# İşkence yaptıklarım hakkını helal etsin

> 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Mamak Cezaevi'nde kalan Doğan Eşlik, kendisine zorla işkence yaptırdıkları gerekçesi ile darbeyi yapanlar ve Mamak Cezaevi'ndeki görevliler hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/gundem/iskence-yaptiklarim-hakkini-helal-etsin
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2012-02-04T22:08:05+02:00
- Güncelleme: 2012-02-04T22:08:05+02:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: GÜNDEM
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2012/02/iskence-yaptiklarim-hakkini-helal-etsin-4020.jpg

Dilekçesinde, evlenip yuva sahibi olamamasına 
ve psikolojisinin bozulmasına darbecilerin sebep olduğunu vurgulayan 
Eşlik, ismini tek tek saydığı işkence mağdurlarından helallik istedi. 
Eşlik, "Bizi insanlıktan çıkarmışlardı, işkence ettiklerim ne olur 
haklarını helal etsin." diyor. Mamak'ta
 yaptığı askerliğin ardından Eşlik'in psikolojisi bozuldu, maddi durumu 
iyi olmadığı için hastaneye gidemedi. "İşkence yaptığım birisi ile 
karşılaşırım bana hayatı zindan eder. Tekrar darbe olur aynı şeyler bu 
defa benim başıma gelir." düşüncesi ile hiç evlenmedi. Uzun yıllar 
birlikte yaşadığı annesini de kaybedince, tek başına yaşamaya başladı. 
Doğan Eşlik, şu anda psikolojik sorunlar ile karşı karşıya. Kendisine 
yardım eli uzatılmasını istiyor, zorla yaptığı işkencelerden dolayı 
pişman olduğunu belirtiyor. 
 
20 AYIN İZİ 30 YILDA SİLİNMEDİ
12
 Eylül 1980 darbesinin ardından tutuklanan yüzlerce mahkûm, Mamak Askeri
 Cezaevi'ne konuldu. Cezaevindeki işkencelerin tesiri ile birçok kişinin
 hayatı karardı. Şimdiye kadar Mamak Cezaevi'nde yaşananları hep 
mağdurlar anlattı. İşkence yapanlar ise yıllarca sessizliğini korudu. 
İşkence yapanlardan Kamil Atliman, sessizliğini bozarak önemli 
itiraflarda bulundu. Askerliğini bitirdikten sonra senelerce psikolojik 
tedavi gördüğünü ifade etti, işkence yapması için kendisine dayak 
atıldığını söyledi. Atliman gibi Doğan Eşlik de 12 Eylül 1980 darbesinin
 ardından Mamak Cezaevi'nde askerlik yaptı. 1982 yılında girdiği Mamak 
Cezaevi A Blok'ta 20 ay görev yapan Doğan Eşlik, askerliğini 
bitirmesinin üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen Mamak Cezaevi'ni ve 
yaşadıklarını unutamıyor. 
Doğan Eşlik, darbe yıllarında 
askerlerin durumlarının da mahkûmlardan farklı olmadığını ifade ediyor. 
Komutanların, kendilerini kimse ile görüştürmediklerini dile getiren 
Eşlik, şöyle devam ediyor: "Beni Mamak'a ziyarete gelenlere 'Burada 
böyle bir asker yok.' deyip geri göndermişlerdi. Mahkûmlardan farkımız 
binanın dışına çıkmaktı. Bizi hiç boş bırakmazlardı. 'Sizi boş 
bırakırsak, mahkûm kaçırırsınız.' derlerdi. 20 aylık askerlik dönemimde 
ailemi görmeme bir defa izin verdiler. Bizim hayatımızda mahkûmlarınki 
gibiydi. Biz de dayak yiyorduk. Teneke barakalarda kalıyorduk. Üç saat 
ara ile nöbetler oluyordu. Beziyorduk, durumumuz hiç iyi değildi. Orası 
da bizim için bir cezaevi gibiydi. Ben o cezaevi psikolojisi ile 
yıllardır yaşıyorum zaten. Mesela, benim korkularımdan biri şuydu: 'Ben,
 işkenceyi burada zor durumda kalan insanlara yapıyorum. İlahi tecelli, 
ben de buralara düşer miyim, endişesi ile evlilikte yapmadım. Evliliğimi
 engelleyen unsurlardan biri de budur. Çıktıktan sonra, oranın şartları 
bizim hayata bakışımızı etkiledi. Bir vurdumduymaz, boşvermişlik, 
sürekli korku, panik atak bende kalıcı oldu." 
