# Bolu'lu İş Kadını Elif Özdemir'in 'Kürt' algısı nasıl değişti

> Ortadoğu Ticaret Borsası tarafından İstanbul'da gerçekleştirilen panelde konuşan Bolu'lu İş kadını Elif Özdemiri bölge insanı ve Kuzey Irak'da yaşadıklarını anlattığı konuşması salonda bulunanları duygu sağnağı yaşattı.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/bolulu-is-kadini-elif-ozdemirin-kurt-algisi-nasil-degisti
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2013-03-20T15:16:04+02:00
- Güncelleme: 2013-03-20T15:16:04+02:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: GÜNDEM
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2013/03/bolulu-is-kadini-elif-ozdemirin-kurt-algisi-nasil-degisti-9723.jpg

Mardinli İşadamı Murat Cuhadar’ın kurmuş olduğu Ortadoğu Ticaret Borsası’nın hafta sonu İstanbul Cevahir Otel’de gerçekleştirmiş olduğu Büyük İstanbul toplantısnda konuşan Ortadoğu Ticaret Borsası Meclis Başkanı olan Bolu’lu İş kadını Elif Çzdemir’in yaptığı konuşma panele katılan davetlilere duygusal anlar yaşattı.

Yüksek İstişare kurulu başkanlığını İstanbul Mardin Dernekleri Federasyonu’nun kurucu başkanlığını da yapan İşadamı İbrahim Biter’in yaptığı Ortadoğu Ticaret Borsası, Türkiye’nin Kuzey Irak özelinde orta doğu pazarına daha fazla ticari hacmini geliştirmenin yol ve yöntemlerinin konuşulduğu panele Türkiye’nin önde gelen sivil toplum örgütleri temsilcileri, tanınmış işadamları, iş kadınları ve genç girişimciler katıldı.

MÜSİAD Mardin Şube Başkanı Mehmet Ali Dündar ile Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Kadir Üründü ’nün de konuşmacıları arasında olduğu panelde söz alarak Bölgeye gelmeden önce bölge halkı ve Kuzey ırak ile ilgili yargılarını paylaşan İş kadını Elif Özdemir, bölgeye geldikten sonra görüşünün nasıl değiştiğini verdiği örneklerle anlattı. 

Bölge insanının sıcak kanlı yapısını Mardin’de yaşadığı güzellikler anlatan Özdemir, hazırladığı konuşma metnini okurken bazı konukların gözyaşlarını tutamamaları dikkat çekti.

Bolu'lu İşkadını Elif Özdemir, konuşma metninde şu ifadelere yer veriyordu:

