. Lozan'da varlığını tescilleyen, Kıbrıs'ta kardeşinin imdadına yetişen, terörle mücadelede dağları titreten, Adalar Denizi'nde baskılar ve hukuksuzluklar karşısında geri adım atmayan, enginlere Türk mührünü vuran Türkiye, bugün de aynı tarihi şuurla ayaktadır."

Türkiye'yi çevresinden kuşatılmış, yılgınlığa sürüklenmiş, kolay lokma haline gelmiş bir ülke olarak görmek isteyen karanlık odakların bir yılan gibi pusuda beklediğini ifade eden Bahçeli, "Gaflete düşmeyecek, rehavete kapılmayacağız. Fitnenin diline, fesadın gölgesine, fettanın oyununa teslim olmayacağız. Bir olacağız, diri duracağız, aynı bayrağın altında aynı istikbale yürüyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Devlet Bahçeli, İsrail'in bölgede uyguladığı "saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyasetinin" artık yalnız Filistin'i değil Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangına dönüştüğünü belirtti.

Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların, hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyetin bugün Lübnan'da da aynı "hain yöntemi" sürdürdüğünü dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları, sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına meydan okumakta, huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Arz-ı Mevud yalanıyla, vadedilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah, milletlerin kaderini siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi haline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskısı, bölgesel gerilimi söndürmekten ziyade daha da derinleştirmektedir. Bir yanda müzakere denilmekte, diğer yanda tehdit dili yükselmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte, diğer yanda Hürmüz Boğazı'nda askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bir yanda barış masası kuruluyormuş gibi yapılmakta, diğer yanda savaşın ihtimal hesapları hala canlı tutulmaktadır. Bu nasıl diplomasidir? Bu nasıl barış arayışıdır? Bu nasıl uluslararası hukuk düzenidir? Eğer bir ülke, 'olmazsa başka yolla yaparız' diyerek müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa, orada diplomasi değil şantaj vardır. Eğer bir devlet, 'ateşkes sürüyor' derken aynı anda deniz yollarında abluka, askeri tehdit ve düşük yoğunluklu çatışma dili kullanıyorsa, orada baskı vardır. Eğer bir işgal yönetimi, anasının kucağından koparılmış süt kuzusu bebeklerin kanını güvenlik kalkanı gibi kullanıyor, enkaza çevrilmiş şehirlerin, yetim kalmış çocukların üstüne siyaset bina ediyorsa, orada katliam vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar, insanlığı aldatamayacaktır. Gözünü kan ve petrol hırsı bürümüş olanlar, bölgemizi Mesiyanik hezeyanlarına kurban edemeyecektir. Mağdurun çığlığı, mazlumun ahı, mahzunun sessizliği er ya da geç zalimlerin yakasına yapışacaktır."

""Terörsüz Türkiye" hedefinin ne kadar hayati ve isabetli olduğu bütün açıklığıyla ortaya çıktı"

Bahçeli, MHP'nin TBMM Grup Toplantısı'nda, "Terörsüz Türkiye" hedefinin ne kadar hayati ve ne kadar isabetli olduğunun bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye'nin bölgesinde yaşanan her krizin bir dış politika gündem başlığı olduğu kadar, iç cephe sağlamlığına, kardeşlik hukukunun gücüne, devletin teyakkuzuna ve milletin ortak gelecek arzusuna yönelen bir sınama olduğuna işaret eden Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye', bölgesel fırtınalar karşısında milli varlığımızın zırhıdır. 'Terörsüz Türkiye', emperyalizmin taşeronluğunu yapan mahfillerin, etnik fitne mühendislerinin ve din kisvesi altında siyonist kuruntu tacirlerinin Türkiye üzerinde kurmak istediği oyunu bozma iradesidir." diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye"nin Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e, Lübnan'dan Suriye'ye, İran'dan Irak'ın kuzeyine kadar uzanan kriz kuşağı karşısında Türkiye'nin iç cephesini muhkem tutma gayreti olduğunu vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sınırlarımızın ötesinde kurulan her tezgah Ankara'dan görülmektedir. Türkiye, ne karanlıkta yatacak ne de kara düş görecektir. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin İran hattında kurduğu baskı, İsrail'in bölgesel kaosu derinleştiren saldırgan siyaseti, Suriye ve Irak sahasındaki kırılganlıklar, Doğu Akdeniz'deki askeri hareketlilik ve Hürmüz'den Lübnan'a kadar uzanan gerilim kuşağı, Türkiye'nin iç cephesine dönük sabotaj ihtimallerini de artırmaktadır. 'Terörsüz Türkiye'nin iradesi samimiyetle ilerlerken, bu iradeyi zehirlemek isteyen dış mahfiller de boş durmamaktadır. Türkiye'nin huzura, kardeşliğe ve güvenli geleceğe yürüdüğü bir dönemde, bölgesel savaşlardan, güç boşluklarından ve jeopolitik belirsizliklerden medet uman çevrelerin terör uzantılarını yeniden kullanma arayışında olduğu görülmektedir.”

