İbrahim Abi’yi; Geldiği Yere Uğurlarken…

İnna lillah ve inna ileyhi raciun

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:

"Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve o'na döneceğiz."

Uzun süre baka kaldım, kardeşinden gelen mesaja...

Daha bir kaç gün önce Şanlurfa'da misafiri olduğumuz,

Şen şakrak gazeteci abimiz İbrahim Toru malum hastalıktan ötürü vefat etmişti.

Son görüşmemizde bize Ayakkabı boyacılığından geldiği bugünlere Hayat hikayesini o kendine has dili ve üslubu ile anlatmıştı.

Başarısını 5 S ile anlatan İbrahim abimiz herkesten

İşini Severek yapmalarını, Samimi olmalarını, Sabır göstermelerini, Saygılı olmalarını ve Sadakatli olmalarını istiyordu.

Konuşması, hal hareketleri ve oturup kalkması...

Bana da tam da 5 yıl önce kaybettiğimiz Ekrem Arslan ve 2 yıl önce kaybettiğimiz Talat Akay abileri hatırlatmıştı.

Urfa şivesi ile etrafını şenlendiren yapısı, yaptığı espiriler, anlattığı fıkralar, bilge sözleri,  tam da onları anımsatıyordu.

Gidişi de tam onlar gibi oldu.

Zamansız bir şekilde Rablerine kavuştular.

***

Kuşkusuz hayatta her şey para demek değil. Ama kim milyoner olmak istemez ki? İş hayatının rutininden çıkıp, gelecek endişesi olmadan yaşamak hepimizin hayali. Bu hayalin çok da zor olmadığını gösteren kişilerden biriydi İbrahim Toru.

Toru, herkes gibi hayallerinin peşinde koşarken pek çok zor virajdan geçmiş. En dipten zirveye çıkış yolunu bulabilmiş. Hayat hikâyesi pek çok kişiye ilham verecek ipuçları içeriyor.

Hamallıkta dahil olmak üzere belki de yapmadığı iş kalmadı hayata tutunmak adına

Alın terinin bereketini yaşamının başlangıcına koyabilmek inancı ile yürüyerek bugünlere kadar geldi.

Okul harçlığını su satarak çıkardı, ayakkabı boyarken boyanan ellerinin sahip olabileceği oyuncakları da olmadı ama sayısız çocuğu oyuncak ile sevindiren oyuncakçı amcası oldu!

Urfa’da birlikte yemek yediğimiz mekandan çıkarken bile etrafına toplanan çocukları arabasının bagajındaki oyuncaklarla sevindirmişti.

Kendisi gelmeden sohbet ettiğimiz arkadaşlardan öğrenmiştik. Şanlıurfa’lılara hizmet getirip, aş, iş veren ağabeyleri olmuştu.

Önce ülkesinin, sonra memleketinin ve sonra insanının aşığı olan İbrahim Toru dünyanın kapılarını Şanlıurfa”ya doğru aralayan geldiği yeri unutmayan önemli bir gazeteci ve iş adamıydı...

Bir süre önce hediye ettiği ve Kendi yazdığı “Geldiğim Yeri Biliyorum” kitabının önsözünde ise hayata bakış açısını ise şu şekilde anlatıyordu:

“Diz kapakların kanayacak bu yola başlarken belki.

Ama vazgeçmeyeceksin inancından…

Ağlayacaksın, belki horlanacaksın, belki dışlanacaksın ama inandığın değerler uğruna yürüyeceksin.

Bazen nefsin çıkacak karşına, bazı aralar çevren, kimi zaman ailen, belkide gücü elinde tuttuğunu zannedenler. Ama sen yorulmak yok diyerek, yürüyeceksin…

Belki anlamak istemeyecekler, belki anlamazdan gelecek ve belki gülecekler, sende azim onlarda deli cesareti olan haline, belki küçümseyecekler ama dayanacak ve yürüyeceksin…

Belki güvendiğin dağlara karlar yağacak, belki dallar tuttuğun kırk yerinden kopacak ama sen Rabbine sığınıp yürüyeceksin…

Belki sürüleceksin, belki taşlanacaksın, belki atılacaksın, belki de yalnızlığa bırakılacaksın ama sen Rabbinin birliği inancına tefekkürde yürüyeceksin…

Kimi zaman düşeceksin, kimi zaman çelme takacaklar ayağına, kimi zaman set çekecekler açılan yoluna, yorulacaksın kimi zaman fakat yolun yüceliğini bilecek, “Ya Bismillah!” diyerek, şahlanarak yürüyeceksin.

Duranlar, yolu terk edenler, belki yoldan çıkanlar, belki yol boyunca saraylar yapanlar, belki pes ederek çıktığı seferden geri dönenler olacak ama sen yine de yürüyeceksin.

Ağlayacaksın, ağlatacaklar ama sen gözyaşını azığın bilip yürüyeceksin.”

***

Ey Ölüm sen nasıl bir şeysin.

Geldiğinde bahanelerin ardına saklanarak gelirsin.

Mekanın cennettir inşallah...

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şırnak AA-TRT Muhabiri 2000-2002 Şırnak İHA Muhabiri 2002-2004 Mardin İHA Temsilcisi 2004-2

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle