# Dr. Kawa Ebu Cafer: İnsanlar, davetçinin dinini davranışları üzerinden değerlendirir

> İTTİHADUL ULEMA tarafından Diyarbakır’da düzenlenen 11’inci Âlimler Buluşması’nın son oturumunda konuşan Dr. Kawa Ebu Cafer, İslam’a davette güzel ahlak, ihlas, merhamet ve adaletin önemine dikkat çekti. Ebu Cafer, “İnsanlar, davetçinin çağırdığı dini, bizzat davetçinin kendi davranışları üzerinden değerlendirirler.” dedi.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/dr-kawa-ebu-cafer-insanlar-davetcinin-dinini-davranislari-uzerinden-degerlendirir
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2026-10-11T14:21:05+03:00
- Güncelleme: 2026-10-11T14:21:05+03:00
- Yazar: ESRA ÜRÜNDÜ
- Kategori: GÜNDEM
- Ajans / kaynak: İLKHA
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2026/10/11/dr-kawa-ebu-cafer-insanlar-davetcinin-dinini-davranislari-uzerinden-degerlendirir-705072.webp

İTTİHADUL ULEMA tarafından düzenlenen 11’inci Âlimler Buluşması’nın son oturumunda “Davetçinin Ahlakı ve İslam Davetindeki Sorumlulukları” başlıklı sunum yapan Dr. Kawa Ebu Cafer, davetçilerin sahip olması gereken ahlaki özellikleri ve İslam’a davette izlenmesi gereken yöntemi anlattı.


Suriye’den gelerek Diyarbakır’daki buluşmaya katılan Ebu Cafer, davetin yalnızca bilgi aktarmak ve söz söylemekten ibaret olmadığını belirterek, “Davet, peygamberlerin mesleğidir. Ancak davet, yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret değildir. Davet, sadece söylenen sözlerden ve dile getirilen ifadelerden de ibaret değildir. Davet; sabır, sebat ve insanlara İslam’ı güzel bir şekilde ulaştırma çabasıdır.” ifadelerini kullandı.


“İnsanlar, davetçinin dinini davranışları üzerinden değerlendirir”


Davetçinin sözleriyle davranışlarının birbiriyle örtüşmesi gerektiğini vurgulayan Ebu Cafer, insanların davetçinin anlattıklarından sonra onun hayatını ve tutumlarını da gözlemlediğini söyledi.


Ebu Cafer, “İnsanlar, davetçiden doğruluk hakkında bir konuşma dinleyebilirler. Ardından o davetçinin hayatına bakarak kendilerine şu soruyu sorarlar: ‘Acaba bu kişi gerçekten doğru sözlü mü?’ Yine davetçinin adalet hakkında konuştuğunu duyabilirler. Bu kez onun davranışlarını gözlemlerler: Kendi arkadaşlarına karşı adil mi? Diğer insanlara karşı hakkaniyetli mi? Hatta kendisine muhalif olanlara karşı bile adaleti gözetiyor mu?” dedi.


Davetçinin davranışlarının insanlarda İslam’a ilişkin bir kanaat oluşturduğunu belirten Ebu Cafer, “İşte burada çok önemli bir gerçek ortaya çıkıyor: İnsanlar, davetçinin çağırdığı dini, bizzat davetçinin kendi davranışları üzerinden değerlendirirler.” ifadelerini kullandı.


Güzel ahlakın İslam davetinde ikincil bir mesele olmadığını vurgulayan Ebu Cafer, “Sakın davet ettiğin kişi, seni davet ettiğin şeyin aksine davranırken görmesin. Davetçi, güzel ahlaka sahip olmaya herkesten daha fazla özen göstermelidir. Çünkü o, insanlara peygamberlerin ahlakından izler taşımaktadır.” dedi.





“İlim, Allah korkusu ve tevazu meydana getirmiyorsa farklı bir amaca hizmet edebilir!”


Davet faaliyetlerinin ilim ve basiret gerektirdiğini belirten Ebu Cafer, davetçinin yalnızca bilgi sahibi olmasının yeterli olmadığını, bu bilginin güzel ahlakla da desteklenmesi gerektiğini ifade etti.


Ebu Cafer, “Basiret; ilim, fıkıh, anlayış ve hangi yerde, hangi sözün söylenmesi gerektiğini bilmektir.” diyerek şöyle devam etti:


“Ancak ilim, insanda Allah korkusu, Allah’ın kullarına karşı tevazu ve güzel ahlak meydana getirmiyorsa, farklı bir amaca hizmet etmeye başlayabilir. Böyle bir ilim, insanın kendisini öne çıkarmasının ve insanları dinden uzaklaştırmasının bir aracına dönüşebilir. Oysa amaç, insanları ıslah etmek ve doğruya yönlendirmektir.”