ABD'nin bölgedeki nüfuz ağı ile İsrail'in kaos siyasetinin aynı hatta buluştuğunu her yerde, terör örgütlerinin birer piyon, birer maşa, uzaktan kumandalı birer aparat olarak sahneye sürülmek istendiğini dile getiren Bahçeli, "Suriye'nin kuzeyindeki yapılanmaların yeni himaye kapıları araması, Irak'ın kuzeyindeki eski mevzilerin diri tutulmak istenmesi, İran sahasındaki her gerilimin farklı uzantılar üzerinden fırsata çevrilmeye çalışılması tesadüf değildir. Bunlar, Türkiye'nin iç huzurunu, kardeşlik hukukunu ve güvenlik mimarisini hedef alan daha büyük bir oyunun parçalarıdır." ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefini korumanın, ihanet şebekelerinin hesabını bozmanın gereği olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz, 'Terörsüz Türkiye' derken, içeride huzuru, dışarıda caydırıcılığı, sınırlarımızda emniyeti, bölgemizde istikrarı ve milletimizin birliğini aynı anda savunuyoruz. Dışarıda kaos girdabı kol gezerken, savaş borazanları kulakları sağır ederken, ülkemiz jeopolitik depremlere sürüklenmek istenirken surda gedik açtırmayacağız. İşte 'Terörsüz Türkiye' hedefi bu büyük tablonun merkezindedir. İşte bu yüzden 'Terörsüz Türkiye' diyoruz. İşte bu yüzden iç cepheyi sağlam tutmak zorundayız.”

“Yerelde başlayan çözülme, CHP Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür”

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının ardından yaşananları "yönetim buhranı" şeklinde nitelendiren Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

"CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibe süreçleri, rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur. Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin CHP çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına ibretlik bir tablodur.

Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp CHP Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür. Ecdadımız 'Balık baştan kokar' demiştir. CHP'li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şaibe ve yönetim aczi, bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. CHP bugün milletin karşısına, kendi iç hesaplaşmasının, koltuk kavgasının, mahkeme süreçleriyle düğümlenen yönetim krizinin ve kurumsal aklını tüketen hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır."

Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmesinin, siyasi kıyametin büyük alametlerinden olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

“Parti içi arınma ve durulma ihtiyacının tehditkar cümlelerin gölgesinde kalması, idari iflasın vesikasıdır. İç düğümleri çözmek yerine yağlı urganlara sarılmak, kementleri ülke gündeminin boynuna ısrarla dolamak, aziz milletimize ne fayda getirir? Buradan açıkça ifade ediyoruz, Bizim meselemiz CHP'nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir. Bizim meselemiz, Türkiye'de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır. Ancak görünen köy de kılavuz istememektedir. Bir tarafta hukuki zemine dönme ihtiyacı, toparlanma isteğiyle buluşmaktadır. Diğer tarafta meydan okuma üzerinden güç gösterileri sergilenmekte sokak diliyle parti içi krizi büyütme hevesi gündemin üzerine ağır bir sis misali çökmektedir.”

“Özgür Özel'e düşen aklıselimle hareket etmektir”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel'e seslenen Bahçeli, "Özgür Özel'e düşen, ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir. Zira keskin sirke ancak küpüne zarar verir. CHP, kendi içindeki çetrefilli ihtilafı meydanların hararetine terk etmemelidir. Serinkanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır. Cumhuriyetle yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığı ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline havale etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır." dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, bugün CHP'nin önünde iki yolun bulunduğunu söyleyerek, şunları dile getirdi:

"Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır. Nitekim ülke gündemi, siyasi partilerin kendi iç hesaplarının yükünü taşıyacak bir hamal değildir. Siyasette her sözün bir sonucu, her tavrın bir karşılığı, öfkeyle kalkılan her oturuşun bir maliyeti vardır. Bu hesabın sonunda mahcup olmamak, milletin vicdanına borçlu kalmamak isteniyorsa gaflet uykularından uyanılmalı, gözler dört açılmalıdır. Siyaset, millete hizmet etme yolunda feraseti fevriliğe, aklı asabiyete, sükuneti saldırganlığa tercih etme sanatıdır. Bu sanatın sanatkarı olmak isteniyorsa sözlerimize kulak verilmelidir.

Bu sebeple Sayın Özgür Özel'e tavsiyemiz açıktır, CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir. Genel merkezdeki çift başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve TBMM koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır. Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl karı değildir. Hararet yapan bir aracın gazına basarcasına CHP'yi daha büyük bir savruluşa sürüklemekten yüz çevrilmelidir. Motoru yakmadan, direksiyonu kilitlemeden, yoldan büsbütün çıkmadan bu gidişata bir an evvel nizam verilmelidir."

Hz. Ali'ye atfedilen "Hak sizi hür yaratmışken hırs sizi kul etmesin" ifadesini hatırlatan Bahçeli, "İşte bizim siyaset anlayışımızın özü de budur. Hırsın kulu olanlar koltuğun gölgesinde küçülür, Hakk'ın yolunda yürüyenler milletin gönlünde büyür." diye konuştu.

Öte yandan MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, Sultan Alparslan'a atfedilen "Size öyle bir vatan aldım ki ebediyen sizin olacaktır" sözünün yer aldığı çift başlı kartal motifinin işlendiği yüzük ile aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

Editör: Beşir Şavur

Yorum Yaz