"İZİNSİZ KİTAP OKUMAK YASAKTI" 
Doğan
 Eşlik, Mamak'takilerin ayak ayaküstüne atmalarının, izinsiz kitap 
okumasının, konuşmasının, yatmasının, tuvalete gitmesinin yasak olduğunu
 söylüyor. Eşlik, gerçeği komutanlarının emirleri ile anladıklarını 
ifade ediyor: "Sana karşı çıkarlarsa 'Uzat ulan' elini diyeceksin ve 
eline vuracaksın. Falakaya yatıracaksın. Daha da karşı çıkarsa ismini 
sayım mangasına vereceksin. Farklı şekilde dayaklar atıyorduk. Bu 
şekilde askerliğe başladık. Bir girdabın içine girdik." 
"MAHKUMLARA İŞKENCE YAPMAK İÇİN DAYAK YERDİK" 
Eşlik,
 mahkûmlara emredilen şekilde işkence yapılmadığı takdirde askerlere de 
dayak atıldığını anlatıyor: "Mesela, bir sayımda benim önüme gelen ve 
başını kafasını havaya kaldırmış mahkûm, bana elini uzattı. Sadaka 
istermiş gibi. Anlamadım ne yaptığını. Ben bu mahkûma vurmak zorundayım.
 Yavaş vurdum. Bunu gören üsteğmen Ahmet Kelek, beni yanına çağırdı. 
Sessizce, 'Aynı görüşten misiniz lan, memleketlin mi lan niye yavaş 
vuruyorsun?' diye sordu. 'Hayır' cevabını verince elimden copu aldı. 
'Sana nasıl vurulurmuş, göstereyim.' dedi. Ve aldığı süratle copla bana 
vurmaya başladı." 
İŞKENCE İÇİN ÖZEL EĞİTİM 
Doğan Eşlik, 
kendilerine işkence için özel bir eğitim verildiğini belirtiyor. Bunun 
için, bazı komutanlarının görevlendirildiğini kaydeden Eşlik, 
"Komutanımız bize 'Direk boyna vurmayın iz kalır. Buraya vurmayın bu 
olur. Şuralara vurun deniliyordu. Mahkûm cinsel organını tutsun, 
eğilsin. Siz, kalçalarına coplarlara vurun. Ellerine vurun, bacaklarının
 şuralarına vurun.' şeklinde bir mahkûma nasıl işkence edileceğini 
öğretiyordu." diye konuşuyor. 
"SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE İŞKENCE YAPARDIK" 
Eşlik,
 cezaevinde Sayım Mangası, Havalandırma Mangası diye gruplar bulunduğunu
 anlatıyor. Bunlardan Sayım Mangası'nın her sayımda mahkûmların tamamına
 işkence uyguladığını belirten Eşlik, şöyle devam ediyor: " 'Ben her gün
 dayak yemedim' diyen mahkûm yoktur. Bir mahkûm, iki defa sayımda, 
havalandırmayı çıkarıldığında, bir de bizim pozisyonumuzda nöbet tutan 
askerlerden dayak yerdi. Yani sistematik bir işkence yapılırdı mahkûma. 
Günde iki defa sayım vardı. Sayım Mangası, mahkûmların komple her yerini
 arardı. Bu esnada, canı isteyen asker herhangi bir gerekçeyle mahkûmu 
döverdi." 
 "YAPTIĞIM İŞKENCELERDEN DOLAYI PİŞMANIM" 
Doğan
 Eşlik, mahkûmlara yaptığı işkencelerden dolayı pişman olduğunu 
söylüyor. "Kendini insan olarak bilen birinin o haldeki insanlara 
vurması mümkün değil." diyen Eşlik, şöyle konuşuyor: "Bir kafese 5 kuş 
kapatılmış. Eline sopa verip 'Bu insanları sürekli döv.' diyorlar. 
Buradaki insanlara sürekli işkence yapmak zorunda bırakılıyorduk. 