Davetçinin niyetinin de belirleyici olduğunu vurgulayan Ebu Cafer, “Allah’a davet ediyorum; kendime değil. Kendi cemaatime değil. Makamıma, mevkiime veya şahsi çıkarlarıma değil. Allah’a davet ediyorum!” ifadelerini kullandı.


“Güzel ahlakın gerçek niteliği, özellikle anlaşmazlık anlarında ortaya çıkar”


Davetçinin ahlakının özellikle fikir ayrılıkları ve anlaşmazlıklar sırasında belli olduğunu vurgulayan Ebu Cafer, kişinin kendisine muhalif olanlara karşı da adaletten ayrılmaması gerektiğini söyledi.


Ebu Cafer, “Güzel ahlakın gerçek niteliği, özellikle anlaşmazlık anlarında ortaya çıkar. Gerçek bir davetçi, kendisine muhalif olan bir kimseyle yaşadığı anlaşmazlığın, o kişinin sahip olduğu doğru görüşü kabul etmesine engel olmasına izin vermez.” ifadelerini kullandı.


Kişinin bulunduğu makam veya konum nedeniyle hatasını kabul etmekten kaçınmaması gerektiğini belirten Ebu Cafer, “Birisiyle anlaşmazlığa düştüğünde adaletten sapmaz. Bir başkası kendisine haksızlık ettiğinde de adaleti terk etmez.” dedi.


Ebu Cafer, davetçinin bu konudaki sorumluluğunu şu sözlerle özetledi:


“Davetçinin ahlakını belirleyen ölçülerden biri de budur: Muhalifine karşı bile adaleti gözetmek, hata yaptığında geri adım atabilmek ve doğruyu kimden gelirse gelsin kabul edebilmek.”





“Bilmediği zaman ‘Bilmiyorum’ diyebilmek gerekir”


Davetçinin sahip olması gereken özellikleri sıralayan Ebu Cafer, ilim, ibadet ve hakka bağlılığın tevazu ve merhametle birlikte bulunması gerektiğini söyledi.


Ebu Cafer, “İlim sahibi olmak ama gurura kapılmamak. İbadet etmek ama gösterişten uzak durmak. Güçlü olmak ama zulmetmemek. Dindar olmak ama kabalıktan uzak durmak. Açık ve net olmak ama sert ve kaba davranmamak.” ifadelerini kullandı.


Anlaşmazlık sırasında sınırların aşılmaması ve nasihatin insanları teşhir etme aracına dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Ebu Cafer, “Nasihat etmek ama insanları teşhir etmemek. Hakka bağlı kalmak ama insanlara karşı merhametli olmak.” dedi.


Davetçinin hatasını fark ettiğinde doğruya dönmesinin ve bilmediği konularda bunu açıkça ifade edebilmesinin önemine değinen Ebu Cafer, “Belki de insanların bir davetçide görebileceği en güzel özelliklerden biri, onun kendi nefsiyle mücadele eden bir insan olduğunu görmeleridir.” ifadelerini kullandı.


Ebu Cafer, “Bilmediği bir meseleyle karşılaştığında ise ‘Bilmiyorum.’ diyebilir. Özellikle bu son özellik ne kadar önemlidir! Bilmediği zaman ‘Bilmiyorum.’ diyebilmek…” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.


“Kürt davetçileri unutmayın!”


Ebu Cafer, konuşmasının ikinci mesajında ise Kürt toplumuna yönelik davet çalışmalarının ve dayanışmanın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.


Kürt toplumunun dinî kimliğine ilişkin kaygılarını dile getiren Ebu Cafer, “Kürt toplumu, kendi dininden uzaklaştırılmaya çalışılan ve İslam’dan koparılması istenen bir toplumdur. Bu durum, Kürt Müslümanlara, davetçilere ve âlimlere büyük bir sorumluluk yüklemektedir.” dedi.


Kürt toplumuna yönelik davette öncelikli sorumluluğun Kürt davetçilere ait olduğunu belirten Ebu Cafer, diğer âlim ve davetçilerin de bu sorumluluğu paylaşması gerektiğini söyledi.


Ebu Cafer, konuşmasını şu çağrıyla tamamladı:


“Bu nedenle Kürt davetçileri unutmayın. Kürt halkını; Selahaddin Eyyubi’nin torunlarını, destekten, davetten ve yardımdan mahrum bırakmayın. Onları davet çalışmalarında yalnız bırakmayın. Dinlerini öğrenmeleri ve yaşamaları için ihtiyaç duydukları desteği sağlayın. Onlara yönelik yardım ve dayanışmayı ihmal etmeyin.”

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/dr-kawa-ebu-cafer-insanlar-davetcinin-dinini-davranislari-uzerinden-degerlendirir)