“Ülkemiz ve bulunduğumuz coğrafyanın gerek siyasi, gerek sosyal ve gerekse ticari açıdan dünyaya haklı isim yaratabilmiş insanlarının bolluğu ve manevi değer yapısıyla da üstünlüğü tartışılmaz bir milletiz. Buraya ayaklarınızla değil gönlünüzle geldiğinizi biliyorum ve gönülden hoş geldiniz diyorum sizlere. 
Bendeniz naçizane emeklerimle Bolu’da hizmet veren bir iş kadınıyım, kendi çapımda istihdam yaratmış ve ticari gelişime yönelik hedefleri olan bir arkadaşınızım. 4 yıldan bu yana Bolu Ticaret Odası Meclis Üyeliğini sürdürmekteyim. Kendilerine inancımla ve gurur duyduğum sanayici abilerim Bolu Ticaret ve Sanayi odası başkanı Sayın Emin Semercioğlu ve Oda Meclis Başkanı Sayın Ahmet Kahraman Bey başta olmak üzere herkes bilirki kollektif yapılandırmada varlıklarına hep inandığım ve inanacağım diğer hemşerilerimde buradalar. Ve bilirler ki toplumsal menfaat olduğu yerde 24 saat hizmetten kaçmayan birisiyim. Az Önce yüksek istişare kurulu Başkanımız İbrahim Biter beyefendinin de söylediği gibi Ortadoğu Ticaret Borsası hiçte kolay kurulmadı. Hakkını sahibine teslim etmek gerekir ve ben dün olduğu gibi bugünde bu kutsal olduğuna inandığım hizmet çatısının mimarı başkanımız Sayın Murat Çuhadar’a bizi böylesine emelleri olan bir yapıyla buluşturduğu için binlerce kez teşekkür ederim. Irak denildiği zaman aklıma ellerinde silahlarla meydanlara dökülmüş binlerce “Saddam Ya Saddam” Nidaları atan savaşkan bir toplum gelirdi, ırak denince aklıma zulüm ve vahşet gelirdi, ırak denince aklıma kaçakçılık ve antidemokratik sistem gelirdi ama hiçbir zaman ırak denince aklıma benim Irak’a gidip ve hele ki yatırım yapacağım hiç gelmezdi. Yıl 2013 aylardan Ağustos ve ve ayın 30. cu günüydü. Ve Elif Özdemir’in aklı ve önyargısı Kürtlere karşı tepkiyle doluydu, maalesef Kürt halkının tıpkı ırak göstergesinde olduğu gibi vahşet ve zulüm ile hatta sadece bölücülük ile uğraştıklarını düşünüyordum. Çünkü basın bize böyle empoze etmişti, çünkü sözüm ona bu ülkenin aydınlarını dinlediğimde yada köşe yazılarını okuduğumda bize hep bunlar anlatılmıştı yada bugüne kadar her Kürt vatandaşını Pkk evladı ve neferi olarak görmüştüm ama ben bilmiyordum ki Diyarbakır cezaevinin altında yatan vahşeti, ama ben bilmiyordum faili meçhullerin açtığı yaraları ve ben bilmiyordum Kürt insanıyla kardeş olduğumuzu, bu duygumdan ise şimdi maalesef utanıyorum. Dedim ya 30 Ağustosa kadar düşüncem okumuş bir cahil olarak öyleydi. Ama 31 Ağustos sabahı Mardin’e uçakla indim. Yine Murat Çuhadar’ın projesi olan ‘Barış sofrası’na katıldım ve kendimi binlerce Kürt ile aynı sofrada ve aynı masada gördüm. Ev sahiplikleri, ahlak anlayışı, bir kadına saygı çemberi ile yaklaşımları, kapılarını tüm yürekleri ile açışlarını gördükçe ben kendime ve bana hatta benim gibi milyonlara nifak tohumlarıyla yanlışı doğru gibi öğreten herkese lanet ettim. Oysa ben kendimi Mustafa Kemal’in ilkelerine sahip biri bilirdim orda anladım ki ben Mustafa Kemal’in ilkelerini bilmiyormuşum çünkü o ilkelerde barış vardı ama ben önyargılıydım. Sonra en büyük hatamın farkına varıp ümmeti olma şerefine nail olduğum peygamberime saygısızlığımın da utancını yaşadım. Çünkü rabbim kuranda, peygamber efendimizde hadislerinde insan sevgisi ve inancını emretmişti ve biz bu emirlere maalesef hep karşı gelmişiz. 31 Ağustos’ta barış için Kürt kardeşlerimle el ele halay çektiğimde işte o an hayatımın dönüm noktası olmuştu, bu nedenle ilk hareketimi tövbeme pekiştirecek amaçlı Midyat’ta bir kuruma mescit yapmakla oldu. Ardından Irak projesi için davet aldım ve saha çalışması için bugüne kadar 12 defa Irak’a gittim. Ama korkunçtu Irak, çünkü hiç alışmadığım bir yaşam modeli vardı orada, çok zordu, her yer inşaat alanına dönüşmüş, yemek kültürümüzde farklıydı ve aç kaldım diyebilirim, sosyal yaşam sıfırın çok altında, iletişim hala sorunlu, sürekli kesilen elektrikler hava sıcaklığının dayanılmaz oluşu ilk etapta beni ürküttü. Ve Irak yol yapım konusunda hala süregelen inşaatlar ile dolu olduğundan maalesef bir yerden bir yere giderken hala daha sıkıntı yaşanıyordu. İlk gidişim beni mutlu etmemişti ve kafamda onlarca soru işareti bulunuyordu, ikinci gidişimde bir takım insanlarla tanıştım ve baktım ki tıpkı Diyarbakır yada Batman’daki Kürtlerden hiç farkları yok hepsi samimi, içten, ahlaklı duruş sahibi ve son derece misafirperver bir halktı. Saha çalışmalarında bana çok destek ve emek verdiler ardından kuzey ırak milli güvenlik konseyi üyesi general Muhammed Halid ile görüştüm ve orada olma nedenimin ticari ve sosyal alanlarda hizmet vermek olduğunu söyleyince general benim başbakan ile görüşmem gerektiğini ve özellikle o bölgede kadın girişiminin sağlanması gerektiğini vurgulayarak izin verdiğimi takdirde beni başbakan Sayın Neçirvan Barzani ile görüştürebileceğini ifade etti. Zaten Murat beyinde önceden alınmış olan randevusu yakındı ve ben bu teklifi Murat beyle birlikte değerlendirip Sayın Başbakan ile görüşmeye gitmeye karar verdim. Üçüncü Irak seyahatimde Başkanımız Murat bey ile birlikte Başbakan Sayın Neçirvan Barzani tarafından misafir edilerek kabul edildik ve 2,5 saat süren bir görüşme yaşadık. 