'Ayağını indir, bakma, gitme lan' gibi gerekçelerle insanları 
dövüyorduk. Bizi insanlıklarından çıkarmışlardı. Ama sayıma girdiğimiz 
zaman, vurduk. Vurduğumuz, ettiğimiz kişiler hakkını helal etsin. Mesela
 Oğuzhan Müftüoğlu, Mehmet Ali Yılmaz, Halil İbrahim Arı, Şaban 
Değirmenci, Melih Değirmenci, Cem Öz, Levent Babacan, Recep Küçükizsiz, 
Galip Gök, Erdem Şenocak, Yılma Durak. Bu insanlara dayak attığım için 
pişmanım. " 
Doğan Eşlik, Mamak Askeri Cezaevi'nde yaşadıklarından
 dolayı sürekli, farklı davranışlar sergilemeye başladıklarını 
belirtiyor. Yaşadıkları ve şahit kaldığı olaylardan dolayı, sürekli 
korktuklarını ifade eden Eşlik, askerlerin de çok basit gerekçelerle 
komutanlar tarafından işkenceye maruz bırakıldığını anlatıyor: "Bir 
asker üzerinde, pusulayla mı yakalandı mesela, onun yüzünden tüm 
askerler işkenceye maruz kalıyorlardı. Onun için kimse kimseye 
güvenmiyordu. Psikolojimiz bozuldu. Komutanlar diyordu ki, 'Mahkûmu 
döveceksin.' Mahkûm da, 'Biz, seni buluruz.' diye tehdit ediyordu. Ve 
nitekim tutuklu Şaban Değirmenci, yıllar sonra, Antalya'da gezerken 
enseme dokundu. 'Ne haber lan. Biz sizi buluruz dememiş miydik lan?' 
dedi. O zaman çok korktum. Bir yere oturmamız için çağırdı. Pastaneye 
gittik. Biraz sohbet ettik. Bana, 'Mamak yargılanacak. Sen de korkma, 
bizden sana bir zarar gelmez .' dedi." 
"AKLINI KAÇIRAN MAHKÛMLAR VARDI" 
Doğan
 Eşlik, psikolojik işkencelerden dolayı aklını kaçıran mahkûmların bile 
olduğunu açıklıyor. Binbaşı Bahri Karadeniz'in eğitimli köpeklerle 
yaptığı işkencelerden mahkûmların çok korktuğunu belirten Eşlik, şöyle 
devam ediyor: "Bu binbaşı, mahkûmlar falakaya yatırılırken köpeklerle 
girerdi içeri. Eğitimli köpekleri, salardı mahkûmların üzerlerine. 
Köpekler tam ısıracakken geri çekerdi. Mahkûmlar böyle korkutuyorlardı."
 
Eşlik, Mamak'ta bulunan hücrelerin insan haklarına aykırı bir 
şekilde dizayn edildiğini ve bu hücrelerin mahkûmlara en ağır 
işkenceleri yapmak için kullanıldığını belirtti. Dördüncü koğuşun 
altında eni boyu ve uzunluğu bir metreküp olan hücrelerin varlığından 
bahseden Eşlik, "Bu hücrelerin içinde küçük bir lazımlık vardı. Bir 
battaniye, beton, ışık yok. Buraya Dev Yol'cu bayanlardan çok atılan 
oluyordu. İnsan Hakları'ndan yetkililer, davaları takip için 
geldiklerinde Mamak'ı da gezerlerdi. Bunun haberini alan cezaevi 
yönetimi, bu hücrelerden bahsetmezdi. Amaç, burada ihlal yok izlenimi 
vermekti." diyor. 
"A BLOKTA KALANLARA FARKLI İŞKENCELER UYGULANIRDI" 
Doğan
 Eşlik Mamak A Blok'ta kalan sağ ve solun önemli isimlerine de farklı 
işkencelerin uygulandığını şu sözlerle açıklıyor: "Bunlar farklı dayak 
yiyorlardı. Dev Yol'dan Sedat Göçmen, Oğuzhan Müftüoğlu, Nasuhi Mitap, 
Ali Afatlı, Bülent Forta, Haydar Yılmaz, Melih Pekdemir, ülkücülerden 
Muhsin Yazıcıoğlu, Haluk Kırcı, Adnan Madak, Cafer Yaylak, Ziya Karaçam,
 Recep Öztürk, Galip Kütük, Yılma Durak. Bu isimlere farklı işkenceler 
uygulanırdı. Yılma Durak, gördüğü işkenceden dolayı çenesi yamulmuştu. 3
 ay hücrede kaldı. Demir parmaklıkların arkasından bizlere bakardı. 
Acırdık, içimiz yanardı. Ancak, elimizden bir şey gelmezdi. Halini bile 
sorsak, bize de aynı işkence yapılırdı." 
