# İnsan hakları evrensel beyannamesi evrensel yalannamesine dönüşmesin

> Eğitim-Bir Sen Mardin Şube Başkanımız Eyyüp Değer, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle yazılı bir açıklamada bulundu. Değer açıklamasında;

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/insan-haklari-evrensel-beyannamesi-evrensel-yalannamesine-donusmesin
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2017-12-10T12:25:15+03:00
- Güncelleme: 2017-12-10T12:25:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: GÜNDEM
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2017/12/insan-haklari-evrensel-beyannamesi-evrensel-yalannamesine-donusmesin-32087.jpg

“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Birleşmiş Milletler’de kabulünün üzerinden 69 yıl geçti. Bunca zaman sonrasında ‘insan’ ve ‘hak’ kavramı, bütün dünyanın korumak zorunda olduğu en öncelikli değer olması gerekirken, tarihte eşine rastlanmadık çoklukta ve sistematik olarak hak ihlalleri yaşanmaya devam ediyor. Hak ihlallerine üstelik bilinçli olarak sebep olanlara BM bile engel olmamakta, olamamaktadır. BM’nin haksızlıkları kınamaktan bile aciz görünmesi ‘İnsan Hakları Günü’nü daha anlamlı kılmaktadır. 
Dün medeniyetin en temel ilkesi olan insana saygı noktasında kısmen var olan ümitler, bugün başta ABD olmak üzere, kimi güçlerin adeta dünya barışını sabote etmek için pervasızca izledikleri insan haksızlıklarına dayanan politikaları sebebiyle yerini kaos beklentisine bırakmıştır. Bu sorumsuz, duyarsız politikalar sonucu, beklenen kaosun küresel ölçekte görülmemiş insani sefalet ve trajedilere yol açacağı kaygı ve korkusu yersiz değildir. Herkes, her kuruluş, özellikle de devletler, hiç olmazsa yaşanabilir bir dünya için, insan haklarını kayıtsız şartsız, samimi olarak korunması gereken başat değer olarak yeniden canlı ve etkin kılmalıdır” dedi.

Değer;
Birey veya toplum olarak, dili, dini, cinsiyeti, coğrafyası ne olursa olsun insanın asgari düzeyde bile olsa saygı görmesi ve göstermesi medeniyet ve demokrasinin en temel ilkesidir, öyle olmalıdır. Aksi hâlde, hayat hakkı tanınmayarak ötekileştirilen insanlara duyulan hasis duyguların şiddete yönelmesi, kimse için iyi sonuçlar doğurmaz, doğurmamıştır 

İnsan hakları, insanlığın ürettiği veya benimsediği ortak değerdir. Barış ve huzurun evrensel ölçekte yaygınlık kazanması, bu değerin varoluşumuzun ortak zemini ve paydası olarak yaşanır kılınmasına bağlıdır. Medeniyet tasavvurumuz içinde biz insan haklarını varoluşun zorunlu şartı olarak görürüz. İnsan, temel haklarına doğar doğmaz sahip olur. Hakkının ayrımında ve onu koruyamayacak zafiyet içinde olsa bile, onları koruyup gözetmek diğer insanların görevidir. 
İnsan Hakları Beyannamesi’nin küresel ve en üst seviyede koruyucusu olması gereken Birleşmiş Milletler’in, insanı koruyan ilkelerinin kalmadığına dehşetle şahit olmak, hüsran ve hayal kırıklığını artırmıştır, artırmaktadır. 
Dün yalandan da olsa insan hakları söylemi, kimi ihlallerin önünü alıyor, kısmi bir rahatlamaya, kısmi bir güvene imkân veriyordu. Bugün BM, felsefesine, amacına, işlevine yabancılaşmıştır. İtibarını, güvenilirliğini yitirmiştir. Daha da vahim olanı, bu kurumun, kitlesel katliamlar yapan siyasi, ideolojik güç odaklarının neredeyse emrine girmiş olmasıdır. Öyle ki BM, haklılığıyla değil, silah üstünlüğüyle egemenlik kurmak isteyen süper güçlerin, haksızlıklarına hizmet eder olmuştur. Kan ve ölüm deryasında büyük katliamlara uğrayan insanların kitlesel trajedileri yanında, fikir suçları, yıldırma, şiddet, özellikle kadına şiddet, seyahat, eğitim, bilgilenme gibi hakların takibi adeta unutulmuştur. İnsanların anne, baba, kardeş ve çocukları, bütün aileleri, hatta vatanları ellerinden alınıyor. Çocuk istismarı, organ ticareti, yeni dünyanın kanıksanan sıradan hadiselerine dönüşmüştür. 
BM gözlemci ve görevlileri artık kitlesel boyut kazanan hak gaspları karşısında seyirci bile değil, adeta organizatördür. Dün Srebrenitsa’da katliama ortaklığı, bugün Gazze’de, Halep’te, Arakan’da yıkım ve kıyıma sessiz kalması ve son olarak Siyonist lobilerin sıkıştırmasıyla ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan edip, büyükelçiliği buraya taşıma kararına tepkisizliği, Birleşmiş Milletler’in artık işlevsiz, yok hükmünde bir örgüt olduğunu ortaya koymuştur. 
Oysa Kudüs, binyıllardan beri kadim kültürlerin, farklı dini inanç mensuplarının bir arada yaşadığı barışın güçlü sembol şehridir. Bu şehir insanlığın ortak zengin birikimi adına korunmalı, çatışmaların kucağına terk edilmemelidir. Bu mübarek şehir, kendinden olmayanı yok etmek için acımasızca saldıran siyonizmin azgın zorbalığına terk edilemez, edilmemelidir. BM, birlikte yaşamayı mümkün kılacak değerlere ve inançlara saygı adına, şimdiden acı ve ızdıraplara yol açan bu karara bile karşı çıkamamış, mazlumlara karşı zalimlerle iş birliği rolü üslenmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ‘yalannameye’ dönüşmüştür” diyen Değer açıklamasında son olarak;

“Eğitim-Bir-Sen olarak, ırk, dil, din, sınıf ayrımı gözetmeksizin, devredilmez, vazgeçilmez temel insan haklarını, korunması ve yaşatılması zorunlu medeniyet değerleri olarak telakki ediyor, bütün haklarıyla insana saygılı bir medeniyet ikliminde insanlığın tekrar soluklanmasını diliyoruz. Günümüzde ideolojik zalimliğe teslim olmuş siyasal güç odaklarının milyonlarla ifade edilen kitleleri perişan etmelerine rağmen ‘insan hakları’nın bütün insanlığın temel tepki ve tutumunu belirleyen ana bilinç ve değer olduğuna inanıyoruz. 
Haksızlıklara karşı güçlü, kararlı tepkimizi her zaman göstermeye devam edeceğiz” dedi.

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/insan-haklari-evrensel-beyannamesi-evrensel-yalannamesine-donusmesin)