Bir devlet adamının 2,5 saat süre ayırmasının ne denli önemli olduğunu o gün gördüm. Çünkü Neçirvan Barzani Murat Çuhadar’ı karşılarken “ Kardeşim Hoş geldin” diyerek ona sarıldı ve maksimum seviyede kendisine ilgi ve iltifat dolu sözlerle samimiyetini ortaya koydu. Barzani ve Çuhadar görüşmesi aslında tarihe not düşülecek kadar önemliydi, çünkü daha ilk dakikadan itibaren hummalı bir çalışma başladı ve işbirliği hususunda Kuzey Irak ve Türkiye arasında değil sadece, sosyal entegrasyon programları ile dolu görüşmeler yaşandı. Bir anda Sayın Barzani bana dönüp ‘kardeşim kendini bana anlatırmısın’ dedi. Ben bırakın kendimi anlatmayı aslında önyargım devam ediyordu orada, çünkü tıpkı Kürtlerin anlatıldığı gibi,Barzani aileside bize kaçakçı, mafya bir aile olarak akıllarımıza kazınmıştı. Ama Sayın Başbakanın Türk halkına övgü dolu sözlerini duydukça bunun politik bir lisan olmadığını çok net olarak gördüm ve dedim ki ben burada yatırım yapma düşüncesindeyim. Gülümsedi ve; “topraklarım sizin topraklarınızdır, kardeşlik çemberi içerisinde kapım ve gönlüm her zaman size açıktır ve emredin emriniz yerine gelsin” dedi. 
Bu mütevazi ve samimi ilgi karşısında yine önyargım kırıldı ve artık okuduklarımla değil, gördüklerimle yaşamaya ve inanmaya o gün karar verdim. Bu görüşmeler basına yansıdı ve ertesi gün memleketim Bolu’ya geldiğimde inanılmaz üzücü saldırılarla karşılaştım, benim hem Güneydoğu Barış Programı içinde olmam, hem de Barzani ile görüşmem nerdeyse lanetlendi, bilirsiniz kötü süreç yaşadığınızda kimse yanınızda durmaz ve benimde öyle oldu kimse yanımda durmadı hatta bana soran bile olmadı Irak’a neden gittin ve ne yatırımı yapacaksın diye ,ama eleştirenlere hatta saygı çemberi içinden çıkıp da haddini aşanlar bile oldu ben yılmadım ve inancımı da duruşumu da bozmadım hatta bir ara acaba bölücü kim diye düşünmedim de değil!.. Akan kana harcanan bütçe eğer barışa emek olarak harcansaydı bugün Türkiye çok rahat bir Alman’ya ferahlığına sahip olurdu. Eğer birlik ve beraberliğimizi söylemlerde değil de eylemlerde yaşasaydık bugün Türkiye çok rahat bir Amerika olurdu ,eğer biz birbirimize inanarak sarılsaydık bugün iman duygusu ile ümmeti olduğumuz peygamberimize ve rabbimize yakışır kullar olurduk ve bugün azimle çalışsaydık Atalarımızın ve en başta Fatih Sultan Mehmed’in kemiklerini sızlatmazdık. İşte bu nedenle ben Ortadoğu ticaret borsasının bu ruh ile kurulduğunu bildiğim için burada nefer olmaktan gurur duyuyorum. Ben buradayım sizlerle daha ileriye gidip, ekonomide sosyal yaşamda ve çağdaş kimliklerin gelişmesinde el ele hareket etmek istiyor ve sizleri de davet ediyorum. Beni dinlerken gösterdiğiniz sabır için teşekkür eder, hepinize ayrı ayrı hoş geldiniz ve hoş kalın diyorum.” dedi.

Duygu sağanağı arasında sözlerini bitiren İş kadını Elif Özdemir panelin katılımcıları tarafından uzun süre alkışlandı ve tebrik edildi.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/bolulu-is-kadini-elif-ozdemirin-kurt-algisi-nasil-degisti)