"PEHLİVANOĞLU VE ARMAĞAN'A YARDIM EDEN ASKERE HER GÜN İŞKENCE" 
Eşlik,
 idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu ve İsa Armağan'ın kaçmasına yardımcı 
olan Abdülkadir Böcü'ye yapılanları şöyle anlatıyor: "Abdülkadir Böcü'yü
 hücreyle atmışlardı. Böcü'yü her sayımda, her yemek alışlarında, her 
havalandırmada kafası bozulan herkes dövüyordu. Askerin, önünde. Amaç, 
göz dağı vermekti. Bir daha böyle firar edenlere yardım edilmesin, diye 
bunu yaparlardı O yüzden hata bizler hata yapmamak için elimizden geleni
 yapardık. Biz de biliyorduk ki en ufak hatamızda bizleri döveceklerdi."
 
"MAHKUMLAR GİBİ BİTLENİRDİK" 
Doğan Eşlik, erlerin yaşam 
koşulları ile ilgili de şu bilgileri veriyor: "Banyo yok. Koğuşlar 
düzensiz. Soğuk. Koğuşlarda diğer mahkûmların battaniyelerini alarak 
ısınıyorduk. Askerler de mahkumlar gibi bitleniyorlardı. Kendimize ait 
bir yatağımız olmadı. Dışarıda teneke barakalarda kalırdık. 
"KOMUTANLARI VURURUZ DİYE SİLAHLARIMIZ ALINIRDI" 
 Eşlik, 
erlere işkence yapan komutanların, askerilerine güvenmediklerini ve 
silah vermediklerini anlatıyor: "Biz, ana davaların mahkûmlarını 
mahkemeye getirip götürürdük. Mahkûmları, mahkemeye getirip götürürken, 
eski M1 silahları verirlerdi bize. Bize sürekli işkence yapan Savaş 
Aytek, bizleri çok döverdi. Mahkemeye mahkûmları getirip götürürken 
onları vururuz diye silahları elimizden aldırırdı." 
"ASKERLER RÜTBELİLERİN HEDEF TAHTASI" 
Eşlik,
 cezaevi komutanları hakkında "Sadist yapıları vardı." tespitinde 
bulunuyor. Ruh hastası komutanların Mamak'ta toplandığını hatırlatan 
Eşlik, rütbelilerin askerleri hedef tahtası olarak kullandıklarını 
söylüyor: "Tek saçma sıkan silahlar vardı. O tüfeklerden her komutanın 
elinde vardı. Canı sıkıldığında onlarla askerlere sıkarlardı. 
Öldürmüyordu, ama yaralıyordu bu mermiler." 
"KEŞKE SAVAŞA GİRSEYDİM MAMAK'TA ASKERLİK YAPMASAYDIM" 
Eşlik,
 geçen yıl avukatı Hasan İlter vasıtasıyla dava açtığını anlatıyor: 
"Gittim ifademi verdim. Durumumu anlattım. Açmaktaki, sebebim her Türk 
genci gibi askerlik yapmama darbecilerin mani olmasıydı. Farklı 
olağanüstü, bir şey ile karşılaştım. İnsanlığın sıfır olduğu, ayaklar 
altına alındığı, insanlarının rencide edildiği bir ortamda mahkum 
gibiydim. İşkence bize de yapıldı. Amaç neydi, bilmiyoruz. Bizim 
psikolojimizi, insani iradelerimizi kırıp, hayvan gibi mahkumları bize 
dövdürmekti amaçları. Normalde tutuklulara vurmayı hiçbir insan aklından
 geçirmez. Keşke cephelerde savaşsaydım da Mamak'da askerlik 
yapmasaydım. 
"DARBECİLERİN YARGILANMASINA GEÇ BİLE KALINDI" 
Eşlik,
 12 Eylül 1980 darbesini yapan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında 
dava açılmasına geç kalındığını belirtiyor. "Ben bu davanın açılmasından
 çok memnunum." diyen Eşlik, şöyle devam ediyor: "Darbecilerin 
yargılanmasına bence çok geç kalındı. Herkes yaptığının bedelini ödemesi
 lazım. En azından ne amaçla bunları yaptılar çıksın anlatsınlar. Bir 
sürü insanların hayatı karartıldı. Neden yaptılar, amaçları neydi? 
Amaçlarına ulaştılar mı, vatan mı memleket mi kurtardılar? Ne oldu?"

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/gundem/iskence-yaptiklarim-hakkini-helal-etsin)