# El-Halil'deki tahliyeler, Batı Şeria'da yeni bir sürecin işareti mi?

> El-Halil'de iki siyonist askerin öldürüldüğü eylemin ardından Filistinlilerin evlerinden çıkarılması ve yıkım tehditleri gündeme gelirken, yaşananların münferit bir "güvenlik operasyonunun" ötesine geçtiği belirtildi. Uluslararası hukuk uzmanı Mahmud el-Hanefi, gelişmeleri yerleşimlerin genişletilmesi, Filistinlilerin topraklarından uzaklaştırılması ve siyasi hesaplarla bağlantılı daha kapsamlı bir politikanın parçası olarak değerlendirdi.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/el-halil-deki-tahliyeler-bati-seria-da-yeni-bir-surecin-isareti-mi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2026-10-30T10:45:07+03:00
- Güncelleme: 2026-10-30T10:45:07+03:00
- Yazar: ESRA ÜRÜNDÜ
- Kategori: GÜNDEM
- Ajans / kaynak: İLKHA
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2026/10/30/el-halil-deki-tahliyeler-bati-seria-da-yeni-bir-surecin-isareti-mi-708745.webp

Batı Şeria'da işgalci güçlerin uygulamaları, El-Halil'deki son gelişmelerle birlikte yeniden gündeme geldi. Siyonist yerleşimcilerin Filistinli çiftçilere yönelik saldırıları, zeytin hasadının engellenmesi, gazeteci ve diplomatik heyetlere yönelik müdahaleler ile yerleşim alanlarının genişletilmesi, bölgedeki baskının farklı boyutlarını oluşturuyor.


Al Jazeera'da yayımlanan değerlendirmesinde uluslararası hukuk ve insan hakları uzmanı Mahmud el-Hanefi, El-Halil'de yaşananların yalnızca iki siyonist askerin öldürüldüğü eyleme karşılık verilen bir güvenlik tedbiri olarak okunamayacağını belirtti. Hanefi'ye göre olayın ardından mahallelerin boşaltılması, evlerin yıkılması ve yolların kapatılması gibi uygulamalar, daha geniş bir toprak kontrolü politikasının parçası.


Yazar, Batı Şeria'daki gelişmelerin Oslo Anlaşması'yla belirlenen A, B ve C bölgeleri arasındaki fiili sınırları da aşındırdığına dikkat çekti. Yerleşimlerin yalnızca C bölgesinde değil, A ve B bölgelerine yakın alanlarda da genişlediğini belirten Hanefi, E1 projesinin Kudüs ile Batı Şeria'nın diğer kesimleri arasındaki bağlantıyı kesme riski taşıdığını ifade etti.


El-Halil'de binlerce kişi evlerinden ayrılmak zorunda kaldı


El-Halil'deki eylemin ardından işgal yönetiminden yetkililer bölgeye giderek binaların yıkılması ve Filistinlilere bedel ödetilmesi yönünde açıklamalarda bulundu. Hanefi, bu söylemlerin yalnızca eylemin faillerine yönelik bir soruşturma veya güvenlik tedbiri çerçevesinde kalmadığını, olayla doğrudan bağlantısı bulunmayan mahalle sakinlerini de hedef alan bir sürece dönüştüğünü kaydetti.


Yazıda aktarılan verilere göre, El-Halil'de 2 bin 200'den fazla Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yerinden edilenler arasında yaklaşık 300 çocuk bulunurken, uygulamalardan yüzlerce konutun etkilendiği belirtildi.


Hanefi, geniş çaplı aramalara rağmen tahliye tehdidi altındaki mahallelerde herhangi bir silah bulunduğuna ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir sonuç olmadığını vurguladı. Buna rağmen ailelerin evlerinden çıkarılması ve konutların yıkılması, alınan önlemlerin kapsamına ilişkin soru işaretlerini artırdı.


Zeytin hasadı da baskı altında


Batı Şeria'daki baskı yalnızca yerleşim alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Zeytin hasadı döneminde Filistinli çiftçilerin arazilerine ulaşmasının engellenmesi, ürünlerinin çalınması ve ağaçlarının tahrip edilmesi de bölgedeki gelişmeler arasında yer alıyor.


Hanefi'nin aktardığı Filistinli araştırma merkezinin 2026 sezonuna ilişkin verilerine göre, zeytin hasadıyla bağlantılı saldırılar 171 Filistin yerleşiminde kayda geçti. Bunların 68'inde hasadın tamamen engellendiği, 119 olayda ise ürünlerin çalındığı bildirildi.


Yazara göre çiftçiler, hukuken sahibi oldukları arazilere güvenli biçimde ulaşamadıkları için zamanla üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Araziye erişimin izne veya koordinasyona bağlanması, buna karşılık silahlı yerleşimcilerin bölgede serbestçe hareket edebilmesi, Filistinlilerin toprakları üzerindeki fiili kullanımını kısıtlıyor.


Siyasi rekabet ve seçim hesapları


Hanefi, El-Halil'deki gelişmelerin arka planında aşırı sağcı siyasetçiler arasındaki güç gösterisinin de bulunduğunu belirtti. Yazara göre hükümet içindeki rekabet, güvenlik politikalarının nasıl uygulanacağından çok kimin daha sert tutum sergileyeceği üzerinden şekilleniyor.


27 Ekim'de yapılan seçimler öncesinde El-Halil'deki olayın siyasi söylemlerde öne çıkarılması da bu çerçevede değerlendirildi. Hanefi, bazı siyasetçilerin sert güvenlik politikalarını seçmenlere yönelik bir güç gösterisine dönüştürdüğünü, ancak seçim takviminin yaşananların tamamını açıklamadığını ifade etti.


Analizde, yerleşim politikalarının mevcut aşırı sağcı hükümetle başlamadığına da dikkat çekildi. Oslo Anlaşması'nın imzalandığı 1993 yılında Batı Şeria'daki yerleşimci sayısının yaklaşık 110 bin olduğu, 2023'e gelindiğinde ise bu sayının 500 bini aştığı kaydedildi. Hanefi, hükümetler değişse de yerleşimlerin genişletilmesinin farklı biçimlerde sürdüğünü belirtti.


Uluslararası tepkilerin etkisi tartışılıyor


Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ve yerleşim faaliyetlerine karşı bazı Avrupa ülkelerinin yaptırım ve ticaret kısıtlamalarına yöneldiğini hatırlatan Hanefi, bu adımların sahadaki uygulamaları durdurmakta yetersiz kaldığını belirtti.


Yazıda, eylül ayında 12 ülkenin yerleşimlerle bağlantılı ürünlere yönelik ticari kısıtlamalar açıkladığı bilgisine yer verildi. Ancak yaptırımların gecikmeli uygulanması, ülkeler arasında parçalı biçimde yürütülmesi ve sahadaki Filistinlileri koruyacak önlemlerle desteklenmemesi nedeniyle etkilerinin sınırlı kaldığı değerlendirmesi yapıldı.


Hanefi, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik yaptırımları ile Avrupa'nın yerleşimcilere ve yerleşim politikalarına karşı daha sınırlı adımları arasındaki farkın uluslararası hesap verebilirlik tartışmasını da etkilediğini belirtti.


Yazının sonuç bölümünde ise El-Halil'deki tahliyeler, zeytin hasadına yönelik engellemeler ve yerleşimlerin genişletilmesi aynı sürecin farklı yansımaları olarak ele alındı. Hanefi, uluslararası toplumun yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmemesi, Filistinlilerin yerlerinden edilmesini ve toprak kaybını önlemeye yönelik somut siyasi adımlar atması gerektiğini belirtti.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/el-halil-deki-tahliyeler-bati-seria-da-yeni-bir-surecin-isareti-mi)